T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/1351 KARAR NO : 2025/1762 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 22.07.2025 NUMARASI : 2025/642 E. TALEBİN KONUSU : İhtiyati Tedbir KARAR TARİHİ : 10.12.2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 10.12.2025 İzmir 3.Asliye Ticaret Mahkemesinin 22.07.2025 tarih 2025/642 E: sayılı kararın Dairemizce incelenmesi d…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/1351 KARAR NO : 2025/1762 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 22.07.2025 NUMARASI : 2025/642 E. TALEBİN KONUSU : İhtiyati Tedbir KARAR TARİHİ : 10.12.2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 10.12.2025 İzmir 3.Asliye Ticaret Mahkemesinin 22.07.2025 tarih 2025/642 E: sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ..... tarafından düzenlenen rapor dinlenip, dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : TALEP : İhtiyati tedbir isteyen davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkette pay sahibi olduğunu, şirket paylarının %40,77'sinin dava dışı ...'e, %13,12'sinin ise dava dışı ...'e ait olduğunu, davalı şirketin uzun yıllardır Yönetim Kurulu Başkanı ve Murahhas Üyesinin dava dışı ... (...’in oğlu) ve Yönetim Kurulu Başkan Vekilinin ise dava dışı ... (...’in kızı) olduğunu, ayrıca 2018 yılından bu yana dava dışı ...’in oğlu dava dışı .... ve dava dışı ...’in oğlu dava dışı ... de yönetim kurulu üyeliğinde görev aldığını, ...'in aynı zamanda ... Yönetim Kurulu Başkanı olarak da görev yaptığını, Temmuz ayı başında ...'in hayatını kaybettiğini, 17.04.2025 tarihinde yapılan 2024 yılı Olağan Genel Kurulu’nda toplantı ve nisap usullerinin doğru hesaplanmadığını, ayrıca alınan kararların hukuka aykırı olduğunu, genel kurulda hazır edilmesi gereken evrakların gereği gibi bulundurulmadığını,; toplantının 2. maddesinde alınan kararın hukuka aykırı olduğunu, pay sahiplerinin bilgi alma, denetleme ve inceleme haklarının kısıtlandığını, davalı şirketin yönetimi ile ilgili ciddi sorunların genel kurul toplantısında gözlerden gizlenmeye çalışıldığını, toplantının 3. maddesinde alınan karar hukuka aykırı olduğunu, hatalı bilanço ve kâr – zarar hesaplarına dayalı olarak kâr dağıtımı yapıldığını, toplantının 4. maddesinde şirketi zarara sokan yönetim kurulu üyelerinin ve murahhas üyenin ibrasına ilişkin alınan kararın yok hükmünde olduğunu; toplantının 5. maddesinde yönetim kurulu üyelerinin ve murahhas üyenin mali haklarına ilişkin alınan kararğn fahiş nitelikte olup örtülü kâr dağıtımı / örtülü kazanç aktarımı şeklinde olduğunu, toplantının 7. maddesinde bağış üst limitinin artırılmasına ilişkin alınan kararın fahiş nitelikte olduğunu, toplantının 10. maddesinde TTK m. 395 ve 396 kapsamında yönetim kuruluna şirket veya bağlı ortaklıkları ile çıkar çatışmasına neden olabilecek nitelikte işlem yapabilmeleri, rekabet edebilmeleri, şirketin konusuna giren işleri, bizzat veya başkaları adına yapmaları ve bu nevi işleri yapan şirketlerde ortak olabilmeleri ve diğer işlemleri yapabilmeleri hususunda verilen yetkinin hukuka aykırı olduğunu iddia ederek, genel kuruldaki (2.), (3.), (4.), (5.), (7.) ve (10.) maddelerinin yokluğunun tespitine, mahkemenin farklı kanaatte olması durumunda bu kez ilgili genel kurul alınan ve pay sahipliği haklarını sınırlandıran ve/veya ortadan kaldıran ve anonim şirketin temel yapısını bozan ve sermayenin korunması ilkesine aykırı olan (2.), (3.), (4.), (5.), (7.), (8.), (9.) ve (10.) numaralı kararlarının batıl olduğuna, mahkemenin farklı kanaatte olması durumunda ise olumsuz oy kullanılıp muhalefet şerhleri tutanak ekinde yer alan (2.), (3.), (4.), (5.), (7.) ve (10.) numaralı kararların iptaline aynı zamanda 17.04.2025 tarihli genel kurul kararının tedbiren yürütmesinin durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 22.07.2025 tarihli ara karar ile, genel kurulda alınan kararların teminatsız olarak icrasının durdurulması talebi yönünden bu aşamada sunulan delil ve belgelere göre yeterli kanaat oluşmadığı gerekçesiyle ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, davalı şirketin halka açık bir şirket olduğunu, yüzbirlerce yatırımcısının bulunduğunu, dava konusu genel kurul kararlarının yürütülmesinin geriye bırakılmasının şart olduğunu, kendine 100.000 TL huzur hakkı koyan yönetim kurulunun kanuna aykırı genel kurul yapıp bunu icra etmesi ile bu küçük yatırımcılar için hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağını ya da tamamen imkânsız hale geleceğini, şirketin içinin boşaltılabileceğini, dava konusu 17.04.2025 tarihinde yapılan 2024 yılı Olağan Genel Kurulu’nda toplantı ve nisap usullerinin doğru hesaplanmadığını, alınan kararların açıkça hukuka aykırı olduğunu, şirket’in genel kurulunda alınan vekaletnamelerin usulüne uygun olmadığını, alınan vekaletnamelerin mevzuat uyarınca yazılması sorunlu olan bilgilerin eksik olduğunu, katılmaması gereken kişilerin toplantıya katılmasına izin verildiğini, şirketin en büyük ikinci pay sahibi olan ...'in ilgili toplantıda kendisine atanan vasi tarafından temsil edildiğini, ...’in pay sahiplerinden olan ve şirketin Yönetim Kurulu Başkan Vekili ...’in yönetim kurulu başkanı olduğu ... açısından alınan vekaletnamenin hatalı olduğunu, ... açısında oy kullanma işlemi yapılabilmesi için objektif şekilde bir temsilcinin bulunması gerekirken buna aykırı şekilde temsilci belirlenmesinin nisap sayısının eksikliğine yol açtığını, genel kurulda hazır edilmesi gereken evrakların gereği gibi bulundurulmadığını, 28.11.2012 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan Anonim Şirketlerin Genel Kurul Toplantılarının Usul ve Esasları İle Bu Toplantılarda Bulunacak Bakanlık Temsilcileri Hakkında Yönetmeliğin 15. Maddesi gereğince şirketin esas sözleşmesi, pay defteri, toplantıya çağrının yapıldığını gösteren gazete ve diğer belgeler, yönetim kurulunca hazırlanan yıllık faaliyet raporu, denetçi raporu, finansal tabloların, gündem genel kurul toplantısında hazır bulundurulması gerektiğini, ancak toplantıya çağrının yapıldığını gösteren gazete ve diğer belgeler ile finansal tabloların ilgili tabloda hazır bulundurulmadığını, toplantının 2. maddesinde alınan kararın hukuka aykırı olup pay sahiplerinin bilgi alma, denetleme ve inceleme haklarının kısıtlandığını, davacı tarafından yöneltilen 5 adet sorunun hiçbirinin cevaplanmadığını, pay sahiplerinden .... vekili .... tarafından sorulan sorulara yeterli cevap verilmemesi sebebiyle TTK md 438 kapsamında özel denetim talep edilmiş olmasına rağmen bu hususun usulüne uygun şekilde gündeme eklenip oylamaya açılmadığını, şirketin yönetimi ile ilgili ciddi sorunların genel kurul toplantısında gözlerden gizlenmeye çalışıldığını, toplantının 3. maddesinde alınan karar hukuka aykırı olup hatalı bilanço ve kâr – zarar hesaplarına dayalı olarak kâr dağıtımı yapılmasının kabul edilemez nitelikte olduğunu, toplantının 4. maddesinde yönetim kurulu üyelerinin ve murahhas üyenin ibrasına ilişkin alınan kararın yok hükmünde olduğunu, toplantının 5. maddesinde yönetim kurulu üyelerinin ve murahhas üyenin mali haklarına ilişkin alınan karar fahiş nitelikte olup örtülü kâr dağıtımı / örtülü kazanç aktarımı şeklinde olduğunu, bu kapsamda alınan kararın hukuka aykırı olduğunu, toplantının 7. maddesinde bağış üst limitinin artırılmasına ilişkin alınan kararın fahiş nitelikte olduğunu, toplantının 10. maddesinde TTK m. 395 ve 396 kapsamında yönetim kuruluna şirket veya bağlı ortaklıkları ile çıkar çatışmasına neden olabilecek nitelikte işlem yapabilmeleri, rekabet edebilmeleri, şirketin konusuna giren işleri, bizzat veya başkaları adına yapmaları ve bu nevi işleri yapan şirketlerde ortak olabilmeleri ve diğer işlemleri yapabilmeleri hususunda verilen yetkinin hukuka aykırı olduğunu, ilk derece mahkemesince TTK m. 449’da yer alan prosedürün uygulanmadığını, mahkemece dosya kapsamında bildirilen deliller toplanmadan ve yönetim kurulu üyelerinin görüşü alınmadan ihtiyati tedbir talebinin reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, HMK'nın 389/1. maddesine göre ihtiyati tedbir koşullarının oluştuğunu ve buna rağmen ihtiyati tedbir kararı verilmemesi ihtimalinde davacının büyük bir mağduriyet yaşayacağını belirterek ihtiyati tedbir isteminin reddine dair ara kararın kaldırılmasını ve ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE : Talep, genel kurul kararının yürütülmesinin geri bırakılmasına yönelik ihtiyati tedbirin istemine ilişkin olup ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle istemin reddine karar verilmiştir. Dairemizce HMK’nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle ve kamu düzenine ilişkin nedenlerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. TTK'nın 449. maddesinde (1) Genel kurul kararı aleyhine iptal veya butlan davası açıldığı takdirde mahkeme, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra, dava konusu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebilir." hükmüne yer verilmiştir. HMK'nun 389/1. maddesi uyarınca mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. HMK'nın 390/3. maddesi uyarınca tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Geçici hukuki koruma yargılamasını asıl hukuki koruma yargılamasından ayıran özelliklerden biri ispat ölçüsüdür. Geçiçi hukuki koruma yargılamasında yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmemektedir. Dolayısıyla ihtiyati tedbir kararının verilebilmesi için yaklaşık ispatın varlığı şarttır. Talebi konu uyuşmazlığın dayandığı hakkın özü hakkında mahkemede olumlu şekilde kanaat uyandırması gerekli ve yeterli olup, buradaki ispat asıl davadaki gibi tam bir ispat değil yaklaşık ispattır. Somut olayda, genel kurul kararının iptali istemiyle açılan davada kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına dair tedbir isteminde bulunulmuş olup karar gerçeksinde gösterilen hususlar ile dava dosyasının bulunduğu aşama ve mevcut delil durumu itibariyle talep edenin haklılığına ilişkin kanun ile aranan yaklaşık ispat koşulunun bu aşamada oluşmadığının, davacının ileri sürüdüğü hususların varlığının yargılamayı gerektirdiğinin, davanın yerine ikâme edilecek ve uyuşmazlığın esasını çözecek mahiyette, başka bir deyişle yargılamanın sonunda elde edilecek menfaatin elde edilmesine neden olacak şekilde ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceğinin anlaşılması karşısında, ilk derece mahkemesince verilen ihtiyati tedbir isteminin reddine dair kararda bir isabetsizlik görülmemiştir. Bu durumda istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların, açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İhtiyati tedbir isteyen davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İhtiyati tedbir isteyen davacı yönünden istinaf karar harcı olan 1.013,90 TL'den peşin alınan 615,40 TL'nin mahsubu ile eksik kalan 398,50 TL harcın ihtiyati tedbir isteyen davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle ihtiyati tedbir isteyen davacınının yaptığı giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere 10.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.