Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/361 E. , 2024/2484 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2020/361 Karar No : 2024/2484 TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- ... 2- ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı / ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN_KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacılar tarafından, çocukları ...'ın
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/361 E. , 2024/2484 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2020/361 Karar No : 2024/2484 TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- ... 2- ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı / ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN_KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacılar tarafından, çocukları ...'ın 2001 yılında geçirdiği trafik kazası sonrası götürüldüğü Nazilli Devlet Hastanesinde yapılan tedavisinin hatalı olduğu ve kızlarının durumunun süreç içerisinde kötüleşmesi sebebiyle 28/12/2015 tarihinde vefat etmesinde davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle maddi ve manevi zararların karşılığı olmak üzere anne ... için 20.000,00 TL maddi, 250.000,00 TL manevi, baba ... için 20.000,00 TL maddi, 250.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 40.000,00 TL maddi, 500.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesinde kusursuz sorumluluk halleri hariç olmak üzere tazminat sorumluluğunun doğmasının temel prensibinin zarar verenin meydana geldiği iddia edilen zararın oluşumunda bir kusurunun bulunması gerektiğinin açık olduğu, Adli Tıp Kurumu 8. İhtisas Kurulunca düzenlenen bilirkişi raporunun değerlendirilmesi neticesinde olayda idarenin tazmin sorumluluğunu gerektirecek nitelikte hizmet kusurunun bulunmadığının anlaşıldığından, davacının maddi ve manevi tazminat isteminin reddi gerektiği sonucuna ulaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu ... İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacılar tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, çocuklarının ölümü ile kaza arasında illiyet bağı kurulmamasının nedeninin hastanenin gerekli BBT ve MR görüntülemelerini yapmaması olarak belirlendiği, çocuklarının ölümü ile geçirdiği trafik kazası arasında neden illiyet bağı kurulmadığını açıklamaktan uzak somut olayı açıklayıcı veriye dayanmayan Adli Tıp Kurumu raporuna dayalı olarak verilen Mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğu, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, davacıların temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kısmen kabulü, kısmen reddi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: A) Bölge İdare Mahkemesi Kararının, Maddi Tazminat İsteminin Reddine Yönelik İstinaf Başvurusunun Reddine İlişkin Kısmının İncelenmesi: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen kararın maddi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. B) Bölge İdare Mahkemesi Kararının, Manevi Tazminat İsteminin Reddine Yönelik İstinaf Başvurusunun Reddine İlişkin Kısmının İncelenmesi: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Davacıların yakını ...'ın araç çarpması sonucu yaralanarak 14/05/2001 tarihinde Nazilli Devlet Hastanesi acil servisine kaldırıldığı, yapılan muayenesinde saçlı deride 1cm'lik kesi ve vücudun muhtelif yerlerinde ekimoz saptandığı, nörolojik defisit tanımlanmadığı, beyin cerrahi konsültasyonu yapıldığı, 14/05/2001 tarihinde beyin cerrahi servisinde yatırılarak izlendiği, 16/05/2001 tarihinde taburcu edildiği, olaydan 3 ay sonra 06/08/2001 tarihinde sol travmatik lens subluksasyonu tanısıyla opere edildiği, 22/06/2004 tarihinde de sağ gözde lens subluksasyonu tanısı ile opere edildiği, 26/08/2004 tarihinde yapılan muayene ve tetkikleri sonucunda mental retardasyon düşünüldüğü, görmede azalma tespit edildiği, Nazilli Devlet Hastanesince düzenlenen 13/07/2007 tarihli sağlık kurulu raporunda kafa travması sağ hemiparezi, motor afazi teşhisiyle %76 engel oranının belirlendiği, aynı hastanece düzenlenen 09/06/2011 tarihli sağlık kurulu raporunda %90 engel oranının belirlendiği, 2015 yılında hayatını kaybettiği, davacılar tarafından, Adli Tıp Kurumunun 05/11/2015 tarihli raporunda hastanın ilk hastaneye müracaatında BBT ve MR yapılmamış olması nedeniyle kaza ile hastalık arasında illiyet bağı kurulamadığının bildirilmesi üzerine, bu raporla idarenin hizmet kusurunun öğrenildiği, olayda hizmet kusuru bulunduğu ileri sürülerek maddi ve manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi istemiyle davalı idareye yapılan 21/04/2016 tarihli başvurunun zımnen reddi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Davacılar tarafından maddi ve manevi tazminat ödenmesi istemiyle ... Asliye Hukuk Mahkemesinde trafik kazasına sebep olan kişi aleyhine açılan davada, Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Genel Kurulunun ... tarih ve ... karar numaralı raporunda "... kızı, 1996 doğumlu ...'ın 14/05/2001 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazası nedeniyle hastaneye götürüldüğü, yapılan muayenesinde saçlı deride 1cm.lik kesi ve vücudun muhtelif yerlerinde ekimoz saptandığı, nörolojik defisit tanımlanmadığı, beyin cerrahi servisinde yatırılarak izlendiği, 16/05/2001 tarihinde taburcu edildiği, olaydan 3 ay sonra 06/08/2001 tarihinde sol travmatik lens subluksasyonu tanısıyla opere edildiği, 22/06/2004 tarihinde de sağ gözde lens subluksasyonu tanısı ile opere edildiği, 26/08/2004 tarihinde yapılan muayene ve tetkikleri sonucunda mental retardasyon düşünüldüğü, görmede azalma tespit edildiği, olay tarihli herhangi bir görüntüleme (BBT, MR) yapılmamış olduğu dikkate alındığında; mevcut belgelerde kişinin mevcut durumu ile 14/05/2001 tarihinde maruz kaldığı trafik kazası arasında iliyet bağı kurulamadığı cihetiyle maluliyet tayinine mahal olmadığı yeni tıbbi belge gönderilmesi halinde tekrar değerlendirilebileceği..." görüşlerine yer verilmiştir. Olayda davalı idarenin hizmet kusuru bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla İdare Mahkemesince bilirkişiliğine başvurulan Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 8. Adli Tıp İhtisas Kurulunca düzenlenen 12/03/2019 tarih ve 345 karar numaralı raporda, "...Çocuğun muayenesinin yapıldığı, tetkiklerinin istendiği, grafilerde kırık saptanmadığı, nörolojik hasar olmadığı, medikal tedavi sonrası taburcu edildiği, taburculuk sonrası muayesinde Nörodefisit olmadığı, uzuv zaafı veya tatili olmadığı cihetle Nazilli Devlet Hastanesinde çocuğun tedavisine katılan hekimlerin uygulamalarının tıp kurallarına uygun olduğu..." yönünde görüş bildirilmiştir. İdare Mahkemesince, anılan rapor doğrultusunda davanın reddine karar verilmiş olup, davacıların istinaf başvuruları da reddedilmiştir. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır. İdare, kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; kamu hizmetinin işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru, hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. İdare mahkemelerince, idarenin sorumluluğuna gidilirken de; hizmet kusurunun varlığı açıkça ortaya konulduktan sonra, uğranılan maddi ve manevi zararın miktarının belirlenmesi gerekmektedir. Öte yandan, manevi zararın varlığı, sadece şeref, haysiyet ve onur kırıcı işlem ve eylemlere maruz kalmış ya da kişilerin vücut bütünlüğünün ihlal edilmiş olmasına, ölüm nedeniyle ağır bir elem, üzüntü duyulması şartına bağlı olmayıp; idarenin yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetini gereği gibi eksiksiz olarak sunamaması nedeniyle ilgililerin yeterli hizmet alamamalarından dolayı üzüntü ve sıkıntı duymaları da manevi zararın varlığı ve manevi tazminatın hükmedilmesi için yeterli bulunmaktadır. Manevi tazminat, mal varlığında meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, manevi tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Tam yargı davalarının ve manevi tazminatın belirtilen niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın, zararın ve idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri olayların bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı olacak şekilde belirlenmesi, bununla birlikte olayın meydana geliş şekli ve idari faaliyetin niteliği gözetilerek hakkaniyetli bir tutarı aşmaması gerekmektedir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Uyuşmazlıkta, bilirkişiliğine başvurulan Adli Tıp Kurumu raporu doğrultusunda davacılar yakınında meydana gelen zararın davalı idarenin hizmet kusurundan kaynaklandığı açıkça ortaya konulamadığından, maddi tazminata hükmedilmesi için gereken koşullar oluşmamıştır. Bununla birlikte, olayda her ne kadar kusurlu eylem ile meydana gelen zarar arasında uygun illiyet bağından bahsedilemeyecek olsa da ... Asliye Hukuk Mahkemesince trafik kazasına sebep olan kişi aleyhine açılan davada alınan Adli Tıp Kurumu Genel Kurulunun 05/11/2015 tarihli raporunda olay tarihli herhangi bir görüntüleme (BBT, MR) yapılmamış olduğundan mevcut belgelerde kişinin mevcut durumu ile 14/05/2001 tarihinde maruz kaldığı trafik kazası arasında illiyet bağı kurulamadığının belirtilmesi karşısında, davacılar yakınının kaza sonrası oluşan durumuna maruz kaldığı trafik kazasının sebep olup olmadığı, görüntüleme (BBT, MR) yapılmış olsaydı erken tanı konularak daha erken yapılacak bir müdahale sonucunda çocuklarının tedavisinin mümkün olup olamayacağı hususlarında davacıların maddi gerçeğe hiçbir zaman ulaşamayacak ve ömür boyu şüphe duyacak olmaları nedeniyle manevi zarara uğradıkları da açıktır. Bu durumda, davacıların uğradıkları bu manevi zararın; manevi tazminatın yukarıda belirtilen niteliği de gözetilmek suretiyle, davacılar yönünden, manevi tatmin duygusunu sağlamaya yetecek, zarara yol açan idari faaliyet sonucu duyulan elem ve ızdırabın kişi üzerindeki etki ve ağırlığını karşılayacak düzeyde olmasına; davalı yönünden ise, hakkaniyet sınırlarını aşmayan, ölçülü, adil dengeyi sağlayacak ve aşırı mali külfet oluşturmayacak makul bir seviyede olmasına dikkat edilerek tazmini gerekirken, davacıların manevi tazminat istemlerinin tümden reddedilmesinde hukuki isabet bulunmamaktadır. Bu itibarla, davanın reddi yönündeki ... İdare Mahkemesi kararının manevi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmına yönelik davacılar tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine dair temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacıların temyiz istemlerinin KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE, 2. Davanın reddine ilişkin ... İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının maddi tazminat isteminin reddine yönelik istinaf başvurusunun reddine ilişkin kısmının ONANMASINA, manevi tazminat isteminin reddine yönelik istinaf başvurusunun reddine ilişkin kısmının BOZULMASINA, 4. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 10/06/2024 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.