Sigorta ettiren, rizikonun gerçekleştiğini öğrenince durumu gecikmeksizin sigortacıya bildirir.Rizikonun gerçekleştiğine ilişkin bildirimin yapılmaması veya geç yapılması, ödenecek tazminatta veya bedelde artışa neden olmuşsa, kusurun ağırlığına göre, tazminattan veya bedelden indirim yoluna gidilir.Sigortacı rizikonun gerçekleştiğini daha önce fiilen öğrenmişse, ikinci fıkra hükmünden yararlanamaz.
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketi (“... San. Tic. A.Ş.”) ile davalı sigorta şirketi (“... Şubesi”) arasında müvekkili şirketin iş yaptığı şirketlerden doğacak alacaklarının teminat altına alınması için 01.08.2015 tarihli ve ... numaralı poliçe ile genel bir sigorta sözleşmesi yapıldığını, sigorta şirketinin kendi insiyatifinde olarak müvekkili şirketin iş yapmış olduğu şirketlere toplamda 14.000.000,00 TL, dava dışı ... Tic. A.Ş. ile ilgili olarak da 19.08.2015 tarihinde 200.000,00 TL kredi limiti belirlediğini, dava dışı ... A.Ş.'den alacaklarının tahsil edilememesi üzerine sigorta tazminatını talep etmek için sigorta şirketine başvurulduğunu, bu taleplerinin reddedildiğini, red kararının Kredi Sigortası Genel Şartlarına, poliçeye ve Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğundan davanın açılmak zorunluluğunun hasıl olduğunu, sigorta şirketinin müvekkili şirketinin talebini “kredi limitleri için güncel alacak bakiye mevcut kredi limitinin üstüne çıktığı noktada artış talebinde bulunulmadığı” gerekçesiyle reddettiğini, ancak bu kararının Kredi Sigortası Genel Şartlarına aykırı olduğunu, 01.02.2009 tarihli Kredi Sigortası Genel Şartlarının A.5.1 maddesinin üçüncü fıkrasında “Sigortalı, kredi limitinin arttırılmasını sigortacıdan talep edebilir. Bu talebin onaylanması halinde, yeni kredi limiti onay tarihinden itibaren geçerli olur” hükmünün yer almakta olduğunu, hükümde “Sigortalı, kredi limitinin arttırılmasını sigortacıdan talep edebilir” denildiğini, metnin lafzından sigortalının kredi limitinin arttırılması yönündeki talebinin kendisi için bir seçenek olduğunun yani zorunluluk olmadığı hususunun anlaşıldığını, hükmün mefhum-u muhalifinden ise kredi limitinin arttırılması için talepte bulunmayan sigortalının mevcut kredi limitleri dahilinde sigorta teminatının devam edeceği sonucuna ulaşıldığını, dolayısıyla müvekkili şirketin kredi limit artışı talebinde bulunmaması nedeniyle halihazırda teminat altına alınmış sigorta tazminatının ödenmemesinin Kredi Sigortası Genel Şartlarına açıkça aykırılık teşkil ettiğini, müvekkilin şirketin artan alacak bakiyesinin sigorta teminatı dışında kalan kısmi için ödeme talep etmemekte olduğunu, teminat altına alınmış alacak bakiye için sigorta şirketi tarafından belirlenerek onaylanan 200.0000,00 TL tutarındaki sigorta tazminatını talep ettiğini, ... Yapı için 200.000,00 TL tutarındaki kredi limitinin onaylandığı tarih olan 19.08.2015 tarihinde müvekkili şirketin söz konusu dava dışı şirketten bir alacağı bulunmadığını, yapılan sigorta sözleşmesinin amacının müvekkili şirketin bu tarihten sonra yapacağı mal alış verişleri sonucu doğacak alacaklarıyla alakalı olduğunu, nitekim sigorta sözleşmelerinin amacının sigorta yapılmadan önce değil sigorta yapıldıktan sonra doğan risklerin teminat altına alınması olduğunu, bu hususta 01.08.2015 tarihli sigorta poliçesinin 47520.01 Türkiye Kredi Sigortası Genel Şartlarının Kabulü maddesinin son derece açık olduğunu, maddede “Sigorta Şirketi, Türkiye Kredi Sigortası Genel Şartlarını kabul eder. Poliçenin herhangi bir maddesinin Türkiye Kredi Sigortası Genel Şartlarına aykırı düşmesi ve menfaatlerinizin tersine olması durumunda, Türkiye Kredi Sigortası Genel Şartlarındaki hükümler geçerli olacaktır.” hükmünü ihtiva ettiğini, sigorta poliçesinin Kredi Limitleri üst başlıklı 10000.00 kredi Limitleri (Bakiye Poliçesi) maddesinde yer alan “Sigortalı, Alıcı nezdinde toplam ödenmemiş bakiyesinin fiili veya muhtemel tutarını teminat altına almaya yeterli gelecek bir Kredi Limiti için gecikmeksizin başvuruda bulunmalıdır. Sigortalı ihtiyaç halinde, Kredi Limit tutarının arttırılması için de başvuruda bulunmalıdır” Hükmünün yukarıda izah edildiği üzere Kredi Sigortası Genel Şartlarının A.5.1. maddesinin üçüncü fıkrasına açıkça aykırılık teşkil ettiğini, bu nedenle sigorta poliçesinin 47520.01 Türkiye Kredi Sigortası Genel Şartlarının kabulü maddesi gereğince 10000.00 Kredi Limitleri (Bakiye Poliçe) maddesi hükümleri yerine Kredi Sigortası Genel Şartları uygulanacağından, sigorta şirketinin müvekkili şirketin sigorta tazminatı alacağı talebini reddetmesinin hukuken dayanaksız kaldığını, konuyla ilgili olarak sigorta şirketi yetkilileri ile müvekkili şirket arasındaki görüşmelere ait mail çıktılarının sunulduğunu, dava dışı ... Yapıdan olan alacakların teminat altına alınması amacıyla sigorta şirketine başvurulduğunu, bunun üzerine sigorta şirketinin kendi insiyatifinde olarak müvekkili şirkete söz konusu şirket nezdinde 200.000,00 TL tutarında bir sigorta teminatı sağladığını, yaklaşık 14.000.000,00 TL kredi limiti için poliçe primlerinin eksiksiz ödendiğini, makbuzların bulunduğunu, müvekkili şirketin davalı sigorta şirketine dava konusu sigorta poliçesinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmek amacıyla alacak bakiyesi, risk durumu v.b. konularda davalı sigorta şirketine mail ortamında aylık bildirimlerde bulunduğunu, ayrıca bir örneği ekte sunulan 28.07.2016 tarihli “Vadesinde ödenmeyen borçlar bildirimi” ile 125.000,00 TL tutarındaki çekin vadesinde ödenmediği hususunun bildirdiğini, davalı sigorta şirketinin borç bakiyesinin 1.529.215,39 TL olduğu konusunda bir kez daha bilgilendirildiğini, bu konuda yazışmaların bulunduğunu, dolayısıyla müvekkili şirketin sigorta poliçesinin 18900.00 olumsuz bilgilerin bildirim mecburiyeti maddesinde yer alan “Sigortalı sigorta şirketini ivedi olarak zarar gelebilecek olaylardan ve hadiselerden haberdar etmek mecburiyetindedir” hükmünden doğan bildirim yükümlülüğünü yerine getirdiğinin ortada olduğunu, taraflar arasında bildirim yükümlülüğünün ihlal edilip edilmediği hususunda bir ihtilaf bulunmadığını, taraflar arasındaki ihtilafın limit artış talebinde bulunulup bulunulmadığı ve müvekkili şirket tarafından limit artış talebinde bulunulmadığından bahisle sigorta teminatının ödenmemesi noktasında olduğunu, ancak müvekkili şirketinin sigorta teminatı olan 200.000,00 TL haricinde bir talebi bulunmadığını ve Kredi Sigortası Genel Şartları açık olduğundan müvekkili şirketi tarafından primler ödenmiş olan 200.0000,00 TL tutarındaki sigorta teminatının ödenmesinin istendiğini, sigorta şirketi tarafından müvekkili şirketin bildirim yükümlülüğünü ya da sözleşmenin herhangi bir hükmünün ihlal edildiği yönündeki bir iddiasının ileri sürülmesi halinde kendi eylem ve işlemleriyle çelişeceğinin açık olduğunu, müvekkili şirketin bildirim yükümlülüğüne aykırı hareket etmesi halinde sigorta şirketinin ihlalin kasten gerçekleştiği düşüncesindeyse ihlalin öğrenilmesinden itibaren 1 ay içinde sözleşmeyi feshetme ya da prim farkı talep etme haklarına sahip olacağını, sigorta şirketinin ihlalin kasten değil de ihmalen gerçekleştirildiği kanaatindeyse yalnızca ödeyeceği sigorta tazminatından indirim yapma hakkına sahip olacağını, davalı sigorta şirketinin fesih hakkını kullanmadığının açıkça ortada olduğu gibi prim farkı talebinde de bulunmadığını, prim farkı talep edilmiş oslaydı dahi müvekkili şirketin böyle bir talebi yerine getirme zorunluluğunun bulunmayacağını, zira prim farkı ödemeyi reddeden sigortalının teminat altına alınmış alacakları için sigorta tazminatına hak kazanacağını, sonuç olarak az önce sayılan haklarından hiçbirini kullanmayan sigorta şirketinin, sigorta tazminatının ödenmesi noktasında müvekkili şirketin talebini reddetmiş olmasının iyi niyet kurallarına aykırı davranışının açık göstergesi olduğunu, sigorta şirketinin sigorta tazminatını ödememesinin Yargıtay İçtihatlarına aykırı olduğunu, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2011/5718 E – 2011/7073 K. sayılı kararında özetle “Rizikonun süresinde ihbar edilmemiş olması sigortacıyı tazminatı ödeme yükümlülüğünden kurtarmaz sadece zarar geç ihbar nedeniyle zarar artmışsa artan kısımdan sigortacı sorumlu tutulamaz” hükmünü kurduğunu, yalnızca teminat altına alınmış alacak bakiyesine ilişkin sigorta tazminatı talep edildiğini, bildirim yükümlülüğünün yerine getirildiğini, riziko gerçekleştiğinde de sigorta şirketine gecikmeksizin ihbarda bulunulduğunu, dava dışı borçlu şirketin yapmış olduğu ödemeleri, kendilerine teslim edilen çekleri ve bu çeklere ilişkin bilgileri gecikmeksizin sigorta şirketine bildirdiklerini, sigorta şirketinin sigorta tazminatını ödenmesi talebinin reddi gerekçesi olarak alacak bakiyesinin artmasına rağmen limit artış talebinde bulunulmamasını göstermesinin iyi niyet kuralları ile bağdaşmadığını, davalı sigorta şirketinin, müvekkili şirketi ile dava dışı ... Yapı arasındaki alacak ilişkisinin tüm detayları hakkında bilgi sahibi olduğunu, davalı sigorta şirketinin toplam alacak miktarının 1.529.215,39 TL olduğu hususunun müvekkil şirketi tarafından kendilerine bildirilmesinden sonra müvekkili şirketin dava dışı ... Yapı’dan olan alacaklarının tahsil edilmesi amacıyla, taraflarının müvekkil şirketi, ... Ortaklığı ve davalı sigorta şirketi olan üçlü bir vekalet sözleşmesi imzaladıklarını, müvekkili şirketin alacaklarının tahsili edilmesi konusunda tüm yasal yollara taraflarınca başvurabileceğinden böyle bir vekalet sözleşmesi imzalanması gibi bir zorunluluk bulunmamasına rağmen bu sözleşmenin toplam riski 1.529.215,39 TL olduğunun davalı sigorta şirketi tarafından öğrenilmesi üzerine imzalanması ve bununla ilgili 75.000,00 TL tutarında ödeme yaptırılmasının sigorta şirketinin art niyetli hareket ettiğinin açık bir göstergesi olduğunu, davalı sigorta şirketinin alacak bakiyesinin 1.529.215,39 TL olduğu bilgisine haiz olduğunu, dolayısıyla müvekkili şirkete sigorta tazminatı ödenip ödenmeyeceği hususunun belli olduğunu, hal böyle iken müvekkili şirketin sigorta şirketi tarafından kendilerine bildirilen alacak tutarı üzerinden 75.000,00 TL tutarlı bir vekalet sözleşmesi yaptırılmasının iyi niyet kuralları ile bağdaşmadığını, bu durumda sigorta şirketinin madem sigorta tazminatını ödemeyecekti, neden toplam risk miktarı olan 1.529.215,39 TL üzerinden 75.000,00 TL vekalet sözleşmesi yapılması istediğini ileri sürerek sigorta tazminatı olarak fazlaya dair tüm hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL’sının davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş, davacı vekili bu talebini 12/07/2019 tarihli talep arttırımı dilekçesi ile 156.415,56 TL arttırarak 166.415,56 TL'ye yükseltmiştir.