Başvuru, işe iade davasında delillerin hatalı değerlendirilmesi sonucunda adil olmayan bir karar verilmesi ve yargılamanın makul sürede sonuçlanmaması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, işe iade davasında delillerin hatalı değerlendirilmesi sonucunda adil olmayan bir karar verilmesi ve yargılamanın makul sürede sonuçlanmaması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 10/4/2014 tarihinde Malatya İş Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 31/3/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 25/3/2016 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, başvuruya ilişkin görüş bildirmemiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, belirsiz süreli hizmet akdiyle çalıştığı şirkete ait araçla alkollü vaziyette trafik kazası yaptığı ve şirketi zarara uğrattığı gerekçesiyle iş akdinin feshedilmesi üzerine 26/1/2011 tarihinde Malatya İş Mahkemesinde (Mahkeme) işe iade davası açmıştır. Mahkeme, başvurucunun bildirdiği tanıkları dinleyip olayla ilgili ceza soruşturma dosyasını inceledikten sonra bilirkişi heyetinden raporalmış; 17/2/2012 tarihli ve E.2011/93, K.2012/171 sayılı kararı ile “başvurucunun, işverenine ait araç ile alkollü vaziyette ve birinci derecede kusurlu hareketi sonucu kaza yaptığı ve 30 günlük ücretinin tutarıyla ödeyemeyecek derecede iş yerinin zararına neden olduğu” gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir. Başvurucunun temyizi üzerine anılan karar, Yargıtay Hukuk Dairesinin 1/10/2012 tarihli ve E.2012/15122, K.2012/32245 sayılı ilamıyla “başvurucunun kaza anında alkollü olup olmadığının tereddütsüz şekilde belirlenerek sonucuna göre feshin haklı nedenlere dayanıp dayanmadığı ya da geçerli fesih olup olmadığının irdelenmesi gerektiği” gerekçesiyle bozulmuştur. Bu arada 26/1/2013 tarihli ve 28540 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yargıtay Büyük Genel Kurulunun 21/1/2013 tarihli ve 2013/1 sayılı kararı ile davaya bakan Mahkemenin de aralarında bulunduğu bazı illerdeki mahkemelerce 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu’ndan kaynaklanan davalar hakkında verilen hüküm ve kararların temyiz incelemesi görevi Yargıtay Hukuk Dairesine verilmiştir. Yargıtay Hukuk Dairesinin bozma ilamı doğrultusunda araştırma yapan Mahkeme, 12/4/2013 tarihli ve E.2012/843, K.2013/334 sayılı kararı ile davanın kabulüne karar vermiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:“Tüm dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesi sonucunda, davanın işe iade istemi ile açıldığı, davacının iş verene ait araç ile trafik kazası yaptığı, yeterli gerekçeyi içerir, denetime elverişli mahkememizce benimsenen uzman bilirkişi heyet raporuna göre davacının kazanın meydana gelmesinde birinci derecede kusurlu olduğu, alkol raporunda<10 mg etanol olarak alkoldurumu belirtilmiş ise de, bu miktarın altının ölçülememesi nedeniyle bu şekilde belirtildiği ve Adli Tıp Uzmanı bilirkişi raporuna göre kaza anında alkol olup olmadığının ve varsa miktarının tespitinin mümkün olmadığı, bu durumda davacının alkolsüz olarak veya alkollü olsa [b]ile alkol düzeyinin kazaya sebebiyet verecek düzeyde olmadığının kabulü gerektiği, buna göre meydana gelen zarar miktarı davacının 30 günlük ücretinden fazla olsa bile hasarın sigorta kapsamında karşılanmasının mümkün olduğu, böylecemeydana gelen hasarın davacı için haklı fesih nedeni teşkil etmeyeceği, davacı tarafından işe iade istemi ile süresi içinde dava açıldığı, davanın yasal koşulları taşıdığı, davacının iş güvencesi hükümlerinden yararlanabileceği kanaati ile davanın kabulüne, davacının çalışma süresi ve fesih nedenine göre işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücreti belirlenmesine karar [verilmiştir].” Davalının temyizi üzerine Yargıtay Hukuk Dairesi 5/11/2013 tarihli ve E.2013/28891, K.2013/23421 sayılı ilamıyla söz konusu kararın bozularak ortadan kaldırılmasına ve davanın reddine kesin olarak karar vermiştir. Anılan Yargıtay kararının gerekçesi şöyledir:“Somut olayda, bozma ilamı doğrultusunda, mahkemece, yapılan araştırma sonucunda adli tıp uzmanından alınan raporla, davacının kaza sırasında alkollü olmadığının kabulü gerektiği anlaşılmıştır. Buna göre alkollü araç kullanma iddiası ispatlanmamış olup, zararın sigortaca karşılanamayacağına dair görüşün dayanağı kalmamış ise de, zararın sigorta kapsamında giderilebilecek olması fesih için geçerli nedeni ortadan kaldırmaz. Somut olayda davacının, tek taraflı olarak gerçekleşen trafik kazası ile şirket aracını zarara uğrattığı sabit olup, asli kusurlu olarak trafik kazasına sebebiyet vermek, işveren açısından geçerli fesih sebebi oluşturur. Bu anlamda, mahkemece, feshin geçerli sebebe dayandığı kabul edilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile davanın kabulü yönünde hüküm tesisi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.Belirtilen nedenlerle 4857 sayılı Kanun’un maddesinin fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ... gerekmiştir.” Başvurucu, nihai kararı 7/4/2014 tarihinde haricen öğrenmiş; 10/4/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk 4857 sayılı Kanun’un maddesinin birinci fıkrası şöyledir:“Otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır...” 4857 sayılı Kanun’un maddesi şöyledir: “İş sözleşmesi feshedilen işçi, fesih bildiriminde sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli bir sebep olmadığı iddiası ile fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde iş mahkemesinde dava açabilir. (İptal ibare: Anayasa Mah.nin 19/10/2005 tarihli ve E. 2003/66, K. 2005/72 sayılı Kararı ile.) ... taraflar anlaşırlarsa uyuşmazlık aynı sürede özel hakeme götürülür.Feshin geçerli bir sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.Dava seri muhakeme usulüne göre iki ay içinde sonuçlandırılır. Mahkemece verilen kararın temyizi halinde, Yargıtay bir ay içinde kesin olarak karar verir.” 4857 sayılı Kanun’un maddesi şöyledir: “Süresi belirli olsun veya olmasın işveren, aşağıda yazılı hallerde iş sözleşmesini sürenin bitiminden önce veya bildirim süresini beklemeksizin feshedebilir:...II- Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri:...ı) İşçinin kendi isteği veya savsaması yüzünden işin güvenliğini tehlikeye düşürmesi, işyerinin malı olan veya malı olmayıp da eli altında bulunan makineleri, tesisatı veya başka eşya ve maddeleri otuz günlük ücretinin tutarıyla ödeyemeyecek derecede hasara ve kayba uğratması.…” 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun maddesi şöyledir:“(1) Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.” 6100 sayılı Kanun’un maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:“Diğer kanunların sözlü yahut seri yargılama usulüne atıf yaptığı hâllerde, bu Kanunun basit yargılama usulü ile ilgili hükümleri uygulanır.” 30/1/1950 tarihli ve 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun maddesinin birinci fıkrası şöyledir: “İş mahkemelerinde şifahi yargılama usulü uygulanır. İlk oturumda mahkeme tarafları sulha teşvik eder. Uzlaşamadıkları ve taraflar veya vekillerinden birisi gelmediği takdirde yargılamaya devam olunarak esas hakkında hüküm verilir.”