4. Hukuk Dairesi 2018/4209 E. , 2019/1632 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalılar ... Yayıncılık AŞ adına imtiyaz sahibi ... ve ... aleyhine 10/06/2014 gününde verilen dilekçe ile basın yolu ile kişilik haklarına saldırıdan kaynaklanan manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 02/04/2015 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve davalılar vekili tar…
**4. Hukuk Dairesi 2018/4209 E. , 2019/1632 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalılar ... Yayıncılık AŞ adına imtiyaz sahibi ... ve ... aleyhine 10/06/2014 gününde verilen dilekçe ile basın yolu ile kişilik haklarına saldırıdan kaynaklanan manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 02/04/2015 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve davalılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Dava, basın yoluyla kişilik haklarına saldırıdan kaynaklanan manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir. Davacı vekili, davacının kamuoyunda büyük saygınlığı olan bir iş adamı olduğunu, dava dışı ...'nun ... Gazetesindeki köşesinde davacı hakkında asılsız ve mesnetsiz bir köşe yazısı yayınladığını, ... Gazetesinin 22/04/2014 tarihli nüshasında da ... tarafından yazılan köşe yazısına atıfta bulunularak davacının kişilik haklarına saldırı mahiyetinde bir haberin yayınlandığını, dava konusu bu haberde atıfta bulunulan köşe yazısından farklı olarak "Özelleştirmelerin Baronu" başlığının kullanıldığını ve davacının fotoğrafına yer verildiğini, içeriğinde haberi hazırlayana özgü ifadelerin bulunduğunu, bu nedenle özgün olarak oluşturulmuş bir haber niteliğinde olduğunu, dava konusu haberde gerçeklik unsurunun bulunmadığını, basının görevini icra etme hedefinden sapılarak doğrudan davacının şahsına yönelen, basın etik kuralları ile bağdaşmayan eleştiri sınırlarını aşan bir haber niteliğinde olduğunu belirterek oluşan manevi zararın tazminini talep etmiştir. Davalılar vekili, davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece, dava konusu haber ile davacının kişilik haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Basın özgürlüğü, Anayasa'nın 28. maddesi ile 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 1. ve 3. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerde basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin amacı; toplumun sağlıklı, mutlu ve güvenlik içinde yaşayabilmesini gerçekleştirmektir. Bu durum da halkın dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması ile olanaklıdır. Basın, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumludur. Basının bu nedenle ayrı bir konumu bulunmaktadır. Bunun içindir ki, bu tür davaların çözüme kavuşturulmasında ayrı ölçütlerin koşul olarak aranması, genel durumlardaki hukuka aykırılık teşkil eden eylemlerin değerlendirilmesinden farklı bir