Danıştay 3. Daire Başkanlığı 2022/691 E. , 2024/3070 K. T.C. D A N I Ş T A Y ÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No : 2022/691 Karar No : 2024/3070 TEMYİZ EDEN (DAVACI) :.... VEKİLİ: Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Müdürlüğü/... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU:.... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi .... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenere…
Danıştay 3. Daire Başkanlığı 2022/691 E. , 2024/3070 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No : 2022/691 Karar No : 2024/3070 TEMYİZ EDEN (DAVACI) :.... VEKİLİ: Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Müdürlüğü/... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU:.... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi .... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı adına, 2015 ila 2017 yıllarının muhtelif dönemlerine ait kamu alacağının tahsili amacıyla düzenlenen... tarih ve ... takip numaralı ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Dava konusu ödeme emrinin dayanağını oluşturan vergi ve cezalara ilişkin ihbarnamelerin, davacının Mernis adresinde kapıya yapıştırılmak suretiyle tebliğ edilmesine karşın dava açılmayarak usulüne uygun kesinleşen söz konusu kamu alacağının tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrinde hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle dava reddedilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusunun, usul ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılan Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Ödeme emrinin dayanağını oluşturan vergi ve cezalara ilişkin ihbarnamelerin tebliğinin usule aykırı olduğu, tebligatın eski adresine yapıldığı, tebliğler arası münasip süreye uyulmadığı ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ...'İN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Dava konusu ödeme emrinin dayanağını oluşturan vergi ve cezalara ilişkin ... tarih ve ... ila ... takip numaralı ihbarnamelerin 04/07/2019; ... tarih ve ... ila ... takip numaralı ihbarnamelerin 04/10/2019; ... tarih ve ... ila ... takip numaralı ihbarnamelerin ise 24/09/2019 tarihinde davacının ikametgah adresine tebliğe çıkarıldığı, tebliğ zarfı üzerine adresin kapalı olduğu şerhi düşülerek tebliğin merciine iade edildiği, söz konusu ihbarnamelerin tekrar aynı adrese tebligata çıkarılmasına karşın muhatabının adreste bulunamaması üzerine 05/09/2019, 15/10/2019 ve 10/01/2019 tarihli tebligat pusulalarının kapıya yapıştırıldığı anlaşılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 14. maddesinde vergi muamelelerinde sürelerin vergi kanunları ile belli edileceği, kanunda açıkça yazılı olmayan hallerde 15 günden aşağı olmamak şartıyla bu süreyi, tebliği yapacak olan idare belirleyeceği ve ilgiliye tebliğ edeceği, 21. maddesinde, tebliğin, vergilendirmeyi ilgilendiren ve hüküm ifade eden hususların yetkili makamlar tarafından mükellefe veya ceza sorumlusuna yazı ile bildirilmesi şeklinde tanımlandığı, 101. maddesinin 3. fıkrasında, iş yeri adresinde tebliğ yapılacak olanların bu adresinde bulunamaması, işin bırakılması veya işin bırakılmış addolunması hallerinde tebliğin, gerçek kişilerde kendisinin, tüzel kişilerde bunların başkan, müdür veya kanuni temsilcilerinden birinin, tüzel kişiliği olmayan teşekküllerde ise bunları idare edenler veya varsa temsilcilerinden herhangi birinin adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresinde yapılacağı, 102. maddesinin 5. fıkrasında ise 101. maddenin 1. fıkrasının (3) numaralı bendinde sayılan adrese tebliğe çıkılan hallerde, tebliğ yapılacak kişinin adresinde bulunamaması veya adresten geçici olarak ayrılmış olması halinde, durumun posta memuru tarafından tebliğ alındısı üzerine şerh ve imza edilerek, tebliğ evrakının gönderildiği idareye iade edileceği, bunun üzerine tebliği çıkaran merci tarafından tayin olunacak münasip bir süre sonra yeniden tebliğ çıkarılacağı, ikinci defa çıkarılan tebliğ evrakının da aynı sebeplerle tebliğ edilememesi durumunda, tebliğ evrakının gönderildiği idareden alınabileceği şerhini içeren bir pusulanın kapıya yapıştırılacağı ve bu durumun, posta memuru tarafından tebliğ alındısı üzerine şerh ve imza edilmesinden sonra tebliğ evrakının gönderildiği idareye iade edileceği, tebliğ evrakının pusulanın yapıştırıldığı tarihten itibaren on beş gün içerisinde muhatabı tarafından alınması hâlinde tebliğ evrakının alındığı günde, bu süre içerisinde alınmaması hâlinde ise on beşinci günde tebliğ edilmiş sayılacağı düzenlemelerine yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Temyiz istemine konu edilen Vergi Dava Dairesi kararının; dava konusu ödeme emrinin ... tarih ve ... ila ... takip numaralı ihbarnamelerden kaynaklanan kısmına ilişkin hüküm fıkrası aynı hukuksal nedenler ve gerekçeyle Dairemizce de uygun bulunmuştur. Yukarıda kuralına yer verilen düzenlemelerde, 213 sayılı Kanun'un 102. maddesinin 5. fıkrasında münasip sürenin kaç gün olduğu hususunda herhangi bir belirleme yapılmakla birlikte anılan fıkranın 2. cümlesinde yer alan "tayin olunacak münasip süre" ibaresinin Anayasa'ya aykırılığı ileri sürülerek iptali istemiyle yapılan başvuru üzerine Anayasa Mahkemesi'nin 25/12/2020 tarih ve E:2019/106, K:2019/100 sayılı somut norm denetimi kararında, yargı mercilerince idare tarafından belirlenen sürenin kanunun amacına uygun olarak somut durumun şartlarına göre kişilerin işlemden haberdar olmalarına imkân tanıyacak nitelikte münasip bir süre olarak belirlenip belirlenmediğinin denetlenmesinin mümkün olduğu yönünde değerlendirmede bulunulduğu dikkate alındığında, tebliği çıkaracak olan idarece belirlenen münasip sürenin, olayın özelliklerine uygun olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu durumda, ... tarih ve ... ila ... ile ... tarih ve ... ila ... takip numaralı ihbarnamelerin tebliğe çıkarıldığı ancak tebliğ evrakının iade edilmesinden sonra ikinci kez tebliğinin denendiği olayda, iki tebligat arasında geçen sürelerin 213 sayılı Kanun'un 14. maddesi de göz önünde bulundurulduğunda, uyuşmazlık konusu olayda münasip süre olduğundan söz edilemeyeceğinden Vergi Mahkemesince dava konusu ödeme emrinin bahsi geçen ihbarnamelerden kaynaklanan kısmı yönünden davanın yazılı gerekçeyle reddine ilişkin istinaf isteminin reddine dair hüküm fıkrasında hukuka uygunluk görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Temyiz isteminin kısmen reddine, 2.Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının; dava konusu ödeme emrinin ... tarih ve ... ila ... takip numaralı ihbarnamelerden kaynaklanan kısmına ilişkin hüküm fıkrasının ONANMASINA, 3. Temyiz isteminin kısmen kabulüne, 4. Kararın; dava konusu ödeme emrinin diğer ihbarnamelerden kaynaklanan kısmına ilişkin hüküm fıkrasının BOZULMASINA, 5. Davacıdan 492 sayılı Harçlar Kanunu'na bağlı (3) sayılı Tarife uyarınca ...-TL maktu harç alınmasına, 17/05/2024 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.