3. Hukuk Dairesi 2024/4375 E. , 2025/3700 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/82 E., 2024/158 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2016/1635 E., 2020/562 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rap
**3. Hukuk Dairesi 2024/4375 E. , 2025/3700 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/82 E., 2024/158 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2016/1635 E., 2020/562 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkili şirketin davalı şirketten elektrik enerjisi satın aldığını, davalı şirketin faturalandırmaya esas bilgileri sayaç okuyarak belirlediğini, PSH bedelinin tüketilen enerji miktarına göre alınmasına ilişkin düzenlemenin, 20 Dağıtım şirketi için Gelir Gereksinimi Hesaplaması ve Tarife Metodolojisinin Geçiş Dönemi Tarife Uygulamaları başlıklı II. bölümün B bendi ve bunun kabulüne dair Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunun 875 sayılı kararından kaynaklanıp, bu düzenlemenin Danıştay 13. Dairesinin 06.04.2011 tarihli kararı ile iptal edildiğini, iptal edilen düzenlemenin 2006 Eylül-2010 Aralık arası döneminde uygulandığını, bu sürede PSH bedellerinin bu düzenlenme gereğince tahsil edildiğini ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, müvekkili şirketin abonelikleri nedeniyle PSH bedeli olarak fazladan ödenen 2006 Eylül -2010 Aralık (Aralık dahil) arası dönemlerine ait KDV dahil 662.622,45 TL'nin ödeme tarihlerinden itibaren 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun (6183 sayılı Kanun) 51. maddesine göre işleyecek gecikme zammı, işlemiş ve işleyecek gecikme zammının KDVsi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; dava konusu edilen fatura dönemlerinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanununun (818 sayılı Kanun) 66. maddesi hükmü ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun (6098 sayılı Kanun) 82. maddesi gereğince davanın yasal zamanaşımı süresi içerisinde açılmadığını 18.12.2012 tarihli ve 4193 sayılı Kurul kararı ile onaylanan "Dağıtım Lisansı Sahibi Tüzel Kişiler ile Görevli Perakende Satış Şirketlerinin Tarife Uygulamalarına ilişkin Usul ve Esaslar" gereğince perakende satış hizmet bedelinin muhatabının dava dışı ... Elektrik Perakende Satış A.Ş. olduğundan husumet itirazında bulunduklarını ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (6100 sayılı Kanun) 124/3 maddesi gereğince taraf değişikliği yapılmasına karar verilmesi gerektiğini 4628 sayılı Kanunun geçici 9. maddesi hükmü ile ulusal tarife esaslarının düzenlendiğini, bu hüküm gereğince, ... tarafından sunulan tarife tekliflerine istinaden "20 Dağıtım Şirketi için Gelir Gereksinimi Hesaplaması ve Tarife Metodolojisi" 24.08.2006 tarih ve 875 sayılı Kurul kararı ile onaylandığını, iki bölümden oluşan metodolojinin "geçiş dönemi tarife uygulamaları" başlıklı ikinci bölümünde yer alan, geçiş dönemi süresince iletişim sistemine doğrudan bağlı aboneler haricindeki tüm abone grupları için PSH bedelinin, geçiş döneminde tüketici tarifelerinin dengelenmesi bakımından kwh bazında belirlenmesine yönelik (B) bendinin Danıştay 13. Dairesinin 2008/2695 E. sayılı kararı ile iptal edildiğini, Danıştay tarafından iptal edilmesinin dava konusu edilen dönemde yürürlükte bulunan tarifeler ile uygulanan PSH bedelinin hukuka aykırı olduğu anlamına gelmediğini, dava konusu edilen dönemde tahsil edilen PSH bedelinin iadesi yönünde karar verilmesi halinde davacı şirket tarafından o dönemler için hiç PSH bedeli ödenmemiş olacağını, davacının serbest tüketici limitini geçmiş olsa dahi tedarikçisini seçme hakkını kullanmayarak kurul onaylı perakende satış tarifesi kapsamında elektrik enerjisi temin etmeye devam ettiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Danıştay 13. Dairesinin 06.04.2011 tarihli kararı ile, EPDK'nın 875 sayılı Kurul kararı ekinde yer alan 20 Dağıtım Şirketi için Gelir Gereksinimi Hesaplaması Ve Tarife Metodolojisinin Perakende Satış Tarifesinin Geçiş Döneminde Uygulanmasına İlişkin İkinci Bölümünün (B bendi)nin, "sayaç okuma ve faturalandırma hizmetlerine ilişkin maliyetlerin abone grubuna ve tüketilen enerji miktarına göre değişiklik gösterecek maliyetler olmadığı ve bu nedenle abone başına sabit bir ücret uygulanması gerektiğinin ortada olduğu, kaldı ki buna ilişkin maliyetlerin metodolojinin 1.bölümünde abone başına sabit ücret olarak belirlendiğinin açık şekilde ifade edildiği" belirtilmek suretiyle iptal edildiği, Danıştay kararının, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu Kararı ile onanarak kesinleşen bu kararın serbest tüketicilerle sınırlı olmak üzere uygulanması gerektiği, böylelikle, PSH bedelinin dayanağının BPDK kurul kararının Danıştay tarafından iptal edilmesiyle ortadan kalktığı, idari işlemin yargısal bir kararla iptali halinde geriye doğru hüküm ifade edeceği, alınan bilirkişi raporlarında, davacı şirketin yıllık tüketim miktarının EPDK tarafından serbest tüketiciler için belirlenen limitlerin üzerinde olması nedeniyle davacı şirketin serbest tüketici sayılması gerektiği, davalı ... şirketinin 875 sayılı Kurul kararının iptal edilmesine kadar PSH bedelini davacı şirketçe tüketilen enerji miktarı üzerinden nispi olarak tahsil ettiği, tahsil edilen miktarın 2006 Eylül-2010 Aralık döneminde maktu bedelin düşülmesinden sonra 653.610,25 TL (KDV dahil) olduğu, davacının kwh üzerinden belirlenen PSH bedeli ile abone başı hizmet karşılığı ödenmesi gereken bedel arasındaki fazladan ödediği bu farkı talep edebileceği, 6446 sayılı Kanunda 6719 sayılı Kanun ile yapılan değişikliklerin EPDK'nun halen yürürlükte olan düzenleyici işlemleri hakkında uygulanabileceği, değişikliğin somut olaya etkisinin bulunmadığı gerekçesiyle; davanın kısmen kabulü ile 653.610,25 TL (KDV dahil) dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; karara karşı, taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalının dava dava tarihinden önce temerrüde düşürüldüğüne ilişkin dosyada belge bulunmadığı ve tarafların tacir olması nedeniyle alacağa dava tarihinden itibaren avans faiz uygulanması gerektiği, Danıştay 13. Dairesinin 2008/2696 E. sayılı kararında sayaç okuma ve faturalama hizmetlerine ilişkin maliyetlerin abone grubuna ve tüketim enerji miktarına göre değişiklik gösterecek maliyetler olmadığı ve bu nedenle abone başına sabit ücret uygulanması gerektiğinden bahisle EPDK'nın 24.08.2006 tarihli ve 875 sayılı kararının iptaline karar verildiği, Danıştay Dava Daireleri Kurulunun 24.05.2012 tarihli ve 2011/1901 E. sayılı ilamı ile bu kararın serbest tüketiciler ile sınırlı olarak uygulanacağı belirtilerek onandığı, davacı şirketin tüketimlerinin 2006 yılı Eylül ayı ile 2010 yılı Aralık ayı arasındaki dönemde serbest tüketici sınırları dahilinde olduğunun belirlenmesine göre EPDK'nın, Danıştay tarafından iptal edilen düzenleyici işlemi esas alarak 09/2006 ile 12/2010 tarihleri arasındaki geçiş döneminde tanzim ettiği faturalar ile elektrik abonesi olan davacı şirketten, maktu ücretten ayrı tüketilen enerji miktarı (kWh) üzerinden PSH bedelini haksız olarak tahsil ettiği, bu nedenlerle Mahkemece; EPDK'nın düzenleyici işleminin Danıştay tarafından iptal edilmesi dikkate alınarak, buna bağlı olarak geçmişe etkili olarak ortadan kalkan düzenleyici işlem nedeniyle davalı şirket tarafından fazladan tahsil edilen PSH bedellerinin davacı şirkete iade edilmesi gerektiği tespit edilerek, bilirkişi raporu ile belirlenen tutarın davalıdan tahsiline karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, eldeki dava sözleşmesel ilişkiden kaynaklandığından 818 sayılı Kanunun 125 ve 6098 sayılı Kanunun 146. maddeleri gereği on yıllık zamanaşımı süresi içinde açıldığı, dava konusu dönemde davacı şirkete kesilen faturalar davalı ... şirketince tahsil edildiğinden husumetin davalı ... şirketine yöneltilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili; ancak müvekkili şirketten haksız olarak alınan PSH bedeline, ödeme tarihinden itibaren 6183 sayılı Kanunun 51. maddesine göre gecikme zammı oranlarının uygulanmamasının taraflar arasında imzalanan sözleşmeye aykırılık teşkil ettiği gibi hukukun genel ilkeleri ile bağdaşmadığını, yargılama sonucunda, talep edilen alacağa işlemiş ve işleyecek gecikme zammına KDV talep edilmesine rağmen bu hususta Mahkemece değerlendirme yapılmaksızın hüküm tesis edildiğini ileri sürerek; kararın düzeltilmesini istemiştir. 2. Davalı vekili; davacının talebinin dayanağının bulunmadığını, davanın zamanaşımına uğradığını, dağıtım ve perakende hizmeti gören elektrik şirketlerinin EPDK'nın 2013 tarihli kararı ile ayrılmış olduğundan müvekkili şirkete husumet yöneltilmesinin hatalı olduğunu, tahsil edilen perakende satış hizmet bedellerinin hukuki dayanakları olan tarifelerin onaylandığı kurul kararlarının geçerliliğini sürdürdüğünü, dosyaya sunulan bilirkişi raporunda bu durumun vurgulandığını, davacı şirket ile ikili anlaşma akdedildiğini, bu nedenle davacının serbest olmayan tüketici konumunda olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, EPDK'nın 875 sayılı kararı ile 01.09.2006 ile 31.12.2010 tarihleri arasındaki geçiş döneminde PSH tarifesinin kWh bazında belirlenmesine ilişkin 20 Dağıtım Şirketi İçin Gelir Gereksinimi Hesaplaması ve Tarife Metodolojisinin, Geçiş Dönemi Tarife Uygulamaları başlıklı II. Bölümünün (B) bendinin Danıştay tarafından iptal edilmiş olması nedeniyle, anılan dönemde davacı şirket tarafından davalı şirkete elektrik tüketim bedelleri ile birlikte ödenen PSH bedellerinin istirdadı istemine ilişkindir. Dosyadaki bilgi ve belgelerden; davalı şirketin, Danıştay tarafından iptal edilen EPDK'nın düzenleyici işlemine (metodoloji) dayanarak, davacı şirket adına tahakkuk ettirilen faturalar ile tüketilen enerji miktarı (kW) üzerinden nispi olarak PSH bedeli tahsil ettiği, diğer taraftan davacının yıllık enerji tüketim miktarı dikkate alındığında serbest tüketici sıfatına haiz olduğu, bu durumda geçmişe etkili olarak ortadan kalkan düzenleyici işlem nedeniyle, davalı şirket tarafından geçiş döneminde fazladan tahsil edilen PSH bedelinin davacıya iadesinin gerekeceği, istirdada konu alacak miktarının belirlenmesi noktasında hükme esas alınan bilirkişi raporunun Yargıtay ve taraf denetimine elverişli, ayrıntılı ve açıklayıcı, hukuka uygun olduğu, abonelik sözleşmesinde yer alan hükmün içeriği dikkate alındığında 6183 sayılı Kanun'un 51. maddesine göre faiz talebinin somut olayda uygulama yerinin bulunmadığı; tarafların tacir olduğu ve davalının dava tarihinden önce temerrüde düşürülmemesi nedeniyle alacağın dava tarihinde işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesinin yerinde olduğu anlaşılmakla, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harçlarının temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 30.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.