4. Hukuk Dairesi 2009/5731 E. , 2010/2466 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 17/10/2008 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 03/02/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile …
**4. Hukuk Dairesi 2009/5731 E. , 2010/2466 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 17/10/2008 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 03/02/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir. 2-Davalının diğer temyiz itirazlarına gelince; dava, haksız şikayet nedeniyle kişilik haklarına saldırıdan dolayı uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davalı tarafından temyiz olunmuştur. Davacı, mahkeme hakimi olarak görevini yerine getirirken, davalı tarafından verilen dilekçelerle kişilik haklarına saldırıda bulunulduğunu ileri sürmüştür. Davalı ise, haksız davanın reddedilmesi gerektiğini savunmuştur. Yerel mahkemece, davalının dilekçelerle yer verdiği deyim ve sözcüklerin iddia ve savunma hakkı kapsamı dışında kaldığı ve davacının kişilik hakkına saldırı oluşturduğu gerekçesiyle, istemin bir bölümünün kabulüne karar verilmiştir. Davalı, dava dışı borçlu ... Bankası Genel Müdürlüğü aleyhine alacak davaları açmıştır. Kararın icra yoluyla alınması aşamasında, borçlu ... Bankası Genel Müdürlüğü ise takibinin durdurulması amacıyla ihtiyati tedbir isteyerek şikayet yoluna başvurmuştur. Davacının mahkeme hakimi olarak görev yaptığı Ankara 9. İcra Hukuk Mahkemesi'nce, 01/07/2008 günlü karar ile icra takibinin durdurulması istemi reddedilmişken, 07/07/2008 günlü kararla, yeni istem ve kanıtlar birlikte incelenerek dava sonuna kadar takibin durdurulmasına karar verilmiştir. Dosya içeriğinden, şikayetin yeniden incelenmesine ve sonunda durdurma kararına, alacak davasının görüldüğü mahkemece verilen kesinleşme şerhinin kaldırılması kararı olduğu anlaşılmaktadır. Davalı bu olaylar sonucu, davacı ile dava dışı kişiler hakkında tazminat davası açmış ve davacı hakimi reddeden dilekçeler sunmuştur. Davacı ise bu şikayet dilekçelerindeki sözler nedeniyle eldeki davayı açmıştır. Açılan tazminat ve davalı hakkındaki ceza davası henüz sonuçlanmamıştır. Kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse manevi tazminat ödetilmesini isteyebilir. Yargıç, manevi tazminatın tutarını belirlerken, saldırı oluşturan eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır. Tutarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel durum ve koşulların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde nesnel (objektif) olarak göstermelidir. Çünkü yasanın takdir hakkı verdiği durumlarda yargıcın, hak ve nısfetle karar vereceği Medeni Yasa'nın 4. maddesinde belirtilmiştir. Takdir edilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi (fonksiyonu) olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. Dava konusu olayların gelişimi, açılan davalar ve yukarıdaki ilkeler gözetildiğinde, davacı yararına takdir edilen 10.000,00 TL manevi tazminat fazladır. Daha alt düzeyde manevi tazminat takdir edilmek üzere kararın bozulması gerekirse de belirlenen bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası'nın 438/son maddesi gereğince, yerel mahkemece takdir edilen tutar % 50 oranda indirilerek davalının 5.000,00 TL manevi tazminat ile sorumlu tutulması suretiyle kararın düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (2) sayılı bentte gösterilen nedenlerle hüküm fıkrasının manevi tazminat tutarına ilişkin 1 nolu bendinde yer alan “…10.000,00…” biçimindeki sayıların silinerek yerine “…5.000,00…” sayılarının yazılmasına, harç alınmasına ilişkin 2 nolu bendinin tümden silinerek yerine 2 nolu bent olarak “2-Alınması gereken 270,00 TL karar harcının davalıdan alınarak Hazine'ye gelir yazılmasına, davacıdan peşin alınan 540,00 TL harcın karar kesinleştiğinde ve isteği durumunda davacıya geri verilmesine,” biçimindeki tümcenin yazılmasına; davacı yararına vekalet ücreti takdirine ilişkin 3 nolu bendinde yer alan “…1.200,00…” biçimindeki sayıların silinerek yerine “…600,00…” sayılarının yazılmasına; yargılama giderlerine ilişkin 4 nolu bendinde yer alan “…7,75…” biçimindeki sayıların silinerek yerine “…6,00…” sayılarının yazılmasına; davalının öteki temyiz itirazlarının ilk bentteki nedenlerle reddiyle kararın düzeltilmiş bu biçiminin ONANMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 08/03/2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.