Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2024/725 E. , 2024/1974 K. T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2024/725 Karar No : 2024/1974 DAVACI : ... Derneği VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... DAVANIN_ÖZETİ:06/04/2010 tarih ve 27544 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Türk Vatandaşlığı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 20. maddesi ile 12/12/2023 tarih ve 32397 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Türk Vatandaşlığı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına…
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2024/725 E. , 2024/1974 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2024/725 Karar No : 2024/1974 DAVACI : ... Derneği VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... DAVANIN_ÖZETİ:06/04/2010 tarih ve 27544 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Türk Vatandaşlığı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 20. maddesi ile 12/12/2023 tarih ve 32397 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Türk Vatandaşlığı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin iptali ve Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 12. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinin Anayasa'ya aykırı olduğu iddiasıyla iptali için itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesi'ne başvurulması istenilmektedir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ:... DÜŞÜNCESİ :2577 sayılı Kanunun 3. maddesine uygun bulunmayan dava dilekçesinin reddi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14. maddesi uyarınca hazırlanan Tetkik Hakiminin raporu ve sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra dava dilekçesi öncelikle 2577 sayılı Kanun'un 14. maddesinin 3. fıkrasının (g) bendi uyarınca anılan Kanun'un 3. maddesine uygun olup olmadığı yönünden incelenerek gereği görüşüldü: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 3. maddesinde, idari davaların, Danıştay, idare mahkemesi ve vergi mahkemesi başkanlıklarına hitaben yazılmış imzalı dilekçelerle açılacağı; dilekçelerde, tarafların ve varsa vekillerinin veya temsilcilerinin ad ve soyadları veya unvanları ve adreslerinin, davanın konusu ve sebepleri ile dayandığı delillerin, davaya konu olan idari işlemin yazılı bildirim tarihinin gösterileceği, ayrıca dava konusu kararın ve belgelerin asılları veya örneklerinin dava dilekçesine ekleneceği, dilekçeler ile bunlara ekli evrakın örneklerinin karşı taraf sayısından bir fazla olacağı hükmü yer almış; 14. maddesinde, dilekçelerin 3. ve 5. maddelere uygun olup olmadıkları hususu ilk inceleme konuları arasında sayılmış; 15. maddesinde de, dilekçelerin, 3. ve 5. maddelere uygun olmaması halinde uygun şekilde yeniden düzenlenmek veya noksanlıkları tamamlanmak üzere reddine karar verileceği kuralı getirilmiştir. Aynı Kanun'un 7. maddesinin 1. fıkrasında, dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hâllerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gün olduğu; anılan maddenin 4. fıkrasında, ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresinin, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı, ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililerin, düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabileceği, düzenleyici işlemin iptal edilmemiş olmasının bu düzenlemeye dayalı işlemin iptaline engel olmayacağı; 8. maddesinin 1. fıkrasında, sürelerin tebliğ, yayın veya ilan tarihini izleyen günden itibaren işlemeye başlayacağı; 14. maddesinin 3. fıkrasının (e) bendinde, dava dilekçelerinin ilk inceleme esnasında süre aşımı yönünden inceleneceği; 15. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, yasal süresi içerisinde açılmayan davaların reddine karar verileceği hükme bağlanmıştır. Yargılama hukukunun temel ilkelerinden biri taleple bağlılıktır. Bu ilke uyarınca iptali istenen idari işlemle sınırlı olarak mahkemelerce inceleme yapılması gerekmekte olup, talebin incelemeye konu olabilecek nitelikte açık, her türlü tereddütten uzak, belirli ve somut olması gerektiği kuşkusuzdur. Dava dilekçesinin incelenmesinden, dilekçenin "konu", "netice ve talep" kısımları ile içeriğinde, 06/04/2010 tarih ve 27544 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 20. maddesi ile 12/12/2023 tarih ve 32397 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin iptali ve 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 12. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinin somut norm denetimi yoluyla iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulması istemlerine yer verildiği anlaşılmaktadır. Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 06/04/2010 tarih ve 27544 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdiği, anılan Yönetmeliğin dava konusu 20. maddesinin 7 defa değişikliğe uğradığı, son değişikliğin 12/12/2023 tarih ve 32397 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile ana Yönetmeliğin 20. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendinde yer alan "döviz tutarındaki taşınmazı" ibaresinin "döviz tutarındaki kat mülkiyeti veya kat irtifakı kurulmuş ya da üzerinde yapı bulunan arsa vasıflı taşınmazı" şeklinde olduğu, dolayısıyla maddenin bütünüyle değişmediği görülmekte olup, anılan maddenin değişikliğe uğramayan kısımlarının doğrudan dava konusu edilmesinin 2577 sayılı Kanun'un 7. maddesi uyarınca dava açma süresi bakımından mümkün olmadığı, ancak anılan düzenlemelerin uygulanması suretiyle davacı hakkında bir uygulama işlemi tesis edilmiş olması halinde dava konusu edilebileceği hususunun davacı tarafından dikkate alınması gerektiği açıktır. Bu durumda, dava dilekçesinin 2577 sayılı Kanun'un 3. maddesine uygun düzenlenmediği sonucuna varılmış olup, davacı tarafından Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 20. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendinde yer alan "döviz tutarındaki taşınmazı" ibaresinin, 12/12/2023 tarih ve 32397 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile "döviz tutarındaki kat mülkiyeti veya kat irtifakı kurulmuş ya da üzerinde yapı bulunan arsa vasıflı taşınmazı" şeklinde yapılan değişikliğin mi, yoksa Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 20. maddesinin tamamının mı iptalinin istenildiği hususunun, dava açma süresi dikkate alınarak açıkça gösterilmesi, açık, net ve tereddüte mahal vermeyecek bir şekilde belirtilmesi, 12/12/2023 tarihli Yönetmelikle değişmeyen kısımları da dava konusu edilmek isteniyorsa, bu kısımlar bakımından davacı hakkında -varsa- tesis edilen uygulama işlemlerinin açıklanarak dilekçe ekine eklenmesi suretiyle 2577 sayılı Kanun'un 3. maddesine uygun olarak yenilenen, Danıştay Başkanlığına hitaben yazılmış açık ve anlaşılabilir bir dilekçeyle dava açılması gerekmektedir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1) 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 15. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi uyarınca, bu kararın tebliğinden itibaren 30 (otuz) gün içinde, yukarıda belirtilen hususlar netleştirilmek suretiyle imzalı iki nüsha dilekçe ile dava açmakta serbest olmak üzere DAVA DİLEKÇESİNİN REDDİNE, 2) Aynı Kanun'un 15. maddesinin 5. fıkrasına göre dilekçenin reddi üzerine yeniden verilecek dilekçede de aynı yanlışlıkların yapılması halinde davanın reddedileceğinin davacıya duyurulmasına, 3)Davanın yenilenmesi hâlinde yeniden harç alınmamasına, davanın yenilenmemesi durumunda yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan posta gideri avansından artan miktarın istemi halinde davacıya iadesine 15/05/2024 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.