4. Hukuk Dairesi 2011/2616 E. , 2012/9707 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... vdl. aleyhine 23/07/2008 gününde verilen dilekçe ile basın yoluyla kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 28/09/2010 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalılar .... Gazetecilik A.Ş. ve ... tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilek…
**4. Hukuk Dairesi 2011/2616 E. , 2012/9707 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... vdl. aleyhine 23/07/2008 gününde verilen dilekçe ile basın yoluyla kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 28/09/2010 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalılar .... Gazetecilik A.Ş. ve ... tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Dava, basın yolu ile kişilik haklarına saldırıdan dolayı uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Davacı, ..... Gazetesinin 12.07.2008 günlü sayısında, “Kuyruklu Ergenekon Altında İzdivaç” başlığı altında yayınlanan haberde, ‘Ergenekon adlı örgütün operasyonlarında yer aldığı, Danıştay saldırısı ile ilgisinin bulunduğu, Devlet yapısını değiştirme amacı güden, legal ve illegal bir çok faaliyetlerde bulunduğu, sahte kimlikler taşıdığı, sahte hıristiyan, sahte binbaşı olduğu, paranoyak kişilik bozukluğu nedeniyle Ordu’dan atıldığı’ biçiminde gerçeğe aykırı ve kişilik haklarına saldırı niteliğinde açıklamalar yapıldığını ileri sürerek manevi tazminat isteminde bulunmuştur. Davalı taraf ise; dava konusu haberin, görünür gerçeğe uygun olduğunu, davacının kişilik haklarına saldırı oluşturmadığını ileri sürerek istemin reddedilmesi gerektiğini savunmuştur. Yerel mahkemece, istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davalılardan .... Gazetecilik AŞ ve ... tarafından temyiz olunmuştur. Basın özgürlüğü, Anayasanın 28. maddesi ile 5187 sayılı Basın Yasasının 1. ve 3. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerde basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin amacı; toplumun sağlıklı, mutlu ve güvenlik içinde yaşayabilmesini gerçekleştirmektir. Bu durum da halkın dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması ile olanaklıdır. Basın, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumludur. Basının bu nedenle ayrı bir konumu bulunmaktadır. Bunun içindir ki, bu tür davaların çözüme kavuşturulmasında ayrı ölçütlerin koşul olarak aranması, genel durumlardaki hukuka aykırılık teşkil eden eylemlerin değerlendirilmesinden farklı bir yöntemin izlenmesi gerekmektedir. Basın dışı bir olaydaki davranış biçiminin hukuka aykırılık oluşturduğunun kabul edildiği durumlarda, basın yoluyla yapılan bir yayındaki olay hukuka aykırılık oluşturmayabilir. Ne var ki basın özgürlüğü sınırsız olmayıp, yayınlarında Anayasanın Temel Hak ve Özgürlükler bölümü ile Türk Medeni Kanununun 24 ve 25. maddesinde yer alan ve yine özel yasalarla güvence altına alınmış bulunan kişilik haklarına saldırıda bulunulmaması da yasal ve hukuki bir zorunluluktur. Basın özgürlüğü ile kişilik değerlerinin karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin çatışan iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerektiği, bunun sonucunda da, daha az üstün olan yararın daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Bunun için temel ölçüt kamu yararıdır. Gerek yazılı ve gerekse görsel basın bu işlevini yerine getirirken, özellikle yayının gerçek olmasını, kamu yararı bulunmasını, toplumsal ilginin varlığını, konunun güncelliğini gözetmeli, haberi verirken özle biçim arasındaki dengeyi de korumalıdır. Yine basın, objektif sınırlar içinde kalmak suretiyle yayın yapmalıdır. O anda ve görünürde var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından da basın sorumlu tutulmamalıdır. Davaya konu olayda; yukarıda açıklanan ilkelere göre, davalıların sorumluluğuna karar verilebilmesi için dava konusu yazıda yer alan açıklamaların ve anlatımların gerçeğe uygun olup olmadığının da belirlenmesi gereklidir. Dosya içerinde bulunan bilgi, belge ve açıklamalardan; davacının, Ergenekon adıyla bilinen soruşturma kapsamında göz altına alındığı ve sonrasında tutuklandığı anlaşılmakta ise de dava konusu yazıda yer alan açıklamaların gerçeğe ve yayın tarihindeki görünür gerçeğe uygun olup olmadığının belirlenmesi için "Ergenekon" adı ile bilinen soruşturma sonucu düzenlenen iddianamenin davacı ile ilgili bölümünün getirtilerek incelenmesi ve yapılacak değerlendirme sonucunda belirlenecek olgularla dava konusu haberde yer alan açıklamaların karşılaştırılması ve gerçeğe uygun olup olmadığı saptandıktan sonra varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, bu konuda bir inceleme ve değerlendirme yapılmadan, eksik inceleme ile yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA; bozma nedenine göre öteki temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 04/06/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.