T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ ESAS NO: 2025/1571 KARAR NO: 2026/516 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 05/03/2025 NUMARASI: 2024/224 E - 2025/156 K DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit KARAR TARİHİ: 24/02/2026 Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan incel…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ ESAS NO: 2025/1571 KARAR NO: 2026/516 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 05/03/2025 NUMARASI: 2024/224 E - 2025/156 K DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit KARAR TARİHİ: 24/02/2026 Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı arasında... nolu sözleşme gereği su aboneliği tesis edildiğini, müvekkili şirketin tüm faturaları ödediğini ve davalıya borcu bulunmadığını, müvekkili şirket hakkında 105.772TL tutarlı 26/09/2019 tarihli ve ...nolu Fark Su Faturası düzenlendiğini, bilgi talep edildiğinde ise mükerrer yapıldığından bahisle 52.985,00TL tutarında yeni bir fark faturası düzenlendiğini, fark faturanın su kesintisine mahal vermemek adına şirket tarafından ödendiğini, müvekkili ile davalı arasında akdedilen sözleşmeye göre müvekkiline yüklenebilecek kusur ve eylem bulunmadan ek tahakkuk yapılarak borç tesisinin hukuka aykırı olduğundan 52.985,00TL borçlu olmadığının tespitine, müvekkili tarafından ödenen 52.985,00TL bedelin ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte iadesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davanın öncelikle görev yönünden ve usulden reddinin gerektiğini, uyuşmazlığın idari yargıda çözülmesi gerektiğini, dava konusunun zaman aşımına uğradığını, hak düşürücü sürenin geçtiğini, mahkeme aksi kanaatte olur ise esastan reddinin gerektiğini, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece 30/10/2023 tarihli karar ile basit yargılama usulüne tabi davanın ikinci kez takipsiz bırakılması nedeniyle HMK'nın 320/4 maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Karara karşı davacı tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi sonucunda, Dairemizce 19/03/2024 tarihli 2024/212 Esas ve 2024/823 karar sayılı ilamı ile " davacı istinafının kabulü ile kararın kaldırılmasına ve yargılamaya devam edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine,bu sebeple Ek Kararın da kaldırılmasına" şeklindeki gerekçeyle karar kaldırılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda ; Davacı tarafından, davalı ......Genel Müdürlüğü (......) hakkında açılan davanın KABULÜ ile; davacının ...... mukavele nolu abonelik sözleşmesi kapsamında tanzim edilen 07/11/2019 tarihli fatura nedeniyle davalıya 52.985,00 TL borçlu olmadığının TESPİTİNE, davacı tarafından davalıya fazladan ödenen 52.985,00 TL'nin 23/10/2019 ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, şeklinde hüküm kurulmuştur. Mahkemece verilen kararı, davalı vekili istinaf etmiştir.Davalı vekilince verilen istinaf dilekçesinde; "Mahkemece hatalı ve eksik inceleme ile, itirazımıza konu edilmiş bilirkişi raporu doğrultusunda hüküm kurulmuştur. Davacı davasını 10.07.2020 tarihinde açmış olup Sayıştay Temyiz Kurulu Kararı ise 22.09.2021 tarihli olduğu göz önünde bulundurulduğunda huzurdaki dava açıldığı tarihte davacının açmış olduğu davayı açmasında hukuki yararı bulunmamaktadır. Dava şartı davanın açıldığı andaki durum ve şartlara göre belirlenmesi gerekmekte olup huzurdaki davanın hukukî yarar (menfaat; m.114,1/h) yokluğu sebebiyle usulden reddi gerektiği, öğretide ve Yargıtay uygulamasında, genel olarak, kabul edilmektedir. Açıklamış olduğumuz sebeple huzurdaki davanın dava şartı yokluğundan reddi gerekmektedir.Bilirkişi hazırlamış olduğu raporun değerlendirme kısmında "...davalı İdarenin ilave su faturası/tahakkukunun dayanağı olan denetçi tespitlerinin ve Sayıştay Beşinci Dairesinin ‘kamu zararı/tazmin’ ilamının, Sayıştay Temyiz Kurulu kararıyla ve bütün sonuçlarıyla ‘KALDIRILDIĞI’ (Ref Kararı) dikkate alındığında, davacının davalı İdareye tarifelerden kaynaklı bir borcunun bulunmadığı, ilave fatura/tahakkuk yoluyla kesilen su bedelinin davacıya ödenmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır." değerlendirmesinde bulunmuştur. Bilirkişi Sayıştay Temyiz Kurulu Kararı sonrası duruma göre değerlendirme yapmış olup davanın açıldığı tarihteki duruma göre bir değerlendirme yapılmamıştır. Bu sebeple mahkemece davanın açıldığı tarih itibariyle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabulü yönündeki kararı hatalı olup bozulması gerekmektedir. Sayıştay Denetimine tabi kurumların denetim ve yargılama sonuçlarına itiraz ancak ve ancak yine Sayıştay nezdinde Temyiz Kurulu Başkanlığı tarafından incelenir ve KESİN HÜKME bağlanır. Bu konuda başka yargı mercilerinde dava konusu edilemez.İlgili Sayıştay Kararının ekindeki tablo incelendiğinde; Beden Terbiyesi Bölge Müdürlüğüne ve Amatör Kulüpler Federasyonuna kayıtlı spor kulüplerinin ticari amaçla işletilmeyen lokal ve tesisleri için düşük tutarlı olan “konut” abone grubu uygulanarak, bunların tüm kullanımları için “miktar sınırlaması'’ olmaksızın konut tarifesinin en alt kademesinden (konut tarifesinin ilk kademesi üzerinden) ödeme yaptıkları, bunun da 4736 sayılı Kanun 2560 sayılı Kanun’a göre hem sonraki kanun niteliğinde olması, hem de indirimli veya ücretsiz tarife belirleme konularında daha özel nitelikli bir Kanun olması karşısında, sadece tarife belirleme yetkisine dayanılarak 4736 sayılı Kanun’un göz ardı edilmesi mümkün olmadığı gerekçeleri dikkate alınarak, Kanunun yorumundaki hata fark edilerek, gerekli düzenlemeler yapılmıştır. Hal böyle olunca, idare yönetimi tarafından Sayıştay sorgusu üzerine İstanbul İlinde yer alan Tüm Klüplere tarife uygulamasından kaynaklanan kamu zararı dolayısıyla, infaz sırasında ayrıca faiz uygulanmasını önlemek için ilgili Klüplere bildirimde bulunarak, fark fatura tahakkuku tanzim edilmiştir.Burada yapılan işlem, Sayıştay sorgusuna istinaden yargılama sonucu beklenilmeksizin kamu zararının telafi yöntemidir ve yasaldır. Çünkü, 10/12/2003 tarih ve 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu'nun 71. Maddesi’ ne dayanılarak çıkarılan “Kamu Zararlarının Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’ in 7/B’ maddesi hükmüne göre uygulamaya Yönetmelik gereği yön verilmiştir. Yani Yönetmelik hükümlerine göre kamu zararı söz konusu olduğunda, Sayıştay Sorgusuna göre de infaz ve tahsilat işlemleri yapılabilir.Kaldi ki; Sayıştay sorgusuna istinaden idaremiz yöneticilerinin savunmaları üzerine Sayıştay Denetçisinin ilgili konu hakkındaki Raporu Sayıştay 5. Daire Başkanlığında yargılanmış ve Yargılama sonucu 09/05/2019 tarihli Karar 30/07.2019 Tarihli Sayıştay İlamı ile kesinleşmiştir .Söz konusu Sayıştay 5. Daire Kararının son bölümünde yer verildiği gibi 6085 sayılı Sayıştay Kanunu' nun 55. Madde hükmüne göre 60 gün içinde temyiz yolu açık olmakla birlikte Sayıştay Temyiz Kuruluna müracaat edilebileceği açıklanmıştır.Sayıştay Kararları konusunda gerek itiraz, gerek savunma ve gerekse Temyiz yoluna, denetlenen ilgili kuruluşun yetkili görevlisi başvuruda bulunabilir. Dava konusu işlemde Davacı........ Sayıştay Temyiz kuruluna müracaat hakkı bulunmamaktadır.Dava konusu işlem ile ilgili olarak idare ... Genel Müdürlüğünün yaptığı uygulama yukarıda belirtildiği gibi “Kamu Zararlarının Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik" in 7/B’ maddesi hükmüne göre yasal olduğundan Davacı nezdinde haksız tahsilattan söz edilemez. Yukarıda da bahsettiğimiz üzere dava açıldığı tarihte henüz Sayıştay Temyiz Kurulu kararı ortada olmadığından İdaremizin söz konusu tarife uygulamasından kaynaklanan ... Genel Müdürlüğü nezdinde oluşan kamu zararının tahsili ve Yargı kararının infazı da yasaldır. İdaremiz Sayıştay denetimine tabi olup dava konusu uyuşmazlıkta sayın bilirkişinin yapmış olduğu değerlendir menin uygulanması mümkün değildir. Davacının itiraz etmiş olduğu fatura, idaremizce iradi olarak değil Sayıştay raporu doğrultusunda tahakkuk ettirilmiştir. İş bu sebeple, davacının itiraz ettiği fatura, idaremizce, yukarıda ayrıntılı olarak izah edildiği üzere mevzuata, adalete ve hakkaniyet ölçütlerine uygun olarak gerçekleştirilmiştir. Sayıştay Temyiz Kurul kararı sonrasında idaremize başvuruda bulunan kulüplere iadeleri yapılmaktadır." şeklindeki istinaf sebepleri ile kararın usul ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek,kaldırılması istenmiştir.HMK.nun 355. maddesi uyarınca, kamu düzeni yönünden ve ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda;Dava , menfi tesbit ve alacak talebine ilişkindir.Dosyadaki bilgi ve belgelere göre ; davacı şirket ile davalı arasında, 2560 sayılı Kanun ve Tarifeler Yönetmeliği çerçevesinde imzalanmış bir abonelik sözleşmesi bulunduğu, Sayıştay 5. Dairesi'nin davacının da içinde bulunduğu su abonesi grubu için uygulanan indirimli su tarifesinin hatalı olduğu tespiti üzerine verilen karara dayanılarak,davacıdan kamu zararı tahsilatı yapıldığı anlaşılmaktadır.Dava tarihinde ,davacıdan,davalı tarafça alacak talep edilmiş olduğundan,davacının bu davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu açıktır.Bu sebeple bu yönlere ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Mahkemece yargılamada alınan bilirkişi kurulu kök ve ek raporunda; " Dava konusu uyuşmazlığın temelini, Sayıştay 5. Dairesi'nin, davacının da içinde bulunduğu su abonesi grubu için uygulanan indirimli su tarifesinin hatalı olduğu tespiti ve iddiası üzerine verilen kamu zararı kesin hükmünün yerine getirilmesi bağlamında yapılan uygulamalar oluşturmaktadır. Davalı İdarenin 2017 yılı hesaplarının Sayıştay Başkanlığınca incelenmesi sırasında, ‘İstanbul Büyükşehir Belediyesinin spor etkinliklerine ait tüm abonelikler ile Beden Terbiyesi Bölge Müdürlüğüne ve Amatör Kulüpler Federasyonuna kayıtlı spor kulüplerinin ticari amaçla işletilmeyen lokal ve tesisleri’ abone grubuna, ‘konut tarifesinin en alt kademesi uygulamasının’ hatalı olduğu tespitinin yapıldığı, denetçi tarafından düzenlenen rapora istinaden Sayıştay 5. Dairesi'nin 09.05.2019 tarihli ve 215 sayılı İlamı ile söz konusu abone grubuna ait tüm hizmet binaları ve tesislerinin ‘konutlara uygulanan bedel ve tarifenin en alt kademesinden faturalandırılması’ neticesinde oluşan toplam 2.476.500,40 TL kamu zararının, 6085 sayılı Sayıştay Kanununun 53 üncü maddesi gereğince işleyecek faizleri ile birlikte kamu görevlisi sorumlularına ödettirilmesi” kararı verilmiştir. Sayıştay 5. Dairesinin tazmin kararı esas itibarıyla, söz konusu abone grubu için yapılan uygulamanın, bir indirimli tarife uygulaması olduğu ve bu tür indirimli tarife uygulamasının, 4736 sayılı Kamu Kurum ve Kuruluşla rının Ürettikleri Mal ve Hizmet Tarifeleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunla yasaklandığı gerekçesine dayandırılmaktadır. Davacı şirket ile davalı İdare arasında, 2560 sayılı Kanun ve Tarifeler Yönetmeliği çerçevesinde imzalanmış bir abonelik sözleşmesi bulunmaktadır. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre abonelik sözleşmeleri, özel hukuk sözleşmeleridir ve bu sözleşmelerle ilgili çıkan uyuşmazlıkların özel hukuk kuralları çerçevesinde çözümlenmesi gerekmektedir. Somut uyuşmazlıkta davacı ile davalı İdare arasında imzalanmış sözleşmenin uygulanması sürecinde sözleşme hükümlerinin abone aleyhine değiştirilerek yeni ve başka bir su tarifesinden faturalandırmanın veya bedeli ödenmiş döneme ilişkin ilave tahakkuk düzenlenerek faturalandırma yapılmasının, Türk Borçlar Kanununun sözleşmeye bağlılık ilkelerine aykırı düşeceği açık bulunmaktadır. Davacı firmanın mevcut sözleşme çerçevesinde borcunu ödemediği veya bu konuda bir uyuşmazlık olduğu hususunda, tarafların iddia ve beyanları bulunmamaktadır. Bu durumda davalı İdarenin, daha önce bedelinin ödendiği anlaşılan su kullanımına ilişkin olarak yeni bir tahakkuk düzenleyerek fatura kesmesinin yasal bir dayanağı bulunmadığı değerlendirilmektedir. Sayıştay 5. Dairesi tarafından verilen kamu zararı kararının müeyyidesi, Sayıştay Kanunu gereği gelir toplama sürecinde yer alan kamu görevlisi sorumlularca bu kamu zararının tazminidir. Bu eksik tahsilattan yararlanan davacı firma, Sayıştay’ın kesin hüküm verme faaliyetlerinin yani Sayıştay ilamlarının muhatabı değildir. Davacı, Sayıştay yargılamalarında üçüncü kişi, ilgili ya da teknik anlatımla ahiz durumundadır. Davacı şirketin mevcut su aboneliğinin belirlenmiş abone grupları itibarıyla, 2560 sayılı Kanuna, Tarifeler Yönetmeliğine uygun olduğu, mevcut sözleşmesi devam ederken sözleşmede abone aleyhine değişiklik anlamına gelebilecek bir tarife değişikliğinin ve bedelinin ödendiği anlaşılan dönemle ilgili bir fark faturası düzenlenmesinin mümkün bulunmadığı, sayın Mahkeme tarafından da aynı yönde kanaate varılması halinde Kök Raporda da belirtildiği üzere davacıdan tahsilatı yapılan 55.964 TL değerindeki su faturasının geri talep edilebileceği, ödeme tarihinden dava tarihine kadar işlemiş kanuni faiziyle birlikte talep edebileceği kabul edilirse meblağın 59.601,66 TL olacağı, Mahkeme tarafından davacının ticari faiz talebi haklı bulunacak olursa davacının davalıdan talep edebileceği meblağın 62.138,30 TL olacağı,Mahkeme tarafından Sayıştay raporları ile Sayıştay 5. Dairesinin ilamında yer alan tespitlerin doğruluğuna, davacı hakkında uygulanan abonelik tarifesinin emredici hükümlere aykırılığı nedeniyle geçersiz olacağına ve davacının dâhil olması gereken tarifeye göre davacıdan eksik tahsilat yapıldığı; eksik tahsilat nedeniyle davacının davalı aleyhine haksız olarak zenginleştiğine dair kanaate varılması halinde, 55.964 TL değerindeki su faturasının davalı tarafından davacıdan tahsilatının yapılabileceği " görüşü bildirilmiştir.Bilirkişi kurulu raporu mevzuata ve dosya kapsamına uygun olup, hükme esas alınmasında isabetsizlit bulunmamaktadır.Böylece, mahkemece verilen kararda maddi vakıa ve hukuki denetim yönlerinden usul ve hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı tarafın istinaf talebinin HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekmiştir. K A R A R : Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine, Alınması gereken 3.619,41 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 905,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.714,41 TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, (Harç tahsil müzekkeresinin temyiz edilen dosyalarda Dairemizce, temyiz edilmeden kesinleşen dosyalarda İlk Derece Mahkemesince ilgili Vergi Dairesine yazılmasına,) İstinaf masrafının istinaf eden üzerinde bırakılmasına, İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine, Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 24/02/2026