T.C. DENİZLİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ : 26/03/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... ÜYE : ... ÜYE : ... KATİP : ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 18/07/2025 NUMARASI : ... Esas ... Karar DAVACI : ... VEKİLLERİ : Av. ... Av. ... DAVALI : ... VEKİLİ : Av. ... İHBAR OLUNAN : 1-... VEKİLİ : Av. E... İHBAR OLUNAN : 2-... V…
T.C. DENİZLİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ : 26/03/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... ÜYE : ... ÜYE : ... KATİP : ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 18/07/2025 NUMARASI : ... Esas ... Karar DAVACI : ... VEKİLLERİ : Av. ... Av. ... DAVALI : ... VEKİLİ : Av. ... İHBAR OLUNAN : 1-... VEKİLİ : Av. E... İHBAR OLUNAN : 2-... VEKİLLERİ : Av. ... Av. ... DAVANIN KONUSU : Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) G.KARAR YAZIM TARİHİ : 27/03/2026 İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davalı ... Tic. ve Hizmetler Anonim Şirketi vekili ve ihbar olunan ... Otomotiv Yatırım ve Pazarlama Anonim Şirketi vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalının üreticisi ve ithalatçısı olduğu 02/11/2021 ilk trafik tescil tarihli, ...plaka sayılı, ... şase numaralı 2021 model ...markalı aracın sahibi olduğunu, aracın müvekkili tarafından kullanılmaya başlanıldığında araçta sorunlar çıkmaya başladığını, ilk olarak aracın daha 5.000 km'de iken hızlanmalarda vuruntu yapmaya başladığını, duraklamalarda 5-10 saniye sonrasında araçta titreme ve sarsıntı olduğunu, bir süre sonra ise aracın motor arıza uyarısı verdiğini ve bu uyarından sonra hızının saatte 70-80 km hızdan yukarıya çıkamadığını ve yolda kaldığını, müvekkili tarafından aracın...de bulunan ... isimli yetkili servise 10/06/2022 tarihinde götürüldüğünü, aracın 4 gün serviste kaldıktan sonra 13/06/2022 tarihinde teslim alındığını ancak hemen ardından yine arızanın devam etmesi üzerine 17/06/2022 tarihinde servise alındığını ve tam 229 gün boyunca serviste kaldığını, dava konusu aracın davalı üretici ve ithalatçısı tarafından en az 2 yıllık bir garanti süresi altında olduğunu, lakin araç garanti süresi içerisinde iken 01/08/2022-03/08/2022 tarihleri arası (3 gün - ... ... Yetkili Servisi), 03/08/2022 - 04/08/2022 tarihleri arası (2 gün - ... ... Yetkili Servisi), 05/08/2022 - 05/08/2022 tarihleri arası (1 gün - ... Yetkili Servisi), 15/08/2022 tarihinde servise götürüldüğünü, iş emri kapanışı yapılmadığın (1 gün - ...Yetkili Servisi), 03/09/2022 - 30/09/2022 tarihleri arası (28 gün - ... ... Yetkili Servisi), 19/09/2022 - 24/09/2022 tarihleri arası (6 gün - ... ... Yetkili Servisi), 26/09/2022 - 03/10/2022 tarihleri arası (9 gün - ... ... Yetkili Servisi), 10/10/2022 tarihinde .../...'de yolunda arıza yaptığını ve aracın ... servisine çekici ile getirildiğini, aracın 22/03/2023 tarihinde tamir edildiği belirtilip teslim edildiğini (163 gün), 23/03/2022 tarihinde tekrar arıza yaptığını ve servise bırakıldığını halen davanın açıldığı tarih olan 07/04/2023 tarihinden beri ... servisinde olduğunu (16 gün), müvekkilinin aracının 17/06/2022 tarihinden bu yana yaklaşık 10 ay içerisinde aynı arızalar nedeniyle 9 kez servise gittiğini ve toplam 229 gün serviste kaldığını, bunun üzerine taraflarına davalıya ... Noterliği'nin 26/10/2022 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile ihtar çekildiğini ve aracın gizli ayıbı nedeniyle misli ile değişiminin talep edildiğini, ancak davalıca taleplerine ve ihtarnameye karşı cevap verilmediğini belirterek, 02/11/2021 ilk trafik tescil tarihli, ...plaka sayılı, ... şase numaralı ... markalı aracın gizli ayıplı olması nedeniyle Türk Borçlar Kanunu ve garanti gereğince öncelikle ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesi; mümkün olmaması halinde, garanti kapsamında ayıplı ürünün davalıya iadesi ile benzer nitelikleri haiz ayıpsız aracın, bilirkişi incelemesi neticesinde tespit edilecek karar tarihindeki piyasa değerinin, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 239.000,00 TL'sinin (belirsiz alacak davası) ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesini, aracın servisteki tamiri süresi için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL ikame araç gideri bedelinin (belirsiz alacak davası) ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tazminini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 26/04/2025 tarihli bedel artırım dilekçesiyle,02/11/2021 ilk trafik tescil tarihli, ...plaka sayılı, ... şase numaralı ...markalı aracın misli ile değişimine karar verilmesini, HMK m. 107 kapsamında belirsiz alacak davası olarak talep ettikleri 1.000,00 TL ikame aracın ücreti yönünden taleplerini bilirkişi ek raporu doğrultusunda 729.000,00 TL'ye yükselttiklerini, bu bedelin ise ihtarnamenin davalıya tebliği tarihi olan 31/10/2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tazmin edilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; açılan davanın haksız olduğunu, dava konusu araçta gizli ayıp bulunmadığını, bu nedenle haksız ikame edilen davanın reddi gerektiğini, süresinde ve usule uygun ayıp ihbarı bulunmadığını, davacı şirketin tacir sıfatına sahip olduğunu,bu hususun huzurdaki dava bakımından önemi, özellikle ayıp ihbarına ilişkin süreler bakımından Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun yerine Türk Ticaret Kanunu ve Türk Borçlar Kanununda ifade edilen ayıba karşı sorumluluğa ilişkin hükümlerinin uygulanması gereği bakımından olduğunu, bir an için davacının ayıp iddiasını kanunun aradığı sürelerde ileri sürdüğü kabul edilse dahi, tüzel kişi tacir sıfatına sahip olan davacının, ayıp iddiasını ortalama bir tüketici gibi değil, basiretli bir tacir olarak 6762 sayılı TTK’nun 20/3. maddesine göre belirtildiği üzere, noter marifetiyle veya iadeli taahhütlü mektupla yahut telgrafla yapması gerekirken, bu usuli kuralın da kanunun aradığı zaman içerisinde yerine getirilmediğinin ortada olduğunu, bu durumun ise davanın reddi için gerekli ve yeterli olduğunu, ayıp ihbarının yapıldığını ileri süren kişinin bu ihbarın kanunun belirlediği süre içerisinde yapıldığını kanıtlamak zorunda olduğunu, dava dilekçesinde açıklandığı üzere, davacı alıcının, ayıp ihbarını 26/10/2022 tarihinde, ...Noterliği'nden keşide etmiş olduğu ... no'lu ihtarname ile gerçekleştirdiğini, halbuki yine dava dilekçesinde ifade edildiği üzere, dava konusu arızaların, satın alma tarihi olan 02/11/2021 tarihinden itibaren pek çok kez ve şekilde ortaya çıktığını, dolayısıyla öncelikle davanın, süresinde ve usulüne uygun bir ayıp ihbarı olmadığından dolayı usulden reddini talep ettiğini, dava konusu aracın ikinci el olarak satın alındığını, dava dilekçesi eklerinden, dava konusu aracın, ikinci el olarak dava dışı... İnş. Tur. Emlak ve Paz. Ltd. Şti.'den 03/12/2021 tarihinde satın alındığının anlaşıldığını, dolayısıyla Türk Borçlar Kanunu kapsamında, ayıptan sorumluluk hükümlerine dayanılıyorsa, davacı bakımından satıcı firma aslen ... İnş. Tur. Emlak ve Paz. Ltd. Şti. olup, müvekkili yönünden öncelikle pasif husumet yönünden red kararı verilmesi gerektiğinin ortaya çıktığını, çünkü müvekkili ... Oto. Tic. Hiz. A.Ş. ile davacı arasında herhangi bir satış sözleşmesi bulunmadığını, davacı tarafından müvekkiline karşı, Türk Borçlar Kanunu'nun ayıptan sorumluluk hükümlerinin ileri sürülemeyeceğini çünkü bu seçimlik hakların, ancak bir satış sözleşmesinde, alıcı tarafından satıcıya karşı ileri sürülebilen haklar olduğunu, müvekkilinin bu davada dava konusu aracın ithalatçısı olup, satıcısı olmadığını, davacı tarafından dava dilekçesi ekinde sunulan garanti belgesine dayalı olarak da ayıpsız misli ile değişim talebi ileri sürülemeyeceğini çünkü bir sonraki sayfada alıntılandığı üzere, bu davada olduğu gibi alıcının tacir olduğu durumlarda sahip olduğu hakların yine sadece Türk Borçlar Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu hükümlerine atıf yapılmakla yetinilerek bir üstte belirttikleri genel hususlara gönderme yapıldığını, bu genel düzenlemeler içerisinde de ithalatçıya karşı ayıpsız misli ile değişim talebinin ileri sürülebileceğine yönelik bir düzenleme bulunmadığını, davacının aracı satın aldığı şirketi davalı olarak göstermediğini, davanın reddi gerektiğini, bu kapsamda Türkiye Noterler Birliği'ne müzekkere yazılarak, dava konusu aracın, trafiğe çıkış tarihinden itibaren maliklerini gösterir sicil kaydının celbini talep ettiklerini, davacının dava konusu aracı ikinci el olarak satın aldığını, ikinci el araçlarda satıcının sorumluluğu, 0 olarak satılan araçlar ile aynı olmadığını, davacının dava konusu aracı 2. el olarak satın aldığını, nitekim alıcının bu durumu bildiğini kabul ettiğini ve bu nedenle araca sıfır kilometre bir araca nazaran daha az bir ücret ödeyerek sahip olduğunu, tüm bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere, somut olayda davacının iğfali durumu da bulunmadığından ve davacının aracı mevcut hali ile satın almış olduğunu kabul ettiğinden dolayı artık satıcının sorumluluğuna gidilmesinin hukuken mümkün olmadığını, davanın öncelikle bu nedenle reddi gerektiğini, TBK'da tahdidi sayılan haklardan ayrı bir talebin ileri sürülmesinin mümkün olmadığını, kaldı ki davacının talep ettiği şekilde, ayıplı ürünün davalıya iadesi ile benzer nitelikleri haiz ayıpsız aracın, bilirkişi incelemesi neticesinde tespit edilecek karar tarihindeki piyasa değerinin, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 239.000,00 TL'sinin (belirsiz alacak davası) ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte ödenmesini talep ettiğini, davacının tahdidi sayılan seçimlik hakları kendi içinde genişletmek ve hatta yeni seçimlik haklar üretmek amacında olduğunu, tüm bu hususların kanuna aykırı olduğunu ve kabul edilemeyeceğini, dava hakkının makul sürede kullanılmadığını, davacının aracı 04/05/2016 tarihinde satın aldığını, arıza şikayeti ile 10/06/2022 tarihinde aracı servise götürdüğünü ancak huzurdaki davayı 08/04/2023 tarihinde açtığını, davacının makul süre içerinde davayı açmadığını ve bu nedenle dava açma hakkını kaybettiğini, davanın bu nedenle de reddi gerektiğini, dava konusu aracın yetkili servise girişlerinde, basit nitelikteki arızaların sorunsuz olarak giderildiğini, satıcının satılan şeydeki ayıptan sorumluluğu, bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve tüketicinin makul olarak ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasına bağlı olduğunu, bir başka ifade ile satıcının ayıptan sorumluluğunun koşullarından bir tanesi satılandaki ayıbın önemli esaslı olması olduğunu, ayıp sonucunda söz konusu şeyin değerinin veya elverişliliğinin önemli şekilde azalması veya tamamen ortadan kalkmasının gerekli olduğunu, bu gibi durumlarda satılan şeydeki ayıbın önem kazandığını, önemsiz ayıplardan dolayı satıcı sorumlu tutulamayacağını, dava dilekçesi ve servis fişleri incelendiği zaman, son meydana gelen arızanın, basit nitelikte arızalar olduğu, sürüş güvenliğini etkilemediği ve serviste çok kısa bir süre içerisinde onarıldığının görüldüğünü, dolayısıyla taleplerinin öncelikli taleplerinin araç üzerinde esasa müteallik bir ayıp bulunmadığından davanın esastan reddine, davanın kabulüne karar verilmesi durumunda, ayıpsız misli ile değişim yerine hakkaniyete çok daha uygun bir çözüm olan, ayıp oranında bedel indirimine hükmedilmesi olduğunu, ücretsiz onarım hakkı kullanılmakla davanın reddi gerektiğini, davanın açıldığı tarihin 08/04/2023 olduğunu, dava konusu araç üzerindeki arızaların dava öncesinde giderildiğini, sorunsuz olarak kullanıldığını, eş deyişle dava açıldığı tarihte ücretsiz onarım hakkının kullanıldığını, araç üzerinde bir ayıp bulunmadığını, davacının dava konusu araç üzerindeki arızaları, kullanılmakla tüketilen bir hak olan ücretsiz onarım hakkını kullanarak giderdiğini ardından, üzerinde bir ayıp bulunmayan araç için işbu davayı açtığını, seçimlik haklar tüketilmiş olduğundan davanın reddi gerektiğini, somut olayda da, dava konusu aracın serviste yapılan onarımında şikayetin giderildiğini ve sonrasında, gerek TBK yasa gerekse Garanti Belgesi Esasları Uygulama Yönetmeliği hükümlerinin uygulanmasını gerektirecek şekilde esaslı bir arıza meydana gelmediğini, davacının aracındaki ilk şikayetinin araç 5,000 KM'de iken meydana geldiğini yapılan işlemler sonrasında aracını sorunsuz olarak kullanmaya devam ettiğini, sonrasında ilk arıza ile ilgili olmayan ve basit bir müdahale ile giderilen şikayeti sonrasında da aracın davalı tarafından kullanıldığını ve halihazırda da sorunsuz bir şekilde kullanıldığını, ayrıca davacının dilekçesinde ikame araç bedeli talep ettiğini, davacı aracın onarımı için aracını serviste bıraktığında hiç mağduriyet yaşamadığını kendisine ikame araç hizmeti sağlandığını, ayrıca davacının mağduriyetini gösterir herhangi bir belgede dosyaya sunmadığını, bu nedenle davacının iş bu kötü niyetli talebinin kabulünün mümkün olmadığını, araç ile ilgili problemlerin servis fişlerinde de anlaşılacağı üzere esaslı hatalar olmayıp davacının sürüş emniyetini etkilemediğini, servis tarafından bu arızaların davacıyı mağdur etmeksizin genellikle gün içerisinde halledildiğini, gerekli tüm kontrollerin, yol testlerinin yapıldığını davacıya aracı sorunsuz bir şekilde teslim edildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; talebin ticari satıma konu araçtaki ayıp nedeniyle aracın misliyle değiştirilmesi ve kullanılamamasından kaynaklı zararın tahsili istemine ilişkin olduğu, davacı tarafından satın alınan ... plaka sayılı, ... şase numaralı 2021 model ... markalı aracın davalı tarafından üretildiği ve garantisinin devam ettiği, aracın kullanımı sırasında araçta titreme ve sarsıntı meydana gelerek motor arazı uyarısı verdiği, aracın ilk defa 10/06/2022 tarihinde servise bırakıldığı, bu tarihi izleyen süreç içerisinde de aracın birden çok kez servise götürüldüğü ve toplamda 284 gün boyunca serviste kaldığı, dosya kapsamında aldırılan mahkemece de gerekçeli ve denetlenebilir bulunan ve hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre, dava konusu aracın titreşim ve vites geçişlerinde şanzımanda oluşan vuruntu nedeniyle ayıplı olduğu, iş bu ayıbın basit gözden geçirme ile tespit edilemeyeceği ve zamanla kullanıma bağlı olarak ortaya çıktığı, bu nedenle gizli ayıp niteliğinde olduğu, davacı tarafından Türk Borçlar Kanunu'nun 223. maddesi kapsamında makul sürede ayıbın davalı tarafa bildirildiği, davaya konu araçtaki gizli ayıbın kalıcı olarak giderilmesi işleminin yetkili servis tarafından yapılamadığı, bu haliyle davacının ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesine ilişkin seçimlik hakkını kullanmasında herhangi bir engel olmadığı, bu haliyle davacının davasını ispat ettiği gerekçesiyle, davacının aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesine yönelik davasının kabulü ile, davaya konu ... plaka sayılı ... şase numaralı 2021 model ... markalı aracın davalı tarafından ayıpsız olan misliyle değiştirilerek davacıya verilmesine, ... plaka sayılı aracın davacı tarafından takyidat olmadan ari bir şekilde davalıya iadesine, edimlerin birlikte ifasına, davacının ikame araç gideri yönünden 729.000 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ...Otomotiv Ticaret ve Hizmetler A.Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde; davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığından davanın usulden reddi gerekirken bu hususun değerlendirilmemesinin hatalı olduğunu, dava konusu aracın 2. el olarak satın alındığının göz ardı edilmesinin hatalı olduğunu, dosya kapsamıyla ve netice itibariyle bilirkişi raporuyla da, dava konusu aracın, ikinci el olarak dava dışı ... İnş. Tur. Emlak ve Paz. Ltd. Şti. 'den 03/12/2021 tarihinde satın alındığının anlaşıldığını, dolayısıyla Türk Borçlar Kanunu kapsamında, ayıptan sorumluluk hükümleri uyarınca bakımından satıcı firma aslen ... İnş. Tur. Emlak ve Paz. Ltd. Şti. olup, müvekkili yönünden öncelikle pasif husumet yönünden red kararı verilmesi gerektiğini, çünkü müvekkili ile davacı arasında herhangi bir satış sözleşmesi bulunmadığını, davacının dava konusu aracı 2. el olarak satın aldığını, nitekim alıcının bu durumu bildiğini kabul etmekte ve bu nedenle araca, sıfır kilometre bir araca nazaran daha az bir ücret ödeyerek sahip olduğunu, bu nedenledir ki ikinci el satışlara ilişkin, satıcı tarafından verilen garanti, sıfır araçlara nazaran son derece sınırlı olduğunu, bu yöndeki itirazları göz ardı edilmek suretiyle hüküm kurulmasının fahiş derecede hatalı olduğunu, yerel mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini, davacı taleplerinden davalı müvekkilinin herhangi bir sorumluluğu bulunmamasına karşın bu hususun göz ardı edilmesinin hatalı olduğunu, 6098 sayılı TBK md. 227, 6502 sayılı TKHK md. 11/2, TTK ve ilgili diğer yasal düzenlemeler uyarınca; sadece ücretsiz onarım veya malın ayıpsız misli ile değiştirilmesi haklarının satıcının yanında, üretici ve ithalatçıya karşı da kullanılabileceğini, sözleşmeden dönme, bedel iadesi, ayıp oranında indirim talepleri, tazminat talebi gibi maddi taleplerin üretici ve ithalatçıya yöneltilemeyeceğini, kaldı ki davacının talep ettiği şekilde, ayıplı ürünün davalıya iadesi ile benzer nitelikleri haiz ayıpsız aracın, bilirkişi incelemesi neticesinde tespit edilecek karar tarihindeki piyasa değerinin, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 239.000,00-TL 'sinin (belirsiz alacak davası) ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte ödenmesini talep ettiğini, davacının tahdidi sayılan seçimlik hakları kendi içinde genişletmek ve hatta yeni seçimlik haklar üretmek amacında olduğunu, tüm bu hususların kanuna aykırı olup, kabul edilemeyeceğini, Kanunun, üretici ve ithalatçının yasal sorumluluğunu açıkça sınırlı sayı ilkesi gereği saymak suretiyle belirlediğini, buna göre üretici ve ithalatçının sadece ücretsiz onarım ve ayıpsız misli ile değişim talepleri bakımından sorumluluğa sahip olduğunu, buna karşın sözleşmeden dönme, bedel iadesi, ayıplı hizmetten doğan zararlar gibi maddi hususlara ilişkin talepleri akdi ilişkinin tarafı olan servisten ya da satıcıdan talep edilebileceğini, nitekim dava konusu araçtan mahrumiyete yönelik tazminat talebinin üretici ve ithalatçıya karşı ileri sürülmesinin hukuken mümkün olmadığını, bu hususun yerleşik Yargıtay içtihatları da oturmuş bir husus olduğunu, buna karşın yerel mahkemece aksi yöndeki kabulden hareketle bu yöndeki hukuki itirazlarına hiç değinilmeden davanın kabulüne karar verilmesinin fahiş derecede hatalı olduğunu, yerel mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini, davalı müvekkilinin taraf olmadığı bir hukuki ilişki nedeniyle sorumlu tutulmasının hukuken mümkün olmamasına karşın davanın kabulünün hatalı olduğunu, dava konusu aracın 2021 model olup, davacı tarafından satın alındığını, davalı müvekkilinin dava konusu edilen arasın üreticisi değil sadece ithalatçısı olduğunu, davacı tarafın, iddiaları aracın onarımının doğru yapılamaması nedeniyle uğradığı zarar ile ilgili olarak da servis sözleşmesi yani eser sözleşmesine dayalı talepler bulunduğunu, buna göre davalı müvekkili şirketin ise ne satım ya da eser sözleşmelerinin tarafı olmadığını, hizmeti gerçekleştiren yetkili servislere ilişkin kusur ve taleplerden müvekkilinin sorumluluğu bulunmadığı gibi, aslen dava konusu taleplerin doğrudan muhatabının da onlar olduğunu, servis hizmetini veren şirkete karşı açılacak olan ayıplı hizmet konulu bir davada, eser sözleşmesi ve ayıplı hizmet iddiası varken, bu firmayı aşarak müvekkili ithalatçı firmaya husumet yöneltilmesinin hukuken mümkün olmadığını, davacının talebinin hem satım sözleşmesi hem de eser sözleşmesine dayalı olarak ayıp ve zarar iddiasına yönelik olduğunu, dava konusu talepler bakımından ne TKHK ne de TBK ilgili maddeleri uyarınca müvekkilinin sorumluluğu bulunmadığını, müvekkili ile hukuki ve fiili hiçbir bağı olmayan davacının taleplerini müvekkilinden talep etmesinin kanuni hiçbir dayanağı bulunmadığını, kaldı ki dosyada alınan bilirkişi raporlarında davacı iddiaları incelenirken davalı müvekkilinin değil, dava dışı servisin arıza tespit ve onarımında kusurlu olduğu tespit edildiğini, buna karşın hatalı hukuki değerlendirme yapılarak servis hizmetindeki kusurdan dolayı davalı müvekkilinin sorumlu olduğunun belirtilmesinin kabul edilemeyeceğini, buna göre dava konusu talepler bakımından davalı müvekkilinin kusur ve kanunen sorumluluğu bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken, davanın kabulüne karar verilmesinin fahiş derecede hatalı olduğunu, dosyada dinlenen tanık beyanlarının muvafakatleri olmamasına karşın hükme esas alınmasının hatalı olduğunu, süresinde ve usule uygun ayıp ihbarı bulunmadığı sabit olmasına karşın davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, davacı şirketin tacir sıfatına sahip olduğunu, özellikle ayıp ihbarına ilişkin süreler bakımından Türk Ticaret Kanunu ve Türk Borçlar Kanununda ifade edilen ayıba karşı sorumluluğa ilişkin hükümlerinin uygulanması gereğini, tüzel kişi tacir sıfatına sahip olan davacının, ayıp iddiasını ortalama bir tüketici gibi değil, basiretli bir tacir olarak 6762 sayılı TTK ’nun 20/3. maddesine göre belirtildiği üzere, noter marifetiyle veya iadeli taahhütlü mektupla yahut telgrafla yapması gerekirken, bu usuli kuralın da kanunun aradığı zaman içerisinde yerine getirilmediğini, bu durumun ise davanın reddi için gerekli ve yeterli olduğunu, bir an için hükme esas alınan bilirkişi raporlarında belirtildiği gibi gizli ayıp olduğu tartışılacak olduğunda dahi, davacı tarafından ilgili ayıbın süresinde ileri sürülmediğini, yerel mahkemece ise bu yöndeki itirazlarının görmezden gelindiğini, davanın süresinde ve usulüne uygun bir ayıp ihbarı olmadığından dolayı usulden reddini gerekirken, bu yöndeki itirazları göz ardı edilmek suretiyle davanın kabulüne karar verilmesinin fahiş derecede hatalı olduğunu, dava hakkının makul sürede kullanılmadığını, buna karşın bu yöndeki itirazları göz ardı edilmek suretiyle hüküm kurulmasının fahiş derecede hatalı olduğunu, davacının ücretsiz onarım hakkını kullandığını, davacının (kullanılmakla tüketilen bir hak olan) ücretsiz onarım hakkını kullandığını, ardından ayıplı olmayan, sorunsuz çalışan aracın misli ile değişimi iddiasıyla işbu davayı açtığını, esasında 22/04/2024 tarihli bilirkişi kök raporunda da tespit edilen arızaların parça değişimiyle giderildiğini, aracın sorunsuz olarak davacı kullanımında olduğunu belirttiğini, kaldı ki dava konusu aracın 07/12/2023 tarihinde yapılan keşif sırasında sadece 2 yaşında olmasına karşın, 45.259 km. de olduğunun tespit edildiğini, yıllık 10.000-15.000 km. kullanımın mutad ve normal olduğu kabul edildiğine göre, yıllık ortalama 25.000 km civarında kullanılan bir aracın, beklenilen faydayı sağlamadığının iddia edilmesini kabul etmenin mümkün olmadığını, dava konusu aracın serviste bulunduğu günler de dışlandığında dava konusu aracın aşırı kullanıma tabi tutulduğunun da açık olduğunu, davacının aracındaki ilk şikayetinin araç 5,000 km.de iken meydana geldiğini yapılan işlemler sonrasında aracını sorunsuz olarak kullanmaya devam ettiğini, sonrasında ilk arıza ile ilgili olmayan ve basit bir müdahale ile giderilen şikayeti sonrasında da aracın davalı tarafından kullanıldığını ve halihazırda da sorunsuz bir şekilde kullanıldığını, araç ile ilgili problemlerin servis fişlerinde de anlaşılacağı üzere esaslı hatalar olmayıp davacının sürüş emniyetini etkilemediğini, servis tarafından bu arızalar davacıyı mağdur etmeksizin genellikle gün içerisinde halledildiğini, gerekli tüm kontroller, yol testlerinin yapıldığını davacıya aracının sorunsuz bir şekilde teslim edildiğini, bu hususlar göz ardı edilmek suretiyle tanzim edilen bilirkişi raporlarının hükme esas alınmasının, taraflarınca ileri sürülen bu yöndeki itirazları yok sayılmak suretiyle hüküm kurulmasının fahiş derecede hatalı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi kök ve ek raporunda tespit edilen ikame araç ücretinin fahiş derecede fazla olduğunu, davalı müvekkili şirketin, araç mahrumiyet talebinden hukuken sorumlu olmadığı yönündeki itirazlarının esas ve geçerli olmak kaydıyla, yapılan hesaplamanın da fahiş derecede fazla olduğunu, bilirkişi kök ve ek raporunda ikame araç temin edilmediği belirtilen 81 gün için araç mahrumiyet bedeli hesaplanırken, günlük kiralama bedelinin 10.000-TL olarak belirtildiğini, bu belirlemenin neye göre, hangi veri esas alınarak yapıldığının anlaşılamadığını ve yapılan tespitin fahiş derecede fazla olduğunu, diğer yandan ikame aracın birebir muadil araç olarak sağlanması gerektiği yönünde kanuni bir düzenleme bulunmadığını, davalı müvekkili şirketin ithal ettiği araçların tümünün üst segment araçlar olup, dava konusu araç ile birebir aynı aracın ikame araç olarak tahsis edilmesi ya da kiralanmasının kanuni bir zorunluluk olmadığını, bu kapsamda afaki bir değerlendirme ile yapılan araç mahrumiyet bedeli hesabının hükme esas alınmasının fahiş derecede hatalı olduğunu, davacının ıslah ile talebini artırmasına, faiz talebine ve talep edilen faiz oranına itiraz ettiklerini, bir an için davalı müvekkilinin davacı talebinden sorumluluğu tartışılacak olduğunda dahi, işbu davanın kısmi alacak davası olarak nitelendirilerek davacı tarafından talep edilen miktarlara en aleyhe yorumla dahi, ancak dava ve ıslah tarihinden itibaren ve dava konusu talebin ticari bir işlem olmaması nedeniyle ancak yasal faiz talep edebileceğinin değerlendirilmesi gerektiğini, buna karşın yerel mahkemece bu yöndeki itirazları göz ardı edilmek suretiyle davanın belirsiz alacak davası olarak kabul edilerek, davacı taleplerinin tamamına dava tarihinden itibaren faiz işletilmesine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, yerleşik içtihatlar doğrultusunda otomotiv alanında uzman akademisyen bilirkişilerce rapor tanzim edilmesi gerektiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. İhbar olunan... Otomotiv Yatırım ve Pazarlama Anonim Şirketi vekili istinaf başvuru dilekçesinde; ihbar olunan müvekkili şirketin, ... Oto. Tic. ve Hiz. A.Ş.'nin servis hizmetleri yetkili bayisi olduğunu, dava konusu aracın müvekkili şirketten satın alınmadığını, ikinci el olarak dava dışı ... İnş. Tur. Emlak ve Paz. Ltd. Şti.'den 03/12/2021 tarihinde satın alındığını, dolayısıyla tespit edilmesi halinde tüm sorumluluğun satıcı firma olan ...İnş. Tur. Emlak ve Paz. Ltd. Şti.’nde olduunu, müvekkili şirketin dava konusu taleplere ilişkin hiçbir sorumluluğu bulunmadığını, dava konusu aracın müvekkili servise toplamda iki girişinin olduğunu, ilk olarak 11/06/2022 tarihinde (... nolu iş emri) girişi yapıldığını, 13/06/2022 tarihinde aracın davacıya arızasız bir şekilde teslim edildiğini, aracın ikinci girişinin 01/08/2022 tarihinde (... nolu iş emri) olduğunu, bu girişte araçta davalı sistemleri kontrolü sonrası arıza ile ilgisi bulunmayan yazılım güncellemesi olduğunun görüldüğünü, ek bir iş emri açıldığını, 03/08/2022 tarihinde (... nolu iş emri) davalının yayınladığı bir adet yazılım aksiyonu garanti kapsamında yapıldığını, 04/08/2022 tarihinde aracın müşteriye sorunsuz şekilde teslim edildiğini, sonrasında aracın farklı bayilerden servis hizmeti aldığını, 04/08/2022 tarihinden sonra müvekkili servise girişinin olmadığını, işbu davanın 08/04/2023 tarihinde açıldığını, davacı tarafın müvekkili şirketten aldığı son servis hizmetinin ise 04/08/2022 tarihinde olduğunu, aracın sorunsuz olarak tesliminden sonra aracın davacı tarafından uzun süre kullanıldığını, başka servislere götürüldüğünü ve bu servislerde işlemler yapıldığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte araçta bir sorun olduysa bile bunun müvekkilinden kaynaklanmadığını, ya kullanıcıdan ya da işlem yapılan diğer servislerden kaynaklı olduğunu, 22/04/2024 tarihli bilirkişi raporunda, ... .... Yetkili Servisi tarafından yapılan servis işlemlerine ilişkin inceleme yapıldığını ve bu doğrultuda ayıp tespiti yapıldığını, müvekkili şirketin bir kusuru olduğuna ilişkin hiçbir tespit de bulunmadığını, müvekkili serviste yapılan iş ve işlemler ile dava konusu ayıp arasında bir ilgi bulunmadığını, ek raporun da bu yönden aynı doğrultuda olduğunu, her ne kadar bilirkişi raporlarında ... ... Yetkili Servisi tarafından yapılan servis işlemlerine ilişkin tespitler yapıldığı servis kayıt tarihlerine ve kayıt evraklarına göre belli ise de, raporlarda sadece “yetkili servis” şeklinde belirtilmiş olması nedeniyle, yerel mahkemece herhangi bir tereddüt oluşmaması adına, dosyanın ek rapora gönderilerek “yetkili servis” olarak belirtilen servisin ... ... Yetkili Servisi olduğunun ayrıca belirlenmesinin talep edildiğini, ancak yerel mahkemenin bu yönde işlem yapmadığını, davacı şirketin tacir sıfatına sahip olup, ayıp ihbarına ilişkin TTK ve TBK ilgili hükümlerinin uygulanması gerektiğini, TTK 25. maddesinde belirtildiği üzere; açık ayıplarda 2 gün, açıkça belli olmayan ayıplarda 8 gün içinde, gizli ayıplarda derhal ayıp ihbarı yapılması gerektiğini, ayıp ihbarının şekli TTK 20.maddesinde öngörülen şekilde yapılmalı ve ihbarı yapan tarafından ispat edilmesi gerektiğini, TTK’nın 20/3. maddesine göre, ayıp ihbarının noter marifetiyle veya iadeli taahhütlü mektupla yahut telgrafla yapıldığının kanıtlanması gerektiğini, işbu dava bakımından ise taraflarına ya da davalı dilekçesinde belirtildiği üzere davalı şirkete, usulüne uygun olarak yapılmış bir ayıp bildirimi bulunmadığını, davanın süresinde ve usulüne uygun bir ayıp ihbarı olmadığından dolayı reddi gerektiğini, ayıplı olduğu iddia edilen araçların incelenmesi için üniversitelerin Otomotiv Ana Bilim Dallarından seçilecek öğretim üyelerinden oluşturulacak heyetten rapor alınması ve raporun denetlenebilir ve somut olması gerektiğini, ayrıca ikame araç giderinin fahiş hesaplandığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde; İstinaf başvurusuna konu uyuşmazlık, araç satış sözleşmesinden kaynaklı ayıp nedeniyle misliyle değişim ve tazminat talebine ilişkindir. Ticari satış ve mal değişimi başlıklı 6102 sayılı TTK 23/1. maddesinde; özel hükümler saklı kalmak şartıyla, tacirler arasındaki satış ve mal değişimlerinde de Türk Borçlar Kanunu'nun satış sözleşmesi ile mal değişim sözleşmesine ilişkin hükümlerin uygulanacağı buna göre malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmesi gerektiği, açıkça belli değilse alıcının malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde inceleyip veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlü olacağı, diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanunu'nun 223. maddesinin ikinci fıkrasının uygulanacağı düzenlenmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 223/2. Maddesi; "Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır." Ayıp durumunda alıcının seçimlik haklarını düzenleyen 227. maddesi; Satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hâllerde alıcı, aşağıdaki seçimlik haklardan birini kullanabilir: 1. Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme. 2. Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme. 3.Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme. 4. İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme. Alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır. Satıcı, alıcıya aynı malın ayıpsız bir benzerini hemen vererek ve uğradığı zararın tamamını gidererek seçimlik haklarını kullanmasını önleyebilir. Alıcının, sözleşmeden dönme hakkını kullanması hâlinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hâkim, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebilir. Satılanın değerindeki eksiklik satış bedeline çok yakın ise alıcı, ancak sözleşmeden dönme veya satılanın ayıpsız bir benzeriyle değiştirilmesini isteme haklarından birini kullanabilir." şeklindedir. Dosyadaki belgelere, mevcut delil durumuna, kararın dayandığı delillerle belirtilen gerekçelere, ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda, dava konusu aracın motorunda mevcut olan titreşim ve vites geçişlerinde şanzımanda oluşan vuruntu nedeniyle ayıplı olduğunun ve mevcut olan ayıbın yetkili servis tarafından onarılamadığının tespit edildiğine, bu şekilde üretimden kaynaklı ayıbın varlığının sabit olmasına, aracın arızaya ilişkin olarak yetkili servise götürülmesinin, hukuki olarak ayıp ihbarı olarak değerlendirilmesine, nitekim ayıbın 2 yıllık garanti süresi içerisinde ortaya çıkmasına ve garanti süresi içerisinde dava açılmış olmasına, aracın mahrum kalındığı süre ile buna ilişkin tazminat hesabında yanlışlık bulunmadığına, yine ikame araç tazminatının belirsiz alacak olarak açılabileceğine, taraflar tacir olduğundan dava tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasında isabetsizlik olmadığına, davalı ithalatçının garanti sorumluluğu çerçevesinde değişim ve ikame araç zararından sorumlu olmasına (aynı yönde Y. 11. HD. 2020/5548 Esas ve 2022/1205 Karar sayılı emsal ilamı) göre, ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesinin usul ve yasaya uygun olduğu, kanunun olaya uygulanmasında hata edilmediği, ihtilafın doğru tanımlandığı anlaşmakla; davalı ...Otomotiv Tic. ve Hizmetler A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Diğer yandan, ihbar olunan ... Otomotiv Yatırım ve Pazarlama A.Ş. aleyhine bir hüküm kurulmadığından, yine herhangi bir taraf lehine feri müdahil olmadığından istinaf kanun yoluna başvuru hakkı bulunmamaktadır. Bu nedenle, ihbar olunan ... Otomotiv Yatırım ve Pazarlama A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun usulden reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/07/2025 tarih, ... Esas ...Karar sayılı kararına karşı davalı ...Otomotiv Tic. ve Hizmetler A.Ş. vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-İhbar olunan ... Otomotiv Yatırım ve Pazarlama A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 352/1-ç maddesi gereğince USULDEN REDDİNE, 3-Alınması gerekli 367.439,49 TL istinaf karar harcından peşin alınan 91.860,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 275.579,49 TL istinaf karar harcının davalı ...Otomotiv Tic. ve Hizmetler A.Ş.'den alınarak hazineye irat kaydına, 4-İhbar olunan ... Otomotiv Yatırım ve Pazarlama A.Ş.den peşin alınan 615,40 TL harcın talebi halinde kendisine iadesine, 5-Davalı ...Otomotiv Tic. ve Hizmetler A.Ş. ve ihbar olunan ...Otomotiv Yatırım ve Pazarlama A.Ş. tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 6-Gider avansından kalan kısmın karar kesinleştiğinde re'sen yatırana iadesine, 7-İstinaf kararının dairemizce taraflara tebliğine, 8-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 9-Harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.26/03/2026 ... Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ... Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.