11. Ceza Dairesi 2025/6014 E. , 2026/3020 K. "" MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2024/3811 Değişik iş SUÇ :Tacir veya şirket yöneticileri ile kooperatif yöneticilerinin dolandırıcılığı KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 22…
11. Ceza Dairesi 2025/6014 E. , 2026/3020 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2024/3811 Değişik iş SUÇ :Tacir veya şirket yöneticileri ile kooperatif yöneticilerinin dolandırıcılığı KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 22.02.2024 tarihli ve 2023/224365 Soruşturma, 2024/31991 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin merci İstanbul Anadolu 9. Sulh Ceza Hakimliğinin 26.03.2024 tarihli ve 2024/3811 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271/4. maddesi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 26.03.2024’de kesinleştiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 04.12.2025 tarihli ve 2024/35818 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 15.12.2025 tarihli ve KYB-2025/143079 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 15.12.2025 tarihli ve KYB-2025/143079 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla soruşturmanın genişletilmesine karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında, Dosya kapsamına göre, müştekinin şikayet dilekçesi ile özetle, 2022 model ... marka araç almak için ... Şirketine belirli tarihlerde toplam 500.00,00 Türk lirası ödeme yaptığını, 15 gün içinde aracı teslim edeceklerini söylemelerine rağmen aracın teslim edilmediğini, 13.06.2023 tarihinde şüpheli ...'un kendisini arayarak sigorta, kasko ve noter ücreti için 28.100,00 Türk lirası ödeme yapması karşılığında aracın 15.06.2023 tarihinde teslim edileceğini söylediğini, ancak bu ödemeyi de yapmasına rağmen aracın teslim edilmediğini, telefonlarından şüphelilere ulaşamadığını belirterek şikâyetçi olması üzerine yürütülen soruşturma neticesinde, şüphelilerin müştekiyi ustaca bir hile ile dolandırdıklarına dair müştekinin soyut beyanı dışında delil bulunmadığı, taraflar arasındaki uyuşmazlığın esasen araç satış sözleşmesinden kaynaklanan hukuki ihtilaf mahiyetinde olduğundan bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de; Şüpheli ...'un savcılık ifadesinde, müştekinin şikayetinde belirttiği araç için şirket hesabına 528.100,00 Türk lirası ödeme yaptığını, müşteki ve diğer şüpheli olan şirket çalışanı ...'in akraba olduklarını, şüpheli ...'ın daha sonra borç istemesi üzerine kendisine ödeme yaptıklarını, ayrıca müştekinin araç alımı için gönderdiği paranın 400.00,00 Türk liralık kısmının müştekiye iade edilmesi amacıyla bu tutarı da şüpheli ...'a gönderdiklerini, ancak şüphelinin bu tutarı müştekiye ödemediğini, kendilerinin ayrıca müştekiye para iadesinde bulunmadıklarını beyan ettiği, şüpheli ...'un savcılık ifadesinde, şüpheli ...'in babası, diğer şüpheli ...'ın firma çalışanı olduğunu, müşteki ile yetkilisi olduğu şirket adına diğer şüpheli ...'ın görüşme yaparak araç alımı hususunda anlaşma yaptıklarını, bu anlaşmaya istinaden müştekinin şirket hesabına peyderpey 528.100,00 Türk lirası ödeme yaptığını, daha sonra diğer şüpheli ...'ın kendilerinden borç para istemesi üzerine müştekinin de gönderdiği para dahil olmak üzere yüklü miktarda adı geçen şüpheliye borç verdiklerini, ancak şüpheli ...'ın bu tutarı geri ödemediğini, müştekinin zararını karşılayacaklarını beyan ettiği, şüpheli ...'in savcılık ifadesinde, müşteki ...'un kendisinin kaynı olduğunu, müştekinin araç almak istemesi üzerine daha önce kendisinin araç aldığı ... şirketine yönlendirdiğini, müştekinin de giderek aracını beğenip firmaya 500.000,00 Türk lirası ödeme yaptığını, daha önce bu şirketle yaptığı ticarette sıkıntı olmadığından müştekiyi araç alımı hususunda anılan firmaya yönlendirdiğini, ilgili firmanın aracı teslim edememesinin kendisiyle ilgisinin olmadığını beyan ettiği anlaşılmakla, müştekinin savcılık ifadesinde belirttiği plaka bilgisi dikkate alınmak suretiyle söz konusu aracın trafik tescil bilgilerinin ilgili kurumlardan celp edilmesi, şüpheliler ve bahse konu otomotiv şirketine ilişkin olarak müştekinin ödeme yaptığı tarih ve sonrasını kapsar hesap hareketlerini gösterir banka kayıtlarının dosya arasına alınarak müştekinin yaptığı ödemelerin iadesine yönelik transfer olup olmadığının tespit edilmesi, şüpheliler haklarında benzer şekilde dolandırıcılık suçundan soruşturma yürütülüp yürütülmediğinin araştırılması; bunların yanı sıra olayın aydınlatılmasına yarar diğer delillerin toplanmasının ardından yapılacak inceleme sonucuna göre şüphelilerin hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, eksik soruşturmaya dayalı olarak verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.“ Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. 5271 sayılı Kanun‘un 160 ıncı maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir. 2. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172 nci maddesinin birinci fıkrası; “(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir. Şeklinde düzenlenmiştir. 3. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173 üncü maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. (2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir. (3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir. Hükümleri yer almaktadır. 4. Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere; Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172 nci maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir. 5. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir. 6. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; şikayetçi ...'un, şüphelilerden ... aracılığı ile ... isimli firmanın yetkilileri olan diğer şüpheliler ... ve ...'dan 08... plakalı aracı 500.000,00 TL karşılığında satın almak üzere anlaştığının, aracın 2023 yılı Haziran ayında teslim edileceğinin bildirildiğinin, şikayetçi tarafından belirtilen hesaba banka yoluyla paranın gönderildiğinin, şüphelilerin 14.06.2023 tarihinde şikayetçiyi arayarak noter, sigorta, çekici ve diğer işlemler için 28.100,00 TL daha istediklerinin, bu paranın da gönderilmesine karşın aracın teslim edilmediğinin ve paranın da iade edilmediğinin bu şekilde şüphelilerin haksız menfaat temin ederek atılı suçu işlediklerinin iddia olunması ile şüphelilerden ... ve ...'un alınan ifadelerinde; ...'in firma çalışanı olup anlaşmayı bu kişinin yaptığını, şikayetçinin gönderdiği parayı ...'a verdiklerini ancak kendisine ulaşamadıklarını söylemelerine rağmen, şüpheli ...'in alınan ifadesinde; yalnızca satışa aracı olduğunu ve olayla bir ilgisinin bulunmadığını beyan etmesi karşısında; ticaret sicil kayıtları celbedilerek ... Limited Şirketinin kuruluş tarihinden itibaren yetkili ve ortaklarının tespit edilmesi, ...'in şirket çalışanı olup olmadığının, kendisine gönderilen herhangi bir para bulunup bulunmadığının kuşkuya yer bırakmayacak bir şekilde belirlenmesi, banka hesap hareketlerinin ve trafik-tescil kayıtlarının getirtilmesi, suç tarihinde bahse konu aracın kime ait olduğunun, şüphelilerin aracı satış yetkilerinin bulunup bulunmadığının, ... vb. işlemler için müracaat edip etmediklerinin ortaya konulması, şüpheliler hakkında benzer suçtan yürütülen soruşturma ve kovuşturma dosyalarının getirtilerek incelenmesi, bu dosyayı ilgilendiren delillerin onaylı suretlerinin dosya arasına alınması, sonucuna göre şüphelilerin hukuki durumlarının takdir ve tayin edilmesi gerekirken; "...müştekinin ağır, yoğun ve ustaca bir hile ile sergileniş açısından inceleme ve denetleme imkânını ortadan kaldıracak nitelikte hile ve desiseyi hâvî birtakım hareketlerle şüpheliler tarafından dolandırıldığına ve şüphelilerin birtakım hileli davranışlarla müştekiyi aldattıklarına, müştekinin veya başkasının zararına olarak bu yolla kendilerine veya başkasına bir yarar sağladıklarına dair müştekinin mücerred beyan ve iddiaları hâricinde maddî ve müşahhas hiçbir delil bulunmadığı gibi müştekinin şüphelilere yönelik vakî şikayetinin esâsen araç satış sözleşmesinden mütevellid ve hususî hukuk hükümlerine tâbi alacak&borç münasebeti ve hukukî ihtilaf kapsamında kaldığı ve bu ihtilafın ancak yetkili ve görevli icra dairesi veya hukuk mahkemesinde bu nevi taleplerin karşılanabileceği..." şeklindeki hatalı gerekçe ve eksik soruşturma neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. İstanbul Anadolu 9. Sulh Ceza Hakimliğinin 26.03.2024 tarihli ve 2024/3811 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 23.03.2026 tarihinde karar verildi.