T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO: 2022/2360 KARAR NO : 2025/1559 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ: 02/03/2021 NUMARASI : 2019/495 Esas - 2021/194 Karar DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 03/10/2025 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzake…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO: 2022/2360 KARAR NO : 2025/1559 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ: 02/03/2021 NUMARASI : 2019/495 Esas - 2021/194 Karar DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 03/10/2025 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: davalıların maliki/sürücüsü olduğu ... plakalı aracın 12.09.2018 tarihinde müvekkili nezdinde sigortalı ... plakalı araca %100 kusuru ile çarparak hasarlanmasına sebebiyet verdiğini, araçta oluşan 53.383,54 TL hasar onarım bedelinin müvekkili şirket tarafından sigortalısına ödendiğini, Türk Ticaret Kanunu 1472 ve devamı maddelerine göre müvekkili şirketin kendi sigortaladığı araç malikinin haklarına sahip olarak kazada kusuru bulunan şahıslara karşı ödediği meblağı talep etme hakkına sahip olduğunu, zarar neticesinde ödenen tazminatın ekspertiz raporu ile tespit edildiğini, bu nedenle taraflar arasındaki alacağın likit olduğunu, itiraz nedeniyle itirazın iptali davasının zorunlu hale geldiğini, haksız ve mesnetsiz itirazları sebebiyle 53.383,54 TL asıl alacağın hasar tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle birlikte tahsiline, takip konusu alacağın %20 den aşağı olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmektedir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Davacının dava dilekçesi taraflarına tebliğ edilmediği, UYAP ortamından yapılan incelemede dava dilekçesine eklenen arabuluculuk tutanağının müvekkil ile bir ilgisi olmadığı tespit edilmiş, bahse konu arabuluculuk görüşmesinin kaza tespit tutanağında yer alan ve kazaya karışan ... plakalı aracın sahibi ile gerçekleştirildiği, bu sebeple müvekkiline ilişkin talep ve iş bu huzurdaki davanın ikame edilmesinden evvel usul hukukuna ilişkin kurallara riayet edilmediğinden evveliyetle davanın usulden reddini, kaza tespit tutanağına göre sorumlu ... Oto olup, müvekkil yönünde pasif husumet yokluğundan davanın reddini, davacının taleplerinin zaman aşımına uğradığını, davaya konu edilen kazaya ilişkin evveliyetle kaza tespit tutanağının ibraz edilmesini talep ettiklerini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davacının davasının kısmen kabulü kısmen reddi ile davalı borçlunun İstanbul 21.İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptaline takibin 52.124,00 TL asıl alacak üzerinden devamına ,asıl alacak üzerinden takip tarihi itibariyle yasal faiz işletilmesine Alacak likit olmadığından şartları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Şirkete tebliğ edilen dava dilekçesinde hasımın müvekkili şirket değil, ... Oto olarak görüldüğünü, tebliğ edilen dava dilekçesinde dava konusu kasko hasar bedeli değil, ölümlü tek taraflı trafik kazası neticesinde ödenen destekten yoksun kalma tazminatının rücu talebi olduğunu, yani davacı taraf beyanına göre tevzi de memurun dilekçeleri yanlış taramasından mütevellit bu durum meydana gelmişse de esas dava ile ilgili olarak dava dilekçesi ve dava dilekçesinde HMK m.114 gereği ibraz edilmesi gereken delillerin de müvekkiline tebliğ edilmediğini, bu durumun müvekkilin gerekli açıklamaları yapma hakkını kısıtladığını, kazanın nerede nasıl olduğu hususunda herhangi bir delil olmadığını, müvekkili şirkete ait aracın kazaya karışıp karışmadığının bile şaibeli olduğunu, kaza tespit tutanağı bulunmayan, kusur atfı şikayetçi beyanına göre yapılan, bunun dışında kusur raporu ile hiç bir kamera kaydı ile görgü tanığı dahi olmayan bir kazaya ilişkin taleplerin usul ve yasaya aykırı olduğunu, şikayetçi beyanı dikkate alınsa dahi zarar ve kaza arasında uygun illiyet bağı olmadığını, bilirkişinin hesaplamasına ve tabi uzman olmadığı bir konuda kusur atfı yapmasının da kabulü mümkün olmadığını, tamamen soyut iddialar ve varsayımlarla düzenlenen bilirkişi raporu esas alınarak davanın kabulüne karar verildiğini, davacının mahkemeniz huzurunda görülen davadan ne talep ettiğini tam olarak belirtmediğini, bilirkişi raporunda kaza tespit tutanağının bulunmadığını ve şikayetçi beyanına göre rapor tanzim edildiğini belirttiğini, incelemeye konu kazada ne olayın oluş şekli hakkında bilgi veren bir tutanak ne de kusur atfına yarar bir kamera kaydı bulunmadığını, hasar gördüğü iddia edilen araca gerçekten müvekkiline ait aracın çarpıp çarpmadığı noktasının bile ihtilaflı olduğunu, hesaplamada müvekkilinin tam kusurlu olarak kabul edilmesinin de mümkün olmadığını, olay yerini gören ve kaza tarihinde kayıtlı olan kamera kayıtlarının incelenmediğini, olaya tanık olan kişilerin beyanları alınmadığını, bilirkişinin sigorta bilirkişisi olduğunu ve kusur atfını yapabilecek uzmanlığı olmadığını, kabul anlamına gelmemek üzere, şikayetçi beyanı dikkate alınsa bile zarar ve kaza arasında uygun illiyet bağı olmadığını belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle sigorta şirketi tarafından ödenen hasar bedelinin rücuen tahsili için başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.HMK'nın 27. maddesinde "Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler." 122. maddesinde " Dava dilekçesi, mahkeme tarafından davalıya tebliğ edilir. Davalının iki hafta içinde davaya cevap verebileceği tebliğ zarfında gösterilir." 137/2. maddesinde "Ön inceleme tamamlanmadan ve gerekli kararlar alınmadan tahkikata geçilemez ve tahkikat için duruşma günü verilemez." 147. maddesinde "Taraflar, ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra tahkikat için duruşmaya davet edilir. Taraflara gönderilecek davetiyede, belirlenen gün ve saatte geçerli bir özrü olmadan mahkemede hazır bulunmadıkları takdirde, duruşmaya yokluklarında devam edileceği ve yapılan işlemlere itiraz edemeyecekleri bildirilir." düzenlemelerine yer verilmiştir. HMK'nın "Basit Yargılama Usulü" başlıklı altıncı kısmında yer alan 322. maddesinde "Bu Kanun ve diğer kanunlarda basit yargılama usulü hakkında hüküm bulunmayan hâllerde, yazılı yargılama usulüne ilişkin hükümler uygulanır." düzenlenmiştir.Anayasanın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olan hukuki dinlenilme hakkı, adil yargılanma hakkı içinde teminat altına alınmıştır. HMK'nın 27. maddesinde belirtilen hukuki dinlenilme hakkı, bu ifadeleri de kapsayan daha geniş bir anlama sahiptir. Kamu düzeni ile ilgili olan bu hak çerçevesinde, tarafların gerek yargı organlarınca gerekse karşı tarafça yapılan işlemler konusunda bilgilendirilmeleri ve ispat usulüne uygun kullandırılması zorunludur. Yargılamanın hukuka uygun ve sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunmanın özgürce ileri sürülebilmesi ve delillerin eksiksiz olarak toplanıp tartışılabilmesi, öncelikle tarafların yargılamadan haberdar edilmeleri ile mümkündür. Somut olayda, Uyap sistemine dava dilekçesi olarak kayıtlı bulunan dilekçenin fiziken dosyada bulunan dava dilekçesinden (davalı taraf, icra dosya bilgileri, dayanılan vakıalar, talep sonucu) tamamen farklı olduğu, asıl dava dilekçesinin Uyap'a kaydedilmediği ve asıl dava dilekçesinin davalıya tebliği sağlanmadan sadece duruşma günü tebliği ile yargılamaya devam edildiği anlaşılmaktadır. Dava dilekçesi ve ekli deliller davalı tarafa tebliğe çıkartılmadan, davalıya cevap ve delil sunma hakkı sağlanmadan, delilleri toplanmadan ve değerlendirilmeden yukarıda yer alan yasal düzenlemelere aykırı olarak, ön inceleme duruşması yapılarak tahkikat aşamasına geçilmesi ve bilirkişi incelemesi yaptırılarak karar verilmesi HMK'nın 27. maddesinde belirtilen hukuki dinlenilme hakkının ihlali sonucunu doğurduğundan usul ve yasaya aykırı ve eksik incelemeye dayalı olmuştur. Daire kararının kapsam ve şekline göre; davalı vekilinin diğer istinaf itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmiştir. KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere : 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,3-İstinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana iadesine,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,6-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.03/10/2025