Başvuru, temyiz başvuru dilekçesinin Yargıtaya ulaştırılmaması nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru, ceza infaz kurumunda tek kişilik odada tutulduğu, koridorda tıraş edildiği iddiaları gibi soruşturma ve kovuşturma evrelerinde gerçekleştirilen işlemler nedeniyle başka temel hakların ihlal edildiğine ilişkin şikâyetleri de içermektedir.
Başvuru, temyiz başvuru dilekçesinin Yargıtaya ulaştırılmaması nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru, ceza infaz kurumunda tek kişilik odada tutulduğu, koridorda tıraş edildiği iddiaları gibi soruşturma ve kovuşturma evrelerinde gerçekleştirilen işlemler nedeniyle başka temel hakların ihlal edildiğine ilişkin şikâyetleri de içermektedir. Başvuru 22/10/2019 tarihinde yapılmıştır. Komisyon, başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne ve başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, Bursa Cumhuriyet savcısı olarak görev yapmakta iken Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun (HSYK) 24/8/2016 tarihli kararıyla meslekten çıkarılmıştır. Başvurucu, hakkında başlatılan adli soruşturma sonunda açılan kamu davasında İstanbul Ağır Ceza Mahkemesince (Mahkeme) Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanmasına (FETÖ/PDY) üye olma suçundan hapis cezasına mahkûm edilmiştir. Başvurucu ve müdafiinin kararı istinaf etmesi üzerine istinaf talebi, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince (Ceza Dairesi) 11/7/2018 tarihli kararla esastan reddedilmiştir. Anılan karar başvurucuya 6/9/2018 tarihinde tebliğ edilmiştir. Ceza Dairesinin istinaf talebinin esastan reddine ilişkin kararı başvurucu müdafii tarafından 3/9/2018 tarihinde, başvurucu tarafından ise 17/9/2018 tarihinde temyiz edilmiştir. Söke T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu (İnfaz Kurumu) 17/9/2018 tarihli yazısı ile başvurucunun temyiz dilekçesini Söke Cumhuriyet Başsavcılığına (Başsavcılık) göndermiştir. Başvurucu müdafii temyiz dilekçesinde genel itibarıyla; mahkemenin kanuna aykırı teşekkül ettiğini, kararın gerekçeli olmadığını, savunma hakkının kısıtlandığını, hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin hükme esas alındığını, suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığını, suç ve cezaların kanuniliği ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvurucunun 17/9/2018 tarihli temyiz dilekçesinde, müdafiinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüklerinden farklı olarak; soruşturma dosyasına erişiminin kısıtlandığı, tanık dinletme talebinin reddedildiği, HSYK Dairesine yapılan ihbar ve şikâyetlerin delil olarak gerekçeli kararda yer aldığı, esas hakkında savunma yapmasının kısıtlandığı ve el konulan dijital materyallerinin iade edilmediği iddiaları da yer almaktadır. Yargıtay Ceza Dairesinin 20/6/2019 tarihli kararı ile hüküm onanmıştır. Kesinleşen karara istinaden Başsavcılık tarafından düzenlenen 30/9/2019 tarihli müddetname başvurucuya 2/10/2019 tarihinde tebliğ edilmiştir. Böylece başvurucu anılan tarihte nihaî kararı öğrenmiştir. Başvurucu İnfaz Kurumuna hitaben yazdığı 11/11/2019 tarihli dilekçesi ile Yargıtaya sunulmak üzere Ceza Dairesine gönderdiği 17/9/2018 tarihli, 22 sayfadan oluşan temyiz dilekçesini İnfaz Kurumu kanalıyla Başsavcılığa gönderdiğini, temyiz dilekçesinin Yargıtaya ulaşmadığını belirterek akıbetinin araştırılması talebinde bulunmuştur. Bu arada başvurucu 31/10/2019 tarihli dilekçe ile kesinleşen hükme yönelik olarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından itiraz yoluna gidilmesi talebinde de bulunmuştur. Başvurucunun İnfaz Kurumuna yaptığı talebine (§ 14) istinaden, Ceza Dairesi İnfaz Kurumuna gönderdiği yazıda; başvurucuya ait temyiz dilekçesinin Ceza Dairesine ulaşmadığı, verilen hükmün Yargıtay incelemesinden geçerek onandığı, temyiz dilekçesinin akıbetinin Başsavcılıktan sorulması gerektiği belirtilmiştir. Başsavcılık ise 28/11/2019 tarihli yazısında, başvurucunun dilekçesinin Başsavcılığın muhabere bürosuna geldiği fakat sistemsel hata sebebiyle açılamadığından işlemsiz kaldığı, başvurucu tarafından yeniden gönderilen temyiz dilekçesinin 27/11/2019 tarihinde Ceza Dairesine gönderildiği belirtilmiştir. Başsavcılığın 28/11/2019 tarihli yazısı ekinde başvurucunun temyiz dilekçesinin Ceza Dairesine gönderilmesi üzerine, Ceza Dairesi dosyayı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmek üzere Mahkemeden istemiştir. Ancak dosyanın Mahkeme tarafından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına önceden gönderildiğinin anlaşılması üzerine, temyiz dilekçesi Ceza Dairesi tarafından 2/12/2019 tarihinde Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiştir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise hem başvurucunun doğrudan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdiği talep hem de Ceza Dairesinin gönderdiği 2/12/2019 tarihli yazı ekindeki temyiz dilekçesi ile ilgili olarak 11/12/2019 tarihli yazısında ileri sürülen itiraz sebeplerinin daha önce dile getirildiği, Yargıtay Ceza Dairece yapılan incelemede bu konuların değerlendirildiği, hükmün esasına etkili bir hususun inceleme dışı bırakılmadığı, karara itirazı gerektirir maddi ve hukuki bir sebep bulunmadığı gerekçeleriyle itiraz yoluna gidilmediğini belirtmiştir. Başvurucu 22/10/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. Ulusal Hukuk 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun "Temyiz istemi ve süresi" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"(1) Temyiz istemi, hükmün açıklanmasından itibaren on beş gün içinde hükmü veren mahkemeye bir dilekçe verilmesi veya zabıt kâtibine bir beyanda bulunulması suretiyle yapılır; beyan tutanağa geçirilir ve tutanak hâkime onaylattırılır. Tutuklu bulunan sanık hakkında 263 üncü madde hükmü saklıdır. (2) Hüküm, temyiz yoluna başvurma hakkı olanların yokluğunda açıklanmışsa, süre tebliğ tarihinden başlar." 5271 sayılı Kanunun "Temyiz başvurusunun içeriği" kenar başlıklı maddesi şu şekildedir:"(1) Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. (2) Temyiz sebebi, ancak hükmün hukukî yönüne ilişkin olabilir." 5271 sayılı Kanunun "Temyizde incelenecek hususlar" kenar başlıklı maddesi şu şekildedir:"(1) Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar."B. Uluslararası Hukuk İlgili uluslararası hukuk için bkz. Hasan İşten, B. No: 2015/1950, 22/2/2018, §§ 21-