4. Hukuk Dairesi 2010/2129 E. , 2011/2058 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... Küçükköse vekili Avukat ... tarafından, davalı ... San. Tic. AŞ ve ... aleyhine 08/11/2004 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 03/11/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafı…
**4. Hukuk Dairesi 2010/2129 E. , 2011/2058 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... Küçükköse vekili Avukat ... tarafından, davalı ... San. Tic. AŞ ve ... aleyhine 08/11/2004 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 03/11/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir. 2-Diğer temyiz itirazlarına gelince; a)Dava, trafik kazası nedeniyle araç hasar bedeli, aracı kullanamamaktan dolayı uğranılan zarar ve manevi tazminat istemine ilişkin olup yerel mahkemece istemin kabulüne karar verilmiştir. Davacı dava dilekçesinde, davalı yanın % 70 oranda kusurlu olduğunu belirterek istemde bulunduğu halde, davalıların % 75 oranda kusurlu olduğu kabul edilerek davacının uğradığı zararının % 75'inden sorumlu tutulmuş olmaları; Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası’nın 74. maddesinde yer alan yargıcın, tarafların iddia ve savunmaları ile bağlı olup ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremeyeceğine ilişkin yasal düzenlemeye uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. b)Borçlar Yasası'nın 47. maddesi gereğince yargıcın, özel durumları göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Takdir edilecek bu tutar, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi (fonksiyonu) olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 gün ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel durum ve koşullar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden yargıç, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde nesnel (objektif) ölçülere göre uygun (isabetli) bir biçimde göstermelidir. Dava konusu olan trafik kazasında yaralanmadığı anlaşılan davacı yararına manevi tazminat takdir edilmiş olması doğru olmadığından, karar bu nedenle de bozulmalıdır. c)Dava konusu uyuşmazlığın haksız eylem niteliğinde olup taraflar arasındaki ilişkinin niteliği gereği olayda uygulanacak faiz ölçüsünün yasal faiz olduğu gözetilmeyerek davalıların ticari faiz ile sorumlu tutulmuş olmaları bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (2/a, b ve c) sayılı bentlerde gösterilen nedenlerle BOZULMASINA; öteki temyiz itirazlarının ilk bentteki nedenlerle reddine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 28/02/2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.