T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/960 KARAR NO : 2026/319 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 19.03.2025 NUMARASI : 2024/46 Esas 2025/272 Karar DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Sözleşmeden Kaynaklanan Ödenen Bedelin İadesi ve Cezai Şart İstemli) KARAR TARİHİ : 24.02.2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 24.02.2026 İ…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/960 KARAR NO : 2026/319 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 19.03.2025 NUMARASI : 2024/46 Esas 2025/272 Karar DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Sözleşmeden Kaynaklanan Ödenen Bedelin İadesi ve Cezai Şart İstemli) KARAR TARİHİ : 24.02.2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 24.02.2026 İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 19.03.2025 tarih 2024/46 Esas 2025/272 Karar sayılı kararının Dairemizce incelenmesi davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili, taraflar arasında okul binası devir sözleşmesi imzalandığını, sözleşmeye göre davalı tarafça devredilecek okul karşılığında bedelin 375.000,00.-TL olarak belirlendiğini, okul içindeki demirbaş, tefrişat malzemeleri, ilkokul ve ortaokul öğrencisi dışında kalan şekli ile okul mülkiyetinin üçüncü şahsa ait olan sözleşme konusu binayı sözleşmenin beşinci maddesine göre 30/06/2019 tarihine kadar boşaltmadığı takdirde devredenin 30/06/2019 tarihine kadar aldığı toplam 350.000,00.-TL’yi devralana iade edeceğini, bunun yanında 350.000,00.-TL cezai şartı da ödemeyi kabul ettiğinin kararlaştırıldığını, devir sözleşmesinin taliki şarta bağlı bir sözleşme olup T.B.K.’nın 170 ve 173.maddeleri uyarınca devrolunan okulun belirlenen tarihte kullanmaya salih bir şekilde devredilip devredilmediğinin irdelenmesi gerektiğini, somut olayda uyuşmazlığın taliki şartının gerçekleşmediğini ve 30/06/2019 tarihinde devir konusunun devir alan davacıya devredilmediğini, bununla ilgili düzenlenen tutanakta mülk sahibinin de imzasının bulunduğunu, davacının kendi imkanlarıyla okulu eğitim dönemine yetiştirmeye çalıştığını ve 18/02/2019 tarihinde mülk sahibi ile kira sözleşmesi imzaladığını, bu sözleşmede davalı ...'ün sözleşmenin 19. maddesinde eski kiracı sıfatıyla 30/06/2019 tarihinde okul binasını bu tarihte kullanmaya salih bir şekilde boşaltacağını aksine bir davranışta devralanın uğrayacağı her türlü zararı karşılayacağını kabul ve taahhüt ettiğini, belirtilen tarihte binanın devredilmemesi nedeniyle 16/07/2019 tarihli ihtarnamenin keşide edilerek sözleşmenin feshedildiğinin davalı tarafa bildirildiğini, davalı tarafça ihtarnameye cevap verilmediğini, TBK.nun 77. maddesi gereğince davalıların sebepsiz olarak edindikleri 350.000,00-TL'yi iade etmelerinin zorunlu hale geldiğini, davacı tarafça ödenen 350.000,00-TL'nin davalı ...'ün şahsi hesabına havale edildiğini, bu nedenle ...'ün şahsi olarak sorumlu olduğunu, TBK’nun 179.maddesi gereğince belirlenen sürede devri yapmayan davalıların sözleşmede kararlaştırılan cezai şartı ödemeleri gerektiğini, TBK'nun 180. maddesi uyarınca cezai şartın istenebilmesi için davacının zararının oluşmasının zorunlu olmadığını, iadesi gereken ödeme ile cezai şartın tahsili için yaptıkları icra takibine davalıların itiraz edip takibi durdurduklarını bildirmiş davalıların itirazının iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulmalarına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalılar vekili süresinden sonra ibraz ettiği dilekçesinde, davaya bakmaya yetkili mahkemenin davalıların ikametgahı nedeniyle Manisa Mahkemeleri olup itirazın vekil tarafından yapılmış olması nedeniyle dava dilekçesi ve eklerinin vekil yerine davalı asillere yapılması nedeniyle tebligatların usulsüz olarak yapıldığını, bu nedenle davada taraf teşkilinin sağlandığı sonucuna varılamayacağını, davacının müvekkili davalılara keşide ettiği ihtarnamelere karşı cevabi ihtarnamelerin gönderildiğini, okulun 30/06/2019 tarihinde boşaltıldığını, 02/07/2019 tarihinde gerekli işlemlerin başlatıldığının açıkça belirtildiğini, ayrıca davacı tarafın taşınmazın tahliye ve teslim edildiğine dair 30/06/2019 tarihli mailin gönderildiğini, tutanakta davalı şirkete ait imza ve kaşe bulunmadığını, davacı tarafın 02/07/2019 tarihinde okulu teslim alıp MEB, belediye ve benzeri yerlere başvurarak yasal bürokratik işlemleri başlattığını, mülk sahibinin de davacı ile 01/09/2019 tarihinde kira sözleşmesi yaptıklarını, ayrıca davacı tarafın taşınmazın boşaltılmadığına dair yasal bir tespitinin de bulunmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini istemiştir. DAİREMİZİN KALDIRMA KARARINDAN ÖNCEKİ İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafça davalı şirket ile birlikte davalı şirketin yetkilisi ... hakkında dava dilekçesinde hasım gösterilerek dava açılmış ise de; davalı şirketin davalı ...'ten ayrı ticaret şirketi olması nedeniyle tüzel kişiliğinin olup davaya dayanak sözleşmenin davacı ve davalı şirketler arasında düzenlendiği, davalı ...'ün sözleşmenin tarafı, kefili olarak veya başka sıfatla sözleşmede imzasının bulunmadığı, sözleşmeyi şirket yetkilisi olarak şirket adına imzaladığı, davacı tarafça yapılan davaya konu ödemelerin davalı ...'ün şahsi hesabına gönderilmiş olmasının adı geçen gerçek kişi davalıya bu dava için davalı sıfatı yüklemeyeceği, yine dava dilekçesine ekli adi yazılı belgelerde ve kira sözleşmesinde kefil sıfatıyla imzasının bulunmasının davanın konusu ve sonuç talebe göre davalı ...'ün davalı sıfatıyla davada yer almasını gerektirmediği, davalı ...'e dava konusu alacaklar yönünden husumet düşmediği gerekçesiyle davalı ... hakkındaki davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine; davacı ve davalı şirketler arasında akdedilen sözleşmede dava dışı şirkete ait okul binasının sözleşmede belirtilen demirbaş ve malzemeleri ile birlikte davalı şirket tarafından davacı şirkete devrinin kararlaştırıldığı, devir karşılığında devir bedelinin 375.000,00-TL olarak belirlendiği, davacı şirket tarafından 24/01/2019 tarihi ile başlayan 14/06/2019 tarihine kadar devam eden tarihlerde sekiz ayrı havale ile toplam 357.000,00-TL'nin davalı ... hesabına ödendiği, sözleşmenin 5.2 maddesinde devir edenin haziran 2019 ayı içinde davacı tarafa bırakılacak malzemeler dışındaki demirbaş ve tefrişatlarını yeni binasına taşımakla mükellef olduğunun, 30/06/2019'a kadar binayı boşaltacağının, aksi takdirde devir alandan aldığı devir bedeli ile 350.000,00-TL cezai şartı ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğinin, davacı tarafın ancak mücbir sebepler ve mülk sahibi ile yeni kira sözleşmesi yapamaması halinde sözleşmeyi feshedebileceğinin, bunun dışında feshedemeyeceğinin, feshetmesi halinde yaptığı ödemeden vazgeçeceğinin kararlaştırıldığı, dava dilekçesine ekli olarak sunulan adi yazılı 02/07/2019 tarihli belge örneklerinde davalı şirket tarafından binanın boşaltılmadığına dair hiçbir ibareye yer verilmeyip yalnız binaya ilişkin eksiklerin belirlenip bu eksiklerin devreden davalı şirket tarafından giderilmesinin veya maddi karşılığının devralan davacı şirkete ödenmesinin, bu konuda anlaşmaya varılmasının kararlaştırılmasının yanında davacının eksiklerin giderilmesi ile ilgili gecikmeden bir zararının kaynaklanması halinde bu zararın davalı şirket tarafından tazmin edileceğinin imza altına alındığı dikkate alındığında; adi yazılı belgelerde veya başkaca bir belge ya da resmi bir tespit tutanağı ile okulun sözleşmede belirtilen tarihte boşaltılmadığına ilişkin bir tespit yapılmadığı ve tarafların bu yönde bir iradelerinin bulunmadığı gibi adi yazılı belgelerde davacı tarafın okulun boşaltılmaması nedeniyle yasal haklarını saklı tuttuğuna dair bir açıklamaya da yer verilmediği, bina ile ilgili eksikliklerin davacı veya davalı şirket tarafından giderilmesi ve bedellerinin davalı şirket tarafından davacı şirkete ödenmek ve davacı şirketin bu işlerinin yapılması nedeniyle ruhsat almasında gecikmesinden kaynaklanan zararlarının davalı şirket tarafından ödeneceği konusunda anlaştıkları göz önünde tutulduğunda davacı şirketin okulun boşaltılmadığına dair bir tespiti talep etmediği gibi sözleşmenin devamı iradesini de açıkça ortaya koyduğu, bizzat davacı tarafın dayandığı 02/07/2019 tarihli adi yazılı belgelerle okulun boşaltılıp yalnız birtakım eksikliklerin saptandığının imza altına alınmasına ilişkin belgeler ve davacı tarafın sözleşmenin devamı yönündeki iradesi karşısında duruşmada dinlenen davacı tanıklarının binanın geç teslim edildiğine dair beyanlarına değer verilmesinin mümkün bulunmadığı birlikte değerlendirildiğinde davacı tarafın 30/06/2019 tarihinde devredilen okul binasının davalı tarafça boşaltılmadığına dair iddiasını kanıtlayamadığı gibi davacı tarafın sözleşmeyi feshettiğini bildirmesine rağmen sözleşmeyi ayakta tutarak devam iradesine uygun olarak 02/07/2019 tarihli tutanaktan önce 18/02/2019 tarihinde bina maliki dava dışı şirket ile 01/09/2019 başlangıç tarihli ve on yıl süreli kira sözleşmesini akdettiği, bunun yanında Milli Eğitim Bakanlığı'na 30/08/2019 tarihinde başvurarak eğitim ve öğretim faaliyetine başladığı, bir süre faaliyetine devam ettikten sonra yaklaşık bir yıl sonra 28/08/2020 tarihinde okulu kapatmak üzere başvuruda bulunduğu birlikte değerlendirildiğinde 16/07/2019 tarihli ihtarnameler ile okulun 30/06/2019 tarihinde teslim edilmemesi nedenine dayalı olarak feshetmesinin 02/07/2019 tarih tutanaklar ile bu tarihten sonra yaşanan sürece göre haklı olmadığı gibi sözleşmenin 5.2 maddesine de uygun bulunmadığı, sözleşmenin 5.2 maddesinde dava ve takip konusu edilen ödeme ve cezai şartın talep edilmesi hakkını doğuracak sözleşmeye ilişkin yasal koşulların gerçekleşmediği, sözleşmede binanın eksiksiz anahtar teslimi olarak bu tarihte davalı şirket tarafından davacı şirkete teslim edileceğine ilişkin açık bir hüküm bulunmadığı, okulun belirlenen tarihte boşaltılmadığına dair taraflarca imzalanmış bir tutanak veya hiçbir resmi tutanak sunulmadığı gibi devredilen binaya ilişkin eksiklerin giderilmesi konusunda tarafların anlaşıp bundan doğacak zararların da davalı şirket tarafından davacı şirkete ödeneceğinin kararlaştırılması karşısında davacı şirketin sözleşmenin 5.2 maddesine dayanarak belirlenen tarihte okulun boşaltılmadığına ilişkin iddiasını kanıtlayamamakla birlikte bu iddiaya ilişkin haklılığının da bulunmadığı birlikte gözetildiğinde kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmiştir. DAİREMİZİN KALDIRMA KARARI ÖZETİ : Dairemizce, taraflar arasında akdedilen okul binası devir sözleşmesi kapsamında davacı tarafından davalılara ödenen 347.000 TL bedel ile sözleşmenin 5.2 maddesinde kararlaştırılan 350.000 TL cezai şartın, devir eden davalı şirketçe 30.06.2019 tarihine kadar okulun boşaltılıp teslim edilmemesi sebebiyle tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin davada; ilk derece mahkemesinin davalı ... yönünden pasif husumet yokluğu, davalı şirket yönünden ise ispatlanamama gerekçesiyle verdiği ret kararının, sözleşmeye taraf şirketlere ait ticari defter ve kayıtların incelenmemiş olması, sözleşmeye dayalı ödeme akışının ve taraf iradelerinin ortaya konulmasına elverişli ticari kayıtların değerlendirilmemesi, devir sözleşmesinin icrası ve 30.06.2019 tarihli teslim yükümlülüğünün gerçekleşip gerçekleşmediğinin teknik ve ticari bilirkişilerce denetlenmemesi nedeniyle eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olduğu, uyuşmazlığın çözümüne etkili tüm deliller toplanmadan karar verildiği ve bu nedenle denetim yapılamadığı, tarafların ticari defterleri ile sözleşme eki belgeler üzerinde SMMM ve şirketler hukuku alanında uzman bilirkişi heyetince yapılacak inceleme sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiği gerekçeleriyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. DAİREMİZİN KALDIRMA KARARINDAN SONRAKİ İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; Taraflar arasında akdedilen okul binası devir sözleşmesi kapsamında davacı tarafından devreden davalı şirkete toplam 347.000 TL ödendiği, sözleşmenin 30.06.2019 tarihine kadar binanın eksiksiz ve sözleşmeye uygun şekilde teslimine ilişkin hükümlerinin davalı şirketçe yerine getirilmediği iddiasıyla açılan davada istinaf kaldırma kararı öncesinde şirket yönünden davanın kanıtlanamaması, davalı ... yönünden pasif husumet yokluğu gerekçeleriyle verdiği ret kararının İzmir BAM 11. HD’nin 10.01.2024 tarihli ilamıyla, ticari defter ve kayıtların SMMM ve şirketler hukuku bilirkişilerince incelenmesi gerektiği gözetilerek kaldırılmasının ardından, alınan bilirkişi raporlarında her iki şirketin ticari defterlerinin delil niteliği taşımadığı, sözleşmeye ve para transferlerine ilişkin kayıt bulunmadığı, banka hareketlerine göre 347.000 TL’nin davacı şirket ortağının kişisel hesabından davalı şirket yetkilisi ...’ün kişisel hesabına sekiz havale ile ödendiği, davalı şirket tarafından gönderilen 30.06.2019 tarihli teslim e-postası ve 02.07.2019 tarihli tutanakta çok sayıda tamirat-tadilat gerektiren eksikliğin davalı şirket yetkililerince kabul edildiği, bu eksikliklerin varlığının binanın sözleşmede kararlaştırılan tarihte ve şekilde teslim edilmediğini gösterdiği, binanın tadilat gerektirir düzeyde tesliminin sözleşmeye uygun olduğuna dair davalı tarafça delil sunulmadığı, devire konu okul binasının süresinde ve sözleşmeye uygun şekilde teslim edilmemesi nedeniyle davacının sözleşmeyi feshetmekte haklı olduğu, feshe bağlı olarak ödenen 347.000 TL’nin iadesi ile sözleşmenin 5.2 maddesinde düzenlenen 350.000 TL cezai şartın davalı şirketten talep edilebileceği, davalı ...’ün sözleşmenin tarafı, kefili veya başka sıfatla borçlu olmadığı ve TBK m.206 kapsamında sözleşmeye katılma şartlarının somut olayda oluşmadığı için pasif husumetin şahsında bulunmadığı, davalı şirketin borca batık olmasının cezai şarttan sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı ve hakkaniyet indirimi gerektirmediği, davalı tarafın icra takibi öncesi temerrüde düşürülmemesi nedeniyle işlemiş faiz isteminin reddi gerektiği, 347.000 TL asıl alacağın likit olması sebebiyle davalı şirketin bu kalem yönünden %20 icra inkâr tazminatından sorumlu olduğu, ancak cezai şartın likit olmaması nedeniyle bu kısımda icra inkâr tazminatına hükmedilemeyeceği, taraflar tacir olduğundan işleyecek faiz açısından takip talebindeki %19,50 avans faiz oranı ile taleple bağlı kalınarak bu oranın esas alınması gerektiği gerekçeleriyle davanın ... yönünden kısmen kabulüne, davalı ... yönünden açılan davanın ise pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesi kararının davalı ... yönünden verilen “pasif husumet yokluğu” gerekçeli ret bölümü ile.... Şti. yönünden verilen kısmi ret kısmının hukuka aykırı olduğunu, sözleşmeye konu 347.000 TL devir bedelinin banka havalesiyle doğrudan ...’ün şahsi hesabına gönderildiğinin bilirkişi raporunda da tespit edildiğini, ödemeye ilişkin hiçbir kaydın davalı şirket ticari defterlerinde bulunmamasının bu tutarın davalının bizzat zenginleştiğini gösterdiğini, sözleşmede devir bedelinin ...’ün hesabına yatırılacağının kararlaştırılmış olması, davalının şirketin kurucusu, müdürü ve fiili yöneticisi olarak tüm görüşme, teslim, devir ve muhataplık işlemlerini şahsen yürütmesi, ödeme kabul etmesi, teslim protokollerinde ve süreç boyunca aktif rol alması nedeniyle hukuken sözleşme ilişkisine fiilen katıldığının sabit olduğunu, bu nedenle TBK m.77 gereğince sebepsiz zenginleşmeden ve TBK m.206 kapsamında zımni sözleşmeye katılma hükümlerine göre şirket ile birlikte müteselsilen sorumlu tutulması gerektiğini, davacı ile davalı arasındaki ilişkinin baştan sona şahsi düzeyde yürütülmesi, ödemelerin şahsi hesaba yönlendirilmesi ve müvekkilin davalıya güvenerek sözleşmesel edimini ifa etmiş olmasına rağmen devrin gerçekleştirilmemesi karşısında TMK m.2 uyarınca dürüstlük kuralının ihlal edilerek şirket perdesi ardına saklanılamayacağını, cezai şart alacağı yönünden de davalı ...’ün aynı hukuki sebeplerle sorumluluğunun bulunduğunu, zira asıl borcun ifa edilmemesi nedeniyle cezai şartın muaccel hale geldiğini, ... yönünden verilen ret kararının kaldırılarak davanın her iki davalı yönünden de kabulüne, 347.000 TL asıl alacak ile 350.000 TL cezai şart toplamı 697.000 TL’nin yasal faiziyle birlikte müteselsilen tahsiline ve ... yönünden icra inkâr tazminatına hükmedilmesi gerektiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesi kararının yetki, usulsüz tebligat, sözleşme şartlarının değerlendirilmesi ve delil takdiri bakımından usul ve yasaya aykırı olduğunu, özellikle sözleşmenin 7. maddesi uyarınca yetkili mahkemenin Manisa mahkemeleri olmasına rağmen yetki itirazlarının dikkate alınmadan yargılamaya devam edilmesinin açık usul hatası olduğunu, dava dilekçesinin Tebligat Kanunu’nun 11. maddesi gereği vekile yapılması gerekirken asillere tebliğ edildiğine ilişkin usulsüz tebligat itirazlarının yerel mahkemece yanlış değerlendirildiğini, cevap dilekçesinde usulsüz tebligat iddiasının açıkça ileri sürülmüş olmasına rağmen gerekçeli kararda aksi yönde yazılarak çelişki oluşturulduğunu, dava konusu taşınmazın tahliye ve teslim edilmediği iddiasının davacı tarafından hiçbir resmi tutanakla ispatlanamadığını, aksine 30.06.2019 tarihli teslim bildirim mailinin mevcut olduğunu, davacının sunduğu tutanak üzerinde davalı şirkete ait imza ve kaşe bulunmadığından hukuki geçerliliğinin bulunmadığını, bilirkişi raporlarının birbiriyle çeliştiğini ve hüküm kurmaya elverişli olmadığını, davacının 30.06.2019’da teslim yapılmadığını iddia etmesine rağmen bu tarihten önce taşınmaz maliki ile 01.09.2019 başlangıç tarihli kira sözleşmesi imzalayarak sözleşmeyi sürdürme iradesi gösterdiğini, 30.08.2019 tarihli başvuru ile eğitim faaliyetine başladığını ve okulu yaklaşık bir yıl kullanıp 28.08.2020’de kapatma başvurusu yaptığını, bu nedenle 05.2 maddesi uyarınca fesih ve cezai şart koşullarının doğmadığını, okulun belirlenen tarihte boşaltılmadığına dair taraflarca düzenlenmiş resmi bir tutanak bulunmadığını ve davacının iddiasını ispat edemediğini, mahkemenin davalı şirket yönünden verdiği kısmi kabul kararının hukuka aykırı olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle mahkeme kararının davalı şirket yönünden kaldırılarak davanın tamamen reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, okul binası devir sözleşmesinin haklı nedenle feshi nedeniyle sözleşme bedeli ve cezai şartın tahsili talebiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarında, tüzel kişilik perdesinin kaldırılması - organik bağın tespitinin mevcudiyeti halinde tüzel kişinin borcundan üyelerin, üyelerin borcundan da tüzel kişinin özdeş kılınarak sorumlu tutulmasının mümkün hale gelebileceği, TTK'nun sermaye şirketlerine ilişkin hükümleri gözetildiğinde kural olarak sermaye şirketi ortaklarının şirket borçlarından dolayı şirket alacaklılarına karşı bir sorumluluğu bulunmamakta ise de, pay sahibinin şirket tüzel kişiliğiyle özdeşleşmesi, şirket ortağının mal varlığı ile şirket tüzel kişiliğinin mal varlığının birbirine karışması, art niyetli ve hesaplı davranışlarla sırf sorumluluktan sıyrılmak amacıyla tüzel kişilik perdesinin arkasına sığınılmasının, ortağın şirketteki hakimiyetini kötüye kullanarak alacaklılara karşı tüzel kişilik perdesinin arkasına saklanmasının hakkın kötüye kullanılmasını mahiyeti taşıması, borçların ödenmesi sırasında şirket ortağı tarafından ayrılık prensibinin ileri sürülmesinin TMK'nın 2. ve 3. maddelerinin aykırı olması gibi hallerin söz konusu olduğu durumlarda, şirket ortağı aleyhine de tüzel kişilik perdesinin aralanarak şirket borcundan dolayı sorumluluğuna gidileceği kabul edilmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 141. maddesine göre yazılı yargılama usulünde taraflar, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe iddia veya savunmalarını genişletebilir yahut değiştirebilirler. Dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra kanunda belirtilen istisnai haller dışında karşı tarafın açık muvafakati olmadıkça iddia veya savunma genişletilemez yahut değiştirilemez. Somut uyuşmazlıkta dava konusu devir sözleşmesi içeriğinde devir bedelinin doğrudan davalı ....Şti. Yetkilisi diğer davalı ...'e ait banka hesabına gönderileceğinin belirtildiği, bunun dışında davalı ...'ün sözleşmenin tarafı kılabilecek ölçüde edim yükümlülüğü yüklenmediği, sözleşme içeriğinde bu davalının ortağı ve yetkilisi olduğu şirketin edimlerinden dolayı sorumlu olacağına dair bir kayıt da yer almadığı, dava dilekçesi ve cevaba cevap dilekçesinde açıkça tüzel kişilik perdesinin kaldırılmasına yönelik iddia ve istemde bulunulmadığı dikkate alındığında ilk derece mahkemesince bu yönde değerlendirme yapılmamış olmasında hukuka aykırılık bulunmadığından davacı vekilinin bu husustaki istinaf itirazlarının yerinde olmadığı değerlendirilmiştir. Davalı ...Şti. Vekilinin istinaf itirazlarının incelenmesinde; Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Kurulu'nun 03.06.2022 tarih 2021/1 Esas 2021/3 Karar İBK kararıyla icra takibine maruz kalan borçlu, vekil marifetiyle takibe itiraz etse de itirazın iptali davasında dava dilekçesinin asıla tebliğ edilmesi gerektiğine karar verilmiş olup, için eldeki davada dava dilekçesinin doğrudan davalı şirkete tebliğ edilmesinde bir hukuka aykırılık bulunmadığından davalı vekilinin usulsüz tebligata dair istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir. Tarafların özgür iradeleri ile oluşturup, içeriğini serbestçe belirledikleri sözleşmenin kurulmasından sonra sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kararlaştırılan şekilde ve zamanda yerine getirmek zorunda olmaları temel kural olup, bu kurala “Ahde vefa (söze bağlılık)” ilkesi denilmektedir. Latince “pacta sunt servanda” olarak ifade edilen ahde vefa ilkesi, insanların verdikleri sözleri tutması gerektiğini dile getiren ahlâkî bir prensiptir. Bu ilke uyarınca kişilerin serbest iradeleri ile verdikleri sözler ve sözleşme ile birbirlerine bulundukları taahhütler, bu kişiler arasında kanunmuş gibi bağlayıcıdır.(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 15.04.2021 tarih 2017/15-259 Esas 2021/486 Karar sayılı ilamı) Bu kapsamda TTK 20/2. maddesine göre basiretli bir tacir gibi hareket etmesi gereken davalının sözleşme ile yüklendiği işin özünün okul binasını zamanında ve eksiksiz olarak teslim olmasına rağmen, sözleşmeye, sadakat ve özen borcuna aykırı davranarak 30.06.2019 tarihinde edimini eksiksiz ve ayıpsız biçimde yerine getirmediği, bunun sonucu olarak davacı şirketin okulun tadilat işleri nedeniyle eğitim-öğretim dönemine hazır bir şekilde giremediği, okul binasının sözleşmede kararlaştırılan ifa zamanında, tam ve noksansız şekilde teslim edilmesinde menfaatinin büyük olduğu, davalının 02.07.2019 tarihli tutanakta okul binasının eksikleriyle teslim edildiğini kabul ettiği anlaşıldığından, sözleşmede kararlaştırılan bedel iadesi ve cezai şarta hak kazanıldığı yönündeki ilk derece mahkemesi kabulü yerinde görülmüştür. Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranların dilekçelerinde yer verdikleri itirazların açıklanan gerekçeler ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekili ve davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 732,00-TL'den peşin alınan 1.615,40-TL'nin mahsubu ile bakiye fazla yatan 883,40-TL harcın istek halinde davacıya iadesine, 3-Davalı ... yönünden istinaf karar harcı olan 47.612,07-TL'den peşin alınan 11.903,02-TL'nin mahsubu ile bakiye 35.709,05-TL harcın davalı ...'nden alınarak hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı ve davalı ... tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere 24.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.