T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2026/29 Esas KARAR NO : 2026/96 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN; MAHKEMESİ : ALAŞEHİR 3.ASLİYE HUKUK (ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ SIFATIYLA) MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/67 KARAR NO : 2025/132 KARAR TARİHİ : 24/03/2025 KESİNLEŞME TARİHİ : 22/04/2025 İNCELENEN KARARIN; MAHKEMESİ : MANİSA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/382 KARAR NO : 2025/782 KARAR TARİHİ : 24/09/2…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2026/29 Esas KARAR NO : 2026/96 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN; MAHKEMESİ : ALAŞEHİR 3.ASLİYE HUKUK (ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ SIFATIYLA) MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/67 KARAR NO : 2025/132 KARAR TARİHİ : 24/03/2025 KESİNLEŞME TARİHİ : 22/04/2025 İNCELENEN KARARIN; MAHKEMESİ : MANİSA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/382 KARAR NO : 2025/782 KARAR TARİHİ : 24/09/2025 KESİNLEŞME TARİHİ : 04/11/2025 DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali KARAR TARİHİ : 20/01/2026 G.KARAR YAZIM TARİHİ: 20/01/2026 Alaşehir 3. Asliye Hukuk (Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) Mahkemesi ile Manisa Asliye Ticaret Mahkemesi arasında oluşan olumsuz görev uyuşmazlığının yargı yeri belirlenmesi yoluyla giderilmesi Manisa Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından talep edilmiş olmakla dosya kapsamı incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin davalı borçludan alacağının sağlanması amacıyla 27.01.2025 tarihli STA202*** *** **** numaralı faturaya istinaden Alaşehir İcra Müdürlüğü'nün 2025/355 Esas sayılı dosyası ile icra takibine başlandığını, başlatılan icra takibine dair ödeme emrinin davalıya usulüne uygun olarak tebliğ edildiğini, davalı tarafın itiraz etmesi üzerine takibin durduğunu, borçlunun itirazının haksız olduğunu, müvekkili şirketin zirai ilaç, malzeme ve tarım ürünü üretiminde faaliyet gösteren bir firma olduğunu, davalının müvekkili firmadan söz konusu faturadan kalem kalem gösterilmiş olan ürünleri aldığını, davacının el yazısını ve imzasını içerir borçlu olduğunu kanıtlar nitelikte 17.04.2024 tarihli adi yazılı belge mevcut olduğunu, yanlış ürün aldığından bahisle müvekkili tarafından yapılmış olan icra takibine itiraz etmesinin tamamen zaman kazanma amaçlı olduğunu belirterek davalının Alaşehir İcra Müdürlüğü'nün 2025/355 Esas sayılı dosyasındaki itirazının iptaline, takibin devamına, kötü niyetli davalının asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, borçlunun takip konusu borcu takip dosyasında belirtilen faiziyle ödemeye mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davanın ilk açıldığı Alaşehir 3. Asliye Hukuk (Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) Mahkemesince davanın ticari satımdan kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, tacirler arasındaki ticari mal satımından kaynaklandığı, bu suretle ticaret mahkemelerinin görev alanına giren uyuşmazlıklara bakma görev ve yetkisinin Hakimler ve Savcılar Kurulu kararı gereği il mülki sınırlarında bulunması dolayısıyla Manisa Asliye Ticaret Mahkemesinde olduğu gerekçesiyle mahkemenin görevsizliğine, Manisa Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğuna karar verilmiş, kararın istinaf edilmeksizin kesinleştiği görülmüştür. Manisa Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından dava konusu uyuşmazlığın alım satım ilişkisine bağlı olarak başlatılan takibe itirazın iptali istemi olduğu, davacı taraf tacir olsa da davalının tacir olmadığı, nispi ticari dava koşullarının sağlanamadığı, mutlak ticari dava da olmadığı gerekçesiyle davaya bakma görevinin Ticaret Mahkemesinin değil Asliye Hukuk Mahkemesinin görevine girdiği gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiş, bu kararın da istinaf edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmıştır. Dava fatura alacağına dayalı başlatılan takibe itirazın iptali istemidir. 6100 sayılı HMK'nın 2.maddesine göre dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. Bu düzenlemeye göre malvarlığı hakları ile şahıs varlığı haklarına ilişkin davalarda genel görevli mahkeme asliye hukuk mahkemeleri olup özel görevli mahkemelerin görevleri özel düzenlemeler ile belirlenmektedir. Uyuşmazlığa konu dava, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden sonra açılmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlenmiş, 5.maddesinde Ticaret Mahkemeleri'nin kuruluşu ve hangi mahkemelerin Ticaret Mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir. Ticari davaları mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olması durumunda ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gurupta toplamak mümkündür. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK' da yeterli görülmüştür. Göreve ilişkin bu genel açıklamadan sonra dava konusu somut olaya bakıldığında; uyuşmazlığın 6102 sayılı TTK'da düzenlenen işlerden olmadığı, yine aynı yasanın 4/1 maddesindeki bentler halinde sayılan yada özel kanunlarında belirlenen mutlak ticari davalardan da olmadığı anlaşılmaktadır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/3 fıkrası uyarınca dava tarihi itibariyle Asliye Hukuk Mahkemesi ile Asliye Ticaret Mahkemesi arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, somut olayda uyuşmazlık, alım satım ilişkisi nedeniyle başlatılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı taraf tacir olsa da davalı taraf tacir değildir. Bu nedenle nispi ticari dava koşulları sağlanamamıştır. Ayrıca eldeki dava Ticaret Kanununda düzenlenen mutlak ticari davalardan da değildir. Bu nedenle davaya bakmaya görevi Ticaret Mahkemesinin değil Asliye Hukuk Mahkemesinin görevi olduğundan, Açıklanan nedenlerle Alaşehir 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin yargı yeri olarak belirlenmesine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. KARAR: 6100 sayılı HMK'nun 21 ve 22. maddeleri gereğince Alaşehir 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE, Dosyanın yargı yeri belirlenmesi talep eden mahkemesine iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK'nun 362/1-c maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 20/01/2026