Başvuru, taşınmazın imar planında önce kamu hizmeti alanına ayrılması, daha sonra da imar durumunun özel sosyo-kültürel tesis alanı olarak belirlenmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru; taşınmazın imar planında önce kamu hizmeti alanına ayrılması, daha sonra da imar durumunun özel sosyo-kültürel tesis alanı olarak belirlenmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 9/1/2018 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucunun maliki olduğu başvuruya konu Ankara'nın Yakacık-İmar Mahallesi, 42696 ada 1 parsel sayılı taşınmaz 1/1000 ölçekli uygulama imar planıyla sosyal tesis alanı vasfıyla kamu hizmeti alanına ayrılmıştır. Başvurucu taşınmazın kamulaştırılması istemiyle Ankara Büyükşehir Belediyesi ve Yenimahalle Belediyesine başvurmuş fakat bu yoldan bir sonuç elde edememiştir. Başvurucu, imar planında kamu hizmeti alanına ayrılan taşınmazın rayiç bedelinin ödenmesi istemiyle 5/8/2015 tarihinde Ankara İdare Mahkemesinde (Mahkeme) tam yargı davası açmıştır. Ankara Büyükşehir Belediyesince 24/11/2015 tarihinde onaylanan imar planı değişikliğiyle taşınmazın vasfı özel sosyo-kültürel tesis alanı olarak değiştirilmiştir. Mahkeme 30/12/2016 tarihinde dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermiştir. Kararın istinaf edilmesi üzerine Ankara Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi 26/10/2017 tarihinde başvurucu ve davalı idarenin istinaf istemini reddederek kararı onamıştır. Ancak kararın gerekçesinde, imar planında sosyal tesis alanı olarak ayrılan uyuşmazlık konusu taşınmazın Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin 24/11/2015 tarihli plan değişikliği kararı ile özel sosyo-kültürel tesis alanına dönüştürüldüğünden davanın reddi gerektiği ifade edilmiştir. Ne var ki istinafa başvuran davalı idarece sadece vekâlet ücreti ve yargılama giderleri yönünden istinaf yoluna başvurulmuş olması, başvurucu yönünden de aleyhe bozma yasağı bulunması karşısında sırf bu durum davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığı yolunda verilmiş kararın kaldırılmasını gerektirir nitelikte olmadığı ifade edilmiştir. Nihai karar 12/12/2017 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ edilmiş, başvurucu 9/1/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Konu ile ilgili hukuk için bkz. Hüseyin Ünal, B. No: 2017/24715, 20/9/2018, §§ 17-