8. Hukuk Dairesi 2022/8035 E. , 2024/4709 K. MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi KARAR : İstinaf başvurusunun kabulüne Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı Hazine vekili tarafı…
**8. Hukuk Dairesi 2022/8035 E. , 2024/4709 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi KARAR : İstinaf başvurusunun kabulüne Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartları ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü; K A R A R 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) Geçici 8 inci maddesi gereğince yapılan kadastro sırasında, Tokat ili, Merkez ilçesi, ... Köyü çalışma alanında bulunan 185 ada 13 parsel sayılı 2.040,44 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine, Tokat ili Merkez ilçesi ... Köyünde yapılan kadastro tespit çalışmalarında orman olduğu gerekçesiyle orman sınırları dışına çıkarılan ve tescil harici bırakılan yerlerin Hazine adına tespit edilmeyip kişi adına tespit edilmesinin hukuka uygun olmadığını, taşınmazın niteliğinin orman olduğunu, taşınmazın kesinleşen orman tahdidi dışında bırakılmış olmakla orman niteliğini yitirse de, tahdidin kesinleştiği tarihe kadar orman niteliğini koruduğundan bu tarihe kadar olan zilyetliğe değer verilemeyeceğini, ayrıca taşınmazın evveliyatının orman veya Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu, bu nedenle zamanaşımı ile iktisap edilemeyeceğini öne sürerek, 185 ada 13 parsel sayılı taşınmazın Hazine adına tescilini istemiştir. İlk Derece Mahkemesinin 13.02.2020 tarihli ve 2019/70 Esas, 2020/29 Karar sayılı kararıyla, davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 03.11.2020 tarihli ve 2020/1308 Esas, 2020/1254 Karar sayılı kararı ile "Mahkemece hüküm esas alınan orman bilirkişisi raporunda taşınmazın orman sayılan yerlerden olmadığı belirtilmişse de, raporun ekinde bulunan hava fotoğraflarında ayırca hükme esas alınan harita mühendisinin raporunda çekişmeli taşınmazın üzerinde ağaçlar bulunduğunun belirtilmesine rağmen, bu ağaçların nitelikleri, orman ağacı olup olmadığı, orman ağacı iseler kapalılık durumunun değerlendirilmediği, bu mana da orman bilirkişi raporunun yetersiz olup, yetersiz rapora dayanılarak hüküm kurulamayacağı, öte yandan mahallinde dinlenen mahalli bilirkişilerin beyanları ile duruşma sırasında dinlenen tespit bilirkişi beyanları zilyetlik süresi açısından birbiriyle çeliştikleri halde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişkinin giderilmediği, davalı yönüyle 40-100 dönüm belgesiz taşınmaz araştırması yapılmadığı" gerekçesiyle, istinaf talebinin kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/1-a-6 maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin iade kararı sonrası İlk Derece Mahkemesin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "davalının dava konusu taşınmazı sulama kanalının yapılması ile meyve bahçesi olarak kullanmaya başladığı, taşınmazın öncesinde çalılık, taşlık, boş arazi olduğu, taşınmazda meyve bahçesi öncesinde tarım faaliyetinde bulunulmadığına dair tutanak tanıkları ve mahalli bilirkişi beyanları olduğu, sulama kanalının 2001 yılında faaliyete geçtiği, dava konusu taşınmazdaki ağaçların 2001 yılı sonrasında dikildiği, kadastro çalışmalarının 2015 yılında yapıldığı, keşif tarihi itibariyle ağaçların yaşının onbeş-yirmi olması karşısında 2015 yılı itibariyle ağaçların dokuz-on yaşlarında olduğunun kabulü gerektiği, ağaçlar dikilmeden önce tarla olarak kullanıldığına dair beyanları destekleyen hava fotoğrafı bulunmadığı, taşınmazda imar ihya çalışmaları yapıldığını bildiren ziraat mühendisi raporunu destekleyen beyan, hava fotoğrafı, delil bulunmadığından ziraat mühendisi bilirkişi raporuna itibar edilmeyerek davalı lehine, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 üncü ve 17 üncü maddesindeki şartların oluşmadığı" gerekçesi ile davanın kabulüne, dava konusu 185 ada 13 parsel sayılı taşınmazın davalı adına kayıtlı olan tapu kaydının iptali ile davacı Hazine adına karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "Mahkemece her ne kadar çekişmeli 185 ada 13 parsel açısından edinme koşulları oluşmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmişse de; mahkemenin verdiği kararın dosya kapsamı ile uyumlu olmadığı, dosya kapsamındaki uzman orman bilirkişi kurulu tarafından eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yapılan inceleme ve araştırmada çekişmeli taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğunun belirlendiği, yine orman ve jeodezi bilirkişiler vasıtasıyla incelenen 1972 tarihli hava fotoğrafına göre taşınmazın 1972 tarihli hava fotoğrafında tarımsal manada kısmen kullanıldığının, 2006-2015 tarihli hava fotoğraflarında ise taşınmazın tarımsal manada tamamen kullanıldığının anlaşıldığı, yine alınan iki ayrı ziraat bilirkişi raporunda taşınmazın tarım arazisi vasfında olduğu 20 yıldan daha fazla süredir tarımsal manada kullanıldığının belirlendiği, ayrıca dinlenilen yerel bilirkişi ve tanık beyanlarının büyük çoğunluğunun tespit tarihi öncesinde davalının taşınmazı ekonomik amaca uygun 20 yıldan fazla bir süre önce tarla ve sonrasında da bahçe şeklinde kullanıldığını beyan ettikleri, çekişmeli taşınmazda adına tescil kararı verilen davalı yararına 3402 sayılı Kanun'un 14 üncü maddesinde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği" gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf talebinin kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 nci maddesi gereğince yeniden esas hakkında karar verilmesine,bu cümleden olarak; davanın reddine karar verilmiş, bu kez davacı Hazine vekili tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz edilmiştir. Dava, tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. S O N U Ç : Yukarıda açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.09.2024 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.