T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2025/329 Esas KARAR NO: 2026/309 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 02/10/2024 NUMARASI: 2023/1127 Esas, 2024/925 Karar DAVA: Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 09/10/2015 BİRLEŞEN BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2016/165 ESAS 2017/362 KARAR SAYILI DOSYASI DAVA: Menfi Tespit (Hizmet Sö…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2025/329 Esas KARAR NO: 2026/309 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 02/10/2024 NUMARASI: 2023/1127 Esas, 2024/925 Karar DAVA: Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 09/10/2015 BİRLEŞEN BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2016/165 ESAS 2017/362 KARAR SAYILI DOSYASI DAVA: Menfi Tespit (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 23/02/2016 KARAR TARİHİ: 25/02/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: ASIL DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... tarafından Bakırköy .... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine takip başlatıldığını, davalı tarafın söz konusu ilamsız takibe dayanak olarak 10/08/2011 tarihli ... Bankası’na ait 77.521- TL bedelli dekontu ve yine ... Bankası’na ait 19.04.2012 tarihli 17.870.00 TL bedelli dekontunu delil olarak gösterdiğini, fakat dekontlarda belirtilen borçlar ödendiğinden işbu takibin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin davalı tarafa herhangi bir borcunun bulunmadığını ileri sürerek, Bakırköy .... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyasında müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine ve haksız ve kötü niyetli davalı aleyhine %20’den az olmamak üzere tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir. ASIL DAVAYA CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın 1 yıllık hak düşürücü süresi geçtikten sonra açıldığını, davacının bazı ödemelerinin müvekkili işvereni ... ile davacı arasındaki külçe alüminyum ticareti ve ...nin ... Adi ortaklığından aldığı 4 adet konutun ......Şti'ne devrine ilişkin ödemeler olduğunu, davacının ödemelerini tam yaptığına, borçlu olmadığına ilişkin ilişkin itirazlarını ve beyanlarını kabul etmediklerini savunarak, davanın usulden ve esastan reddine, kötüniyetli dava nedeniyle davacı aleyhine %20 kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. BİRLEŞEN DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının müvekkili aleyhine Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün ..... E. ile takip yaptığını, borcun kısmen ödediğini, fakat alacağa dayanak 34.380,00 TL bedelli ve 26.810,00 TL bedelli makbuzları gösterdiğini, ... ortaklığının davacının 8.000 TL ödediği halde makbuzda tahrifat yapılarak 34.380 TL haline getirildiğini, bu ödemeyi davalının değil davacının 8.000 TL olarak ... yaptığını, yine ..... davalıdan 13.432 USD aldığına dair makbuzu ise davacının bilgisi dışında tanzim edildiğini, şirket kaşesinin sonradan vurulduğunu, ödemenin ... şahsi ödemenin olduğunu, icra dosyasına 35.200 TL ödediklerini,.....da davalı hesabına takip dosyasına yatırmak üzere 15.000 USD yi davalı hesabına ödediğini, 35.200 TL ve 15.000 USD nin yatırılış tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte istirdatına, bu takip nedeni ile borçlu olmadığının tespitine ve tazminata hükmedilmesini talep etmiştir. BİRLEŞEN DAVAYA CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; istirdat davasının İİK. 72 maddesine göre bir yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra uğradığını, 15.000-USD'nin davacının davalıya olan başka ödemesi olduğunu, kaldı ki bu ödeme icra borcu için kabul edilse dahi hak düşürücü süreye uğradığını, ... adi ortaklığından bu ödemelerin kim tarafından ne için yapıldığının sorulduğunda davacının daire borçları için ödendiğinin anlaşılacağını, 34.380 TL ödemenin davacının daire borçları için ..... adi ortaklığına davalı tarafından yapılan ödemeler olduğunu, davacının bu ödemeleri davalıya yaptırarak ödeme taahhütünde bulunduğunu, davacı yetkilisinin annesi ile başka bir iş ortaklığı olduğunu, bu nedenle bu güvenin etkisi ile bu bedelleri ... ortaklığına yatırdığını ve davacı yetkilisine elden borç verdiğini, 13/432 USD de davacı tarafça alınıp .... ortaklığına borçlarını yatırdığını, 34.380 TL lik ödemeyi kimin ne amaçla yaptığını .........dan sorulması gerektiğini savunarak, davanın reddine, davalı aleyhine %20 tazminata hükmedilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, tarafların istinafı üzerine verilen bu karar; Dairemizin 2022/1861 E. - 2023/1592 K. sayılı ilamı ile kaldırılmıştır. İlk derece mahkemesince Dairemizin kaldırma kararı sonrası yapılan yargılama sonucunda; asıl dava bakımından; her ne kadar menfi tespit davasında ispat yükü kural olarak davalı da ise de davacının takip dayanağı dekontlardaki borca ilişkin ödeme def'inde bulunduğu, dolayısıyla ispat yükünü üzerine aldığının kabulü gerektiği, ödeme def'inin ise miktar itibari ile ancak yazılı delillerle ispatlanabileceği, dava dışı ... ve .... tarafından yapılan konusu ödeme dekontlarında herhangi bir açıklamaya yer verilmemesi nedeniyle ödemeyi yapan 3. kişilerin davalıya olan mevcut bir borcunun ödenmesi maksadıyla gönderildiğinin kabulü edilmesi gerektiği, yemin hakkı hatırlatılmasına rağmen davacının yemin deliline dayanmadığı gerekçesiyle asıl davanın reddine, kötü niyetin ispat edilemediğinden şartların oluşmayan davalının kötü niyet tazminat talebinin reddine; birleşen dava yönünden; takip dayanağı olan "...'den 13/02/2011 tarihinde 13.432-USD elden nakit teslim aldım" cümlesinin yer aldığı, .....'un isminin ve imzasının yer aldığı, altta da şirket kaşesinin yer aldığı, söz konusu belgede ismi yazılı ....'un düzenleme tarihinde şirketin yetkilisi olduğu, imza inkarında bulunmadığı gerekçesiyle, davacı aleyhine borç doğurucu belge olarak kabul edilmesi doğru görülmediğinin açıkça tespit edildiği, takibe konu 34.380,00-TL bakımından ise davalının alacağına dayanak teşkil eden bu belge üzerinde davacının değil dava dışı ..... şirketinde çalışan ..... olduğu, belgenin senet olabilmesi için aleyhine kullanılacak kişi tarafından tazmin edilmesi gerektiğinden bu belgenin senet hükmünde olmadığı dolayısıyla davacının bu belge nedeni ile de sorumluluğuna gidilemeyeceğinden Bakırköy ...... İcra Müdürüğünün ....Esas Sayılı dosyasında davacının davalıya 34.380,00-TL ve 13.432 USD ( 26.810-TL) bakımından borçlu olmadığının tespitine karar vermek gerektiği, istirdat talebi bakımından ise bir kısım ödemelerin 2014 yılında yapıldığı bu kapsamda 27/06/2024 tarihli raporda ödemelerin ayrı ayrı hesaplattırıldığı, dava 23/02/2016 tarihi de dikkate alınmak sureti ile ödemiş olduğu 16.046,53-TL nin 946,53TL sinin ödeme tarihi olan 19/10/2016, 1.000,00-TLsinin ödeme tarihi olan 02/11/2016, 2.000,00-TLsinin ödeme tarihi olan 02/12/2016, 1.000,00-TLsinin ödeme tarihi olan 03/01/2017; 1.100,00-TLsinin ödeme tarihi olan 07/12/2017, 1.100,00-TLsinin ödeme tarihi olan 01/03/2017, 1.100,00-TLsinin ödeme tarihi olan 04/04/2017, 1.100,00-TLsinin ödeme tarihi olan 09/06/2017, 2.200,00-TLsinin ödeme tarihi olan 17/07/2017, 1.100,00-TLsinin ödeme tarihi olan 03/08/2017, 1.100,00-TLsinin ödeme tarihi olan 06/09/2017, 1.100,00-TLsinin ödeme tarihi olan 02/11/2017, 1.100,00-TLsinin ödeme tarihi olan 10/11/2017 tarihilerinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan istirdadı ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF İSTEMİ: Asıl ve birleşen davada davacı vekili istinaf dilekçesinde, asıl dava yönünden; istinaf mahkemesi'nin bir önceki kararında sehven yapılan bir hata olduğunu ve yerel mahkemenin bu kararı da hatalı yorumlayıp uygundığını, davalının kendisine ödeme yapıldığını kabul ettiğini, ancak bunun başkaca bir sebeple yapıldığını iddia etiğini, bu durumda ispat yükünün tekrar davalıya döndüğünü, karardaki ikinci hatanın noter onaylı yazılı beyanların dikkate alınmaması olduğunu, istinaf mahkemesinin kararında üçüncü kişilerin müvekkil adına yaptığı ödemelere ait banka dekontlarında açıklama olmadığı, bu durumda bu ödemelerin, o şahısların kendi borçlarının ifası için yapılmış sayılacağının ifade edildiğini, ilk kez zikredilen bir olguya dair .... Bank'e müzekkere yazılması talebinin kabul edilmeyerek, HMK'nın 145.maddesinin açıkça ihlal edildiğini, birleşen dava yönünden; birleşen davaya ait hüküm kendi içinde çelişkili ve hatalı olduğunu, istirdadına karar verilen tutarla ilgili olarak mahkemece yargılama hatası yapıldığını, davalının icra takibinde müvekkilden 34.380.-TL ve 13.432 USD talep ettiğini, mahkemenin müvekkilin her iki alacak kalemi yönünden de borçlu olmadığına karar verdiğini, ancak 16.046,53-TL'nin faizi ile birlikte istirdadına karar verdiğini, gerekçesinin hüküm fıkrasına aykırı olduğunu, müvekkilin birleşen davaya konu icra takibi dolayısıyla haricen ödediği 15.000.-USD hakkında yine karar verilmediğini, buna ilişkin BAM kararının yerine getirilmediğini, birleşen dava bakamından vekalet ücreti ve yargılama gideri hesaplamasının da hatalı olduğunu, hükmün fer'ilerinin de yanlış tayin edildiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Birleşen davada davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; şirketin sorumluluğuna gidilebilmesi için imzanın mutlaka şirket kaşesi üzerine atılmasının zorunlu olmadığını, ...'un senedin düzenlendiği tarihte şirket yetkilisi olduğu ve imzayı inkar etmediğinin sabit olduğunu, şirket yetkilisinin imzasından şirketin sorumlu olduğunu, 34.380-TL'lik alacaklarına dayanak teşkil eden delilde davalı firmanın da adının yazdığını ve davalı firma adına ödeme yapıldığını, 1 yıllık hak düşürücü süreler dikkate alınmadan hüküm tesis edildiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. GEREKÇE: Asıl dava menfi tespit, birleşen dava menfi tespit ve istirdat talebine ilişkindir.İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, yukarıda yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karar asıl ve birleşen davada davacı vekili ve birleşen davada davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.İlk derece mahkemesince Dairemizin kaldırma kararı sonrası yapılan yargılama sonucunda verilen 2023/1127 E- 2024/925 K. sayılı kararın gerekçe kısmında asıl davanın reddine karar verildiğinin belirtildikten sonra, hüküm kısmında; "AÇILAN DAVANIN REDDİNE" karar verildiği, daha sonra da birleşen davanın kısmen kabulüne karar verildiği, hüküm kısmında asıl dava yönünden hüküm kurulmadığı anlaşılmakla; hükmün kendi içinde ve hüküm ile gerekçe arasında çelişki oluşturacak şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, ilk derece mahkemesi kararının re'sen kaldırılmasına karar verilmiştir.Birleşen davaya konu ilamsız icra takibinde takip dayanağı dayanağı olarak 34.380-TL bedelli makbuz bedeli ile 13.432-USD (26.180-TL) makbuz bedeli gösterilmiş; davacı vekili birleşen dava dilekçesinde menfi tespit talebi ile birlikte, 15.000-USD ve 39.700-TL'nin yatırılış tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte istirdatına karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince Dairemizin kaldırma kararı sonrası yapılan yargılama sonucunda verilen 2023/1127 E- 2024/925 K. sayılı gerekçeli kararda birleşen dava yönünden, "Bakırköy .... İcra Müdürüğünün .... Esas Sayılı dosyasında davacının davalıya 34.380,00-TL ve 13.432 USD ( 26.810-TL) bakımından borçlu olmadığının tespitine" karar verilmiş, dolayısıyla takip dayanağı her iki belge yönünden davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, yani menfi tespit davasının tümden kabulüne karar verilmiştir. Ancak birleşen davada hükme esas alınan bilirkişi ek raporunda ise "İstinaf Mahkemesinin bozma kararı doğrultusunda 13.432,00 USD’lik borçtan davacı şirketin sorumlu olmadığı, dolayısıyla 13.432,00 USD’ye karşılık ödendiği iddia edilen 15.000,00 USD’nin de birleşen davada dikkate alınmaması gerektiği, İcra dosyasına 34.380,00 TL borca karşılık ödenen 43.832,87-TL + icra müdürlüğüne yapılan ödemeler nedeniyle hesaplanan 2.420,60 TL tahsil harcı neticesinde toplam 46.253,47 TL’den, icra dosyasına yapılan tahsilat tutarı 62.300,00 TL nin mahsubu neticesinde kalan 16.046,53-TL lik (19.10.2016 tarihinden sonra yapılan ödemelerin) kısım davacının borçlu olmadığı, istirdata konu kısım olarak hesaplandığı, davacının istirdatının talep edebileceği 16.046,53-TL’nin faiz başlangıç tarihlerinin aşağıda tabloda yer aldığı şekilde olduğu," denilerek sadece 34.380,00 TL borca karşılık ödenen 43.832,87-TLyapılan hesaplama esas alınmıştır. Dairemizin 2022/1861 E. - 2023/1592 K. Sayılı kaldırma kararında, birleşen davaya konu istirdatı talep edilen 15.000-USD'lik ödeme iddiası yönünden de gerekçeli kararda olumlu-olumsuz hiçbir değerlendirme yapılmaması kaldırma sebepleri arasında gösterilmesine rağmen; Dairemizin kaldırma kararı sonrası yapılan yargılama sonucunda verilen 2023/1127 E- 2024/925 K. sayılı gerekçeli kararda da, birleşen davada talep edilen ve elden ödendiği iddia edilen 15.000-USD'lik ödeme iddiası yönünden kararın gerekçesinde herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın, hüküm kısmında fazlaya ilişkin talebin reddine dair karar verilmekle yetinilmiştir.Dairemizin kaldırma kararında, yapılan bir kısım ödemelerin 2014 yılında yapıldığı, belirtilerek istirdat davasının hak düşürücü süre içinde açılıp açılmadığı değerlendirilmesi gerektiğine karar verilmişse de, Yargıtay 11.HD'nin 2022/1878 E- 2023/5543 K.sayılı kararında da belirtildiği üzere icra dosyasındaki borç, tahsil harcı da dahil olmak üzere tüm ferileriyle birlikte tamamen kapatılmadığı sürece anılan yasa hükmüyle öngörülen hak düşürücü süre işlemeye başlamaz. Bu nedenlerle kabule göre; birleşen davada yönünden; menfi tespit davasının tümden kabulü halinde; borcun tamamı ödeninceye kadar hak düşürücü süre işlemeyeceği dikkate alınarak; birleşen davaya konu icra dosyasına yatırıldığı ispatlanan tüm ödemelerin istirdatına karar verilmesi gerekir.Açıklanan nedenlerle asıl ve birleşen davada davacı vekilinin, asıl davaya yönelik istinaf itirazlarının re'sen sebeplerle, birleşen davaya yönelik istinaf itirazlarının kısmen kabulüne; birleşen davada davalı vekilinin istinaf itirazlarının re'sen sebeplerle kısmen kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına; davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kaldırma sebep ve şekline göre; asıl ve birleşen davada davacı vekilinin, asıl davaya ilişkin tüm, birleşen davaya ilişkin sair istinaf itirazları ile; birleşen davada davalı vekilinin tüm istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Asıl ve birleşen davada davacı vekilinin istinaf itirazlarının kısmen kabulüne, 2-Birleşen davada davalı vekilinin istinaf itirazlarının kısmen kabulüne, 3-Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin ....../10/2024 gün ve 2023/...... E- 2024/..... K. sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 4-Yukarıda gerekçede belirtildiği şekilde araştırma ve inceleme yapılarak tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 5-Kaldırma sebep ve şekline göre; asıl ve birleşen davada davacı vekilinin, asıl davaya ilişkin tüm, birleşen davaya ilişkin sair istinaf itirazları ile; birleşen davada davalı vekilinin tüm istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına 6-İstinaf peşin harçlarının talepleri halinde taraflara iadesine, 7-Asıl ve birleşen davanın davacısı ile birleşen davanın davalısı ... tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararla birlikte değerlendirilmesine, 8-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nun 353/1-a-6 maddesi uyarınca oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.25/02/2026