(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/3953 E. , 2009/4609 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 09.08.2004 gününde verilen dilekçe ile sınır tesbiti ile muarazanın giderilmesi ve müdahalenin önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 05.11.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... Muhtarlığı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra
**(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/3953 E. , 2009/4609 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 09.08.2004 gününde verilen dilekçe ile sınır tesbiti ile muarazanın giderilmesi ve müdahalenin önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 05.11.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... Muhtarlığı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, köy idare sınırının tespiti ve köye ait sınırlar içerisinde kalan mera ile yaylaklara haksız elatmanın önlenmesi istemi ile açılmıştır. Davalı, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, 04.09.2008 tarihli bilirkişi raporunun ekindeki krokide, kırmızı ve ... hatlarla işaretlenen 4072064 m2 yüzölçümündeki yerin davacı köyün idari sınırları içerisinde kaldığının tespitine, bu yerdeki mera ve yaylaklara davalı köyün elatmasının önlenmesine karar verilmiştir. Hükmü, davalı köy temyiz etmiştir. Burada öncelikle belirtilmesi gereken husus köy idari sınırlarının tespitinde mahkemelerin yetkili olup olmadığıdır. Çünkü, köy idari sınırlarının belirtilmesi görevi idari mercilere aittir. Mahkemenin bu saptamayı bir yana bırakarak idari makamların görevine giren bir konu hakkında hüküm kurması doğru değildir. Davacının mera ve yaylak yerleri ile ilgili iddiasına gelince; Mera, bir veya birden fazla köy veya kasaba halkına bağımsız veya birlikte tahsis edilmiş ya da kadimden beri hayvan otlatmak amacıyla kullanılan, hak sahiplerinin üzerinde intifa hakkı olan arazi parçasıdır. Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan mera, yaylak ve kışlaklar ... mülkiyete geçirilemez, amacı dışında kullanılamaz, zamanaşımı uygulanamaz, sınırları daraltılamaz (Mera Kanunu m.3,4) 31.05.1965 tarihli ve 4/2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile “...... başına bir köye ait bulunan mera, yaylak ve kışlakların tümünün veya bir parçasının bir başka köy sınırı içine alınmış olması halinde, sınır değişikliğinin ikinci köye bir yararlanma hakkı sağlamayacağı ve ilk köyün eskiden olduğu gibi bu yerlerden ... başına yararlanacağı” öngörülmüş olup, bu karar 4342 sayılı Mera Kanununun 29. maddesi ile de yasa hükmü haline gelmiştir. Böylece, bir köy ya da belediye sınırları içinde kalan mera, yaylak ve kışlaklar üzerinde bir başka köy veya belediyenin de intifa hakkı olabileceği kabul edilmiş, idari sınırların aidiyetin belirlenmesinde önemi olmadığı vurgulanmıştır. İdari sınırlar sadece yetkili mahkemenin saptanmasında önem arz eder. Meraya elatmanın önlenmesi davası, kadim yararlanma hakkı olan köy veya belediye tüzel kişiliği ya da taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olması nedeniyle Hazine tarafından açılabilir. Aynı şekilde, bir yerin mera olduğu iddiasıyla köy veya belediye tüzel kişiliğinin ya da Hazinenin tapu iptali ve sınırlandırma istemiyle dava açmasına olanak vardır. Mera, yaylak ve kışlak davalarında, tahsise ya da kadim kullanma hakkına dayanılabilir. Tahsise dayanıldığında, dayanak belgelerin, ayrıca karşı tarafın savunmasında ileri sürdükleri kayıtların tüm geldileri ile birlikte merciinden getirtilmesi, kadimlik iddiası varsa bu hususun araştırılması, gerektiğinde köyün kuruluş tarihinin İçişleri Bakanlığından sorulması ve köyün kadim ya da muhdes olup olmadığının saptanması gerekir. Keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıkların çekişmeli mera veya yayla ile herhangi bir yararlanma ilişkisi bulunmayan, yansız anlatımda bulunabilecek, yöreyi iyi ... ve ... köy ya da kasabalarda yaşayan yaşlı kişilerden seçilmesi gerekir. Mahkemece yapılacak keşifte; tahsise dayanılıyorsa tahsis kayıtlarının yerel bilirkişi ve tanıklar aracılığı ile uygulanması, dava konusu yeri kapsayıp kapsamadığının belirlenmesi, taşınmazın mera olmadığı iddiasının bulunması halinde varsa ... taşınmazlara ait kayıtlar da uygulanarak dava konusu yeri ne şekilde okuduğunun ... taşınmazlarla ... yapısı kıyaslanarak uzman bilirkişiler aracılığı ile uyuşmazlığa konu yerin ve niteliğinin saptanması gerekir. Bu konuda ayrıca taraflar arasında daha önce geçerek kesinleşen mahkeme kararları da uygulanmalıdır. Kadimlik iddiasında ise, yerel bilirkişi ve tanıklara taşınmazın kim tarafından ve ne şekilde kullanıldığı ve sınırları sorularak sonuca gidilmelidir. Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında; Mahkemece, idari makamların çözümleyebileceği bir konu olan sınır tespiti talebinin esası hakkında hüküm kurulması doğru olmadığı gibi mera ve yaylak iddiasının eksik inceleme ve araştırmayla hükme bağlanması da yerinde değildir. Karar açıklanan nedenle bozulmalıdır. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 13.04.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.