TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : ... KARAR NO : ... BAŞKAN :... ÜYE : ... ÜYE : ... KATİP : ... DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... VEKİLİ : Av.... DAVA : Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) DAVA TARİHİ : ... KARAR TARİHİ : ... GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : ... Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçe…
T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ... T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : ... KARAR NO : ... BAŞKAN :... ÜYE : ... ÜYE : ... KATİP : ... DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... VEKİLİ : Av.... DAVA : Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) DAVA TARİHİ : ... KARAR TARİHİ : ... GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : ... Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'nun, davalı ... Demir Çelik Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi'nin ortağı olduğunu, ... Demir Çelik Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi'nin 20/3/2024 tarihli genel kurul toplantısında 2023 yılına ait olan yönetim kurulu yıllık faaliyet raporu, bilanço ve gelir tablosunun arzı, okunması ve müzakere edilmesi maddesine geçilmesinden önce müvekkilinin finansal tabloların müzakeresi ve buna bağlı konularını görüşülmesinin ertelenmesi talebinde bulunduğunu, müvekkilinin ilgili dönemde şirket işlerinden bilhassa uzak tutulmak istendiğini, şirketin defter ve belgelerin başta olmak üzere icra ettiği işlerden ve diğer konulardan bilgilendirilmediğini, anılan genel kurul toplantısında cereyan eden gidişatın kanuna uygun olmadığını, davalı şirketin 20/03/2024 tarihli genel kurul toplantı tutanağının 8. maddesine göre, yönetim kurulu üyesi olarak seçilen kişilere üç adet brüt asgari ücret tutarında huzur hakkı ödemesi yapılmasına karar verildiğini, esas sözleşme yada genel kurul kararıyla belirlenmek kaydıyla yönetim kurulu üyelerine yönetim kurulu toplantıları başına ya da aylık olarak ödenen belirli bir tutar olduğunu, mezkur genel kurul toplantı tutanağına göre alınan kararda huzur hakkı ödemelerinin ne şekilde gerçekleştirileceğinin belirlenmediğini, huzur hakkının aylık ya da yönetim kurulu toplantısı başına ödenebileceğini, ancak ne şekilde ödeneceğinin belirlenmemiş olmasının hukuka aykırı olduğunu belirterek davanın kabulü ile davalı şirketin 20/03/2024 tarihli genel kurulu toplantısında alınan; yönetim kuruluna üye seçimine dair kararın (madde 7) iptalini; yönetim kurulu üyelerinin huzur haklarının tespitine dair kararın (madde 8) iptafini ve varsa haksız olarak alınmış tutarların şirkete iadesini, nama yazılı şirket paylarının devrine ilişkin kararın (madde 11) başta olmak üzere tüm genel kurul kararlarının iptaline ve gereğince şirket pay defterinde lüzumu görülen düzeltmelerin yapılmasına, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekilince sunulan cevap dilekçesinde özetle; iptali talep edilen genel kurul toplantı tarihine kadarki dönemde davacının bizzat yönetim kurulu üyesi ve şirket yetkilisi olduğunu, daha önceki yıllarda olduğu gibi 2023 yılı içinde de davacının şirketin bizzat yönetiminde ve karar mekanizmasında bulunduğunu, finansal tabloların içeriğine son derece hakim olduğunu, müvekkili şirketin ticari hacmi ve maddi olanağı gözetildiğinde mevcut yönetim kurulu üyelerine 3 asgari ücret tutarında huzur hakkı tanınmasının asla şirketi zarara uğratacak bir durum olmadığını, davacı tarafın açtığı davayı aynı zamanda kötüniyetli bir şekilde açtığını, zira davacının her ne kadar müvekkili şirkette kayden ortak olarak görülse dahi şirketteki tüm paylarını oğlu Mustafa ... ile birlikte dava açmadan önce müvekkil şirket ortağı ...'na sattığını ve pay bedelinin tamamını tahsil ettiğini, müvekkili şirketin aile şirketi olması hasebiyle davacı dahil ortakların tamamının Eylül 2023 döneminde ayrılmaya karar verdiğini, bu doğrultuda müvekkilinin şirketten bölünme suretiyle 12/12/2023 tarihinde ... İnşaat Demiri A.Ş.'nin kurulduğunu, davacı ile müvekkili şirket yetkilileri arasında akdedilen ayrılma ve pay devir protokolü gereğince ... İnşaat Demiri A.Ş.'ndeki tüm hisselerin de davacıya devredildiğini, davacının bu şirketin tek ortağı ve sahibi konumuna geldiğini, dolayısıyla davacının, fiilen müvekkili şirketten ayrılmasına rağmen müvekkili şirket yetkilisi Bilal ...'na payını devretmekte direndiğini ve kötüniyetli olarak fiilen ayrıldığını, müvekkili şirketin yönetimini sekteye uğratmak adına haksız girişimlerde bulunduğunu, bu nedenle de haksız ve kötüniyetli davanın reddi gerektiğini belirterek açılan davanın reddine, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin de davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: Mahkememizce taraf teşkili sağlanmış davanın taraflarına delillerini ibraz etme olanağı tanınmış uyuşmazlığın çözümü için gereken bütün deliller toplanmıştır. Davacı tarafça; davalı şirket defter ve kayıtlarına, davalı şirket genel kurul tutanaklarının ve alınan kararların icrasına ilişkin tüm bilgi ve belgelerine ve karar defterlerine, ticaret sicil kayıtlarına, bilirkişi incelemesine ve tanık beyanlarına delil olarak dayanılmıştır. Davalı tarafça,davalı şirkete ait her türlü kayıt ve belgelere, şirket bölünmesine ilişkin tüm kayıt ve belgelere, davalı şirkete ait genel kurul ve müzakere defterine, 20/03/2024 tarihli olağan genel kurul kararı ve toplantı tutanağına, ... İnşaat Demiri A.Ş.'ne ait her türlü kayıt ve belgelere, ... İnşaat Demiri A.Ş.'ne ait ticaret sicil kayıtlarına, bilirkişi incelemesine, keşif ve tanık beyanlarına delil olarak dayanılmıştır. Davacı ve davalı tarafça delil olarak dayandıkları bir kısım deliller dilekçelerinin ekinde dosyaya ibraz edilmiştir. Kayseri Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak davalı ... Demir Çelik Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi'nin ana sözleşmesinden, dava konusu edilen 20/03/2024 tarihli genel kurul toplantı tutanağı ve eklerinden, bu toplantıya ait hazirun cetveli ve ekleri ile bu toplantıya vekaleten iştirak edenlere ilişkin vekaletnameler ve temsil yetki belgelerini içerir tüm bilgi ve belgelerinden, yine dava konusu 20/03/2024 tarihli genel kurul toplantı tutanağı ile birlikte diğer tüm genel kurul toplantı tutanaklarından, en son tarih itibarı ile bu şirketin tüm ortaklarının kimlerden oluştuğu, her bir ortağın pay oranının, hisse miktarının ne kadar olduğunu gösteren karar, kayıt ve belgelerinden, şirketin en son tarihli yönetim kurulunun kimlerden oluştuğunu, temsil ve ilzama yetkililerinin kimlerden oluştuğunu ve temsil şeklinin nasıl olduğunu gösteren karar, kayıt, belge ve imza sirküsünden, şirketin güncel merkezinin ve adresinin neresi olduğunu gösteren kayıt ve belgelerden eksiksiz ve okunaklı birer örneklerinin gönderilmesi ve ayrıca dava edilen 20/03/2024 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların müdürlüklerince tescil ve ilan edilip edilmediği, edilmişse hangi tarihte tescil ve ilan edildiğinin de bildirilmesi istenilmiştir. 05/06/2024 tarihli yazı ile müzekkeremize cevap verilmiştir. Davacı tanığı...duruşmada; "bölünme işlemlerinde fiilen ben yoktum, ben bölünme sonrası ... inşaat demiri firması yani ...'nun mali müşaviriyim, ben bölünme işleminden sonra mali müşavirleri oldum, bölünmeden önce ... beyle konuştuk, benimle bölünme süreci yürütülmedi, davacının davalı şirkette %37,5 hissesi vardır, aynı zamanda yönetim kurulu üyesi idi, fiilen bölünmeyi ben yapmadım, ancak memnuniyetsizlikler olduğu söylendi, ben belgeler üzerinde sadece ... Beyin ...'ın hisselerini devraldığını gördüm, buna karşılık şirketin aktifinden birşeyler verildiğini gördüm, genel kurulda ben mali müşavirdim, genel kurula fiilen katılmadım ama öncesi ve sonrasını biliyorum, 2023 yılı hesap dönemine ilişkin genel kuruldu, genel kuruldan önce Abdulkadir bey finansal tabloları incelemek istemiştir, bu konuda talepte bulundu ancak verilmedi, ... bey genel kurula gittiğinde, genel kuruldaki finansal tablolardan bilgisi yoktu, genel kurulda ... bey finansal tabloların görüşülmesinin ertelenmesini istedi ancak bu talep genel kurulun oyuna sunuldu, oy çokluğu ile reddine karar verildi, yıl olarak genel kurulun 5 numaralı ara kararı 2022 yılına ait rapor okunmuştur, yanlış olmuştur, benim bilgim bunlardan ibarettir, tanıklık ücreti istemiyorum dedi, davalı vekilinin talebi üzerine soruldu, ... bey ... ... Firmasından fiilen ayrıldığına ilişkin birleş söylemedi, ben davalı şirket yetkilisi Bilal ... ile görüştüm kendisi bu ayrılma işini söyledi, bende Abdulkadir beye söyledim, bir olağanüstü genel kurul yapıldı, ben bu genel kurulda Abdulkadir ... adına katıldım, ben genel kurulda taraflar arasındaki hisse ve diğer sorunların çözümü noktasında arabulucu olacağımı söyledim, bir çözüm bulamayacağım için vazgeçtim, davacı vekilinin talebi üzerine soruldu, bahsedilen olağanüstü genel kurul 15-20 gün önce yapıldı, davacı vekilinin talebi üzerine soruldu, 2023 yılı kurumlar vergisinde tahakkuk eden verginin %37,5 'i Abdulkadir beyden talep edilmiştir, bu rakam Abdulkadir bey tarafından banka hesabına havale edilmiştir, ... bey hissesine düşen verginin ödenmesinin akıbetini sordu ben karşı tarafın mali müşavirini aradım, bana bir dekont attı, dekont sahteydi, hissesine düşen vergi ödenmemişti" şeklinde beyanda bulunmuştur. Davacı tanığı ... duruşmada; "ben ... İnşaat Demiri şirketinin muhasebecisiyim, hala çalışmaya devam ediyorum, ... Demir Çelik firmasında genel kurul yapılacaktı, bu konu ile ilgili mali verileri istedik, bu isteğimiz ... ... adına idi, inceleme amaçlıydı, bunlar verilmedi, süre talebimiz oldu, süre talebimizde reddedildi, genel kurul yapıldı, davacının davalı şirketteki hissesi %37,5'tur ben öyle biliyorum, hissesini herhangi bir kişiye devretmemiştir, davalı vekilinin talebi üzerinde soruldu, iki şirket kuruldu ancak ortaklıkları ayrılmamıştır, müvekkilim Bilal ... 30/12/2023 tarihinde bizimle vedalaşmıştır, 2023 yılında davalı şirketin kayıtları bizim tarafımızdan görülmüyordu, herkesin gördüğü bir program vardı, bu resmi hesapları görmüyordu, bunlar resmi muhasebe verilerini gören bir program değildir, ön muhasebe programıdır, tanıklık ücreti talebim yoktur, benim bilgim bunlardan ibarettir" şeklinde beyanda bulunmuştur. Davacı tanığı ... ... duruşmada; "davacı benim babam olur, ben genel kurulda yoktum, genel kurulda yanlış şeyler var, davalı şirket yetkilisi Bilal amcam bizi şirketten ayırmak için faaliyette bulundu, bizim böyle bir irademiz yoktur, alelacele hazırlanmış evrakları imzalatmaya çalıştı, burada bizim imzamızda yoktur, şirketle ilgili mali verileri ve bazı şeyleri saklamaya çalışıyor, benim ikizim Mustafa ...'nu amcam Bilal şirketten kovmuştur, kendisi şirket ortağıdır, şirkete girmemesi için fabrikadaki rampaları da kaldırmıştır, yönetim kurulundan babamı ve ikizimi çıkarmıştır, bizi şirketten atmak için her türlü yolu denemektedir, davalı vekilinin talebi üzerine soruldu, babam 31/12/2023 tarihi itibariyle şirketten ayrılmamıştır, karşılığında da herhangi bir bedel almamıştır, davalı vekilinin talebi üzerine soruldu, ... inşaat demiri şirketi Bilal ..., ...e ... ... 'nun ortak olduğu bir şirketti, eğer birşeyler devredildiyse kendi ortaklıklarına da geçmiştir, daha sonra Bilal bey ve Mustafa bey ortaklığından ayrılmıştır, karar defterinde de var yazısı, davalı şirket yetkilisi Bilal ... Payas ilçesindeki 3 adet taşınmazın devri konusunda bana vekaletname verdi bende taşınmazları ... inşaat demiri şirketine devrettim, bu şirkette kendisi de ortaktır, bu devri Bilal Beyin talebi üzerine yaptım, ... inşaat demiri şirketi Abdulkadir ...'na aittir, benim bildiklerim bunlardan ibarettir, tanıklık ücreti talebim yoktur" şeklinde beyanda bulunmuştur. Davalı tanığı ...duruşmada; "ben yeminli mali müşavirim, ... demir çelik şirketinin 5-6 yıldır yeminli mali müşaviriyim, 2023 yılı 5.-6. Ayı gibi 3 ortak benden randevu alarak toplantı talep ettiler, ortaklıktan ayrılmak istediklerini beyan ettiler, kendilerini dinledim, ortaklıktan ayrılma konusunda ısrarcı oldular, 2-3 kez toplandıktan sonra kendilerine TTK bölünme hükmü gereğince ortaklıktan ayrılmalarını tavsiye ettim, kendileri de kabul ettiler, kendi hesaplarını yapmaları, bölünme için hazırlanmaları için 2-3 aylık süre verildim, 2023 yılı Aralık ayında kendilerinin istediği ve söylediği gibi TTK 159 maddesi kısmi bölünme hükümleri çerçevesinde yeni bir şirket kurarak Abdulkadir bey adına yeni kurulan şirkete onun söylemiş olduğu isim ve ünvanla yeni bir şirket kurularak bölünme neticesinde o şirkete Kadir beyin bilançonun aktif ve pasifine göre bölünme işlemini gerçekleştirdik. Mustafa bey şirket kurmayacağını ve çalışmayacağını söyleyerek şirketteki hakkını alıp çıktı, ... Demir Çelik şirketi Bilal beye kalacaktı, yeni kurulan şirket ise Abdulkadir beye kalacaktı, bu şekilde bölünme yapılarak ortaklığa son verildi. Benim bilgim bunlardan ibarettir tanıklık ücreti talebimiz yoktur" şeklinde beyanda bulunmuştur. Davalı tanığı ... duruşmada; "ben ... Demir Çelik firmasının finans müdürüyüm, bana söylemiş olduğunuz 20/03/2024 tarihli genel kurulda bende vardım, normal prosedüre göre genel kurul toplantısı yapılmıştır, 2023 yılında ayrılıkla ilgili anlaşmalar yapıldı, kısmi bölünmemiz gerçekleşti, ana firmanın üç ortağı vardı, 2023 yılında ortaklığın ayrılığı sebebiyle yeminli mali müşavir Vedat Nalbantoğlu ile görüşmeler yapıldı, bu görüşmeler sırasında tüm ortaklar mutabıktı, ben bu bilgileri Vedat beye iletiyorum, vedat beyde kısmi bölünme ile ilgili rapor yazmıştır, ... demir çelik firması ayrılma sonrası Bilal Beye kalacaktı, Mustafa Aksakal parasını alıp ayrıldı, ... inşaat demiri firması ise Abdulkadir beye ait olacak şekilde kurulacaktı, bu şekilde paylaşma ve bölünme gerçekleşecektir, davacı vekilinin talebi üzerine soruldu, terminal arsası ile birkaç araç paylaşıma dahildi, onlar hala ... demir çelik firması üzerindedir, araçlar satılacak ortaklara paraları ödenecek, terminal arsasının da ödemeleri devam ediyor, 2026 yılı sonunda ödemeleri bitecek, ... bu borcun hissesine düşen kısmını her ay ödüyor, Abdulkadir bey 2024 yılı Mayıs ayından beri ödememiştir, niye ödemediğini bilmiyorum, Abdulkadir beyden şirketin kurumlar vergisinin hissesine düşen kısmı istenmiştir, bu 2023 yılına ait bir vergi idi, o tarihte hissesi vardı, ödeme yapmıştır, vergi dairesine bu borcu ödedik, şuanda bir borç yoktur, sahte borç ödeme belgesine ilişkin olay sırasında ben Ankaradaydım, Ekrembey den ben vergi ödeme dekontunu istedim, bende bunu Ziya beye attım, bu belgenin sahte olup olmadığını bilmiyorum, benim bildiklerim bunlardan ibarettir, tanıklık ücreti talebim yoktur" şeklinde beyanda bulunmuştur. Davalı tanığı ... duruşmada; "... demir çelik firmasının 3 ortağı vardı, birde iki tane çocuk ortak vardı, yani toplamda ana olarak 3 ortaktık, %13 civarında benim hissem vardı, Abdulkadir beyin de 30 civarında, Bilal beyinde 40 küsür civarında hissesi vardı, herkes hissesine göre şirketi paylaştı, ben hisseme karşılık olarak mimarsinanda bir mülk ve üzerine de 20 milyon lira para aldım, Abdulkadir beyin hissesini bilmiyorum, o kendileri arasındadır, ... Demir çelik firması Bilal'e kalsın dendi, Abdulkadir bey de hisselerini almıştır, Bilal ve Abdulkadir kendilerine şirket kurdu, terminaldeki arsada hissem vardır, onu almadım, diğer müşterilerden kaynaklı alacaklarımı almadım, araçtan kaynaklı alacağım vardır, Abdulkadir ve Bilal 'de param kalmaz, ikiside paramı öderler, davalı vekilinin talebi üzerine soruldu, ben ortaklığımı bitirdim, diğerlerini bilmem, benim bildiklerim bunlardan ibarettir, tanıklık ücreti talebim vardır" şeklinde beyanda bulunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, YARGILAMA VE GEREKÇE: Dava, anonim şirketin 20/03/2024 tarihli genel kurul toplantısında gündemin 7, 8 ve 11. maddeleriyle alınan kararların iptali istemine ilişkindir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4/1-a maddesine göre davaya bakmaya mahkememiz görevli ve yetkilidir. 6545 sayılı yasanın 45/3. maddesi uyarınca yargılama mahkememiz heyeti tarafından yürütülmüş ve sonuçlandırılmıştır. Mahkememizde açılan ve sonuçlanan davada dava türü nedeniyle 7251 sayılı Kanun'la değişik 6102 Türk Ticaret Kanunu'nun 4/2. maddesi uyarınca basit yargılama usulü uygulanmıştır. -Uyuşmazlık tespitine dair meselenin değerlendirilmesi; Uyuşmazlık; 20/03/2024 tarihli şirket genel kurul kararlarının iptali koşullarının bulunup bulunmadığı, davacının iptal davası açma koşullarına sahip olup olmadığı, gündemin 7, 8 ve 11. maddeleriyle alınan kararların iptalinin gerekip gerekmediği, genel kurulun gündemin 11. maddesinde alınan kararın batıl olup olmadığı, gündemin 8. maddesinde alınan karara istinaden, yönetim kurulu üyeleri huzur hakkı almışsa, bunun şirkete iadesinin gerekip gerekmediği, gündemin 11. maddesinde alınan karar uyarınca şirket pay defterinde düzeltme yapılmasının gerekip gerekmediği hususlarının tespiti noktalarında toplanmaktadır. Eldeki davada 20/03/2024 tarihli olağan genel kurul toplantısının 7, 8 ve 11. maddeleriyle alınan kararın iptaline ilişkin olarak açılan eldeki davada, TTK'nun 446/1-a maddesinde düzenlenen ve davacı ortağın toplantıda hazır bulunup karara olumsuz oy verme ve bu muhalefetini tutanağa geçirtme şeklinde ifade edilen karara muhalif kalma koşulunun gerçekleşip gerçekleşmediği, buradan varılacak sonuca özel dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesinin gerekip gerekmediğinin incelenmesi gerekmektedir. -Mahkememizin kaldırma öncesi gerekçesi; Mahkememizce kaldırma öncesi ''Uyuşmazlığın çözümü bakımından ilgili yasal düzenleme ve kavramların açıklanmasında yarar görülmektedir. Anonim şirketlerin genel kurul toplantılarında alınan kararlar, toplantıda hazır bulunup bulunmaması yahut karara olumlu oy verip vermemesinden bağımsız olarak şirketteki tüm pay sahipleri için geçerli olmaları sebebiyle usul ve yasaya aykırı genel kurul kararlarının iptali için başvurulabilecek imkânlardan biri olan genel kurul kararlarının iptali davası, TTK'nun 445 ve devamındaki maddelerde düzenlenmiştir. Bu bağlamda TTK'nun 445. maddesi gereğince aynı Kanun'un 446. maddesinde belirtilen kişiler kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içerisinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabileceklerdir. Maddede sayılan sebepler tahdidi olmayıp somut duruma göre hukukun genel ilkelerine aykırı ve nesnellikten uzak nitelikte olan genel kurul kararlarının iptali mümkündür (Tekinalp, Ünal: Sermaye Ortaklıklarının Yeni Hukuku, İstanbul 2015, s. 393). Anonim şirket genel kurulunda alınan kararların iptalini dava yoluyla talep edebilecek kişiler TTK'nun 446. maddesinde; "(1) a) Toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten, b) Toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri, c) Yönetim kurulu, d) Kararların yerine getirilmesi, kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa yönetim kurulu üyelerinden her biri, iptal davası açabilir…" şeklinde düzenlenmiştir. Bu madde ile TTK'nun 445. maddesi kapsamında açılacak olan genel kurul kararının iptali davasında davacı olabilecek kişiler sınırlı şekilde sayılmıştır. Maddede anılan koşulları sağlayan kişilerce genel kurul kararı iptali istenen şirkete husumet yöneltilmek suretiyle TTK'nun 445. maddesi kapsamında genel kurul kararlarının iptali dava yoluyla istenebilir. Somut uyuşmazlığın niteliği itibariyle önem arz eden husus,TTK'nun 446/1-a maddesi gereğince genel kurul kararlarının iptalini talep koşullarıdır. Buna göre öncelikle genel kurul toplantısında asaleten yahut vekâleten hazır bulunan pay sahibinin, iptalini istediği genel kurul kararının alınması anında yapılan oylamada alınacak karara olumsuz oy vermesi gerekir. Olumsuz oydan maksat alınan karar aleyhine oy verme olup iptali istenen genel kurul kararına karşı olumlu oy verip kararın alınmasına sahip olduğu pay itibariyle destek olan pay sahibi, TTK'nun 545. maddesi kapsamında anılan kararın iptalini talep edemez. Bu koşul ile amaçlanan husus pay sahibinin çelişkili davranışlarının önüne geçmek olup bu hüküm ile genel kurul kararlarının iptali hususunda çelişkili davranış yasağı (venire contra factum proprium) benimsenmiştir. Türk Ticaret Kanunu'nun 446/1-a maddesi kapsamında toplantıda hazır bulunan pay sahibinin genel kurulda alınan bir kararın iptalini talep koşullarından bir diğeri ise iptalini istediği karara karşı muhalefetini tutanağa geçirmiş olmasıdır. Muhalefet şerhiyle alınan karara karşı çıkıldığına ve iptal davası açma hakkının saklı tutulduğuna dikkat çekilmiş olur. Bu bakımdan pay sahibinin karşı çıktığı karara karşı tutanağa geçirtmiş olduğu muhalefet şerhi alınan genel kurul kararının geçerliliğine yahut uygulanmasına etki etmez. Hemen belirtilmelidir ki; TTK'nun 446/1-a maddesindeki muhalefet şerhinin gerekçeli olması gerekmediği gibi gerekçeli olarak belirtilen muhalefet şerhindeki gerekçeden farklı nedenlere dayalı olarak da muhalif olunan genel kurul kararının iptali istenebilir. Muhalefet şerhi, pay sahibinin TTK'nun 446/1-a maddesine kapsamında açacağı iptal davası için bir külfet niteliğinde olup pay sahibi, muhalefet şerhi şartını yerine getirmezse iptal davası açma hakkını kaybeder. Bu çerçevede iptali istenen karara karşı pay sahibinin muhalefetinin tutanağa geçirilmesi, genel kurul iptali davası açısından önemli bir koşul olup bu koşul 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 114/2. maddesi kapsamında özel dava şartı olarak nitelendirilebilir. Dolayısıyla genel kurul toplantısında hazır bulunan pay sahibinin olumsuz oy kullandığı ve TTK'nun 445. maddesi kapsamında iptalini talep edeceği genel kurul kararına karşı muhalefetini toplantı tutanağına geçirtmemiş olması durumunda açılan davanın HMK'nun 115. maddesi çerçevesinde usulden reddine karar verilir. Türk Ticaret Kanunu'nun 422/1. maddesi uyarınca genel kurul toplantı tutanağı pay sahiplerini veya temsilcilerini, bunların sahip oldukları paylarını, gruplarını, sayılarını, itibarî değerlerini, genel kurulda sorulan soruları, verilen cevapları, alınan kararları, her karar için kullanılan olumlu ve olumsuz oyların sayılarını içerir. Tutanak, toplantı başkanlığı ve Bakanlık temsilcisi tarafından imzalanır; aksi hâlde geçersizdir. Yine 28/11/2012 tarihli Resmî Gazete'de yayınlanan 28481 sayılı Anonim Şirketlerin Genel Kurul Toplantılarının Usul ve Esasları ile Bu Toplantılarda Bulunacak Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Temsilcileri Hakkında Yönetmelik’in (Yönetmelik) (09/10/2020 tarihli Resmî Gazete'de yayınlanan 31269 sayılı Anonim Şirketlerin Genel Kurul Toplantılarının Usul ve Esasları ile Bu Toplantılarda Bulunacak Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Temsilcileri Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile yapılan değişiklikten önceki) 26/2. maddesinde de şirketin unvanının, toplantı tarihinin ve yerinin, şirketin toplam sermayesinin ve pay adedinin, toplantıda hazır bulunan pay sahiplerinin veya temsilcilerinin sahip oldukları pay sayılarının toplamı ve grupları ile paylarının itibari değerlerinin toplamı gösterilmek suretiyle toplantı nisabı, genel kurulda sorulan soruların ve verilen cevapların, alınan her karar için kullanılmış olumlu ve olumsuz oy sayılarının, Bakanlık temsilcisi bulunmakta ise bunların ad ve soyadları ile görevlendirme yazısının tarih ve sayısının, çağrıya dayalı toplantı yapılıyorsa çağrının ne surette yapıldığının; çağrısız toplantı yapılıyorsa bu durumun belirtilmesi gerektiği tekrarlanmıştır. Bu kapsamda anılan düzenlemeler çerçevesinde genel kurul toplantısında alınan kararlara ilişkin olumlu veya olumsuz oy sayılarının belirtilmesi yeterli olmakla bu oyların kimler tarafından kullanıldığının belirtilmesi zorunlu değildir. Dolayısıyla TTK'nun 445. maddesi kapsamında iptalini istediği genel kurul kararına karşı toplantıda olumsuz oy kullanılması yanında bu karara karşı, aynı Kanun'un 446. maddesinin emredici hükmü uyarınca muhalefetin açıkça ifade edilmesi işlevine yönelik olarak tutanağa geçirtilen muhalefet şerhi önem arz eder. Ayrıca bu kapsamda karara muhalif kalmak ve muhalif kaldığını tutanağa geçirtmek yeterli olup, ayrıca tutanağın altını imzalamaya gerek yoktur. Buna ek olarak Yönetmeliğin 26/4. maddesi uyarınca toplantıda alınan ve muhalif olunan karara, muhalefet şerhi eklemek isteyenlerin şerhleri tutanağa eklenebileceği gibi toplantı tutanağından ayrı yazılı bir belge şeklinde de tutanağa eklenmesi mümkün olup tutanağa şerh koyan pay sahibinin adı ve soyadı yazılarak, muhalefet şerhinin ekli olduğu belirtilir. Türk Ticaret Kanunu'nun 446/1-a maddesi kapsamında aranan muhalefetin genel kurul toplantısı sırasında alınacak kararlara ilişkin görüşmeler sırasında ve gündem maddesine dair oylama öncesinde değil oylama sırasında ve olumsuz oy kullanılan kararın alınmasından sonra tutanağa geçirtilmesi gerekir. Bu bağlamda iptali istenen gündem maddesinde belirtilen kararın alınmasından önce peşinen muhalefet, TTK'nun 446/1-a maddesi anlamında geçerli bir muhalefet olarak nitelendirilemez. Başka bir anlatımla; madde metninde karara muhalefetin tutanağa geçirtilmesi gerektiği ifade edilmekle, henüz ortada oylanan bir karar yokken gündemin görüşülmesinden ve kararın alınması için yapılması gereken oylamadan önce karara muhalif olduğunu belirtmek genel kurul kararının iptali davası için TTK'nun 446/1-a maddesi uyarınca gereken muhalefet koşulunun yerine geçmez. Buna ek olarak gündemin görüşülmesi sırasında gündemde oylanacak hususa ilişkin eleştiri düzeyindeki açıklamalar da TTK'nun 446/1-a maddesi kapsamındaki muhalefet olarak nitelendirilemez. Zira muhalefet şerhinden, toplantıda alınan karara karşı açıkça muhalif olunduğunun anlaşılması gerekir Bunun yanında muhalefetini yazdırması engellenen pay sahibi, bu durumu ispat ve diğer koşulların varlığı ile genel kurul kararının iptalini dava edebilir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2020/11-662 Esas ve 2022/1551 Karar sayılı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2020/1528 Esas ve 2021/880 Karar sayılı, 2019/2841 Esas ve 2019/6994 Karar sayılı, 2021/4103 Esas ve 2022/8413 Karar sayılı, 2021/7942 Esas ve 2023/1875 Karar sayılı emsal ilamları). Yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacının dava konusu olağan genel kurul toplantısının yapıldığı 20/03/2024 tarihi itibariyle toplamda 64.800 adet pay bulunan davalı şirkette pay sahibi olduğu, dava konusu genel kurul toplantısına asaleten katıldığı, genel kurul toplantısının, yönetim kurulu üye seçimine dair (7) numaralı, yönetim kurulu üyelerine ödenecek huzur hakkının belirlenmesine dair (8) numaralı ve nama yazılı şirket paylarının devrine dair (11) numaralı uyuşmazlık konusu gündemlerin görüşülmesi sırasında davacının anılan gündem maddelerinin oylanmasında red oyu verdiği, bu gündem maddelerinin oy çokluğu ile kabul edilip karar alındığı, bunu müteakip davacı tarafından TTK'nun 445. maddesi gereğince yasal süresi içerisinde anılan gündem maddelerinin iptali için eldeki davanın ikame edildiği anlaşılmaktadır. Öncelikle uyuşmazlık konusu edilen gündem maddelerinde alınan kararlar ve batıl olduğu ileri sürülen gündemin 11. maddesinde alınan karar butlan yaptırımına tabi değildir. Davalı şirketin 20/03/2024 tarihli olağan genel kurul toplantısı sırasında 7, 8 ve 11 numaralı gündem maddesi kapsamında alınan kararın oylanması sırasında red oyu kullanması anılan genel kurul kararlarının iptali için açılacak davada TTK'nun 446/1-a maddesi anlamında aranan ve özel dava şartı olan muhalefeti tutanağa geçirtme koşulunu sağlayan bir muhalefet şerhi değildir. Dolayısıyla uyuşmazlık konusu olan davalı şirketin olağan genel kurul toplantısında alınan 7, 8 ve11 numaralı genel kurul kararının iptali için gerekli olan karara muhalefetini tutanağa geçirtme koşulunun somut olayda mevcut olmadığı açıktır. TTK'nun 446/1-a maddesinde pay sahibinin genel kurul kararı iptalini talep edebilme koşulları arasında olumsuz oy kullanma ve muhalefeti tutanağa geçirtme şeklinde sayılan iki koşulun kümülatif olarak arandığı açıkça ifade edilmiş olması karşısında usulüne uygun olarak alınan bir genel kurul kararı olmaksızın uyuşmazlık konusu kararlara oylama sırasında olumsuz davacı tarafından kullanılan olumsuz oyların, Kanun'un aradığı koşulların gerçekleştiğini kabule imkân vermemektedir. Bu sebeple iptali istenen genel kurul kararına karşı salt olumsuz oy kullanmanın TTK'nun 446/1-a maddesinde sayılan ve yukarıda detaylı olarak ifade edilen koşulları sağladığı söylenemez. Bu itibarla davacı tarafından üç aylık yasal süresi içerisinde TTK'nun 445. maddesi kapsamında iptali talep edilen davalı şirketin 20/03/2024 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan 7, 8 ve 11 numaralı kararların iptaline ilişkin talebine dair TTK'nun 446/1-a maddesinde belirtilen davacı ortağın toplantıda hazır bulunup karara olumsuz oy verme ve bu muhalefetini tutanağa geçirtme şeklinde ifade edilen karara muhalif kalma koşulu somut olayda mevcut değildir. Bu sebeple yerleşik Yargıtay uygulamaları da dikkate alınarak mahkememizce, anılan genel kurul kararlarının iptaline ve buna bağlı taleplerine ilişkin davanın HMK'nun 115/2. maddesi gereğince özel dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir. '' gerekçesiyle hüküm tesis edilmiştir. -Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6.Hukuk Dairesinin 2024/2235 esas 2024/2364 karar sayılı ilamı ve kaldırma sonrası yapılan değerlendirme; Mahkememizce verilen karar davacı vekilince istinaf edilmiş, Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6.Hukuk Dairesinin ... esas 2... karar sayılı ilamı ile "...mahkemece davalı şirket paylarının nama olup olmadığı araştırılarak hisse paylarının nama yazılı olduğunun tespiti halinde 20.03.2023 tarihli Genel Kurulun 11. maddesinde yer alan mevcut ortaklar dışında dışarıdan olmamak üzere hali hazırdaki şirket ortakları arasındaki olağan hisse devirlerine genel kurulun muvafakat etmesine şeklindeki kararın 6102 sayılı TTK 'nun 421/2-c madde hükmüne aykırı olup olmadığı değerlendirilerek yine davalının cevap dilekçesinde ileri sürdüğü davacının dava açmadan önce paylarını devir ettiği yönündeki iddiası araştırılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle karar verildiği" gerekçesiyle mahkememiz kararı kaldırılmış, dosya iade edilmiş ve işbu esas sırasına kaydedilmiştir. Kayseri Ticaret Sicil Müdürlüğüne müzekkere yazılarak 15298 sicil numaralı ... Demir Çelik San. Tic. A.Ş'nin tüm genel kurul kararlarının ve ana sözleşmesinin, yine dava konusu 20/03/2024 tarihli genel kurul toplantı tutanağının, bu toplantıya ait hazirun cetvelinin, bu toplantıya vekaleten iştirak edenlere ilişkin vekaletname ve temsil yetki belgelerinin, bu toplantı tarihi itibarı ile şirketin tüm ortaklarının kimlerden oluştuğuna dair ilgili kayıt ve belgeler ile yine her bir ortağın ve hisse miktarının ne kadar olduğunun, şirketin paylarının nama yazılı olup olmadığının bildirir tüm ilgili kayıt, karar ve belge örnekleri istenmiş, 27/03/2025 tarihli yazı ile müzekkeremize cevap verilmiştir. Anılan yazı cevabında hisse senetlerinin nama yazılı olduğuna dair ana sözleşmede madde bulunduğu görülmüştür. Mahkememiz bilirkişi incelemesine karar vermiş, bilirkişi raporunda "Sayın mahkeme tarafından verilen görevlendirme ile Davalı şirket paylarının nama yazılı hisse veya hamiline yazılı hisse olmadığının hangi ortağın hangi oranda hissesi bulunduğunun tespit edilmesi istenilmekte olup dosyada yer alan 30.07.2024 tarihli Kayseri Ticaret Sicil İl Müdürlüğü müzekkere cevabı ile şirketin yönetim kurulu kararları,genel kurul toplantı tutanakları gönderilmiş olup incelenmesinde hamiline hisse senedi basımı hususunda alınmış şirket yönetim kurulu kararı ve ticaret sicil müdürlüğü tescil ve ilanına rastlanılmamıştır. Bu durumda şirket paylarının nama yazılı hisse senedi olduğu ve yokluğu istenen davaya konu genel kurul toplantısı itibariyle davacının 37.500. Adet payı olduğu, -Davacının hisselerini devrettiğine dair bir resmi kayıt olup olmadığının tespit edilmesi istenilmekte olup, anonim şirketlerde nama yazılı payların devri için pay devri sözleşmesi yapılması ticaret sicile tescil ve ilan zorunluluğu bulunmamaktadır. Pay defterine pay devrinin yazılması ise geçerlilik şartı olmayıp ispat şartıdır.Dosya kapsamında şirketin pay defteri yer almamakta ve ticaret sicil müdürlüğü müzekkere cevapları içerisinde pay devrinin tescil ve ilanına rastlanılmamıştır. Bu sebeple davacının hisselerini devrettiğine dair resmi kayıt olup olmadığı yönünden tespitte bulunulamadığı, -Hisse paylarının nama yazılı olduğunun tespiti halinde 20.03.2023 tarihli Genel Kurulun 11. maddesinde yer alan mevcut ortaklar dışında dışarıdan olmamak üzere hali hazırdaki şirket ortakları arasındaki olağan hisse devirlerine genel kurulun muvafakat etmesine şeklindeki kararın 6102 sayılı TTK 'nun 421/2-c hükmünde yer alan oranı karşılayıp karşılamadığının tespit edilmesi istenilmekte olup hazirun cetveli incelenmesinde 20.03.2024 tarili genel kurula bütün ortakların asaleten katıldığı , olumlu oyların ise şirket sermayesinin en az yüzde yetmişbeşini oluşturmadığı, -Davalı tarafça davacının kayden ortak göründüğü oğlunun ve kendisinin paylarını Bilal ...'na sattığı ve pay devri protokolü bulunduğunu ve bedelini aldığını iddiası olduğu, dosya kapsamında pay devri protokolü yer almadığı,bu sebeple şirkette halen ortak olarak görünen pay sahipleri ve sahip oldukları pay oranı dikkate alınarak 20.03.2024 tarihli genel kurul 11. Madde yönünden karar yeter sayısı incelenerek sermayenin yüzde yetmişbeşinin olumlu oyu bulunmadığı tespit edildiği" belirtilmiştir. Somut olayda, davalı şirketin henüz pay senetlerini veya pay senetleri yerine geçecek ilmuhaberleri bastırmadığı ve hak sahiplerine teslim etmediği tespit edilmiştir. Bu aşamada uyuşmazlığın çözümü için anonim şirketlerde pay kavramı ve payın devrine ilişkin kısa açıklama yapılmasında fayda vardır. Anonim şirketler için önemli bir kavram olan “pay”, üç anlamda kullanılır. Bunlardan ilki esas sermayenin bir parçasını ifade etmesidir. Esas sermayenin pay sayısına bölünmesi sonucu oluşan ve nominal (itibari) değeri olan her bir birim birer payı oluşturur. Pay sayısının ve nominal değerinin esas sözleşmede gösterilmesi zorunludur. Bir diğer anlamıyla pay; pay sahipliği konumunu yani ortaklık sıfatını ifade eder. Ortaklık sıfatından kaynaklanan hak ve borçlar paya bağlıdır. Pay elde edilirken ortaklık sıfatı da kazanılmış olur. Payın devredilmesi halinde ortaklık sıfatı ve buna bağlı hak ve borçlar da devredilmiş olur. Üçüncü anlamıyla pay; bir kıymetli evrak niteliğindeki pay senetlerini (hisse senetlerini) ifade eder. Hamiline düzenlenmiş paylar hariç olmak üzere, payın bir senede bağlanması zorunluluğu yoktur. Senede bağlanmamış paylar “çıplak pay” olarak adlandırılmıştır (Fatih Bilgili, Şirketler Hukuku, 2.basım, 2012, s.240,241 ). Davalı şirkete ait payların nama yazılı olduğu ancak henüz pay senetlerini veya pay senetleri yerine geçecek ilmuhaberleri bastırmadığı ve hak sahiplerine teslim etmediği anlaşılmakla çıplak pay statünde olduğu görülmüştür. Türk Ticaret Kanunu'nun 421. maddesi, esas sözleşme değişikliklerinde uygulanacak karar nisaplarını düzenlemektedir. Maddenin 3. fıkrasının (c) bendi uyarınca, "Nama yazılı payların devrinin sınırlandırılmasına ilişkin kararlar", sermayenin en az yüzde yetmişbeşini temsil eden pay sahiplerinin veya temsilcilerinin olumlu oylarıyla alınabilir. Bu düzenleme ile payların devrini kısıtlayan bir "bağlam" sisteminin esas sözleşmeye eklenmesi veya mevcut kısıtlamaların ağırlaştırılması için gerekli olan "karar yeter sayısını" belirlemektedir. Dolayısıyla madde, pay devrinin sınırlandırılmasına dair iradenin geçerli olabilmesi için %75 oranında bir nitelikli çoğunluk arayarak azınlık haklarını koruma altına almaktadır. Türk Ticaret Kanunu'nun 421. maddesinin 3. fıkrasının (c) bendi kapsamındaki ağırlaştırılmış nisap, nama yazılı paylar söz konusu olduğunda payların "senet" (bastırılmış) ya da "çıplak pay" (henüz bastırılmamış) statüsünde olması arasında bir ayrım gözetmemektedir. Anonim şirketlerde payın varlığı senede bağlanmış olmasına bağlı değildir. Şirket esas sözleşmesinde payların "nama yazılı" olacağı kararlaştırılmışsa, bu paylar henüz basılmamış (çıplak pay) olsa dahi hukuken nama yazılı pay statüsündedir. Bu nedenle, çıplak payların devrinin sınırlandırılmasına (bağlam sistemi getirilmesine) ilişkin bir esas sözleşme değişikliği yapılmak istendiğinde de TTK 421/3-c maddesindeki %75 karar nisabı aynen uygulanır. Payların senet olarak teslim edilmemiş olması, devir kısıtlamasına ilişkin bu nitelikli çoğunluk şartını ortadan kaldırmaz. Açıklanan nedenlerle 20/03/2024 tarihli genel kurul toplantısının şirket paylarının devrini sınırlandırılmasına ilişkin gündemin 11 nolu kararının Türk Ticaret Kanunu'nun 421. maddesinin 3. fıkrasının (c) bendi kapsamındaki ağırlaştırılmış nisap koşullarını taşımadığı ve yokluğa tabi olduğu anlaşılmıştır. Davacı tarafından üç aylık yasal süresi içerisinde TTK'nun 445. maddesi kapsamında iptali talep edilen davalı şirketin 20/03/2024 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan 7 ve 8 numaralı kararların iptaline ilişkin talebine dair TTK'nun 446/1-a maddesinde belirtilen davacı ortağın toplantıda hazır bulunup karara olumsuz oy verme ve bu muhalefetini tutanağa geçirtme şeklinde ifade edilen karara muhalif kalma koşulu somut olayda mevcut değildir. Bu sebeple yerleşik Yargıtay uygulamaları da dikkate alınarak mahkememizce, anılan genel kurul kararlarının iptaline ve buna bağlı taleplerine ilişkin davanın HMK'nun 115/2. maddesi gereğince özel dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir. Davalı tarafça davacının ortaklığı olmadığı iddiası ise ticari sicil kayıtları ve şirket kayıtları uyarınca şekli olarak ortaklığı bulunması ve mahkememizin... Esas sayılı dosya kapsamının bekletici mesele yapılması talebi işin genel kurul kararı iptali talebi olması ve şekli koşullara tabi olması dikkate alınarak uygun görülmemiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın kısmen kabulü ile; 20/03/2024 tarihli genel kurul toplantısının şirket paylarının devrini sınırlandırılmasına ilişkin gündemin 11 nolu kararının yoklukla malul olduğunun tespitine, 2-Davacının fazlaya ilişkin taleplerinin HMK'nun 114/2 ve 115/2 maddeleri uyarınca dava şartı yokluğundan usulden reddine, 3-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcından dava açılırken peşin harç olarak alınan 427,60-TL 'sının mahsubu ile bakiye 304,40-TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan 427,60-TL başvurma harcı, 427,60-TL peşin dava harcı, 1.169,40-TL istinaf başvuru harcı olmak üzere toplam 2.024,60-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan; posta ve tebligat gideri, e-tebligat gideri ve bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 5.762,00-TL yargılama giderinin davanın kısmen kabulü dikkate alınarak takdiren 2.881,00 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ait kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Davalı tarafından yapılan herhangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu konuda herhangi bir karar verilmesine yer olmadığına, 7-6100 sayılı HMK'nun 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde yatıran tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde yatıran tarafların adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine, 8-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereğince hesap ve taktir olunan 45.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 9- Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereğince hesap ve taktir olunan 45.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 10-Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari Ve Yazı İşlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik'in 203. maddesi uyarınca dosyanın tarih ve işlem sırasına düzenlenip dizi listesine bağlanmasına, Yazı İşleri Müdürü tarafından kontrolü yapıldıktan sonra istinaf incelemesine gönderilmesine veya mahkememiz arşivine kaldırılmasına, Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 23/02/2026 Başkan ... E-imzalıdır Üye ... E-imzalıdır Üye ... E-imzalıdır Katip ... E-imzalıdır