T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/1592 KARAR NO : 2026/409 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : AYDIN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 18/07/2023 NUMARASI : 2022/582 Esas - 2023/445 Karar DAVANIN KONUSU : Sigorta (Hayat Sigortası Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 18/07/2022 KARAR TARİHİ : 06/03/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 06/03/2026 Aydın Asliye Ticaret Mahkemesinin 18/07/2023 …
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/1592 KARAR NO : 2026/409 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : AYDIN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 18/07/2023 NUMARASI : 2022/582 Esas - 2023/445 Karar DAVANIN KONUSU : Sigorta (Hayat Sigortası Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 18/07/2022 KARAR TARİHİ : 06/03/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 06/03/2026 Aydın Asliye Ticaret Mahkemesinin 18/07/2023 tarih 2022/582 Esas 2023/445 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili, müvekkili bankanın müşterisi olan ...'ın 31.500,00 TL ana para, 42.366,64 TL geri ödeme tutarlı ihtiyaç kredisi kullandığını, kredi borcu tamamlanmadan vefat ettiğini, kredi sözleşmesine istinaden müteveffanın hayat sigortası yaptırdığını, sigorta şirketinin murisin poliçeye engel hastalıklarını gizlediği gerekçesiyle ödeme yapmayı reddettiğini, muriste var olan hastalıkların neler olduğu ve murisin hangi sebeple vefat ettiğinin müvekkili banka tarafından tespit edilemediğini, senet metninden anlaşılmayan defilerin müvekkili bankaya karşı ileri sürülemeyeceğini, arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını iddia ederek, belirsizlik alacak davası niteliğinde olmak üzere ....'ın vefatı sonrası 31.500,00 TL ana para tutarlı krediye istinaden davalı sigorta şirketi tarafından düzenlenen poliçe ile sigortalanan borcun murisin vefatı nedeniyle davalı taraftan 04.10.2021 tarihi itibariyle garanti edilen şimdilik 27.152,70 TL'nin ödeme tarihine kadar işleyecek gecikme faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP : Davalı vekili, sigortalı .....'ın 14.12.2020 tarihinde vefat etmesi üzerine 27607383 poliçe numaralı tazminat dosyasına ilişkin müvekkili şirkete iletilen tüm evrakların incelendiğini, sigortalının sigorta başlangıç tarihi öncesinde gelen böbrek yetmezliği hastalığı olduğunun, hastalık tanısının 08.11.2019 tarihinde konulduğunun tespit edildiğini, müvekkili şirketin sorumluluğunun poliçe teminatı ile sınırlı olduğunu, müvekkili şirket kredi sözleşmesinin tarafı olmadığı gibi kredi ödemelerinin kredi sözleşmesinden kaynaklı olması nedeniyle müvekkili şirketten tahsil edilebilmesinin mümkün olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, muris .... ile davacı banka arasında 20.04.2020 tarihinde 31.500.00 TL limitli ihtiyaç kredisi sözleşmesi imzalandığı, kredinin kullandırılması sırasında .... A.Ş. ile Huriye Bayar arasında 20.04.2020 - 20.04.2024 tarihlerini kapsayan Uzun Süreli Esnaf Hayat Sigortası Poliçesi ve Sertifikası imzalandığı, prim tutarının peşin olarak tahsil edildiği, poliçede davacı bankanın dain-i mürtehin olduğu, sigortalının 14.12.2020 tarihinde vefat ettiği, bu tarih itibariyle kalan borç tutarının 25.331.29 TL olduğu, .... A.Ş. tarafından davacı bankaya ve mirasçılardan ....'a gönderilen cevabi yazılarda sigortalının sigorta başlangıç tarihinden önce mevcut hastalıklarının, vefat tazminatı kapsamı dışında olması nedeniyle tazminat talebinin reddedildiğinin bildirildiği; banka tarafından kullandırılan kredilerin garanti edilmesi amacıyla düzenlenen sigorta sözleşmelerinin müşterilerin kendi insiyatifiyle yapılmış bir sigorta sözleşmesi olmadığı, bu sigorta sözleşmelerinin sadece bankaların alacağını garanti altına almak amacıyla ve bankaya daini mürtehin sıfatı verilerek düzenlendiği, kredi borçlusunun vefat etmesi halinde sigorta şirketlerinin bankalara, sağlık sorunlarının gizlenmiş olduğunu ileri sürmelerinin mümkün olmadığı, bakiye borç miktarının hesaplanması hususunda düzenlenen bilirkişi raporunda bakiye alacağın tespit edilmiş olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 25.331,29 TL'nin 04.10.2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Karara karşı taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, muris ....'ın, müvekkili bankadan 20.04.2020 tarihinde 31.500,00 TL tutarlı bireysel ihtiyaç kredisi kullandığını, sözleşmenin ilk taksit ödemesinin 18.05.2020 ve son taksit ödemesinin ise 17.04.2024 olmak üzere geri ödenecek toplam tutarın 42.366,64 TL olduğunu, kredinin kullandırılması sırasında .... A.Ş. ile sigortalı arasında hayat sigortası imzalandığını ve sigorta şirketinin sigortalıya karşı yükümlülüğünün de başladığını, sigortalının henüz kredi borcu tamamlanmadan 14.12.2020 tarihinde vefat ettiğini, sigorta poliçesinde vefat teminatı olarak 1. yıl tutarı 40.000,00 TL, 2. yıl tutarı 30.000,00 TL şeklinde belirlendiğini, somut olayda gerekçeli kararda 25.331,29 TL yönünden davanın kabul edilmesinin gerekçesinin gösterilmediğini, bilirkişi raporunda bildirilen miktarın hatalı olduğunu, borcun bir kısmının ödenmiş olmasının dahi önemli olmadığını, TTK 1487/1 maddesinde "Hayat sigortası ile sigortacı, belli bir prim karşılığında, sigorta ettirene veya onun belirlediği kişiye, sigortalının ölümü veya hayatta kalması halinde, sigorta bedelini ödemeyi üstlenir." şeklinde hüküm bulunduğunu, hayat sigortasında sigortacı tarafından hangi miktar teminat altına alınmış ise bu miktarın ödenmesi gerektiğini, ayrıca bakiye kredi alacağının da hatalı hesaplandığını, mirasçıların diğer 4 taksiti ödemesinin sigorta şirketinin sorumluluğunu kaldırmamakla birlikte müteveffanın sözleşmeden sadece 8 ay sonra yani ilk teminat yılında vefat etmesi sebebiyle sigorta şirketince müvekkili bankaya sözleşme gereğince 40.000,00 TL üzerinden ödeme yapmakla yükümlü olduğunu, bilirkişi raporunda faiz, BSMV ve fer'iler yönünden bir güncel hesaplama bulunmadığını istinaf sebepleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, sigortalının vefat tarihi itibariyle hayat sigorta poliçesinin bulunduğunu, bu hayat sigortası ile bankadan kredi kullanan kişilerin isteğe bağlı olarak sigorta kapsamına alındığını ve bu kişilerin herhangi bir nedenle vefatları halinde sözleşmede belirlenen sigorta bedeli sözleşmede belirtilen şartlar uyarınca hak sahiplerine ödendiğini, sigorta süresi içinde sigortalının vefatı halinde teminat tutarı ile sınırlı olmak üzere kredi borcunun 1. dereceden lehdar ve dain-i mürtehin bankaya, varsa teminatın kalan kısmının sözleşmede belirtilmişse 2. sıradaki lehtarlara, lehtar belirtilmemişse kanuni mirasçılara ödendiğini, müvekkili şirket ile ....A.Ş arasında yapılan .... Sigorta Sözleşmesi kapsamında sigortalı olan ....'ın vefat tarihi itibariyle "Yıllık Yenilemeli Tüketici Kredisi Grup Hayat Sigortası" sigorta sözleşmesinin bulunduğunu, teminatın kapsamının grup hayat sigorta sözleşmesi özel şartlarına ve hayat sigortası genel şartlarına tabi olduğunu, sigortalının sigorta başlangıç tarihi öncesinden gelen böbrek yetmezliği hastalığının bulunduğunu, hastalık tanısının 08.11.2019 tarihinde konulduğunu, sigortalının kapsama alınmadan böbrek yetmezliği hastalığı olduğu ve beyan yükümlülüğünü ihlal ettiğini, bu nedenle tazminat isteminin reddedildiğini, sigorta sözleşmesi uyarınca sigorta öncesinden gelen böbrek yetmezliği hastalığının sigorta teminatı kapsamı dışında olduğunu, sigortalının Denizli Devlet Hastanesi'nin 11.11.2019 tarihli erişkinler için olan sağlık kurulu rapourundan da görülebileceği üzere kronik böbrek yetmezliği hastası olduğunu, diyaliz tedavisi gördüğünü, TTK'nın 1435. md uyarınca sigortalının bildirim ve beyan yükümlülüğüne aykırı davrandığını, davanın kabulü anlamına gelmemekle birlikte müvekkili şirketin sorumluluğunun poliçe teminatı ile sınırlı olduğunu istinaf edenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE : Dava, hayat sigorta poliçesinden kaynaklı tazminat istemine ilişkin olup, yukarıda açıklanan gerekçeyle ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. 6102 sayılı TTK'nın 1490. maddesine göre sigorta ettiren kişi, kendisinin veya başkasının hayatını, ölüm veya hayatta kalma ihtimallerine karşı sigorta ettirebilir ve TTK'nın 1493/7 bendine göre ise sigortacıdan edimi istem ve tahsil yetkisi, aksi kararlaştırılmadıkça lehtara aittir. Sigorta poliçesinden doğan teminatı talep hakkına sahip olan kişi poliçe lehtarı olduğundan, tazminat talebine ilişkin davada da aktif husumet ehliyetine sahip olan kişi lehtardır. Somut olayda da dava lehtar tarafından açılmıştır. Davacı vekili, karar tarihinden sonra 26.02.2025 tarihinde sunduğu dilekçesi ile; dava konusu alacağın davalı tarafından ödendiğini, yargılama gideri ile vekalet ücreti talepleri olmadığını ve davanın konusuz kaldığını beyan etmiştir. Bu durumda, dava konusu alacağın ilk derece mahkemesinin karar tarihinden sonra ödenmiş olması nedeniyle davanın konusuz kaldığı anlaşılmaktadır. Davacı vekili, yargılama gideri ve vekalet ücreti talepleri olmadığını beyan etmiştir. Davalı vekili de 24.04.2025 tarihli dilekçesi ile konusuz kalan davanın yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmeksizin işlemden kaldırılmasını talep etmiştir. Bu nedenlerle taraflar yararına yargılama gideri ve vekalet ücreti takdirine gerek görülmemiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; taraf vekillerinin istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, ilk derece mahkemesi kararının HMK 353/1-b-2 maddesi uyarınca kaldırılarak Dairemizce yeniden hüküm tesisine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Tarafların istinaf başvurusundan sonra, davalı tarafça yapılan ödeme nedeniyle davanın konusuz kaldığı anlaşılmakla, Aydın Asliye Ticaret Mahkemesinin 18.07.2023 tarih 2022/582 Esas 2023/445 Karar sayılı kararının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-İstinaf nedenleri ve kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak kaldırılan kararın yerine geçmek üzere yeniden hüküm tesisi ile;Davacının talebi doğrultusunda, DAVANIN ESASI HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, Davacı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, peşin olarak alınan harcın istek halinde iadesine, Tarafların vekalet ücreti ve yargılama gideri talepleri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde ve istek halinde yatıran tarafa iadesine, 3-Kaldırma kararının sebep ve şekline göre tarafların istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 4-Taraflarca yatırılan istinaf harçlarının talep halinde ayrı ayrı taraflara iadesine, 5-İstinaf yoluna başvuranlar tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinlerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.06/03/2026