1. Hukuk Dairesi 2014/11752 E. , 2014/16059 K. "" MAHKEMESİ : KARŞIYAKA 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 20/02/2014 NUMARASI : 2012/287-2014/49 Taraflar arasında görülen ecrimisil davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar, davalılar vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü; -KARAR- Dava, paydaşlar arasındaki ecrimisil isteğine il…
**1. Hukuk Dairesi 2014/11752 E. , 2014/16059 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : KARŞIYAKA 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 20/02/2014 NUMARASI : 2012/287-2014/49 Taraflar arasında görülen ecrimisil davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar, davalılar vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü; -KARAR- Dava, paydaşlar arasındaki ecrimisil isteğine ilişkindir. Davacı, dava konusu 9503 ada 23 parseldeki 10 numaralı bağımsız bölümün ortak mirasbırakana ait iken onun 10.03.1999 tarihinde ölümüyle davanın taraflarına intikal ettiğini davalıların yıllardır taşınmazı işgal ettiklerini, kendisine ödemede bulunmadıklarını ileri sürerek fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak geriye dönük son 5 yıllık toplam 10.000.-TL ecrimisilin davalılardan tahsilini istemiştir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Bilindiği üzere; tarafların tüm delilleri toplanıp, tetkik edildikten, son sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra hakimin, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun (HUMK) 388., 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) 298. maddesi uyarınca kararı gerekçesi ile birlikte (tam olarak) yazması ve hüküm sonucunu 1086 sayılı H UMK'nn 389., yine 6100 sayılı HMK.'nun 298. maddesinde öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır. Ne var ki, uygulamada 1086 sayılı HUMK'nun 381. maddesinin son fıkrası ve 6100 sayılı HMK'nun 294.maddesinin 4. fıkrasının verdiği imkandan yararlanılarak bazı zorunlu nedenlerle sadece hükmün sonucu tutanağı geçirilip tefhim edilmekte, gerekçeli karar daha sonra yazılabilmektedir. İşte bu gibi hallerde, daha sonra yazılan gerekçeli kararın, tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkca gösteren tefhim ile aleniyet ve hukuki varlık kazanan kısa karara uygun olması zorunludur. Esasen kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan elini çekmiş olan hakimin, artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak yoktur. Öte yandan, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olması, yargılamanın aleniyeti, kararların alenen tefhim edilmesine ilişkin Anayasanın l4l. maddesi ile HUMK.'nun yukarıda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir.