21. Hukuk Dairesi 2012/8689 E. , 2013/13013 K. MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Davacı, 19/04/2006 tarihinde geçirdiği kazanın iş kazası olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir. Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki kar…
**21. Hukuk Dairesi 2012/8689 E. , 2013/13013 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Davacı, 19/04/2006 tarihinde geçirdiği kazanın iş kazası olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir. Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi. K A R A R 1-Dava, davacının 19.04.2006 tarihinde geçirdiği trafik kazasının iş kazası olduğunun tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece olayla davacıda mevcut arıza ile kaza arasında illiyet bağı bulunmadığı gerekçesi ile istemin reddine karar verilmiş ise de, davacının 19.04.2006 tarihinde geçirdiği kaza ile dizindeki rahatsızlık arasında nedensellik bağı olup olmadığı araştırılmadan sonuca gidilmesi doğru olmamıştır. Sosyal Güvenlik Hakkı kamu düzenine ilişkin olduğundan bu hakka ilişkin davalarda kendiliğinden araştırma ilkesi uygulanır. Kendiliğinden araştırma ilkesinin uygulandığı davalar, daha çok tarafların dava konusu üzerinde serbestçe tasarruf edemeyecekleri davalardır. Kendiliğinden araştırma ilkesinin uygulandığı davalarda hakimin kararını(hükmünü) tarafların bildirmiş oldukları vakıalara dayandırılabilmesi için onların varlığına kanaat getirmiş olması gerekir. Taraflar arasında çekişmeli olmayan vakıaları da hakim kendiliğinden inceleme konusu yapar. Bundan başka hakim tarafların ileri sürmedikleri vakıaları da kendiliğinden araştırıp kararını bu vakıalara dayandırabilir ve davanın ispatı için bütün delillere kendiliğinden başvurabilir. Bu ilke gereğince mahkeme olayın iş kazası olup olmadığının tespiti için özgürce uzman kişi ve kuruluşlardan görüş sormak suretiyle maddi gerçeği tesbit edip vicdani kanaatine göre karar vermelidir. İş kazasının tanımını yapan 506 Sayılı Kanununun 11.maddesine (5510 sayılı Yasa'nın 13.maddesi) göre; sigortalının işyerinde bulunduğu sırada meydana gelen ve sigortalıyı bedence ve ruhca arızaya uğratan olay iş kazasıdır. Davacı, davalı işverene ait işyerinin taşınması sırasında, kamyonun kasasında, eşyalarla beraber, işverenin başka bir işçisinin sevk ve idaresindeki kamyonla giderken başka bir binek otoyla çarpışmaları sonucunda rahatsızlandığı dizinden menisküs ameliyatı olup beden güç kaybına uğradığını ileri sürerek bu davayı açmıştır. 28.3.2007 ve 13.5.2008 tarihli SGK Müfettiş raporunda dinlenen tanıklar olay sırasında davacının kamyonun kasasında eşyalar düşmesin diye durduğunu, kazanın, başka bir binek otonun, davacının içinde bulunduğu kamyonun sağ arka tekerleğine çarpmasıyla oluştuğunu, kimsenin yaralanmadığını, davacıya sol el bileğinde yumuşak doku zedelenmesi nedeniyle 5 gün istirahat verildiğini, davacının kaza sırasında bacağı ile ilgili bir sorun bildirmediğini, ancak 4-5 yıldır bacağından rahatsız olduğunu beyan etmişler; davacı kazadan neredeyse 2 ay sonra 26.6.2006 tarihinde bacak ağrısı şikayetiyle doktora gitmiş, menisküs yırtığı nedeniyle ameliyat olmuştur. SGK Müfettiş raporunda sonuç olarak davacının sol dizindeki menisküs yırtığı ile olay arasında illiyet bağı olmadığından olayın iş kazası olmadığı görüşü bildirilmiştir. Bu durumda, iş kazası olduğunun tespiti istenen kaza tarihinde davacının davalıya ait işyerinde hizmet akdine dayalı olarak çalışırken trafik kazası geçirdiği ve 2 ay sonrasında menisküs ameliyatı olduğu uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık, davacının ameliyatını gerektirir anılan rahatsızlığı ile 19.04.2006 tarihinde işyerinde geçirdiği kaza arasında nedensellik bağının bulunup bulunmadığına ilişkindir. Yapılacak iş, yukarıdaki bilgi ve belgeler doğrultusunda, davacının 19.04.2006 tarihinde geçirdiği kaza ile dizindeki rahatsızlığı arasında tıbbi nedensellik bağının bulunup bulunmadığının belirlenmesi yönünden, mahkemece 5510 Sayılı Yasa'nın 95. maddesinde öngörülen yöntem uyarınca Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu'ndan rapor alınması, ilgililerin buna da itiraz etmesi halinde Adli Tıp Kurumundan, bu iki rapor arasında çelişki bulunması halinde Adli Tıp Genel Kurulu'ndan "Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Tespiti İşlemleri Yönetmeliğindeki " hükümler çerçevesinde düzenlenmiş rapor alınarak sonuca gidilmesi gerekir. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgulara aykırı biçimde eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 20.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.