8. Hukuk Dairesi 2018/728 E. , 2020/5948 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tapu İptali Ve Tescil Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, bozma üzerine yapılan yargılama neticesinde davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. K A R A R Davacı vekili, kadastro sırasında Hazine adına tespit ve tescil edilen 118 ada 1 parsel s
**8. Hukuk Dairesi 2018/728 E. , 2020/5948 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tapu İptali Ve Tescil Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, bozma üzerine yapılan yargılama neticesinde davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. K A R A R Davacı vekili, kadastro sırasında Hazine adına tespit ve tescil edilen 118 ada 1 parsel sayılı taşınmazın ekli krokide gösterilen kısmının vekil edenine babasından, babasına da dedesinden kaldığını, yüz yılı aşkın süredir zilyetlikleri olduğunu belirterek, taşınmazın ekli krokide gösterilen kısmının iptali ile vekil edeni adına tescilini talep ve dava etmiştir. Davalı Hazine vekili, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, 16.10.2012 tarihli kararla, davanın kabulüyle 118 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 06.04.2012 tarihli fen bilirkişisi ek raporunda (A) harfi ile gösterilen kısmının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiş, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 13.01.2014 tarihli kararıyla hüküm bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, Mahkemenin 28.03.2017 tarihli kararıyla davanın kabulüyle 118 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 28.01.2015 havale tarihli fen bilirkişisi ek raporunda (A) harfi ile gösterilen kısmının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiştir. Hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, kadastrodan önceki kazanmayı sağlayan zilyetlik ve muristen intikal hukuksal sebeplerine dayalı olarak TMK'nin 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesi gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescili isteğine ilişkindir. Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sucunda yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de; yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye elverişli bulunmamaktadır. Şöyle ki; dava konusu 118 ada 1 sayılı parsele ait kadastro tutanağının ve tapu kaydının incelenmesinde; devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğu, kimsenin mülkiyet iddiasında bulunmadığının muhtar ve bilirkişilerin müşterek beyan ve ifadelerinden anlaşıldığı belirtilmek suretiyle 02.04.2008 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında 180.046,16 m2 yüzölçümü ile belgesizden, ham toprak niteliğiyle Hazine adına tespitinin yapıldığı ve tutanağının itirazsız olarak kesinleşmesi ile 19.07.2008 tarihinde tapuya tescil edildiği görülmüştür. Mahkemece 28.03.2012 tarihinde yapılan keşfe katılan uzman ziraatçi ve inşaatçı bilirkişi raporunda, dava konusu taşınmazdaki nizalı bölümün A harfi ile gösterilen kısmında tek katlı betonarme ev olup, geri kalan kısmın tarım yapmaya uygun bulunduğunu, 6 yaşlarında 10 adet ceviz, 10 adet elma, 2 adet incir, 3 adet erik, 2 adet kayısı, 3 adet nar ağacı ve 250 adet asma olmak üzere 280 meyve ağacı olduğunu, 1 adet tek katlı binanın 4-5 yıllık olduğunu tespit ettiği; bozma sonrası 11.09.2014 tarihinde keşfe katılan uzman ziraatçi ve inşaatçı bilirkişi raporunda ise, 3-5 yaşlarında 3 adet elma, 3 adet şeftali, 1 adet erik ağacı, 20-25 yaşlarında 110 adett asma ağacı, 10-15 yaşarında 3 adet erik, 3 adet şeftali, 2 adet incir, 3 adet nar ağacı ve 5-7 yaşlarında 2 adet ceviz, 4 adet badem ile, 3-5 yaşlarında 2 adat kuşburnu ağacı olmak üzere toplam 139 adet meyve ağacının bulunduğunu, taşınmazın sulu tarım arazisi niteliğinde ve 1 adet tek katlı binanın ise 7 yıllık olduğu, ilk keşiften sonra 1 kat daha ev ve ahır yapıldığının tespit edildiği anlaşılmakla birlikte, anılan bölümlerin tespit tarihinden geriye doğru en az kaç yıldır tarım arazisi olarak kullanıldığı açıklanmamıştır. Bu kapsamda,dava konusu taşınmazın niteliği ve kullanım süresi bakımından tereddüt oluşmuştur. Bu kapsamda, bir arazinin kullanım süresi, niteliği ve zilyetlik süresini en iyi belirleme yöntemi hava fotoğraflarıdır. O halde; tespit tarihinden geriye doğru en az 20-30 yıl öncesine ait (1978-1988 yılları arası) iki ayrı zamanda çekilmiş yüksek çözünürlü hava fotoğraflarının Harita Genel Komutanlığı'ndan, aynı tarihler arasında düzenlenen fotoplan, fotogmetrik ve fotogrametrik paftaların ise, İl Kadastro Müdürlüğü'nden getirtilerek dosyaya eklenmesi, taşınmazın çevresinde bulunan parsellerin tapu kayıtları, kadastro tutanakları ila dayanak tapu kayıt ve tedavülleriyle vergi kayıtlarının bulundukları yerlerden getirtilerek yeniden yapılacak keşifte uzman bilirkişi jeodezi ve fotogrametri uzmanı mühendis, teknik, yerel bilirkişi ve tanıklar aracılığıyla açıklanan hava fotoğrafları, Kadastro Müdürlüğü'nden getirtilecek paftalar ve komşu parsellere ait tapu kayıtlarının keşifte uygulanması, hava fotoğraflarının çekildikleri, Kadastro Müdürlüğü'nden gelen paftaların ise, düzenlendikleri (1978-1988 yılları arasında düzenlenen paftalar olacak) tarihlere göre, dava konusu taşınmaz bölümünün kültür arazisi niteliğinde bulunup bulunmadığı, imar ihyasının tamamlanıp tamamlanmadığı veya hangi nitelikte bulunduğu konusunda uzman bilirkişilerden tarafların ve Yargıtay'ın denetimine açık gerekçeli keşif yerinde dinlenilmeleri, dava konusu taşınmazın nizalı bölümünün niteliği, kullanım süresinin ne zaman başlandığı ve ne şekilde kullanıldığının belirlenmesine çalışılması, beyanları arasında aykırılık çıktığı takdirde aynı Kanun'un 261/1. (HUMK mad. 265) maddesi hükmü gözönünde tutularak çelişkinin giderilmesine çalışılması, daha önce götürülmeyen başka bir uzman bilirkişi ziraat mühendisi aracılığıyla taşınmaz ve çevresinin toprak yapısı incelenerek gerekçeli, denetime açık, karşılaştırılmalı rapor istenmesi, HMK'nin 290/2. maddesi uyarınca birlikte keşfe götürülecek bir fotoğrafçı aracılığıyla taşınmaz ve çevresinin yakın plan ve panoramik fotoğrafları çektirilip mahkeme hakimi tarafından onaylandıktan sonra dosya arasına konulması gerekir. Öte yandan, 27.09.2014 tarihli fen bilirkişisi raporunun ekinde yer alan korokide 1,2,3 ve 5 nolu olarak gösterilen dava konusu taşınmazda bulunan yapı ve alanlara yönelik herhangi bir dava olup olmadığı araştırılıp, davalar var ise bunların dosya arasına alınması ve bu dava sonuçlarının da birlikte değerlendirilmesi gerekir. SONUÇ : Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 08.10.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.