Başvuru, kamuoyunda Gezi Parkı eylemleri olarak bilinen protesto gösterileri kapsamında kolluk görevlilerinin haksız güç kullanması sonucunda yaşamsal tehlike doğacak şekilde yaralanma meydana gelmesi ve bu olay hakkında etkili bir soruşturma yürütülmemesi nedenleriyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, kamuoyunda Gezi Parkı eylemleri olarak bilinen protesto gösterileri kapsamında kolluk görevlilerinin haksız güç kullanması sonucunda yaşamsal tehlike doğacak şekilde yaralanma meydana gelmesi ve bu olay hakkında etkili bir soruşturma yürütülmemesi nedenleriyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 5/4/2017 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) temin edilen belgelere göre ilgili olaylar özetle şöyledir: İnsan hakları aktivisti olduğunu beyan eden başvurucu, iddiasına göre Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonunun (DİSK) 31/5/2013 günü saat 00'te yapacağı basın açıklamasını dinlemek üzere Taksim Meydanı'ndaki Atatürk Anıtı önüne gitmiştir. Güvenlik güçleri, basın açıklaması yapılırken önce tazyikli suyla, sonra gaz fişekleri atan silahları kullanarak basın açıklaması için toplanan kalabalığa müdahale etmiştir. Bu esnada yaralanan başvurucu bir cankurtaran yardımıyla Taksim Eğitim Araştırma Hastanesine götürülmüştür. Bir kısım polis amiri ve memuru tarafından düzenlenen 31/5/2013 tarihli tutanağa göre ise saat 00 sıralarında bir milletvekili ve çevresinde toplanan kişiler Taksim Meydanı'ndaki tramvay durağı civarında bin kişilik bir kalabalık oluşturmuştur. Söz konusu kalabalığın yaptığı basın açıklaması 00 sıralarında sona ermiş ancak kalabalık dağılmayıp oturma eylemi başlatmıştır. Eylemin kanuna aykırı olduğuna ilişkin uyarılara riayet etmemeleri nedeniyle kalabalığa karşı kademeli olarak artan nispette güç kullanılmıştır. Başvurucunun kardeşi F.A. başvurucunun yaralanmasına neden olan kişilerin tespit edilerek cezalandırılmaları isteğini içeren bir dilekçeyi 8/7/2013 tarihinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına (Cumhuriyet Başsavcılığı) sunmuştur. H.E., A.Y., B.Ö., Ü.G., S.Ö. ve E.S.nin tanık olarak bildirildiği söz konusu dilekçede;i. Başvurucunun yere düşmesinden sonra gözü açık bir şekilde bilinçsizce baktığı ve ağzından köpük geldiği, ii. Olay nedeniyle başvurucunun iki ameliyat geçirdiği, kafatası kemiğinin kırıldığı, beyin kanaması ve epileptik nöbet geçirdiği, sağ kol ve bacağına felç indiği, kırık kafatası kemiğinin çıkarıldığı ve söz konusu kemik olmadan başının kapatıldığı, tıbbi müdahale sonrasında başvurucunun günlerce uyutulduğu, iii. Sağ kolunu oynatamayan başvurucunun destekle ayakta durabildiği ancak konuşamadığı, psikolojik desteğin yanı sıra fizyotereapi ve rehabilitasyona ihtiyaç duyduğu iddia edilmiştir. F.A.nın dilekçesi üzerine Cumhuriyet Başsavcılığı olay hakkında derhâl bir soruşturma başlatmıştır. Cumhuriyet Başsavcılığı, başvurucunun yaralanması nedeniyle yürütülen soruşturmayı protesto gösterileri kapsamında farklı tarihlerde meydana gelen birçok olay hakkında yürütülen ayrı bir soruşturma (ana soruşturma) ile birleştirmiştir. İstanbul Adli Tıp Şube Müdürlüğü, başvurucu hakkında tanzim edilen tedavi evrakı üzerinden hazırladığı 12/7/2013 tarihli raporda başvurucunun olay nedeniyle yaşamsal tehlike geçirdiğini, başvurucunun kafasındaki kemik kırığının hayat fonksiyonlarına etkisinin ağır (4) olduğunu ancak olay tarihinden 18 ay sonra duyu ve organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflaması ya da yitirilmesi yönünden değerlendirme yapılabileceğini belirtmiştir. Cumhuriyet Başsavcılığı, İstanbul Emniyet Müdürlüğüne gönderdiği 19/7/2013 tarihli yazıyla olayla ilgili MOBESE görüntüleri ile olayın meydana geldiği yerde bulunan işyerlerine ait kamera görüntülerinin temin edilmesini, F.A.nın dilekçesinde ileri sürdüğü hususların araştırılmasını, anılan dilekçede yazılı tanıklar ile resen tespit edilecek kişilerin olayla ilgili beyanlarının alınmasını, şüphelilerin açık kimlik bilgileri ile görev yerlerinin belirlenmesini, ayrıca bu kişilerin fotoğraflarının CD ortamında gönderilmesini istemiştir. Kolluk görevlileri 11/9/2013-13/9/2013 tarihleri arasında E.S., Ü.G., H.E. ve A.Y.nin ifadelerini almıştır. Ne var ki F.A.nın dilekçesinde ismi geçen B.Ö. ifade vermeye gitmemiş, S.Ö.ye ise ulaşılamamıştır. i. İfadesinde H.E., olay günü başvurucu ile Talimhane'de karşılaştığını, yapılacak basın açıklamasını dinlemek için Atatürk Anıtı çevresinde bir yere oturduklarını, basın açıklamasının başlamasından kısa bir süre sonra Sıraselviler Caddesi tarafından gelen toplumsal olaylara müdahale araçlarının (TOMA) toplanan kalabalığa tazyikli su sıkmaya başladığını, eş zamanlı olarak kalabalığa biber gazı da atıldığını (İfadesine başvurulan kişi söz konusu gazın ne şekilde atıldığı yönünde bilgi vermemiştir.), çevrede Çevik Kuvvette görevli polislerin bulunduğunu, başvurucu ile birlikte Atatürk Anıtı'na doğru kol kola koştuklarını ancak anıt çevresindeki demir korkuluklar nedeniyle birbirlerinden ayrıldıklarını, Taksim Meydanı'ndan anıta doğru bakınca yerde yatan birini gördüğünü, anıta doğru yürüyünce yerde yatan kişinin başvurucu olduğunu fark ettiğini, başvurucunun epilepsi krizine benzer bir kriz geçirdiğini gördüğünü, çevredeki polislere ve cankurtaran görevlilerine seslendiğini, cankurtaranda sağlık görevlisi olmadığını, başvurucunun cankurtaran sürücüsü ve polisler tarafından cankurtarana bindirildiğini, yolda karşılaştıkları bir başka cankurtaranda görevli bazı sağlık görevlilerinin başvurucu ile kendisinin de içinde bulunduğu cankurtarana geçtiği ve başvurucunun yaralanma anını görmediğini beyan etmiştir.ii. Ü.G. olay günü bir milletvekili ve çevresinde toplananlarla birlikte sloganlar atıp şarkı söyleyerek Taksim Meydanı'na gittiğini, başvurucuyu anıt çevresinde yerde otururken gördüğünü, basın açıklaması yapılırken TOMA'dan basın açıklaması yapan gruba tazyikli su sıkıldığını, daha sonra gazlı müdahalenin başladığını, polislerin herhangi bir uyarısını duymadığını ancak daha sonradan izlediği görüntülerde polisin ses sistemi aracılığıyla uyarı yaptığını fark ettiğini, başvurucunun nasıl yaralandığını görmediğini söylemiştir. iii. A.Y. başvurucuyu basın açıklamasını izlerken gördüğünü, Çevik Kuvvetin gazlı müdahalede bulunduğunu, başvurucunun nasıl yaralandığını görmediğini ifade etmiştir.iv. E.S. basın açıklamasına hazırlık yapıldığı sırada gaz bombası atıldığını, gazdan etkilenen kişiler görse de yaralanan herhangi bir kimseyi görmediğini beyan etmiştir. Soruşturmada mağdur sıfatıyla yer alan bazı kişilere yönelik eylemler nedeniyle birkaç polis amiri ve memuru hakkında yürütülen disiplin soruşturmasına ilişkin belgeler soruşturma evrakı arasında alınmıştır. Medya kuruluşları ile haber ajanslarından temin edilenler de dâhil protesto gösterileri kapsamında meydana gelen eylemlerle ilgili görüntüleri içerir CD'ler ile DVD'ler soruşturma dosyasına alınmıştır. Başkalarının 31/5/2013 tarihli yaralanmalarıyla ilgili olarak 31/5/2013 günü saat 00 ile 1/6/2013 günü saat 00 arasında Taksim Meydanı'nda görevli Çevik Kuvvet gruplarına ait çizelge ile 31/5/2013 tarihinde Taksim Meydanı ve çevresinde gaz kullanmakla görevli olan İstanbul Emniyet Müdürlüğünün farklı birimlerinde görevli polislere -söz konusu kişilere zetçi denmektedir- listeler temin edilmiştir. Başvurucu, vekili aracılığıyla Cumhuriyet Başsavcılığına verdiği 29/5/2014 tarihli dilekçede, soruşturma dosyasının kapsamının sağlıklı bir bilirkişi incelemesini ve şikâyetlerin kendisine özgü yanlarının araştırılmasını engellediğini öne sürerek kendisiyle ilgili soruşturmanın mevcut soruşturmadan ayrılmasını talep etmiştir. Cumhuriyet Başsavcılığı, Gezi Parkı eylemleri olarak bilinen olaylarla ilgili tüm şikâyetlerin bir arada değerlendirilmesi nedeniyle başvurucunun yaralanması hakkında yürütülen soruşturmanın sürüncemede kaldığı sonucuna varmış ve 12/5/2015 tarihindebaşvurucuyla ilgili soruşturmayı devam eden soruşturmadan ayırmıştır. Cumhuriyet Başsavcılığı 5/10/2015 tarihli yazıyla İstanbul Emniyet Müdürlüğünden müştekinin yaralanması olayıyla ilgili tutanak tutulup tutulmadığının araştırılmasını ve şüphelilerin tespit edilerek ifadeleri alınmak üzere Cumhuriyet Başsavcılığında hazır edilmelerini istemiştir. Cumhuriyet Başsavcılığı 31/5/2013 günü 00-00 saatleri arasında Taksim Meydanı'ndaki MOBESE görüntülerini temin edip söz konusu görüntülerde başvurucunun yaralanması olayının yer alıp almadığını bilirkişiye incelettirmiştir. Dört görüntü kaydını inceleyen bilirkişi tarafından hazırlanan 18/12/2015 tarihli raporda; görüntülerin ses kaydı içermediği, görüntülerin başında bir kısmı oturan, bir kısmı ayakta duran kalabalığa 10 sıralarında duman ve su sıkılarak müdahale edildiği, insanların koşarak uzaklaşmaya çalıştığı, TOMA'ların turuncu renkli su sıktığı, elinde gaz tabancası bulunan polis memurlarının gaz tabancalarını sürekli sağa sola ateşleyerek gruplar hâlinde ilerlediği, 41 sıralarında polis memurlarının gaz tabancaları ile ateş ettikleri, çevredeki kişilerin bir şahsın cankurtarana binmesine yardım ettikleri, başvurucunun nasıl yaralandığıyla ilgili herhangi bir görüntü tespit edilemediği belirtilmiştir. Bahse konu bilirkişi raporu soruşturma dosyasına 22/12/2015 tarihinde girmiştir. İstanbul Emniyet Müdürlüğünce Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilen 4/3/2016 tarihli yazıda MOBESE kayıtları dikkate alındığında başvurucuyu yaraladığı iddia edilen polis memurunun tespit edilmesinin mümkün olmadığı belirtilmiştir. Cumhuriyet Başsavcılığı, şüphelilerin dava zamanaşımı süresince araştırılması ve tespit edilmesi hâlinde Cumhuriyet Başsavcılığında hazır edilmesi için 10/3/2016 tarihinde daimî arama kararı vermiştir. Kolluk görevlileri, şüphelilerin aranmasına rağmen yakalanamadığına ilişkin olarak 7/4/2016 ve 26/10/2016 tarihlerinde tutanak tanzim etmiştir. Başvurucu, soruşturma dosyasını incelemek ve/veya soruşturma dosyasının fotokopisini almak için vekili aracılığıyla 3/4/2017, 23/12/2019, 1/2/2019 ve 10/6/2020 tarihlerinde Cumhuriyet Başsavcılığına dilekçe vermiştir. Soruşturma derdesttir.