2. Hukuk Dairesi 2007/19530 E. , 2008/3196 K. "" MAHKEMESİ :Dazkırı Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi TARİHİ :21.09.2006 Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Davacı N.G..’nün davalı A. G..’ye karşı Dazkırı Sulh Hukuk Mahkemesinde 8.2.2006 tarihinde açtığı velayetin nez’i ve …
**2. Hukuk Dairesi 2007/19530 E. , 2008/3196 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Dazkırı Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi TARİHİ :21.09.2006 Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Davacı N.G..’nün davalı A. G..’ye karşı Dazkırı Sulh Hukuk Mahkemesinde 8.2.2006 tarihinde açtığı velayetin nez’i ve vasi tayini davasında anılan Mahkemece 29.03.2006 tarih ve 2006/41 esas 2006/117 karar sayılı hüküm ile görevsizlik kararı verildiği, dosyanın gönderildiği Dazkırı Asliye Hukuk Mahkemesinde yapılan yargılama sonunda kısa kararda davanın kabulüne, 12.03.1997 doğumlu N. G..’nün babası A.G..’de olan velayetinin kaldırılmasına ve davacı dedesi N. G..’nün vasi olarak atanmasına karar verildiği, gerekçeli kararda, kısa karara aykırı olarak küçük N. G..’nün velayetinin dedesi N. G..’ye verilmesine karar verildiği, ayrıca kısa kararda hüküm altına alınmadığı halde, küçük ile davalı babası arasında kişisel ilişki kurulmasına ilişkin düzenlemelere de yer verildiği, bu suretle kısa kararla gerekçeli karar arasında çelişki yaratıldığı, hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmıştır. Tarafların tüm delilleri toplanıp, tetkik edildikten sonra Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 381. maddesine göre hazır olan tarafların dinlenip yargılamanın sona erdiği bildirilerek, aynı Kanunun 388. maddesi uyarınca kararın gerekçesi ile birlikte yazılması ve hüküm sonucunun 389. maddede öngörülen biçimde tefhim edilmesi asıldır. Anılan Kanunun 381. maddesinin son fıkrasının getirdiği ayrıcalığa dayanılarak zorunlu nedenlerle sadece hükmün sonucunun tutanağa geçirilip tefhim edilmesi ve gerekçeli kararın daha sonra yazılması hallerinde; gerekçeli kararın Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 389. maddesine uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren, tefhim ile aleniyet ve hukuki varlık kazanan kısa karara uygun olması zorunludur.Kısa kararı yazıp tefhim etmekle davadan elini çekmiş olan hakimin artık bu kararını değiştirmesi yasal olarak mümkün değildir. Diğer taraftan, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 335. maddesinde “ergin olmayan çocuk ana ve babasının velayeti altındadır.” hükmü yer almaktadır. Aynı Kanunun 404’üncü maddesinde de velayet altında bulunmayan küçüklerin vesayet altına alınacağı düzenlenmiştir. Sözü edilen yasal düzenlemelere göre velayet hakkı, münhasıran anne ve babaya tanınan bir hak olup, evlat edinme hali hariç, anne ve baba dışında hiç kimseye tevdi olunamayacağından, mahkemece gerekçeli kararda velayetin küçüğün davacı dedesine verilmesi şeklinde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır. Ayrıca, 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun “ Aile Mahkemelerinin görevleri” kenar başlığını taşıyan 4’üncü maddesinin birinci bendine göre: