3. Hukuk Dairesi 2025/2967 E. , 2026/56 K. "" MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2699 E., 2025/649 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Kemer Sulh Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/87 E., 2022/210 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, taraf vekillerince temyiz edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince 05.11.2025 tarihli ek karar ile davalı vekilinin temyiz dilekçesinin süreden reddine karar verilmesi üzerine, ek karar davalı vekili tarafından temyiz edilmekle;…
3. Hukuk Dairesi 2025/2967 E. , 2026/56 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2699 E., 2025/649 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Kemer Sulh Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/87 E., 2022/210 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, taraf vekillerince temyiz edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince 05.11.2025 tarihli ek karar ile davalı vekilinin temyiz dilekçesinin süreden reddine karar verilmesi üzerine, ek karar davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartları ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; 1 15... parselde bulunan .... numaralı bağımsız bölüme ilişkin davacı ile müvekkili arasında geçerli 16.02.2000 tarihli kira sözleşmesi bulunduğunu, müvekkilinin kiracılık sıfatının tespiti istemli açtığı davada Kemer 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/741 E., 2017/42 K sayılı ilamıyla davanın kabulüne karar verildiğini, kararın onanarak kesinleştiğini, sözleşmede kararlaştırılan kullanım bedeli 180.000 DM’nin tamamının sözleşmenin düzenlendiği tarihte peşin olarak ödendiğini, davalının müvekkilini 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 135/2 maddesi uyarınca 06.05.2013 tarihinde haksız şekilde tahliye ettiğini, lehe sonuçlanan Mahkeme kararı ile 20.01.2020 tarihinde kiralananın icra dosyasında müvekkiline teslim edildiğini, kiralananın teslim edilmesinden sonra davalı şirketin talebi ile 6306 sayılı Kanun kapsamında 20 parseldeki yapıların tamamı hakkında riskli yapı tutanağı düzenlendiğini, taşınmazın bu hale gelmesinde kusurlu olan davalının 17.01.2020 tarihinde hiçbir bildirim yapmadan yıkıma başladığını, müvekkilinin bu nedenle 21.02.2020 tarihli ihtarname ile sözleşmeyi feshetmek zorunda kaldığını, davalının fesih tarihinden önce tahliyenin yapıldığı 06.05.2013 tarihi ile 20.01.2020 tarihinde teslim edilen ve kullanılamayan döneme denk gelen peşin ödenen kira bedeli ile sözleşmenin haklı nedenle feshi neticesinde fesih tarihine göre kalan döneme ilişkin peşin alınan kira bedelini iade etmesi gerektiğini ileri sürerek; peşin ödenen (180.000 Alman markı) kira bedelinin denkleştirici adalet prensipleri gereğince hesaplanarak fesih tarihinde önce kiralananın kullanılamadığı döneme denk gelen kısım için şimdilik 20.000,00 TL ile fesih tarihinden sonra sözleşmede kullanılmayan süreye denk düşen kısım için 20.000.00 TL’nin, 21.02.2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiş; ıslah ile talebini arttırarak 1.162.862,05 TL’nin tahsilini istemiştir. II. CEVAP Davalı vekili; önceki malik ve dava konusu kira sözleşmesinin tarafı olan ... Otelcilik A.Ş.´nin 2003 yılında iflas ettiğini, dava konusu taleplerin ihale alıcısına yüklenemeyeceğini, iflas masasından iflas alacağı olarak talep edilmesi gerektiğini, kira sözleşmesinin sona ermesinin riskli yapı nedeniyle verilen yıkım kararına dayandığını, sözleşmenin sona ermesinde müvekkilinin kusurunun bulunmadığı, denkleştirici adalet ilkesi uygulanması talebinin hukuka uygun olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalının, halef olduğu kira sözleşmesinden kaynaklanan kiralananı kullanıma elverişli halde teslim etme ve sözleşme süresince bu durumda bulundurma borcunu ihlal ettiği, kira bedelinin davacı tarafından peşin ödendiği, davalının davaya konu taşınmazları iflas idaresinden satın alarak 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 310. maddesi kapsamında sözleşmenin tarafı olduğundan kira bedellerini iade etmesi gerektiği, davacının zararının gerçek anlamda giderilebilmesi için farklı yatırım araçlarını bir arada barındıran bir yöntem olan denkleştirici adalet ilkesi uyarınca hesaplama yapılmasının hakkaniyet gereği olduğu, sözleşmenin 39 yıl süreli kullanım hakkı verdiği, 39 yıllık süre üzerinden kullanılmayan kira bedelinin iadesinin gerektiği gerekçesiyle; davanın kabulüne, 1.162.862,05 TL’nin 21.02.2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayılı belirtilen kararıyla; uzun süreli kira sözleşmesinin süresinden önce feshi halinde, peşin ödenen yabancı para cinsinden olan kira bedelinin fesihten sonraki süreye ilişkin olan kısmının kiraya veren tarafından kiracıya iadesi gerektiği, kiracı, kira bedelini yabancı para cinsinden aynen iade talep etmeyip Türk Lirası üzerinden denkleştirici adalet ilkesine göre talep ettiğinden kullanılmayan süreye isabet eden ve iadesi gereken kira tutarının denkleştirici adalet ilkesi gereğince fesih tarihinde ulaştığı miktar üzerinden hüküm kurulmasının emsal ilamlara göre yerinde olduğu, dava konusu kiralananın bulunduğu tahsisli alanın davalı şirketçe ihale ile alınması sonucu olarak davalının 6098 sayılı Kanun’un 310. maddesi uyarınca yasal olarak sözleşmenin tarafı haline geldiği, dava kısmi dava olarak açıldığından dava dilekçesinde belirtilen 40.000,00 TL'ye feshin davalıya tebliğ edildiği 20.02.2020 tarihinden itibaren faiz işletilmesi, kalan kısma ise ıslah tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerekirken, alacak bedelinin tamamına 21.02.2020 tarihinden itibaren faize hükmedilmiş olmasının isabetli olmadığı gerekçesiyle; istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden davanın kabulüne, dava konusu 1.162.862,05 TL alacağın 40.000,00 TL'sinin feshin davalıya tebliğ edildiği 20.02.2020 tarihinden itibaren, geriye kalan 1.122.862,05 TL’sinin ıslah tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; karara karşı, taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuş; Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin temyiz isteminin süreden reddine ilişkin ek karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili; ihtarnamenin içeriğine bakıldığında sadece tahliye ve teslime ilişkin değil aynı zamanda borçluyu temerrüde düşürecek mahiyette bedel iadesi talebi bulunduğunu, karardaki faiz tarihinin temerrüt tarihi olan 24.02.2020 olması gerektiğini ileri sürerek, kararın düzeltilerek onanmasını talep etmiştir. 2.Davalı vekili; yargılamaya kendisi katılım sağladığından kararın kendisine tebliğ edilmesi gerekirken diğer davalı vekiline tebliğ edildiğini, eski vekilin aktif olarak avukatlık faaliyeti yapmadığını ve kendisine yapılan tebligatı bildirmediğini ileri sürerek; ek kararın bozulmasını ve temyiz itirazlarının incelenmesini istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, kira sözleşmesinin feshi nedeniyle peşin ödenen kira bedelinden fesihten sonraki döneme isabet eden kira bedeli ve kiralananın kullanılamadığı döneme ait peşin ödenen kira bedellerinin iadesi istemine ilişkindir. 1.Davalı vekilinin ek karara yönelik temyiz itirazları yönünden; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 361. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bölge adliye mahkemesince verilen kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabilir. Temyiz dilekçesinin süresinden sonra verilmesi hâlinde anılan Kanunun 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 11/1. maddesi; “Vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligat vekile yapılır. Vekil birden çok ise bunlardan birine tebligat yapılması yeterlidir. Eğer tebligat birden fazla vekile yapılmış ise, bunlardan ilkine yapılan tebliğ tarihi asıl tebliğ tarihi sayılır. Ancak, Ceza Muhakemeleri Usulu Kanununun, kararların sanıklara tebliğ edilmelerine ilişkin hükümleri saklıdır…” şeklinde düzenlenmiştir. 6100 sayılı Kanununun 75. maddesinde de; ''Dava için birden fazla vekil görevlendirilmiş ise vekillerden her biri, vekaletten kaynaklanan yetkileri, diğerinden bağımsız olarak kullanılabilir. Aksi yöndeki sınırlamalar, karşı taraf bakımından geçersizdir.” şeklinde düzenlenmiştir. Dosyanın incelenmesinde; kararın tebliğ edildiği vekilin de dosyada vekaletnamesinin bulunduğu anlaşılmakla, temyiz dilekçesinin süre aşımı sebebiyle reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesince verilen ek karar yukarıda anılan Kanun hükümlerine uygun olduğundan temyiz isteminin reddi ile söz konusu kararın onanmasına karar verilmiştir. 2.Davacı vekilinin temyiz itirazları yönünden; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında; hukuki ilişkinin ve bu ilişki nedeniyle ortaya çıkan uyuşmazlığa ilgili kanun maddelerinin doğru şekilde uygulandığı anlaşılmakla, davacının temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davalı vekili tarafından temyiz olunan, Bölge Adliye Mahkemesince verilen 05.11.2025 tarihli ek kararın ONANMASINA, 2.Davacı vekili tarafından temyiz olunan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harçlarının temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,13.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.