10. Hukuk Dairesi 2012/15472 E. , 2012/24757 K. "" Mahkemesi :İş Mahkemesi No : 692-559 Dava; hak sahibi tarafından açılan dava yönünden, 5510 sayılı Kanun hükümlerine göre kesilen ölüm aylığının yeniden bağlanarak yasal faiziyle birlikte alınması gerektiğinin ve yersiz ödendiği ileri sürülen aylıklar nedeniyle borçlu bulunmadığının tespiti, Kurumca açılan dava yönünden ise itirazın iptali ile icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. Mahkemece, Kurum tarafından açılan dava r…
**10. Hukuk Dairesi 2012/15472 E. , 2012/24757 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :İş Mahkemesi No : 692-559 Dava; hak sahibi tarafından açılan dava yönünden, 5510 sayılı Kanun hükümlerine göre kesilen ölüm aylığının yeniden bağlanarak yasal faiziyle birlikte alınması gerektiğinin ve yersiz ödendiği ileri sürülen aylıklar nedeniyle borçlu bulunmadığının tespiti, Kurumca açılan dava yönünden ise itirazın iptali ile icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. Mahkemece, Kurum tarafından açılan dava reddedilip, hak sahibince açılan davada istem aynen hüküm altına alınmıştır. Hükmün, Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Hakkında verilen boşanma kararı 2004 yılında kesinleşen davacıya, 2005 yılında yaşamını yitiren sigortalı babası üzerinden 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu hükümlerine göre hak sahibi kız çocuğu sıfatıyla bağlanan ölüm aylığının, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığının belirlendiği gerekçesiyle Kurumca 2010 yılının Mayıs ayında gerçekleştirilen işlemle 01.10.2008 tarihi itibarıyla kesilerek, 18.10.2008 – 17.05.2010 döneminde yersiz ödendiği ileri sürülen aylıklar yönünden borç tahakkuk ettirildiği anlaşılmaktadır. 506, 1479, 2925, 2926, 5434 sayılı Kanunlarda yer almamakla birlikte ilk kez 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun “Gelir ve aylık bağlanmayacak haller” başlığını taşıyan 56. maddesinin ikinci (son) fıkrasında düzenlenen davanın yasal dayanağı niteliğindeki norm 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe girmiş, fıkrada “Eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96. madde hükümlerine göre geri alınır.” düzenlemesine yer verilmiştir. Öncelikle belirtilmelidir ki, inceleme konusu hükmün Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptali istemiyle yapılan başvurunun, Anayasa Mahkemesi'nin 15.12.2011 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 28.04.2011 gün ve 2009/86 Esas – 2011/70 Karar sayılı kararı ile reddedildiği, dolayısıyla iptal edilmeyen fıkranın yürürlükte olduğu belirgindir. Fıkra, oldukça sade biçimde kaleme alınmış, madde başlığında “bağlanmayacak” sözcüğüne yer verildikten sonra fıkra metninde “bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir” ibareleri kullanılmış, böylelikle, daha önceki sosyal güvenlik kanunlarında yer almayan, boşanılan eşle fiilen (eylemli olarak) birlikte yaşama olgusu, gelir/aylık kesme nedeni olarak düzenlendiği gibi, eylemli olarak birlikte yaşama, aynı zamanda gelir/aylık bağlama engeli olarak da benimsenmiştir. Burada, eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun/durumunun tanımlanması, hukuki sınır ve çerçevesinin çizilip ortaya konulması önem arz etmektedir.