Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2024/2459 E. , 2024/4907 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2024/2459 Karar No : 2024/4907 DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALILAR : 1- ... Anonim Şirketi VEKİLİ : Av. ... 2- ... -ANKARA VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : Konya ve Niğde İlleri sınırları içerisinde tesis edilecek olan Bor OSB TM-... DM Enerji Nakil Hattının yapımı amacıyla elektrik dağıtım yerlerinin mülkiyet şeklinde, hat emniyet sahalarının ise irtifak hakkı kurulmak sure
Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2024/2459 E. , 2024/4907 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2024/2459 Karar No : 2024/4907 DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALILAR : 1- ... Anonim Şirketi VEKİLİ : Av. ... 2- ... -ANKARA VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : Konya ve Niğde İlleri sınırları içerisinde tesis edilecek olan Bor OSB TM-... DM Enerji Nakil Hattının yapımı amacıyla elektrik dağıtım yerlerinin mülkiyet şeklinde, hat emniyet sahalarının ise irtifak hakkı kurulmak suretiyle ... Anonim Şirketi Genel Müdürlüğü tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 29/10/2021 tarihli ve 3143 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 28/10/2021 tarih ve 4703 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararının, Konya İli, Ereğli İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... ve ... parsel sayılı taşınmazlar yönünden iptali istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI : Uyuşmazlığa konu taşınmazın bulunduğu mahallede tarımsal sulama alanlarının elektrik ihtiyacını karşılamak amacıyla voltajı yüksek ve ihtiyacı görecek şekilde hat düzenlemesi kararı verildiği, söz konusu Cumhurbaşkanı kararına hat belirlemesine ilişkin olarak itiraz ettikleri, belirlenen hattın elektrik mühendisliği kurallarına aykırı olduğu, hattın geçeceği alanlarda tarımsal üretim yapılamayacağı, hattın 2 adet çiftlik evinden ve ahırdan geçtiği, hattın tarlaları düzensiz olarak böldüğü, dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği ileri sürülmüştür. DAVALILARIN SAVUNMALARI: Davanın süresinde açılmadığı, enerji nakil hattının tesis edilmesinde kamu yararının bulunduğu ve yasal mevzuata uygun olduğu, mevcut enerji nakil hattında yaşanan gerilim düşüklüğü nedeniyle bölgenin enerji ihtiyacının karşılanamadığı, bölgedeki yerleşim yerlerinin ve tarımsal sulama faaliyetleri için gerekli olan enerji ihtiyacının karşılanması ve enerji kesintilerinin en aza indirilebilmesi, enerji ihtiyacının gerilim düşüklüğü olmayacak şekilde karşılanması amacıyla yeni bir enerji nakil hattının ivedi olarak tesis edilmesinin zorunluluk arz ettiği, dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu, davanın reddinin gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI ...'NUN DÜŞÜNCESİ : Dava, Konya İli, Ereğli İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... ve ... parsel sayılı taşınmazların Konya ve Niğde İlleri sınırları içerisinde tesis edilecek olan Bor OSB TM-... DM Enerji Nakil Hattının yapımı amacıyla elektrik dağıtım yerlerinin mülkiyet şeklinde, hat emniyet sahalarının ise irtifak hakkı kurulmak suretiyle ... Anonim Şirketi Genel Müdürlüğü tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 29/10/2021 tarihli ve 3143 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan, 28/10/2021 tarih ve 4703 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının iptali istenilmektedir. Dava dilekçesinde ... tarihli, ... sayılı ... Anonim Şirketi Yönetim Kurulu kararının da iptali istenmiş ise de davacı vekili tarafından 03/04/2024 tarihli dilekçeyle anılan Yönetim Kurulu kararının iptalinin sehven yazıldığı beyan edildiğinden uyuşmazlığın esası 28/10/2021 tarih ve 4703 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı yönünden incelenmiştir. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesinde; 3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın 10. madde esasları dairesinde ve 15. madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına 10. maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabileceği, bu Kanunun 3. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen hallerde yapılacak kamulaştırmalarda yatırılacak miktar, ödenecek ilk taksit bedeli olduğu düzenlemesine yer verilmiştir. 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununun "Tarımsal potansiyeli yüksek büyük ovaların belirlenmesi ve korunması" başlıklı 14. maddesinde: "Tarımsal üretim potansiyeli yüksek, erozyon, kirlenme, amaç dışı veya yanlış kullanımlar gibi çeşitli nedenlerle toprak kaybı ve arazi bozulmalarının hızlı geliştiği ovalar; kurul veya kurulların görüşü alınarak, Cumhurbaşkanı kararı ile büyük ova koruma alanı olarak belirlenir. Büyük ovalardaki koruma ve geliştirme amaçlı tarımsal altyapı projeleri ve arazi kullanım plânları, kurul veya kurulların görüşleri dikkate alınarak, Bakanlık ve valilikler tarafından öncelikle hazırlanır veya hazırlattırılır. Büyük ovalarda bulunan tarım arazileri hiçbir surette amacı dışında kullanılamaz. Ancak alternatif alan bulunmaması, kurul veya kurullarca uygun görüş bildirilmesi şartıyla; a) Tarımsal amaçlı yapılar, b) Bakanlık ve talebin ilgili olduğu Bakanlıkça ortaklaşa kamu yararı kararı alınmış faaliyetler, İçin tarım dışı kullanımlara Bakanlıkça izin verilebilir." hükmü yer almaktadır. Yukarıda yer verilen 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununun 14. maddesi uyarınca büyük ovalarda bulunan tarım arazilerinin tarım dışı amaçla kullanılabilmesine Bakanlıkça izin verilebilmesi için alternatif alan bulunmaması, kurul veya kurullarca uygun görüş bildirilmesi ve taşınmazda yürütülecek faaliyetin Bakanlık ve talebin ilgili olduğu Bakanlıkça ortaklaşa kamu yararı kararı alınmış faaliyetler kapsamında olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir. Dosyanın incelenmesinden, uyuşmazlığa konu taşınmazların tarla vasfında olduğu, taşınmazları da kapsayan alanın 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununun 14. maddesi uyarınca büyük ova koruma alanı olarak belirlendiği, Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu uyarınca verilmiş tarım dışı kullanma iznine ilişkin bilgi ve belge sunulmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda , uyuşmazlığa konu taşınmazların tarım dışı bir amaçla kullanılmasına ilişkin tesis edilen dava konusu acele kamulaştırma işleminde hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle 28/10/2021 tarih ve 4703 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının davaya konu taşınmazlar yönünden iptali gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra 2577 sayılı Yasanın 20/A maddesi uyarınca işin gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY: ... A.Ş. Yönetim Kurulu'nun ... Parsel ... tarih ve ... sayılı kararıyla; Konya ve Niğde il sınırları içerisindeki 28+196,97 km uzunluğundaki Bor OSB TM-... DM Enerji Nakil Hattı güzergahına isabet eden taşınmazlardan toplam 3392,26 m²’lik sahanın mülkiyetinin tescil edilebilmesi, hat emniyet sahası içinde kalan toplam 421744,07 m²’lik saha üzerinde de irtifak hakkı tesis edilebilmesi için 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nun 19. maddesinin 2/a fıkrası kapsamında, Genel Müdürlüğümüz tarafından 2942 sayılı Kanun ve ilgili mevzuat hükümleri uyarınca yürütülecek taşınmaz temini işlemlerinin gerçekleştirilmesi amacıyla kamulaştırma kararı alınmış, taşınmazların bulunduğu alanlar, 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'nun 14. maddesine göre “Büyük Ova Koruma Alanı” ilan edildiğinden, bu taşınmazlar üzerinde elektrik dağıtım tesislerinin kurulmasında kamu yararı bulunduğuna karar verilmiş, 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'nun 14. maddesi hükmü gereğince “Büyük Ova Koruma Alanı” olarak belirlenen alan içerisinde kalan taşınmazlarla ilgili olarak, 5403 sayılı Kanununun 14. maddesi kapsamında işlem yapılması amacıyla konunun Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'na intikal ettirilmesine karar verilmiştir. Dava konusu 28/10/2021 tarih ve 4703 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile, Konya ve Niğde İlleri sınırları içerisinde tesis edilecek olan Bor OSB TM-... DM Enerji Nakil Hattının yapımı amacıyla elektrik dağıtım yerlerinin mülkiyet şeklinde, hat emniyet sahalarının ise irtifak hakkı kurulmak suretiyle ... Anonim Şirketi Genel Müdürlüğü tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına karar verilmiştir. Bakılan dava, dava konusu acele kamulaştırma kararının davacıya ait taşınmazlar yönünden iptali istemiyle açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasanın 35. maddesinde: "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." hükmü yer almaktadır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 Nolu Protokolünün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesinde: "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez." hükmüne yer verilmiştir. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 3. maddesinin birinci fıkrasında, idarelerin kanunlarla yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını, bedellerini ödemek suretiyle kamulaştırabileceği düzenlenmiş; 5. maddesi ile kamulaştırma yapılabilmesi kamu yararı kararı alınması şartına bağlanmış; 5. maddede düzenlenen mercilerce verilen kamu yararı kararlarının onay mercilerinin düzenlendiği 6. maddesinin son fıkrasında da, onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine göre yapılacak hizmetler için kamu yararı kararı alınmasına gerek olmaksızın, yetkili icra organınca kamulaştırma işlemine başlanıldığını gösteren bir kararın alınması yeterli görülmüştür. Aynı Kanun'un 27. maddesinde ise, "3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın 10 uncu madde esasları dairesinde ve 15 inci madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına 10 uncu maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabilir." hükmüne yer verilmiştir. 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nun "Taşınmaz temini işlemleri" başlıklı 19. maddesinin 2. fıkrasında; "Elektrik piyasasında dağıtım faaliyetlerine ilişkin taşınmaz temini işlemleri ile ilgili olarak; a) Dağıtım faaliyetinde bulunan lisans sahibi özel hukuk tüzel kişilerinin lisansa konu faaliyetlerine ilişkin taşınmaz temini taleplerine yönelik işlemler, 2942 sayılı Kanun ve ilgili mevzuat hükümlerine göre TEDAŞ tarafından yürütülür. Taşınmaz temini talepleri TEDAŞ tarafından değerlendirilir ve uygun görülmesi halinde TEDAŞ tarafından karar alınır. Bu kapsamda alınan kararlar, kamu yararı kararı yerine de geçer ve herhangi bir makamın onayına tabi değildir..." kuralına yer verilmiştir. 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'nun "Tarım arazilerinin amaç dışı kullanımı" başlıklı 13. maddesinde; "Mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri ile sulu tarım arazileri tarımsal üretim amacı dışında kullanılamaz. Ancak, alternatif alan bulunmaması ve Kurulun uygun görmesi şartıyla; a) Savunmaya yönelik stratejik ihtiyaçlar, b) Doğal afet sonrası ortaya çıkan geçici yerleşim yeri ihtiyacı, c) Petrol ve doğal gaz arama ve işletme faaliyetleri, ç) İlgili bakanlık tarafından kamu yararı kararı alınmış madencilik faaliyetleri, d) Bakanlıklarca kamu yararı kararı alınmış plân ve yatırımlar, e) (Ek: 31/1/2007-5578/3 md.) Kamu yararı gözetilerek yol altyapı ve üstyapısı faaliyetlerinde bulunacak yatırımlar, f) (Ek: 26/3/2008-5751/1 md.) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun talebi üzerine 20/2/2001 tarihli ve 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu uyarınca yenilenebilir enerji kaynak alanlarının kullanımı ile ilgili yatırımları, g) (Ek: 26/3/2008-5751/1 md.) Jeotermal kaynaklı teknolojik sera yatırımları, İçin bu arazilerin amaç dışı kullanım taleplerine, toprak koruma projelerine uyulması kaydı ile Bakanlık tarafından izin verilebilir. (Ek cümle: 31/1/2007-5578/3 md.) Bakanlık bu yetkisini valiliklere devredebilir. Mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri ile sulu tarım arazileri dışında kalan tarım arazileri; toprak koruma projelerine uyulması kaydı ile valilikler tarafından tarım dışı kullanımlara tahsis edilebilir... ..." hükmü yer almaktadır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Usul Yönünden: Davanın süresinde açılmadığı iddiası bakımından; İdari işlemlerin nitelikleri gereği özel yasalarında genel dava açma süreleri dışında ayrı dava açma sürelerinin öngörülmüş olması halinde, idare tarafından idari işlemlerin nitelikleri ve tabi oldukları dava açma süreleri gösterilmedikçe özel dava açma sürelerinin işletilmesine olanak bulunmadığından, Anayasa’nın 40. maddesi hükmü uyarınca, özel dava açma süresine tabi olmasına rağmen bu hususun idari işlemde açıklanmaması halinde, dava konusu idari işlemin tebliği tarihinden itibaren özel dava açma süresinin değil, altmış günlük genel dava açma süresinin uygulanması gerekmektedir. Acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanlığı kararının Resmi Gazete'de yayımlanması ilgililere tebliğ hükmünde olmadığından acele kamulaştırmaya ilişkin işlemlerin Anayasada yer alan bir temel hak ve özgürlük olan mülkiyet hakkını kısıtlayıcı nitelikte bireysel işlem olması karşısında otuz gün içinde dava açılacak idarenin gösterilmesi suretiyle ilgiliye tebliğ edilmesi, Anayasada güvence altına alınmış olan hak arama özgürlüğünün de gereğidir. Bu çerçevede, muhatapları açısından subjektif ve kişisel nitelikte olan acele kamulaştırma kararlarının, usulüne uygun yazılı bildirimi üzerine otuz gün içinde veya öğrenme üzerine altmış günlük genel dava açma süresi içinde dava konusu edilebileceği, bu durumda 2577 sayılı kanunun 20/A maddesinin uygulanamayacağı sonucuna ulaşılmaktadır. Nitekim, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 25/03/2015 tarihli, E:2014/5590, K:2015/891 sayılı ve Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 15/03/2022 tarih ve E:2021/2, K:2022/1 sayılı kararları da bu yöndedir. Uyuşmazlıkta, dava konusu Cumhurbaşkanlığı Kararının davacıya tebliğ edildiğine dair belgenin dosyaya sunulmadığı ve davacılar tarafından öğrenme tarihi üzerine üzerine süresi içinde davanın açıldığı anlaşılmış ve davalı idarelerin davada süre aşımı bulunduğu yönündeki itirazı yerinde görülmemiştir. Esas Yönünden: Anayasa’nın 35. maddesinin 2. fıkrasında mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceği belirtilmek suretiyle mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerin kanunda öngörülmesi gereği ifade edilmiştir. Özel mülkiyet hakkı korunması gereken temel insan hakları arasında sayılmış, Anayasa ve uluslararası sözleşmelerde mülkiyet hakkını korumaya yönelik düzenlemelerde mülkiyet hakkına müdahaleler olabileceği öngörülmüş ancak bu müdahalelerde kamu yararı gerekçesi, kanuni düzenleme gereği ve ölçülülük ya da orantılılık gibi uluslararası hukukun genel ilkelerinin varlığının dikkate alınması gerektiği, aksi durumda müdahalenin mülkiyet hakkı ihlaline neden olacağı kabul edilmiştir. Nitekim Anayasa Mahkemesi kararları ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarıyla da bu hususların açık bir şekilde ortaya konulduğu görülmektedir. Anayasa ve 2942 sayılı Kanun hükümleri uyarınca, idarelerin, kanunlarla yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, yetkili mercilerce alınacak kamu yararı kararı çerçevesinde ya da onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine dayanılarak, bedellerini ödemek suretiyle kamulaştırmaları; hatta 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde öngörülen şartların varlığı halinde, anılan Kanun'da ayrı bir usul olarak öngörülen acele kamulaştırma yöntemine de başvurulabilmeleri mümkündür. Anayasa'nın 35. maddesinin mülkiyet hakkının kamu yararı amacıyla ve kanunla sınırlanabileceğine ilişkin hükmü çerçevesinde, 2942 sayılı Kanun'la, kamulaştırma ve aynı zamanda acele kamulaştırma işleminin kurucu unsuru olan kamu yararının, yetkili mercilerce alınacak kamu yararı kararı ile ya da onaylı imar planı veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve proje ile ortaya konulması gerekliliği düzenlenmiştir. 2942 sayılı Kanunda, kamulaştırma işlemleri açısından olağan ve acele kamulaştırma olmak üzere iki ayrı usul düzenlenmiştir. Olağan kamulaştırma sürecinde; kamu yararının gerektirdiği hallerde gerçek ve özel hukuk tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan taşınmaz mallar kamulaştırılırken, öncelikle yeterli ödenek ayrıldıktan sonra, Kanun'un 5. ve 6. maddelerinde belirlenen mercilerce kamu yararı kararı alınır. Kamulaştırmayı gerçekleştirecek idarece, sırasıyla, aynı Kanun'un 7. maddesinde ayrıntısı belirlendiği üzere taşınmaza ilişkin ölçekli plan yapılır, taşınmazın maliki belirlenir, vergi beyan ve değeri tespit edilir ve tapuya kamulaştırma şerhi verilmesinin ardından Kanun'un 8. maddesine göre idarenin satın alma usulünü, karşılıklı anlaşmaya dayalı olarak denemesi gerekir. Bu yolla anlaşmaya varılamaması halinde, Kanun'un 10. maddesine göre idarenin ilgili belgelerle birlikte taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesinde kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmazın idare adına tescilini sağlamak amacıyla dava açması gerekir ve ancak mahkemece tescil kararı verildikten sonra idare, kamulaştırmaya konu taşınmaz üzerinde tasarruf edebilir hale gelir. Olağan kamulaştırma usulünde, asliye hukuk mahkemesi, idare adına tescil hükmü kurmadığı sürece, idarenin taşınmaza el atma ve taşınmaz üzerinde tasarrufta bulunma yetkisi bulunmamaktadır. Acele kamulaştırma usulü ise 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde belirlenen “3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacında” veya “aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde” veya “özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda” başvurulabilen, olağan kamulaştırma usulünden farklı olarak, idareye kamulaştırma işlemlerine ilişkin prosedürün sonuçlanmasını beklemeden, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere, ilgili idarenin istemi ile mahkemece, yedi gün içinde o taşınmaz malın Kanun'da belirtilen usule göre bilirkişilerce tespit edilecek değerinin, idare tarafından mal sahibi adına bankaya yatırılması şartıyla, o taşınmaz mala el koyma imkanı tanıyan ayrı bir usul olarak öngörülmüştür. Bu çerçevede, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesi incelendiğinde, kamulaştırma işlemlerinde öngörülen yöntemlerin bir kısmının uygulanmayarak taşınmaza acele el konulabilmesi yolu istisnai olarak başvurulabilecek bir yöntem olarak düzenlendiğinden, madde hükmü ile acele kamulaştırmada olağan kamulaştırmaya oranla özel koşulların varlığı aranmış ve üç durumda acele kamulaştırma yolu ile taşınmaza el konulmasına olanak tanınmıştır. Anılan hüküm uyarınca taşınmazların bir an önce kullanılmasına ihtiyaç duyulan, kamu düzenine ilişkin olarak acelilik halinin bulunduğu durumlarda Cumhurbaşkanınca, taşınmazların acele kamulaştırılmasına karar verilebilmektedir. 2942 sayılı Kanunun 27. maddesinde, acele kamulaştırma işleminin dayandırılacağı üç sebep unsurundan, “aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar verilen haller” bakımından, Kanun'da açık bir acelelik haline yer verilmediğinden, maddede öngörülen diğer iki koşuldan bağımsız şekilde, işlem tesisine dayanak olan acelelik halinin ve olağan kamulaştırma usulünden ayrılmasını gerektiren nedenlerin, kamu yararı ile özel mülkiyet hakkı arasındaki denge gözetilerek gerçekleşip gerçekleşmediğinin her somut olayda, projenin ve hizmetin niteliği, mahalli veya ulusal ihtiyacın ivedilikle karşılanması gerekliliği gibi hususlar da göz önünde bulundurularak yargı yerince değerlendirilmesi gerekmektedir. Acele kamulaştırma istisnai bir yöntem olduğundan, olağan kamulaştırma gerekçeleri dışında aceleliğin varlığına dair şartlarının ortaya konulması gerekmektedir. Acelelik koşulunun kamu düzenine ilişkin olması gerektiği ve kamu yararının ise, olağan kamulaştırma usulü ile sağlanması amaçlanan kamu yararından farklı olarak, acele kamulaştırma yapılmasını gerektiren, aceleliği zorunlu kılan bir yarar olduğu açıktır. Dolayısıyla, acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanlığı Kararlarının da kamu yararı amacına ve hukuka uygun olup olmadığına yönelik hukuki denetiminin; diğer idari işlemler gibi yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden incelenerek yapılması gerektiği açıktır. Yukarıda yer verilen açıklamalar çerçevesinde, dava konusu acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanlığı Kararı'nın "kamu yararı" ve "acelelik hali" ölçütleri yönünden ayrı ayrı incelenmesi gerekmektedir. Öte yandan, 5403 sayılı Kanun; toprağın korunması, geliştirilmesi, tarım arazilerinin sınıflandırılması, asgari tarımsal arazi ve yeter gelirli tarımsal arazi büyüklüklerinin belirlenmesi ve bölünmelerinin önlenmesi, tarımsal arazi ve yeter gelirli tarımsal arazilerin çevre öncelikli sürdürülebilir kalkınma ilkesine uygun olarak planlı kullanımının sağlanması amacıyla yürürlüğe konulmuş, arazi ve toprak kaynaklarının kullanım planlarının hazırlanması, koruma ve geliştirme sürecinde toplumsal, ekonomik ve çevresel boyutlarının katılımcı yöntemlerle değerlendirilmesi, amaç dışı ve yanlış kullanımların önlenmesi, korumayı sağlayacak yöntemlerin oluşturulmasına ilişkin usul ve esaslar belirlenmiştir. 5403 sayılı Kanun ile tarım arazileri koruma altına alınmış ve tarım arazilerinin tarımsal üretim amacı dışında kullanılamayacağı belirtilerek tarım arazilerinin ancak 13. maddede sayılan koşulların varlığı halinde tarım dışı kullanımına olanak sağlanmıştır. Bu kapsamda tarım arazisinin amaç dışı kullanımı, ancak arazinin, tarım dışı kullanımının sosyal veya ekonomik açıdan daha fazla kamusal yarar sağlayacağının yapılacak değerlendirme sonucunda belirlenerek Toprak Koruma Kurulunun uygun görüşü üzerine, Tarım ve Orman Bakanlığınca veya Valiliklerce tarım dışı kullanım izni verilmesi halinde mümkündür. Uyuşmazlıkta, ... A.Ş. Yönetim Kurulu'nun ... Parsel ... tarih ve ... sayılı kararıyla; Bor OSB TM-... DM Enerji Nakil Hattı güzergahına isabet eden taşınmazların kamulaştırılması amacıyla, 6446 sayılı Kanun'un 19. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendi uyarınca kamulaştırma kararı alındığı, 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'nun 14. maddesi hükmü gereğince “Büyük Ova Koruma Alanı” olarak belirlenen alan içerisinde kalan taşınmazlarla ilgili olarak, 5403 sayılı Kanununun 14. maddesi kapsamında işlem yapılması amacıyla konunun Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'na intikal ettirilmesine karar verildiği, aralarında uyuşmazlık konusu taşınmazın da yer aldığı bazı taşınmazların acele kamulaştırmasına ilişkin dava konusu işlemin tesis edildiği, asliye hukuk mahkemesinde açılan bedel tespiti ve tescili davalarında mahkemece yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporların incelenmesinden, uyuşmazlığa konu taşınmazların sulu tarım arazisi niteliğinde olduğu ve uyuşmazlığa konu ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın 67,38 m²’lik kısmında mülkiyet, 2.503,02 m²’lik kısmında irtifak hakkı tesisi amacıyla, ... ada, ... parsel parsel sayılı taşınmazın ise 76,90 m²’lik kısmında mülkiyet, 4.264,91 m²’lik kısmında irtifak hakkı tesisi amacıyla kamulaştırma yapıldığının anlaşıldığı, davalı idareler tarafından uyuşmazlığa konu taşınmazlar için verilmiş tarım dışı kullanma iznine dair bilgi ve belge sunulmadığı ve tarım faaliyetinin yürütülmesine engel bir durum bulunmadığından tarım dışı kullanma izni alınmasına gerek olmadığının belirtildiği anlaşılmaktadır. 5403 sayılı Kanun ile ülkemiz açısından kıt bir kaynak olan tarım arazilerinin verimli, dengeli ve ekonomik olarak değerlendirilmesi amaçlanarak, tarım arazilerinin amaç dışı kullanımı için birden çok koşulun bir arada bulunması öngörülmüş, bu bağlamda; tarım arazilerinin tarımsal üretim amacı dışında kullanılamayacağı, ancak alternatif alan bulunmaması ve sayma suretiyle belirtilen şartların bulunması durumunda; Toprak Koruma Kurulunun uygun görüşü üzerine, Tarım ve Orman Bakanlığınca veya Valiliklerce tarım dışı kullanım izni verileceği düzenlenmiştir. Uyuşmazlık konusu parsellerin tarım arazisi niteliği dikkate alındığında, tarım arazisinin amaç dışı kullanımına izin verilebilmesi için, Devlete yüklenilen tarım arazilerinin korunması ödevi ile sosyal veya ekonomik bazı zorunlu ihtiyaçlar arasında makul bir denge kurulması ve arazinin, tarım arazisi olarak mı amaç dışı kullanımının mı sosyal veya ekonomik açıdan daha fazla kamusal yarar sağlayacağının ortaya konulması suretiyle tarım dışı kullanım izin prosedürünün tamamlanmış olması gerekmektedir. Diğer yandan, Anayasa'nın 35. maddesi uyarınca mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla Anayasa'ya uygun olarak kanunla sınırlandırılabilmesi mümkündür. Ancak buna ilişkin düzenlemelerin öncelikle kamu yararına dayanması gerekmekte, bir taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkının kamulaştırma yolu ile kaldırılması, kamu yararının karşılanması zorunluluğunun özel mülkiyet hakkının korunmasından üstün tutulması şartına bağlıdır. Bu nedenle de taşınmazın tarım arazisi niteliğinde bulunması halinde, tarım dışı kullanımı gerektiren bir amaç için yapılan kamulaştırmalarda, 5403 sayılı Kanun uyarınca alınması gereken tarım dışı kullanım izninin alınmamış olması, mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla Anayasa'ya uygun olarak kanunla sınırlandırılabileceği yolundaki anayasal hükme de aykırı olacaktır. Bu durumda; iş bu kararın verildiği tarih itibarıyla uyuşmazlığa konu taşınmazlar için verilmiş tarım dışı kullanım izninin bulunmadığı anlaşıldığından, enerji nakil hattı bölgesindeki tarım arazilerinin enerji nakil hattı tesisi için tarım dışı amaçla kullanılabilmesi, Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu’na göre tarım dışı amaçla kullanım izni alınmasına yani bu arazilerin tarım dışı amaçla kullanılmasında kamu yararının bulunduğu hususunun tespitine bağlı olup, gerekli izin işlemleri sonrasında kamulaştırma kararı alınması gerektiğinden, dava konusu Cumhurbaşkanlığı Kararının uyuşmazlığa konu taşınmazlara yönelik kısmında hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Nitekim; mülkiyet kamulaştırmasına ilişkin tarım dışı kullanım izni alınması hususuna dair davanın reddi yolundaki Dairemizin 17/01/2024 tarih ve E:2022/9402, K:2024/414 sayılı kararının, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 10/06/2024 tarihli, E:2024/1020, K:2024/1339 sayılı kararıyla, iş bu kararda yer alan gerekçeyle bozulmasına ve dava konusu işlemin uyuşmazlığa konu parsellere ilişkin kısmının iptaline karar verilmiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Dava konusu işlemin uyuşmazlığa konu taşınmazlara ilişkin kısmının İPTALİNE, 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen ve davacılar tarafından yapılan toplam ...TL yargılama giderinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine, 3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ...-TL vekâlet ücretinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine 4. Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, 5.2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A-2-(g) maddesi uyarınca, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 25/09/2024 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY : Dava; Konya ve Niğde İlleri sınırları içerisinde tesis edilecek olan Bor OSB TM-... DM Enerji Nakil Hattının yapımı amacıyla elektrik dağıtım yerlerinin mülkiyet şeklinde, hat emniyet sahalarının ise irtifak hakkı kurulmak suretiyle ... Anonim Şirketi Genel Müdürlüğü tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 29/10/2021 tarihli ve 3143 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 28/10/2021 tarih ve 4703 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararının, Konya İli, Ereğli İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... ve ... parsel sayılı taşınmazlar yönünden iptali istemiyle açılmıştır. Dosyanın incelenmesinden; uyuşmazlığa konu ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın toplam alanının 41.062,41 m² olduğu, bu alanın sadece elektrik dağıtım tesis yerlerine ilişkin 67,38 m²’lik kısmının mülkiyet şeklinde kamulaştırılacağı, ... ada, ... parsel parsel sayılı taşınmazın toplam alanının 90.008,38 m² olduğu, alanın sadece 76,90 m²’lik kısmının kamulaştırılacağı, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın 2.503,02 m²’lik kısmının, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın ise 4.264,91 m²’lik kısmının hat emniyet sahaları için irtifak hakkı şeklinde kamulaştırılacağı, taşınmazın toplam alanının küçük bir kısmında mülkiyet kamulaştırması yapıldığı, mülkiyet kamulaştırması dışında kalan bölümlerinde tarım faaliyetinin yürütülmesine engel bir durum bulunmadığı, bu sebeple uyuşmazlığa konu taşınmaz için tarım dışı kullanım izni alınmasına gerek olmadığından, davanın reddi gerektiği oyu ile aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyoruz.