T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 31. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/843 - 2026/413 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31. HUKUK DAİRESİ (İnceleme Aşamasında / Duruşmasız) (HMK. 353/1-b.1 Maddesi Uyarınca Başvurunun Esastan Reddine) ESAS NO : 2025/843 KARAR NO : 2026/413 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 16/04/2025 NUMARASI : 2024/210 Esas - 2025/293 Karar DAVACI : VEKİLİ…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 31. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/843 - 2026/413 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31. HUKUK DAİRESİ (İnceleme Aşamasında / Duruşmasız) (HMK. 353/1-b.1 Maddesi Uyarınca Başvurunun Esastan Reddine) ESAS NO : 2025/843 KARAR NO : 2026/413 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 16/04/2025 NUMARASI : 2024/210 Esas - 2025/293 Karar DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : VEKİLİ : DAVANIN KONUSU : Eser Sözleşmesine Dayalı İtirazın İptali KARAR TARİHİ : 22/04/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 22/04/2026 Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkin davada, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme neticesinde; İDDİA : Davacı vekili; taraflar arasında 21/12/2020 tarihinde imzalanan sözleşme kapsamında müvekkilinin, Kompozit İkaz Küre Gövdesi Teminini (Ham SMC Gövde, bağlantı elemanları ve reflektör hariç) sözleşme hüküm ve şartnamelerine uygun şekilde davalı şirkete tedarikini taahhüt etmiş olduğunu, sözleşme kapsamında muhatap tarafından ödenmesi gereken bedelin taraflarca KDV hariç 380.000,00 USD olarak belirlendiğini, ödemelerin nasıl yapılacağı sözleşme ile açıkça kararlaştırıldığını, müvekkili şirket tarafından davalıya fatura edilen SRF2022000000024, SRF2022000000023, SRE2022000000035, SRE2022000000034, SRE2022000000033 no'lu faturalara karşı davalı şirketin tarafından hiç ödeme yapılmadığını veyahut eksik ödeme yapıldığını, faiz ve KDV bedelleri hariç 68.500,60 USD tutarında eksik ödeme/kalan borç olduğunu, borç için davalı şirkete 31/05/2023 tarihinde Beşiktaş 26. Noterliği’nin 27149 yevmiye numaralı ihtarnamesi gönderilerek borcun ödenmesi talep edilmesine rağmen karşı cevabi ihtarname keşide edilerek ödeme yapılmadığını, müvekkilinin sözleşmeye konu edimini ifa ettiğini, müvekkilinin edimini ifasında herhangi bir gecikme olmamakla birlikte aksi kabulde dahi gecikmenin müvekkili şirketten kaynaklanmayan ve taraflar arasındaki 21/12/2020 tarih ve 1337 nolu sözleşmenin 11.a maddesi kapsamında mücbir sebep hali olarak kabulü gerektiğini, bu nedenle de sözleşmenin 9.a m. uyarınca cezai şart faturasına konu olamayacağını, ülkemizdeki etkileri dikkate alındığında, Covid-19 salgınının sözleşmenin 11. maddesinde sayılan şartları sağlayacak şekilde mücbir sebep niteliğinde olduğunu, müvekkili şirket kusuru olmaksızın mücbir sebep sonucunda ifa edimini zamanında gerçekleştirememiş olsa dahi bu konuda davalı şirkete gerekli bilgilendirmelerin yapıldığını, söz konusu faturalardan kaynaklanan alacaklarının tahsiline yönelik olarak başlattıkları icra takibine davalının itiraz ettiğini ileri sürerek, davalının Ankara 5. Genel İcra Müdürlüğü'nün 2024/8220 Esas sayılı icra takip dosyasına yaptığı itirazının iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine % 20’den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini ve yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA : Davalı vekili; müvekkili şirketin davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, bu kapsamda davacının itirazın iptali ile icra inkar tazminatına ilişkin taleplerinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, taraflar arasında "Kompozit İkaz Küre Gövdesi" imalatı ve satışına yönelik 21.12.2020 tarihli sözleşme imzalandığını, sözleşmenin "Teslim Zamanı ve Şartları" başlıklı 6. maddesine göre, "Sözleşme konusu ürünlerin teslim tarihi işverenin yazılı seri üretim onayına müteakip 60 gün" olduğunu, müvekkili şirket tarafından 07.04.2021 tarihli e-posta ile seri üretim onayı verildiğini, bu tarih itibariyle davacı şirketin teslim süresinin başladığını, sözleşme konusu malzemelerin teslim edilmesi gereken son tarihin ise 06/06/2021 olduğunu, davacı şirket yetkilisinin 12/07/2021 tarihinde gönderdiği e-posta ile 10.000 takım üretimin tamamlandığını bildirildiğini buna göre davacı şirketin ifada sözleşmeye göre 36 gün geciktiğini, sözleşmenin 9/a) maddesinde; "Yüklenici malları ve/veya hizmetleri sözleşmede belirlenen teslim tarihinde ve öngörülen şekilde teslim etmediği takdirde (mücbir sebep halleri hariç) sözleşme tutarının %0,5'i (bindebeş) oranında günlük gecikme cezası öder... Gecikme cezası varsa Yüklenicinin teminatından yoksa Yükleniciye yapılacak ödemelerden kesilir ya da genel hükümlere göre tahsil edilir." düzenlemesine yer verildiğini, toplam sözleşme bedelinin 380.000 USD olup günlük gecikme cezasının 1.900 USD olduğu, davacı 36 gün gecikmiş olduğundan, 1.900 USDx36=68.400 USD gecikme cezası işletilerek bu tutarın davacıya fatura edildiğini, davacının ediminin Covid-19 pandemisi nedeniyle geciktiği, bu nedenle de davacıdan gecikme cezası talep edilemeyeceği iddiasının sözleşmeye ve hukuka uygun olmadığını, somut olayda mücbir sebebe ilişkin koşulların mevcut olmadığını, taraflar arasındaki sözleşmenin 11/b m. kapsamında davacı tarafından müvekkiline yapılan mücbir sebebinin bildiriminin de mevcut olmadığını savunarak, davanın reddine, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; "davacı yüklenici şirke t ile davalı işveren arasında 21/12/2020 tarihinde sözleşmenin 3.maddesinde miktarı ve birim fiyatı belirtilen kompozit küre gövdesinin sözleşme ve eki şartnameye uygun şekilde üretimi ve davalıya teslimi konusunda eser sözleşmesinin imzalandığı, sözleşmenin 4/3 maddesi gereğince yüklenicinin sözleşme konusunun ürünün imalatını tam ve hatasız bir şekilde, şartnamelere uygun ve zamanında yerine getireceğini kesin olarak kabul ve taahhüt ettiği, sözleşme konusu eserin imalat bedelinin KDV hariç 380.000 USD olarak kararlaştırıldığı, sözleşmenin 5.maddesinde sözleşme konusu ödemelerin yapılacağı tarihlerin işveren tarafından her lota yazı olarak sevk onayı verilmesini müteakiben düzenlenecek faturanın tebliğ tarihinden itibaren 60 gün sonra yapılacağının öngörüldüğü, yine yüklenicinin sözleşme kapsamındaki yükümlülüklerini sözleşme şartlarına göre zamanında eksiksiz ve ayıpsız olarak tamamlamaması halinde işveren için yükleniciye karşı hiçbir ödeme yükümlülüğü doğmayacağı gibi yüklenici tarafından işverenin iade faturasının da itirazsız kabul edileceği ve ticari faizi ile birlikte davalı işverene iade edileceğinin hükme bağlandığı, akdi ilişki konusunda taraflar arasında çekişme bulunmadığı saptanmıştır. Yargılama konusu uyuşmazlıkta davacı yan yüklenici olarak sözleşme konusu edimini tam ve gereği gibi ifa ettiğini, ifada gecikmesinin 11/a-c m. kapsamında mücbir sebepten kaynaklandığını, bu nedenle gecikmesi nedeniyle cezai şart uygulanamayacağını beyanla fatura konusu bakiye iş bedeli alacağının tahsili istemli takibe vaki itirazın haksız olduğunu ileri sürmektedir. Davalı yan ise; davacının edimi ifada temerrüde düştüğünü, taraflar arasındaki sözleşmenin imza tarihinde de Covid-19 pandemisinin mevcut olması ve mücbir sebebinin koşullarının oluşmaması nedeniyle davacının temerrüdü nedeniyle kendisinden sözleşmenin 9/a maddesi kapsamında gecikme cezası talep hakkının bulunduğunu, fatura konusu cezai şart alacakları nedeniyle davacı yüklenicinin kendilerinden bakiye alacak talep hakkının mevcut olmadığını savunmaktadır. Dosyamıza sunulan bilirkişi heyeti raporunda da tespit edildiği üzere; davacı yüklenici sözleşmenin "teslim zamanı ve şartları" başlıklı 6.maddesi kapsamında sözleşme konusu ürünleri davalı işverenin yazılı seri üretim onayı müteakiben 60 gün sonra davalı işverene teslim etmekle yükümlüdür. Söz konusu ürünlerin imali konusunda davalı şirket tarafından 07/04/2021 tarihinde davacı şirkete e-posta mesajı gönderilerek anılan madde kapsamında seri üretim onayı verildiği sabittir. Söz konusu onayı müteakiben sözleşme kapsamında ürünlerin son teslim tarihi ise; 07/06/2021 olarak saptanmıştır. Ancak dosyada mevcut bilgi ve belgelere göre davacı şirket çalışanı tarafından 12/07/2021 tarihinde davalı şirkete e-posta gönderilerek sözleşmede öngörülen miktarda 10.000 takım ürünün imalatının tamamlandığının bildirildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda davacı yüklenici şirketin en geç 07/06/2021 tarihinde imal ve davalı işverene teslim etmekte yükümlü olduğu ürünleri son teslim tarihinde temerrüde düştüğü ve borcunu ifada davalıya karşı 36 gün gecikmesinin mevcut olduğu tartışmasızdır. Davacı yüklenicinin temerrüdü sabit olduğuna göre taraf iddia ve savunmalarına göre davacının dayandığı mücbir sebep olgusunun ayrıca değerlendirilmesi gerekmektedir. , Konu ile ilgili olarak YHGK'nın 25.01.2022 tarih, 2019/(19)11-58 E., 2022/40 K. sayılı ilamında da vurgulandığı üzere; "Sözleşmenin kuruluşundan sonra tarafların sözleşme ile düzenledikleri menfaatlerini etkileyen durumlarda değişiklik (“önemli değişiklik”) olabilir. Sözleşme içeriği (sözleşme muhtevası) ve önemli değişiklikler arasındaki uyumsuzluk sözleşme riski olarak adlandırılır (Antalya, Osman Gökhan: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, C. III, İstanbul 2018, s. 359). Maddi imkânsızlık niteliğinde olan ve Türk Hukuk Lûgatı’ndaki tanıma göre öngörülemeyen ve bunun sonucu olarak önlenemeyen, giderilmesi olanağı bulunmayan ve bir dış etkiden ileri gelen mücbir sebep (zorlayıcı neden) bir yönüyle sözleşme riski sorunudur. Zira, mücbir sebep sürekli nitelikteyse borcun ifası imkânsızlaşır ve borçlunun sorumlu olmadığı sonraki imkânsızlık (TBK m. 136) meydana gelir (Tekinay/Akman/Burcuoğlu/Altop s. 1003). Bu hâlde taraflar arasında risk dağılımı yapılması gerekir. Bir başka deyişle, mücbir sebebin meydana getirdiği ifa imkânsızlığına kimin katlanacağı belirlenmelidir (Serozan, Rona: İfa, İfa Engelleri, Haksız Zenginleşme (Kocayusufpaşaoğlu, N./Hatemi, H./Serozan, R./Arpacı, A.: Borçlar Hukuku Genel Bolum C.3), İstanbul 2016, §15 N.4). Mücbir sebebin en önemli unsuru kaçınılmazlık unsuruna değinmek gerekirse; mücbir sebep, mutlak ve kaçınılmaz olarak borcun ihlâline sebep olmalıdır. Kaçınılmazlık, objektif ve mutlak bir kavramdır. Sözleşmeye bağlılık ilkesine göre, sözleşmenin tarafları dürüstlük kuralı (4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m. 2/1) gereği borçlarını ifa etmek için gerekli her tür çabayı göstermelidir. Mücbir sebepte, mevcut her türlü tedbirin alınmasına ve her türlü imkân ve araca rağmen mücbir sebebin doğurduğu sonuçlar önlenememektedir. (Tekinay/Akman/Burcuoğlu/Altop, s. 539). Kaçınılmazlık, borçlunun kişisel ve ekonomik durumu dikkate alınmadığı için mutlaktır...Kaçınılmazlığın mutlaklığı ile kastedilen, bilimsel ve teknolojik gelişmelere göre her türlü tedbirin alınmasına, her türlü özenin gösterilmesine rağmen; borcun ifa edilememesine neden olan olayın sadece borçlu tarafından değil, hiç kimse tarafından önlenememesidir. Bu sebeple kaçınılmazlık unsuru değerlendirilirken borçlunun kişisel veya ekonomik durumu dikkate alınmaz. Mücbir sebebin varlığı için gereken diğer unsur olayın doğuracağı sonuçların öngörülemez olmasıdır. Bir olayın varlığı sözleşmenin kurulduğu sırada öngörülebiliyorsa ve buna rağmen sözleşmede gerçekleşmesi muhtemel o olaya ilişkin bir hüküm yoksa bunun riskini borçlu üstlenmiş demektir. Öngörülemezlik, sözleşmenin kurulduğu sıradaki durum esas alınarak belirlenir. Borçlu, sözleşmenin kurulduğu sırada olayın doğuracağı sonuçları öngörebiliyorsa mücbir sebebe dayanarak borcun ifasından kurtulamaz." tespitlerine yer verilerek mücbir sebebin varlığının hangi koşullarda kabul edileceği açıkça belirtilmiştir. Bu bilgiler ve tespitler ışığında tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı yüklenicinin edimini ifada 36 günlük gecikmesinde Covid-19 pandemisine dayalı mücbir sebebi haklı gerekçe olarak ileri süremeyeceği anlaşılmaktadır. Zira, taraflar arasındaki sözleşmenin imza tarihi 21/12/2020 olup Dünya Sağlık Örgütü tarafından Covid-19 pandemisinin ilan edildiği tarih 11/03/2020 tarihidir. Bu durumda, davacı yüklenicinin davalı ile dava konusu eser sözleşmesini imzaladığı tarihte Covid-19 pandemisi dünya ölçeğinde mevcut olup sözleşmenin pandemi sürecinde imzalandığı tartışmasızdır. Taraflar arasındaki sözleşmenin 11/a maddesinde açıkça mücbir sebep halleri belirtilmiş olup sözleşmenin imzalandığı tarihte mevcut ve tahmini mümkün olmayan ayrıca yüklenici davacı tarafından engellenemeyecek olayların mücbir sebep sayılacağı hükme bağlanmıştır. Bu nedenle; değinilen sözleşme hükmü ile yukarıda atıf yapılan YHGK emsal ilamı birlikte gözetildiğinde davacının somut olayda Covid-19 pandemisine mücbir sebep olarak dayanamayacağı kanaatine varılmıştır. Davalıya karşı davacının edimini ifada 6098 sayılı TBK'nın 117.m. bağlamında 136 günlük (kusurlu) temerrüdü sabit olduğuna göre; sözleşmenin 9/a maddesi gereğince davacının süresinde teslim etmediği sözleşme konusu ürünler nedeniyle sözleşme tutarının %0,5 oranında günlük gecikme cezasını davalı işverenin davacı yükleniciden talep hakkı doğmuştur. Buna göre; sözleşme bedeli 380.000 USD olup günlük gecikme cezası (380.000*0,05) 1.900 USD olmasına göre yapılan hesaplama sonucunda davacı yüklenicinin 36 günlük gecikmesine karşılık 1.900 USDx36=68.400 USD gecikme cezasını davalı tarafa ödemekle yükümlü olduğu kanaatine varılmıştır. Dosyamızda sözleşmenin 9/a maddesinde düzenlenen gecikme cezası hukuki niteliği itibariyle 6098 sayılı TBK'nın 179/2 m.gereğince ifaya eklenen cezai şart niteliğindedir. Bilindiği üzere; 6098 sayılı TBK'nın 179. v.d. maddelerinde düzenlenen cezai şart, sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi halinde borçlunun belirli bir miktar para ödeme taahhüdüdür. Anılan maddenin 1. fıkrasında seçimlik şart, 2. fıkrasında ise ifaya eklenen şart düzenlenmiştir.İfaya eklenen cezai şartın düzenlendiği Türk Borçlar Kanunu'nun 179. maddesinin 2. fıkrasında; "Ceza, borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklı, hakkından açıkça feragat etmiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça, asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir.” hükmü mevcuttur. Gecikme cezasının (cezai şart) talep edilebilmesi için sözleşmede açıkça kararlaştırılmış olmadıkça, gecikmiş ifanın çekincesiz olarak kabul edilmemesi gerekir. Taraflar arasındaki sözleşmenin "gecikme ve cezalar" başlıklı 9/4 maddesinde açıkça; "Sözleşmenin feshedilmesi ve/veya tazminat hakkının kullanılması aynı zamanda cezai şartın talep edilmesine engel değildir. İşveren, sözleşmeyi tek taraflı olarak feshedip aynı zamanda cezai şartı da talep edebilir. Gecikme cezası varsa yüklenicinin teminatından yoksa yükleniciye yapılacak ödemelerden kesilir ya da genel hükümlere göre tahsil edilir." düzenlemesine yer verildiği dikkate alındığında davalı yüklenicinin söz konusu gecikme cezasını davacı yükleniciye karşı çekince ileri sürmediği halde kendisinden talep edebileceği ve gerektiği takdirde yükleniciye ödemekle yükümlü olduğu iş bedeli alacağından tahakkuk eden gecikme cezası alacağını mahsup etmekte haklı olduğu anlaşılmıştır. Dosyamızda davacı yükleniciye sözleşme konusu iş kapsamında yapılan ödemelerin mahsubundan sonra davacı tarafından davalı işveren aleyhine bakiye 68.500,60 USD alacağın tahsili talebiyle dava konusu icra takibi başlatılmıştır. Davacı yüklenicinin dava konusu icra takip tarihi itibariyle anılan miktarda davalıdan bakiye işbedeli alacağı mevcut ise de; yukarıda açıklandığı üzere davalı işverene karşı temerrüdü nedeniyle davalının kendisinden sözleşme kapsamında talep hakkı doğan 68.400,00USD gecikme cezası alacağı mevcuttur. Davalının talep edebileceği gecikme cezası alacağının davacı yüklenicinin davalıdan talep edebileceği alacağından mahsubu sonrasında (68.500 USD-68.400USD ) davacı yüklenicinin davalıdan dava konusu dava konusu takip tarihi itibariyle 100,60 USD bakiye alacağı talep etmekte haklı olduğu" gerekçesi ile, davanın kısmen kabulüne, davalının Ankara 5.Genel İcra Dairesi’nin 2024/8220 E. sayılı takip dosyasına vaki haksız itirazının 100,60 USD asıl alacak ile sınırlı olarak iptaline, takibin anılan asıl alacak ile asıl alacağa takip talebindeki koşullarda işleyecek faizi ile birlikte devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, İİK 67.m. gereğince hüküm altına alınan yabancı para alacağının dava tarihindeki TL efektif kuru karşılığı esas alınarak 647,16 TL icra-inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; yerel mahkeme kararının gerekçesiz olduğunu, mahkemece yargılama sırasında öne sürdükleri beyanlarının ve sunulan delillerin gereği gibi incelenip değerlendirilmeden dosyanın karara bağlandığını, müvekkilinin savunma hakkının engellendiğini, davalı borçlu tarafından icra takibine karşı ileri sürülen itiraz sebeplerinin yerinde olmadığını, yerel mahkemece mücbir sebep hususunda yeterli ve gerekli inceleme yapılmadan karar verilmesinin doğru olmadığını, Ülkemiz ve dünya genelinde yaşanan Covid - 19 salgını ve etkileri göz önüne alındığında mücbir sebep halinin varlığının ortaya çıkacağını, ham madde kaynağının tekel durumunda ve yurt dışında bulunan bir firmadan tedarik edildiğini, bu firmanın tedariki geciktirmesi halinde ikamesinin mümkün olmadığını, ayrıca davalının herhangi bir ihtirazı kayıt sunmaksızın müvekkilinin ifasını kabul ettiğini, ifaya ekli cezai şartın istenebilmesi için gecikmiş ifanın çekincesiz kabul edilmemiş olması gerektiğini, yerel mahkemece eksik inceleme ve araştırma neticesinde verilen kararın isabetli olmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davacıdan tahsili ile hazine'ye irat kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının davacı üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından davalı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 Sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay'da TEMYİZ yolu açık olmak üzere 22/04/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan E-imzalıdır Üye E-imzalıdır Üye E-imzalıdır Katip E-imzalıdır