Başvurucu, sahte fatura kullandığı iddiasıyla adına yapılan vergi ziyaı cezalı tarhiyata karşı açtığı davanın reddedildiğini ve yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmadığını belirterek, Anayasa'nın 12. ve 36. maddelerinde düzenlenen haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
Başvurucu, sahte fatura kullandığı iddiasıyla adına yapılan vergi ziyaı cezalı tarhiyata karşı açtığı davanın reddedildiğini ve yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmadığını belirterek, Anayasa'nın ve maddelerinde düzenlenen haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvuru, 21/6/2013 tarihinde anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön inceleme neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca, 11/11/2014 tarihinde kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 22/1/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir. Adalet Bakanlığının 6/2/2015 tarihli yazısı ile görüş sunulmayacağı bildirilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu şirketin 2002 yılı hesapları üzerinde 2007 yılında yapılan vergi incelemesinde, sahte fatura ticareti yapan bir mükelleften aldığı faturaları kullanarak haksız yere katma değer vergisi indiriminden yararlandığı ve bu şekilde vergi ziyaına yol açtığı tespiti yapılmıştır. Söz konusu incelemeye istinaden başvurucu şirket adına 2002 yılı Kasım ayı dönemi için vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi tarhiyatı yapılmış ve özel usulsüzlük cezası kesilmiş, ihbarname 17/12/2007 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu şirket tarafından 15/1/2008 tarihli dilekçe ile cezalı tarhiyata karşı dava açılmış, Ankara Vergi Mahkemesi 15/9/2008 tarihli ve E.2008/66, K.2008/1255 sayılı kararıyla davanın özel usulsüzlük cezasına ilişkin kısmını kabul etmiş, vergi ziyaı cezalı tarhiyata ilişkin kısmını ise reddetmiştir. Kararın ret ile sonuçlanan kısmı şöyledir:“Davacı şirketin 2002 yılında bir kısım mal ve hizmet alımında bulunduğu Kızılbey Vergi Dairesi Müdürlüğü mükellefi F. İ. ve Y. P. Al. A. S. İ. ve Tic. Ltd. Şti hakkında düzenlenen 2006 gün ve VDENR-2006-928/13 sayılı vergi tekniği raporunun incelenmesinden ise; - Şirket ortakları olarak S. Y. ve T. P.'nın gözükmekte olduğu, şirketin vergi dairesinde bulunan dosyasının incelenmesinden A. Y. tarafından S. Y. ve A.'a şirket kurmak, devretmek ve devralmayı da içeren genel bir vekaletname verildiği, S. Y.'ın şirketteki hisselerini 2002 tarih ve 5601 yevmiye numarası ile A. Y. adına vekaleten Y.'ın aldığı, yine aynı şekilde T. P.'nın şirkette olan hisselerinin N. P. tarafından şirket kurma, devretme ve devralma yetkilerini de içerir genel bir vekaletname ile yetkilendirilen A. tarafından vekaleten devralındığı,- Şirket ortağı T. P.’da A. ve S. Y.'a şirket kurma, devretme ve devralma yetkilerini de içerir genel vekaletname verdiği, - Mükellef şirket ortağı A.Y.'ın 12 tane şirketin ortağı olduğu, bunlardan 4 tanesinde şirket ortağının yine N.P. olduğu, asıl işinin işportacılık olduğu, 15-20 YTL cep haçlığına trilyonluk beyannamelere imza attığı, ortağı olduğu şirketlerin hangi iş ile dahi iştigal ettiğini bilmediği, bu şirketlerin de haklarında düzenlenen vergi tekniği raporları ile sahte fatura ticareti yaptığının tespit edildiği,- Mükellef şirketin diğer ortağı N.P.’de 14 tane şirkete ortak olduğu, N.P.'in Kırşehir'in Karaduraklı köyünde çiftçi olduğu, herhangi bir şirketle ilişkisinin bulunmadığı, 2000 yılında nüfus cüzdanını kaybettiği, nüfus cüzdan kaybı ile ilgili Kırşehir Memleket Gazetesinde kayıp ilanı verdiği, Ankara Ağır Ceza Mahkemesinde bu hususla ilgili olarak dava açtığını(İdarenin savunmasında davanın beraatle sonuçlandığı belirtilmiş), ortağı olduğu şirketlerin hangi iş ile dahi iştigal ettiğini bilmediği, bu şirketlerin de haklarında düzenlenen vergi tekniği raporları ile sahte fatura ticareti yaptığının tespit edildiği,- Söz konusu şirketin vekaletnamelere istinaden kurulduğu, A. tarafından iki ortak adına şirket kuruluşunun yapıldığı, söz konusu sahte fatura ticaretini .A. ile S. Y. organize ettiği, S. Y.'ın da N. P.'in ortağı olduğu diğer şirketleri bu şirkette olduğu gibi vekaleten kurduğu ve sahte fatura işini A. ile birlikte organize ettikleri tespit edilmiş, dolayısıyla mükellefiyetin sahte fatura ticareti yapmak amacıyla tesis ettirildiği sonucuna varıldığı belirtilmiştir.Davacı hakkında düzenlenen 2007 gün ve VDENR-2007-VI-148/11 sayılı vergi inceleme raporunda; mükellefin, Kızılbey Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 385 028 9870 nolu mükellefi F. İ. ve Y. P. Al. A. S. İ. ve Tic. Ltd. Şti hakkında yapılan inceleme sonucu düzenlenen 2006 gün ve VDENR-2006-928/13 sayılı vergi tekniği raporu ile söz konusu şirketin sahte fatura düzenleyicisi olduğunu ve bu şirket tarafından düzenlenen tüm faturaların sahte kabulü ile mükellefin bu faturalar dolayısıyla elde etmiş olduğu kdv indirimlerinin reddi ve ilgili dönem kdv'nin vergi ziyaı cezalı olarak aranması gerektiği belirtilmiştir.Bu durumda; davacının mal alımında bulunduğu F. İ. ve Y. P. Al. A. S. İ. ve Tic. Ltd. Şti'nin kuruluşunda izlenen yöntem ve ortaklık yapısı ile ortaklardan N. P.'in nüfus cüzdanını kaybettikten sonra adına kurulan şirketlerle fiili bağlantısı olmadığına ilişkin Ankara Ağır Ceza Mahkemesinin E:2003/356 sayılı kararı ile beraat etmiş olması, N. P.'in anılan şirketle ilişiği olmadığını göstermekle beraber N. P., A. Y. ve T. P.'nın 10'u aşkın şirkette ortak olduğu, bu şirketlerin bilakis bu kişilerce değil bu kişiler tarafından vekaletname verilen A. ve S. Y. tarafından kurulduğu, bu kişilerce bu şirket dışında N. P., A. Y. ve T. P.'nın da dahil olduğu bir grup kişi adına vekaletname ile onlarca şirket kurulduğu ve bu şirketler aracılığıyla sahte fatura ticareti yapıldığı ve F. İ. ve Y. P. Al. A. S. İ. ve Tic. Ltd. Şti'nin sahte fatura ticareti yapmak amacıyla kurulduğu Mahkememizce de kabul edilmiş olup bu şirket tarafından düzenlenen faturaların sahte kabulü ile bu belgelerle elde edilen kdv indirimlerinin reddi suretiyle davacı hakkında yapılan vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi tarhiyatında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.” Danıştay Dördüncü Dairesinin 26/1/20012 tarihli ve E.2009/941, K.2012/93 sayılı kararıyla davanın reddine ilişkin kısım aynı gerekçeyle, özel usulsüzlük cezasına ilişkin kısım ise gerekçe değiştirilmek suretiyle onanmış, vekalet ücretine ilişkin kısmı ise bozulmuştur. Karar düzeltme istemi aynı Dairenin 9/4/2013 tarihli ve E.2012/4152, K.2013/2062 sayılı kararıyla reddedilmiş, ret kararı 22/5/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Anayasa Mahkemesine yapılan 21/6/2013 tarihli bireysel başvuru tarihi itibarıyla İlk Derece Mahkemesi kararının vekalet ücretine ilişkin kısmının henüz kesinleşmediği, bunun dışındaki kısmının ise kesinleştiği anlaşılmaktadır.B. İlgili Hukuk 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun maddesi şöyledir:“…Aşağıdaki hallerden herhangi birinin bulunması durumunda, vergi matrahının tamamen veya kısmen defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak tespitinin mümkün olmadığı kabul edilir.… Defter kayıtları ve bunlarla ilgili vesikalar, vergi matrahının doğru ve kesin olarak tesbitine imkan vermiyecek derecede noksan, usulsüz ve karışık olması dolayısiyle ihticaca salih bulunmazsa…” 213 sayılı Kanun’un maddesi şöyledir:“Vergi incelemesinden maksat, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak tespit etmek ve sağlamaktır.İncelemeye yetkili olanlar tarafından lüzum görüldüğü takdirde inceleme, işletmeye dahil iktisadi kıymetlerin fiili envanterinin yapılmasına ve beyannamelerde gösterilmesi gereken unsurların tetkikına da teşmil edilebilir. Fiili envanterin yapılmasının gerektirdiği ve incelemeyi yapan tarafından tasdik edilen giderler Hazinece mükellefe ödenir.” 25/10/1984 tarihli ve 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun maddesi şöyledir:“ Yurt içinden sağlanan veya ithal olunan mal ve hizmetlere ait Katma Değer Vergisi, alış faturası veya benzeri vesikalar ve gümrük makbuzu üzerinden ayrıca gösterilmek ve bu vesikalar kanuni defterlere kaydedilmek şartıyla indirilebilir. Katma Değer Vergisinin fatura ve benzeri vesikalarda ayrıca gösterilmesine gerek görülmeyen işlemlerde Vergi indiriminin nasıl belgelendirileceği Maliye ve Gümrük Bakanlığınca tespit olunur.” 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun maddesinin (2) numaralı fıkrası, maddesinin (3) ve (4) numaralı fıkraları, maddesinin (5) numaralı fıkrası, maddesinin (3) numaralı fıkrası ile maddesi.