T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/1228 KARAR NO : 2025/1602 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 08/05/2025 NUMARASI : 2018/467 E. 2025/269K. DAVANIN KONUSU : Alacak KARAR TARİHİ : 07.11.2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 07.11.2025 Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 08.05.2025 tarih 2018/467 E. 2025/269 K. sayılı kararın Dairemi…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/1228 KARAR NO : 2025/1602 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 08/05/2025 NUMARASI : 2018/467 E. 2025/269K. DAVANIN KONUSU : Alacak KARAR TARİHİ : 07.11.2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 07.11.2025 Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 08.05.2025 tarih 2018/467 E. 2025/269 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili ve davalılar vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı kooperatif yetkilileri, davalılara kooperatif üyeliğine bağlı olarak 10.10.2002 tarihinde bağımsız bölüm tahsis edilerek tapu kaydının verildiğini, ancak davalıların akçalı yükümlülüklerinden kurtulmak amacıyla 2003 yılında kooperatif ortaklığından istifa ettiklerini, davalıların istifa iradesiyle birlikte kooperatife teslim etmesi gereken bağımsız bölümü icra marifeti ile tahliye ettikleri 23.01.2013 tarihine kadar tasarrufları altında tuttuklarını, istifadan sonra taşınmazın iade edilmemesi nedeniyle kooperatif tarafından bağımsız bölüm için yeni üye alınamadığını ve bu nedenle kooperatifin zarara uğradığı gibi bu dönem içinde davalıların kooperatif hizmetlerinden yararlanmasına rağmen genel giderlere de katılmadıklarını ileri sürerek, davalıların kooperatif hizmetlerinden yararlanması nedeniyle tahliye tarihi olan 23.01.2013 tarihine kadar hesaplanan genel giderlerden davalıların payına düşen 20.862,92 TL ile davalıların tasarrufları altındaki daireyi istifadan sonra da kullanımları nedeniyle istifa tarihinden taşınmazı boşalttıkları tarih olan 23.01.2013 tarihine kadar 61.940,00 TL'nin faizleriyle birlikte davalılardan 1/2 pay olarak tahsilini, İzmir 12.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/7 D. İş sayılı dosyasıyla yapılan tespit masrafları olan 584,85 TL ile taşınmazda meydana gelen hasar, zarar, ziyan vs. için şimdilik 600,00 TL'nin faizleriyle birlikte tahsilini, Karşıyaka 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2006/160 E.-185 Karar sayılı kararının Yargıtay incelemesi sonucunda verilen duruşma vekalet ücreti olan 550,00 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile tahsilini, cins tashihi yapılmamasının emlak vergisi bedelini faizi ve cezasıyla birlikte talep etme hakkı saklı kalmak üzere şimdilik 10,00 TL'nin tahsilini, Karşıyaka 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2004/182 Esas sayılı dosyasıyla açılan itirazın iptali davası için yapılan 17,60 TL masrafın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsilini, tapunun kooperatif adına geçirilmesinin masrafları olarak şimdilik 10,00 TL'nin tahsilini, Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 2004/182 Esas sayılı dosyasıyla açılan itirazın iptali davası kararına konu 575,00 TL vekalet ücretinin dava tarihinden itibaren faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmişlerdir. CEVAP : Davalılar vekili, davaya konu taleplerin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafından açılan tapu iptal davasının ancak 12.02.2013 tarihinde kesinleşmiş olmasına rağmen davacının taşınmazın haksız olarak müvekkiller tarafından kullanıldığını iddia ederek geriye dönük 9 yıl 8 günlük süre için ecrimisil istediğini, malik olarak taşınmazı kullanan davalıdan MK'nın 995. maddesi gereğince ecrimisil talep edilmesinin hukuken mümkün olmadığını, yine müvekkillerinin payına düşen genel gider payının Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/587 Esas ve 2014/311 Karar sayılı kararı ile 1.900,00 TL olarak belirlendiğini ve bu tutarın yine aynı kararda müvekkillerinin aidat alacağından düşüldüğünü, bu nedenle davacının 20.862,92 TL tutarındaki kooperatif genel gideri isteminin de haksız ve dayanaksız olduğunu, ayrıca kabul anlamına gelmemek kaydıyla davanın 30.12.2013 tarihinde açılmış olup davacı ancak 30.12.2008 tarihinden sonraki dönemler için ecrimisil talep edebileceğini, dava tarihinden 5 yıldan önceki alacakların zamanaşımına uğradığından dava edilmesinin mümkün olmadığını, müvekkillerinin diğer alacak kalemlerinden de sorumlu bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. DAİREMİZİN KALDIRMA KARARINDAN ÖNCEKİ İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafın ortaklığı daha önceden sona ermiş ise de bağımsız bölümün davalılar adına olan tapu kaydının iptaline ilişkin kararın 18.10.2012 tarihinde kesinleştiği, dolayısıyla bu tarihe kadar davalı tarafın iyiniyetli olduğu, ancak kararın kesinleşmesi ile davalı tarafın bağımsız bölümde oturmasının hukuka aykırı hale geldiği, davalıların 18.10.2012 tarihine kadar oturduğu dönem için davacının haksız işgal tazminatı istemesinin mümkün olmadığı, ancak tapu iptali ve tescil kararının kesinleştiği 18.10.2012 tarihinden meskenin boşaltıldığı 23.01.2013 tarihine kadar olan dönem için davalı tarafın daireyi haksız işgal etmesi nedeni ile davacının kira tazminatı talep edebileceği, davacının davalılardan toplam haksız işgal tazminatı alacağının 2.940,63 TL olduğu, davalının ayrılma payı belirlenirken hissesine düşen genel gider miktarının da dikkate alındığı ve davacı kooperatif lehine davalı ödemelerinden düşüldüğü, her halükarda ayrılma payının iadesi işleminde genel gider payının düşülmesi zorunlu olduğundan davacı kooperatifin davalılardan ayrıca genel gider istemesinin mümkün olmadığı, davalı tarafın meskeni boşalttıktan sonra hasar oluştuğu iddia edilmiş ise de tespit raporunda konuta verilen zararlar karşılığı mimari projeye aykırı imalatların bulunmadığı belirtilerek zarar tespitinin yapılmadığı, davacının iddiasının soyut olduğu, dolayısıyla hasar tutarı ile yargılama gideri niteliğinde ve bu kapsamda değerlendirilmesi mümkün olan delil tespiti giderinin istenmesinin mümkün olmadığı, emlak vergisi ve faizleri, tapu masrafı talepleri ile ilgili olarak meskenin tapusunun kooperatif adına geçirilmesi masrafı olarak 20.01.2015 tarihinde toplam 412,50 TL harcama yapılmış ise de yapılan masrafların dava tarihinden sonra olduğu, yine cins tashihi yapılmaması nedeni ile 04.09.2014 tarihinde ödenen emlak vergisi ve cezası toplamı 693,94 TL ise de bu ödemenin de dava tarihinden sonra yapıldığı, bu itibarla, tapu masrafı ile emlak vergisi ve cezası ödemelerinin dava tarihinden sonra yapılmış olması nedeni ile bu taleplerin usulden reddi gerektiği, Yargıtay tarafından hükmedilen vekalet ücretinin ilamlı icra takibine konu edilebilecek olup, işbu dava ile talep edilmesinde hukuki bir menfaat bulunmadığı, davacının 550,00 TL Yargıtay kararında belirtilen vekalet ücreti ile bu ücretin icra dosya harç ve masrafları, Yargıtay duruşmasına gidiş-dönüş yol ve konaklama giderleri de ilgili dosyada yargılama giderleri kapsamında değerlendirilmesi gereken bir husus olup bunların tahsili talebinin usule ve kanuna uygun olmadığı, davacının davanın açılmamış sayılmasına dair verilen kararda hükmedilen harç, vekalet ücreti ve yargılama giderleri ile ilgili taleplerinin de haksız olduğu gerekçesiyle davacının haksız işgal tazminatı talebinin kısmen kabulü ile; 2.940,63 TL haksız işgal tazminatının davalılardan mütesaviyen (eşit olarak) tahsili ile davacıya verilmesine, bu miktarın 401,33 TL'sına 01.11.2012'den, 935,00 TL'sına 01.12.2012'den, 935,00 TL'sına 01.01.2013'den, 669,30 TL'sına 24.01.2013'den itibaren yasal faiz yürütülmesine, fazlaya ilişkin haksız işgal tazminatı istemi ile davacının sair tüm taleplerinin reddine karar verilmiştir. DAİREMİZİN KALDIRMA KARARININ ÖZETİ : Dairemizce, dosya incelendiğinde, 31.12.2013 tarihinde açılan davada davacı kooperatif, eski ortağı olan davalıların kooperatiften istifa etmelerine rağmen kendilerine tahsis edilen ve adlarına tapuya tescil edilen konutu iade etmediklerinden davalıların yerine yeni ortak alınamadığını, bu nedenle zarara uğradığını ileri sürerek, davalıların istifa tarihinden taşınmazı boşalttıkları tarih olan 23.01.2013 tarihine kadar 61.940,00 TL kullanım bedeli talep ettiği, yine davalıların kooperatif hizmetlerinden yararlandığı için kooperatif genel giderlerinden paylarına düşen miktarın tahsilini istediği ve dilekçede belirtilen diğer alacakları talep ettiği görülmüştür.Mahkemece bu alacak kalemlerine ilişkin olarak yapılan incelemede, davalı tarafın ortaklığının daha önceden sona ermiş ise de taraflar arasındaki hukuki ilişki çerçevesinde davalının kooperatifçe tahsis edilen ve adına tapuda kayıtlı bulunan 4 nolu bağımsız bölümde oturmasına devam ettiği, anılan bağımsız bölümün davalılar adına olan tapu kaydının iptaline ilişkin 2008/250 Esas-2011/382 Karar sayılı kararın 18.10.2012 tarihinde kesinleştiği, dolayısıyla bu tarihe kadar davalı tarafın iyiniyetli olduğu, ancak kararın kesinleşmesi ile davalı tarafın söz konusu bağımsız bölümde oturmasının hukuka aykırı hale geldiği, bu durumda davalıların 18.10.2012 tarihine kadar oturduğu dönem için davacının haksız işgal tazminatı istemesinin mümkün olmayıp ancak tapu iptali ve tescil kararının kesinleştiği 18.10.2012 tarihinden meskenin boşaltıldığı 23.01.2013 tarihine kadar olan dönem için davalı tarafın daireyi haksız işgal etmesi nedeni ile davacının kira tazminatı talep etmesinin mümkün bulunduğu gerekçesiyle davacının davalılardan toplam haksız işgal tazminatı alacağının 2.940,63 TL olduğu, fazlaya ilişkin haksız işgal tazminatı alacağı isteminin yersiz olduğuna karar verilmiştir.Mahkemece, davalıların oturduğu bağımsız bölüme ilişkin olarak açılan tapu iptal ve tescil davası sonucu verilen kararın davalıların karar düzeltme istemlerinin reddine karar verilerek kesinleştiği 18.10.2012 tarihi esas alınmak suretiyle bu tarihten itibaren davalıların kullanımlarının haksız olduğu değerlendirilerek haksız işgal tazminatı hesaplanmış ise de davacı kooperatif tarafından davalılar aleyhine açılan söz konusu tapu iptal ve tescil davası ile el atmanın önlenmesi istemli davada mahkemece, kooperatifçe öngörülen giderlerin talep edildiği dönemde dava konusu konuttan davalıların yararlandığı, istifa beyanının akçalı yükümlülüklerinden kaçınma amacına yönelik olduğu, istifanın ortaklıktan çıkma anlamına geldiği, ortaklıktan çıkma iradesi ile birlikte ortaklık payı dahil ortaklıktan kaynaklanan tüm hakların kooperatife iadesinin gerekeceği sonucuna varılarak davanın kabulüne, davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile davacı kooperatif adına tapuya tesciline, davalıların taşınmaza vaki müdahalesinin önlenmesine, taşınmazın boş olarak davacıya teslimine karar verildiği, kararın temyiz ve karar düzeltme aşamalarından geçerek kesinleştiği anlaşılmıştır.Bu durumda kesinleşen mahkeme kararı ve taraflar arasında görülen diğer davalar da göz önüne alındığında, davalıların kooperatiften istifa etmek suretiyle ortaklıklarını sona erdirdikleri, ortaklıktan istifa ederek ortaklık ilişkisini sona erdirmelerine rağmen kooperatif tarafından tahsis edilen ve adlarına tapuya tescil edilen konutu kooperatife iade etmedikleri, davalıların ortaklıktan istifalarının akçalı yükümlülüklerinden kaçınma amacına yönelik olduğu ve istifanın ortaklıktan çıkma anlamına gelip ortaklıktan çıkma iradesi ile birlikte ortaklık payı dahil ortaklıktan kaynaklanan tüm hakların kooperatife iadesinin gerekeceği hususunun mahkeme kararında açıkça belirtildiği, verilen kararın Yargıtayca onanmak suretiyle kesinleştiği, davalıların ortaklıklarının sona ermesi nedeniyle ödedikleri aidatların iadesine ilişkin olarak kooperatife karşı açtıkları davanın 2014/587 Esas-2014/311 Karar sayılı davada hükme bağlanarak davalıların kooperatife yaptıkları toplam ödemeden paylarına düşen genel gider tutarı indirildikten sonra kalan miktarın ödenmesine karar verildiği, tüm bu hususlar ve taraflar arasındaki davalar ile Kooperatifler Hukuku, kooperatif ortağının kooperatife karşı olan sorumlulukları ve bu konudaki Yargıtay içtihatları bir arada değerlendirildiğinde, davalıların istifalarının kesinleştiği tarihten itibaren ortaklık ilişkisi nedeniyle kendilerine tahsis edilen ve tapuya tescil edilen konutu iade etmeleri gerekirken istifa ettikleri halde oturmaya devam etmeleri nedeniyle davacı kooperatife kullanım bedeli ödemekle yükümlü oldukları, bu durumda mahkemece davalıların istifalarının kooperatifçe kabul edildiği 15.01.2004 tarihinden taşınmazı boşalttıkları tarihe kadar olan dönem için kullanım bedelinin hesaplanması, davalıların zamanaşımı def'inin de değerlendirilerek davacı kooperatifin bu bedelin ne kadarını alma hakkının bulunduğunun belirlenmesi ve sonucuna göre haksız işgal tazminatına ilişkin taleple ilgili bir karar verilmesi gerekirken, ortaklıktan istifalarının akçalı yükümlülüklerinden kaçınma amacına yönelik olduğu kesinleşen yargı kararı ile saptanan davalı tarafın kendilerine ortaklık ilişkisi nedeniyle tahsis edilen konutta 18.10.2012 tarihine kadar oturmalarının mahkemece iyi niyetli bir davranış olarak kabulü ile sadece 18.10.2012-23.01.2013 tarihleri arasındaki dönem için hesaplanan haksız işgal tazminatının hüküm altına alınması doğru görülmemiştir.Öte yandan mahkemece, 2014/587 Esas-2014/311 Karar sayılı dosyada, davalının ayrılma payı belirlenirken hissesine düşen genel gider miktarının da dikkate alındığı ve davacı kooperatif lehine davalı ödemelerinden düşüldüğü, her halükarda ayrılma payının iadesi işleminde genel gider payının düşülmesi zorunlu olduğundan davacı kooperatifin davalılardan ayrıca genel gider istemesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davacının genel gider alacağına ilişkin talebinin reddine karar verilmiş ise de davacı kooperatif, dava dilekçesinde talep edilen giderlerin davalıların ortaklıktan istifa ettikleri halde kooperatife ait bağımsız bölümü kooperatife iade etmeyerek fiilen tasarruflarında bulundurdukları sürede kooperatif ortaklarının yararlandıkları hizmetlerden faydalanmaları nedeniyle talep edildiğini, hükme bağlanan 2014/587 Esas numaralı davada mahsup edilen, kanun gereği mahsup edilmesi gereken genel giderlerden davalıların payına düşen miktarın işbu davaya konu edilmediğini istinaf dilekçesinde de açıkça belirtmiştir.Bu durumda mahkemece, davalıların istifa etmelerine rağmen kooperatife iade etmedikleri konut nedeniyle faydalandıkları kooperatif hizmetlerinden ortak olmasalar bile yararlanmaları nedeniyle harcamalardan paylarına düşen miktardan sorumlu oldukları, bu miktarın hesabında 2014/587 Esas sayılı dosyada hüküm altına alınan genel giderler dışında kalan ve davacı kooperatifin ortaklık ilişkisine dayalı olarak sadece ortaklarından isteyebileceği giderlerin dışında kalıp davalıların da faydalandıkları, kooperatifçe yapılan hizmetlerden dolayı davalıların ödemeleri gerektiği halde ödemedikleri giderlerden davalıların paylarına düşen miktarın belirlenmesi ve davalının zamanaşımı defi de değerlendirilerek sonucuna göre, bu alacak kalemi hakkında bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile bu yöndeki alacağın reddine karar verilmesi de doğru görülmemiş olup, açıklanan hususlardaki deliller toplanmadan eksik inceleme ile karar verildiği anlaşılmakla istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün değildir.Bu durumda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a-6 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne ve ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. DAİREMİZİN KALDIRMA KARARINDAN SONRAKİ İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafın ortaklığı daha önceden sona ermiş ise de, taraflar arasındaki hukuki ilişki çerçevesinde davalının kooperatifçe tahsis edilen ve adına tapuda kayıtlı bulunan 26 nolu bağımsız bölümde oturmasına devam etmiştir. Bir kooperatif ortağı, ortaklık süresi boyunca aidat borçlarından 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu uyarınca sorumludur. Ortaklığın sona erdiği (istifa, çıkma, çıkarılma, vs...) tarihinden sonra doğan aidat borçlarından sorumlu değil ise de daireyi kooperatife geri vermeyip, kullanmaya devam etmiş ve genel hizmetlerden yararlanmakta ise, bu yararlanmanın karşılığı olan genel giderlerden de sorumlu olacaktır. Bu kapsamda bilirkişi raporunda yer alan hesaplamalar çerçevesinde, davalının 20.172,16-TL genel gider alacağında sorumlu olduğu görüş ve kanaatine varılmıştır. Her ne kadar davalı vekilince zaman aşımı itirazında bulunulmuş ise de, kooperatifin ortağı olmayan ve genel hizmetlerden yararlananlardan genel kurul kararına gerek olmaksızın bu yararlanmanın karşılığı olan genel giderlerin 6098 sayılı TBK’nın 526. maddesindeki vekaletsiz iş görme hükümlerine göre istenebileceği ve vekaletsiz iş görmeden kaynaklı alacağın zaman aşımı süresinin 10 yıl olduğu dikkate alındığında, davalı vekilinin zaman aşımı itirazının yerinde olmadığı görüş ve kanaatine varıldığını, davalı taraf, kooperatif ortaklığından istifa etmiştir. davalıların istifalarının kesinleştiği tarihten itibaren ortaklık ilişkisi nedeniyle kendilerine tahsis edilen ve tapuya tescil edilen konutu iade etmeleri gerekirken istifa ettikleri halde oturmaya devam etmeleri nedeniyle davacı kooperatife kullanım bedeli ödemekle yükümlü oldukları, bu durumda mahkemece davalıların istifalarının kooperatifçe kabul edildiği tarihten taşınmazı boşalttıkları tarihe kadar olan dönem için kullanım bedelinin hesaplanması, davalıların zamanaşımı def'i dikkate alınarak davacı kooperatifin bu bedelin ne kadarını alma hakkının bulunduğunun belirlenmesi ve belirlenecek bu tutara göre değerlendirme yapılması gerekmektedir. Bu çerçevede alınan bilirkişi raporunda da söz konusu tutar 38.530,12- TL olarak hesaplandığı, tüm dosya kapsamı, mahkeme kararı, İzmir Bölge Adliye Mahkemesinin 11. Hukuk dairesinin kaldırma kararı ve sonrası kaldırma kararı çerçevesinde yapılan yargılama ve toplanan deliller ile alınan bilirkişi raporu sonucunda davacının davasının kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir. Karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, mahkemece verilen kısmen kabul yönündeki kararın savunma ve itiraz dilekçe inde belirtilen hususlarda inceleme ve araştırma yapılmadan denetime elverişsiz rapor alınarak karar verildiği, dava dilekçesinde genel giderlerin 20.982,92 TL olarak belirtilmesine karşın mahkemece farklı bir tutar üzerinden verilen kararın yerinde olmadığı, haksız işgal tazminatı olarak talep edilen 61.940,00 TL lik tazminatın oldukça altında bir meblağ hükmedildiği, işgal tazminatı yönünden emsallerin hiç değerlendirilmediği, emsal değerlendirilmeden hazırlanan raporun ve bu rapor kapsamında hüküm kurulmasının yerinde olmadığını istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. Davalılar vekili, verilen kararın emsal nitelikte yüzlerce Yargıtay Hukuk Genel kurulu kararına aykırı olduğu, davalıların kooperatif tarafından inşaatın bitirilmesi ile tapularının 21/04/2003 tarihinde aldığı ve bu tarihten sonra taşınmazda malik sıfatıyla yararlandığı, Karşıyaka ATM'nin 2008/256 E 2011/384 K sayılı davasında verilen kararın kesinleşene kadar taşınmazda oturduğu ve dolayısıyla adı geçen dosyanın 12/02/2013 tarihinde kesinleşmiş olmasına rağmen bu tarihten sonraki döneme yönelik değil, bu tarihten önceki döneme dair iyi niyetli olunmadığına yönelik mahkeme değerlendirmesinin kabul edilemeyeceği, tapu kaydının davlılar adına olduğu dönem için ecrimisil talebinde bulunulamayacağı, Medeni Kanunun 995 maddesine göre davalıların iyi niyetinin korunması gerektiği, dilekçede emsal nitelikteki bir takım kararlardan alıntılar yapılmak suretiyle tapu iptal tescil davasının sonuçlanana kadar davalıların iyi niyetli kabul edilmesi gerektiğinden aksi yöndeki değerlendirmenin yerinde olmadığı, istifanın kesinleştiği tarihten önceki inşaat gider ve genel giderlerden sorumlu tutulabilecekken bu tarihten sonraki dönem için davalıların sorumluluğuna yönelik yapılan değerlendirme yerinde olmadığı gibi Karşıyaka ATM nin 2014/587 E 2014/311 K sayılı dosyasında genel gider tutarının 1.900,00 TL olarak belirlenmesine karşın mahkemece bu tutarın oldukça üzerinde genel giderlere hükmedilmesinin yerinde olmadığı, davalılar adına tescilden sonra her apartmanın kendi yönetimini oluşturduğu ve giderlerin de yönetime ödendiği bu husus dava dilekçesinde de açıkça kabul edildiği, diğer yönden dava tarihinden 5 yıldan önceki alacakların zaman aşımına uğraması sebebiyle sorumluluğun bulunmadığı hususları istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE : Dava, kooperatifin eski ortağı olan davalılara davacı kooperatif tarafından tahsis edilen konut nedeniyle kullanım bedeli, genel gider bedeli ile diğer alacakların tahsili istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle haksız işgal tazminatının ve genel giderlere ilişkin talebin kısmen kabulüne, diğer tüm taleplerin ise reddine karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Davalılar vekilince Karşıyaka ATM nin 2008/250 esas ve 2011/382 karar sayıl dosyasında verilen kararın kesinleşme tarihi değil de istifanın kooperatifçe kabul edildiği 15/01/20024 tarihinden itibaren haksız işgal kaynaklı ecrimisil tutar hesabının yapılmasının yerinde olmadığı zira TMK nın 995. maddesi kapsamında müvekkillerinin taşınmazda zilyet değil malik oldukları ve tapu kaydı davalılar üzerine olduğundan kararın kesinleşmesinden önceki aşamada kendilerinden ecrimisil talep edilemeyeceği belirtilmekle bu taleplere ilişkin birtakım Yargıtay kararları ileri sürülerek İDM'ce yapılan belirtilenin aksi yönündeki değerlendirmenin yerinde olmadığı gibi emsal kararlara da aykırı olduğu yönünde itirazlar ileri sürüldüğü görülmekte talebin değerlendirilmesi yapılmadan öncelikle tapu İptal tescil davasından kısaca bahsedilmesi gerekmiştir. Davacı kooperatif tarafından davalılar aleyhine Karşıyaka ATM nin 2004/157 esas sayılı dosyası üzerinden açılan tapu İptal tescil davasında Mahkemece 2004/360 karar sayılı ilam ile yapılan istifanın kooperatif kanunu ve ana sözleşmeye aykırı olduğu ve ortaklığın halen devam ettiği yönünde bilirkişi görüşü hükme esas alınarak davanın reddine karar verildiği, hükmün davacı vekilince temyizi üzerine Yargıtay 11 HD'nin 2001/15000 esas ve 2006/1789 karar sayılı ilamıyla davalının davacı kooperatif üyeliğinden ayrıldığı hususunun tarafların kabulünde olduğuna göre mahkemece üyeliğinin sona erdiği kabul edilerek işin esasına girilmesi gerektiği yönünde hükmün bozulduğu, bozma üzerine adı geçen mahkemenin 2006/160 esas sırasına kaydı yapılan uyuşmazlık yönünden 2006/185 karar sayılı ilam ile kooperatifte öngörülen giderlerin talep edildiği dönemde dava konusu konuttan davalıların yararlanmakta olduğu istifa beyanlarının ise akçalı yükümlülüklerden kaçınma amacına yönelik olduğu belirtilmekle birlikte istifa ile sona eren ortaklıktan kaynaklı hakların kooperatife iadesi gerektiğinin kabulü ile bu sefer davanın kabulüne karar verildiği, hükmün temyizi üzerine ise Yargıtay 11 HD'nin 2006/11208 esas ve 2008/3191 karar sayılı ilamı ile davanın ferdi tapu mülkiyeti kurulduktan sonra istifa yolu ile kooperatif ortaklığından ayrılana yöneltilen kooperatif ortaklığı yolu ile edinilen bağımsız bölüme ilişkin tapu kaydının iptaliyle bağımsız bölümün kooperatif adına tapuya tescil istemine ilişkin olduğu yönündeki uyuşmazlık tespiti ile yapılan değerlendirme neticesinde kooperatifte verilen ibranamede genel giderlere katılım payı dışında kalan borcun olmadığının belirtildiği göz önüne alındığında davalılarca bu yönden yapılan savunmaya itibar edilemeyeceğinin belirtildiği ve ancak ve bir takım eksiklikler sebebiyle hükmün bozulduğu, bunun üzerine yerel mahkemenin 2008/250 esas sırasına kayıt edilen uyuşmazlık yönünden eksikliğe yönelik yapılan incelemeler neticesinde 2011/382 karar sayılı ilam ile davanın yeniden kabulüne karar verilmekle birlikte hükmün temyizi üzerine Yargıtay 23 HD'nin 2012/765 esas ve 2012/3524 karar sayılı ilamı ile hükmün onanmasına karar verildiği ve karar düzeltme talebinin reddi neticesi hükmün kesinleşti görülmüştür. Bu kapsamda her ne kadar davalılarca haksız işgalden kaynaklı ecrimisil talebine yönelik davacının bu talebe hak kazandığı tarihin tapu İptal kararının kesinleşme tarihi olarak değerlendirilmesine yönelik kanaatin yerinde olmadığı belirtilmiş ise de yukarıdaki tapu iptal ve tescil istemine yönelik yargılamada istifanın taraflar arasında çekişmesiz hale geldiği tarihten sonraki dönemde davalıların kooperatif ortaklığından yararlanmaya devam ettikleri, yapılan istifanın akçeli yükümlülüklerden kurtulmak amacıyla yapıldığı ve İbranamenin de bu kapsamda değerlendirildiği hususlarına yönelik maddi vaka tespitlerinin iş bu yargılama yönünden benimsenmesi gerektiği bu nedenle de davalılarca peşin ödemeli üyelikten kaynaklı işlem sonucu olarak tapunun davalılar üzerine geçirildiği ve dolayısı ile haksız işgalci konumunda olunmadığı yönünde savunmasına kesin nitelikte maddi vakıa tespiti sebebiyle itibar edilmesinin mümkün olmadığı kabul edilerek ecrimisil talebinin 15/01/2004 tarihinden itibaren hesaplanmasının yerinde olduğu ve ancak ileri sürülen zamanaşımı defisi kapsamında talebin değerlendirilmesi gerektiğinden İDM'ce belirtilen yönden yapılan inceleme yerinde görülerek aksi yöndeki davalılar vekilinin istinaf itirazına, Mahkemece hükme esas alınan raporun yeterli teknik incelemeyi içerdiği gibi denetime de elverişli olduğu kabul edilerek davacı yanın ecrimisil talebi yönünden istinaf itirazlarına da itibar edilmemiştir. Kural olarak istifanın ulaştığı ya da kesinleştiği tarihten sonra doğan ortaklık borçlarından ortak sorumlu değil ise de somut olayda olduğu gibi taraflar arasında çekişmesiz vakıa olan istifaya rağmen yani istifanın kesinleşmesinden sonra davalıların daireyi kooperatife geri vermeyip, kullanmaya devam ettiği ve genel hizmetlerden yararlandığı anlaşıldığından eşit işlem ilkesi gereği bu yararlanmanın karşılığı olan genel giderlerden de talep halinde BK'nın vekaletsiz iş görme hükümlerine göre sorumlu olacağından (Yargıtay 23 HD'nin 2015/9334 esas ve 2016/1573 karar sayılı ilamı), 15/01/2004 tarihi ile taşınmazın fiilen boşaltıldığı tarih olan 28/01/2013 tarihi arası döneme yönelik 20.172,16 TL'lik hesaplama yerinde görülmekle davalı vekilince talep edilebilecek genel giderlerin 1.900,00 TL olduğu yönündeki savunmaya itibar edilmediği gibi dava tarihinden geriye doğru on yıllık zamanaşımının iş bu talep yönünden uygulanması gerektiği değerlendirilerek davalılar vekilinin belirtilen yönlerden istinaf itirazına itibar edilmediği gibi her ne kadar giderler yönünden eksik inceleme yapıldığı belirtilmiş ise de bilirkişi tarafından söz konusu talep yönünden yapılan inceleme ve araştırma yeterli görülmekle soyut nitelikteki iş bu istinaf istemi yönünden davacı vekilinin itirazına da itibar edilmemiştir. Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince davacı ve davalılar vekillinin istinaf başvurusunun ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin ve davalılar vekilinin istinaf başvurularının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 615,40 TL peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 3-Davalılar yönünden istinaf karar harcı olan 1.7074.009,95 TL'den peşin alınan TL'nin mahsubu ile bakiye 1.683,10 TL harcın davalılardan alınarak Hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf başvurusu nedeniyle davalılar tarafından yapılan giderlerin kendi üzerilerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 07/11/2025