Başvurucu, 17/12/2004 tarih ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 102. maddesinin (2) numaralı fıkrasında ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren işlerle ilgili olarak öngörülen azami beş yıllık tutukluluk süresini doldurmasına rağmen tahliye edilmediğini ileri sürerek Anayasa’nın 13. ve 19. maddelerinin ihlal edildiğini iddia etmiştir.
Başvurucu, 17/12/2004 tarih ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun maddesinin (2) numaralı fıkrasında ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren işlerle ilgili olarak öngörülen azami beş yıllık tutukluluk süresini doldurmasına rağmen tahliye edilmediğini ileri sürerek Anayasa’nın ve maddelerinin ihlal edildiğini iddia etmiştir. Başvuru, 23/10/2012 tarihinde İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca, 25/12/2012 tarihinde başvurunun karara bağlanması için Bölüm tarafından ilke kararı alınması gerekli görüldüğünden, Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. Bölüm tarafından 12/2/2013 tarihinde yapılan toplantıda Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendi uyarınca kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru konusu olay ve olgular 15/2/2013 tarihinde Adalet Bakanlığına bildirilmiştir. Adalet Bakanlığı görüşünü 16/4/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur. Adalet Bakanlığı tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş başvurucuya 24/4/2013 tarihinde bildirilmiştir. Başvurucu görüşünü 9/5/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur. A. Olaylar Başvuru dilekçesindeki ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu 1952 doğumlu olup İzmir Aliağa 3 No.lu T Tipi Cezaevinde hükmen tutuklu olarak bulunmaktadır. Başvurucu, uyuşturucu madde ticareti yapmak suçlamasıyla 12/6/2007 tarihinde gözaltına alınmış, Şanlıurfa Sulh Ceza Mahkemesinin 15/6/2007 tarih ve 2007/132 sorgu numaralı kararı ile tutuklanmış ve hakkında kamu davası açılmıştır. Başvurucu hakkında, Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinin 8/9/2009 tarih ve E.2008/144, K.2009/445 sayılı ilamıyla uyuşturucu ticareti yapmak suçundan mahkûmiyet kararı verilmiştir. Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinin kararı Yargıtay Ceza Dairesinin 17/3/2011 tarih ve E.2010/38341, K.2011/2873 sayılı ilamıyla bozulmuştur. Bozma kararının ardından yapılan yargılama neticesinde, Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinin 6/3/2012 tarih ve E.2011/391, K.2012/107 sayılı ilamıyla başvurucunun 26/9/2004 tarih ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun maddesinin (3) ve (4) numaralı fıkraları ile maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca 13 yıl 6 ay hapis ve 000 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına ve tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir. Başvurucu bu karara karşı temyiz yoluna başvurmuştur. Başvurucu, 4/10/2012 tarihinde Yargıtay Ceza Dairesine başvurarak beş yıl üç ay 15 gündür tutuklu bulunduğunu, 5271 sayılı Kanun’un maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca azami tutukluluk süresinin 5 yıl olduğunu ileri sürmüş ve tahliye edilmeyi talep etmiştir. Yargıtay Ceza Dairesi, 5/10/2012 tarih ve K.2012/14 sayılı ara kararıyla başvurucunun tahliye talebini reddetmiştir. Başvurucu, Yargıtay Ceza Dairesinin tutukluluk hâlinin devamına dair kararına itiraz etmiş, itiraz Yargıtay Ceza Dairesinin 17/10/2012 tarih ve K.2012/7 sayılı kararıyla reddedilmiştir. Karar başvurucuya 22/10/2012 tarihinde tebliğ edilmiştir. Dava, başvuru tarihi itibariyle Yargıtay’da temyiz aşamasında derdest iken Yargıtay Ceza Dairesinin 29/11/2012 tarih ve E.2012/21781, K.2012/17756 sayılı ilamıyla onanarak kesinleştiği anlaşılmıştır.B. İlgili Hukuk 5271 sayılı Kanun’un maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:“Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde, tutukluluk süresi en çok iki yıldır. Bu süre, zorunlu hallerde, gerekçesi gösterilerek uzatılabilir; uzatma süresi toplam üç yılı geçemez.” 5271 sayılı Kanun’un maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:“Soruşturma ve kovuşturma evrelerinin her aşamasında şüpheli veya sanık salıverilmesini isteyebilir.” 5271 sayılı Kanun’un maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:“(1) Suç soruşturması veya kovuşturması sırasında; a) Kanunlarda belirtilen koşullar dışında yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen,…d) Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında hüküm verilmeyen,…Kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını, Devletten isteyebilirler.” 5271 sayılı Kanun’un maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:“Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabilir.”