Başvuru, tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 13/2/2014 tarihinde İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 17/4/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 12/6/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 11/7/2014 tarihli yazısında Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının (CMK mülga madde ile görevli) 2008/2400 Soruşturma sayılı dosyası ile yürütülen soruşturma kapsamında 9/10/2008 tarihinde gözaltına alınmış ve İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK mülga madde ile görevli) 13/10/2008 tarihli ve 2008/98 Sorgu sayılı kararı ile tutuklanmıştır. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 22/10/2008 tarihli ve E.2008/1303 sayılı iddianamesiyle başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma, korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda silahla ateş etme, tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma veya el değiştirme, kamu malına zarar verme, toplantı ve yürüyüşlere silah veya benzeri aletlerle katılma suçlarını işlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle aynı yer Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır. Dava, İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK mülga madde ile görevli) E.2008/253 sayılı dosyası üzerinden tutuklu olarak görülmüştür. Mahkemenin 13/4/2010 tarihli ve E.2008/253, K.2010/58 sayılı kararı ile başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 6 yıl 3 ay hapis, patlayıcı madde bulundurma ve nakletme suçundan 4 yıl 2 ay hapis ve 820 TL adli para, mala zarar verme suçundan 2 yıl 6 ay hapis cezaları ile cezalandırılmasına ve tutukluluğun devamına karar verilmiştir. Başvurucu anılan kararı temyiz etmiştir. Yargıtay Ceza Dairesinin 21/5/2012 tarihli ve E.2012/2157, K.2012/6593 sayılı ilamı ile başvurucu hakkında patlayıcı madde muhafaza etme suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün onanmasına, silahlı terör örgütüne üye olma ve mala zarar verme suçlarından verilen mahkûmiyet hükümlerinin ise "iddianamenin kapsamı, suç tarihi, oluş şekli ve suç tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK’nın 302/ maddesinin düzenleniş biçimi nazara alındığında, içerisinde şoför bulunan belediye otobüsüne molotof kokteyli atarak yanmasına sebebiyet veren sanığın, öldürmeye teşebbüs şeklinde sübuta eren, silahlı terör örgütünün amaçladığı suçu gerçekleştirmeye elverişli olan ve vehamet arz eden eylemi nedeniyle, hakkında TCK'nın 302/1-2, 82, maddeleri uyarınca da dava açılması temin edildikten sonra her iki dava birleştirilip deliller bir bütün olarak değerlendirilerek ve geçitli suça ilişkin kurallar ile fikri içtima hükümleri de nazara alınıp sonucuna göre hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması" gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. Bozma kararı verilen suçlar yönünden yargılamaya İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin E.2012/120 sayılı dosyası üzerinden devam olunmuştur. Öte yandan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının (TMK mülga madde ile görevli) 26/03/2013 tarihli ve E.2013/132 sayılı iddianamesi ile başvurucunun ilk iddianamede açıklanan olaya ilişkin eyleminin, devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma ve adam öldürmeye teşebbüs suçlarını da oluşturduğundan bahisle anılan suçlardan cezalandırılması istemiyle İstanbul Ağır Ceza Mahkemesine (TMK mülga madde ile görevli) kamu davası açılmıştır. Anılan Mahkemenin 17/4/2013 tarihli ve E.2013/80, K.2013/31 sayılı kararı ile davanın İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin E.2012/120 sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiştir. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin 21/1/2014 tarihli ve E.2012/120, K.2014/7 sayılı kararı ile başvurucunun devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçundan müebbet hapis, kasten öldürmeye teşebbüs suçundan 10 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiştir. Mahkeme hükümle birlikte "verilen ceza miktarı ve tutuklu kaldığı süre göz önüne alınarak" başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına da karar vermiştir. Başvurucu, hakkındaki mahkûmiyet kararını 21/1/2014 tarihinde temyiz etmiştir. Başvurucu 13/2/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Yargıtay Ceza Dairesinin 18/6/2014 tarihli ve E.2014/4043, K.2014/7352 sayılı ilamı ile başvurucu hakkında kasten öldürmeye teşebbüs suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün onanmasına, devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün ise "TCK'nın 302/ maddesinde düzenlenen devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçunun; faili, mağduru, izlediği süreci, ihlal ettiği hukuki yararı aynı olan ve daha hafif neticesi kendi neticesiyle birlikte aynı kasta bağlı harekete tek bir nedensellik bağı ile bağlı bulunan silahlı terör örgütüne üye olma suçu bakımından geçitli bir suç olduğu gözetildiğinde; TCK'nın 302/ maddesine aykırılık suçunu işlediği dosya kapsamına uygun şekilde kabul edilen sanığın silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 2010 tarihli hüküm ile TCK'nın 314/2, 3713 sayılı Kanunun maddeleri uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırıldığı ve söz konusu hükmün sanık ve müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizce yapılan inceleme sonucunda sanığın vahamet arz eden eyleminin TCK'nın 302/ maddesi kapsamında kaldığı belirtilerek bozulduğu, kazanılmış hak ilkesi gereğince sanık hakkında devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçundan hükmolunan müebbet hapis cezasının, CMUK'nın 326/son maddesi uyarınca TCK'nın 314/2, 3713 sayılı Kanunun maddeleri uyarınca önceden hükmolunmuş olan 6 yıl 3 ay hapis cezasına indirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi" gerekçesiyle tayin olunan müebbet hapis cezasının 6 yıl 3 ay hapis cezasına indirilmesi suretiyle düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir. B. İlgili Hukuk 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Nitelikli hâller" kenar başlıklı maddesinin ilgili bölümü şöyledir: "Kasten öldürme suçunun;...c) Yangın, su baskını, tahrip, batırma veya bombalama ya da nükleer, biyolojik veya kimyasal silah kullanmak suretiyle,...İşlenmesi halinde, kişi ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılır." 5237 sayılı Kanun'un "Tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirmesi" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrasının birinci cümlesi şöyledir: "Yetkili makamlardan gerekli izni almaksızın, patlayıcı, yakıcı, aşındırıcı, yaralayıcı, boğucu, zehirleyici, sürekli hastalığa yol açıcı nükleer, radyoaktif, kimyasal, biyolojik maddeyi imal, ithal veya ihraç eden, ülke içinde bir yerden diğer bir yere nakleden, muhafaza eden, satan, satın alan veya işleyen kişi, üç yıldan sekiz yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır." 5237 sayılı Kanun'un "Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir: "Devlet topraklarının tamamını veya bir kısmını yabancı bir devletin egemenliği altına koymaya veya Devletin bağımsızlığını zayıflatmaya veya birliğini bozmaya veya Devletin egemenliği altında bulunan topraklardan bir kısmını Devlet idaresinden ayırmaya yönelik bir fiil işleyen kimse, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılır." 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Tutuklama kararı" kenar başlıklı maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:"(1) Soruşturma evresinde şüphelinin tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine veya re'sen mahkemece karar verilir. Bu istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını belirten hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir. (2) (Değişik: 2/7/2012-6352/97 md.) Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda; a) Kuvvetli suç şüphesini, b) Tutuklama nedenlerinin varlığını, c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu, gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir. Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneği yazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus kararda belirtilir."