11. Ceza Dairesi 2010/15989 E. , 2013/1645 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Vergi Usul Kanununa Aykırı Davranmak HÜKÜM : 213 sayılı VUK.nun 359/a-2, 5237 sayılı TCK.nun 62. maddeleri gereğince 5 Ay Hapis Cezası ile cezalandırılması, 51. maddesi gereğince erteleme Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin tahkikat neticelerine uygun olarak tecelli eden kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre katılan vekilinin yerinde görülmeyen
**11. Ceza Dairesi 2010/15989 E. , 2013/1645 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Vergi Usul Kanununa Aykırı Davranmak HÜKÜM : 213 sayılı VUK.nun 359/a-2, 5237 sayılı TCK.nun 62. maddeleri gereğince 5 Ay Hapis Cezası ile cezalandırılması, 51. maddesi gereğince erteleme Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin tahkikat neticelerine uygun olarak tecelli eden kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre katılan vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak; 1-Sanığa defter ve belgeleri ibraz etmesi için 18.12.2008 tarihinde usulüne uygun biçimde tebligat yapıldığı, suç tarihinin tebliğden itibaren tanınan 15 günlük sürenin bittiği 03.01.2009 olduğu, anılan tarih itibariyle yürürlükte bulunan 08/02/2008 tarih ve 26781 sayılı R.G. de yayımlanan 23/01/2008 tarih ve 5728 sayılı Kanunun 276. maddesi ile değiştirilen 213 sayılı Yasanın 359/a-2. maddesine göre, hapis cezasının alt sınırının altı aydan bir yıla çıkartıldığı gözetilmeden suç tarihinde yürürlükte bulunmayan yasa maddesi ile hatalı uygulama yapılarak eksik ceza tayini, 2-Kabule göre de; ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 22.05.2001 gün ve 99/104 sayılı kararında açıklandığı üzere; defter ve belgelerin gizlenmesi halinde, sağlıklı bir vergi incelemesi yapılamayacağı açıktır. Vergi denetimi olanağını kaldıran bu halde artık somut bir vergi ziyaının tespiti olanağı da ortadan kalkmaktadır. O halde, mükellefin sorumluluğunu kaldıracak olan ve 213 sayılı Yasanın 13. maddesinde düzenlenen durumlarda veya kastı ortadan kaldıran diğer hallerin kanıtlanması dışında, vergi ziyaının varlığının kabulü de zorunludur. Bir başka anlatımla yukarıda değinilen haller dışında mefruz (soyut) vergi ziyaı bulunduğu kabul edilmeli, müspet (somut) vergi ziyaının varlığı aranmamalıdır. Kaldı ki, 29.07.1998 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 4369 sayılı Yasa ile 213 sayılı Yasada yapılan değişiklikler ile vergi kaçakçılığı suçlarında “vergi ziyaının varlığı” suçun unsuru olmaktan çıkarılmış, defter ve belgeleri gizleme halinde, suçun oluştuğu hükme bağlanmıştır. İncelenen dosya içeriğine göre; defter ve belgelerini vergi incelemesine esas olmak üzere vaki istem üzerine merciine teslim etmediğinden bahisle eylemine uyan 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 359/a-2. maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılan sanık hakkında düzenlenen vergi suç raporunda; somut bir zarara yer verilmediği, dosya içinde vergi inceleme raporunun da bulunmadığı cihetle; vergi inceleme raporu düzenlenmişse getirtilip somut bir zarar bulunup bulunmadığı araştırıldıktan sonra 5237 sayılı TCK’nun 7/2. maddesi gözetilerek; 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasanın 562. maddesi ile değişik CMK’nun 231. maddesi uyarınca "hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının" takdir ve değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu gözetilmeden, sanığın kamu zararını karşılamadığı şeklindeki yerinde olmayan gerekçeyle yazılı şekilde CMK’nun 231. maddesinin uygulanmaması, Yasaya aykırı, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 05.02.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.