10. Hukuk Dairesi 2024/2135 E. , 2024/1970 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/961 E., 2023/1180 K. HÜKÜM/KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Aydın 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2018/44 E., 2021/64 K. Taraflar arasındaki sigorta primine esas kazanç tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi
**10. Hukuk Dairesi 2024/2135 E. , 2024/1970 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/961 E., 2023/1180 K. HÜKÜM/KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Aydın 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2018/44 E., 2021/64 K. Taraflar arasındaki sigorta primine esas kazanç tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının, 11.09.1987 yılında usta başı olarak davalı işyerinde çalışmaya başladığını, 2012 Aralık ayına kadar bu çalışmasını sürdürdüğünü, işçilik alacaklarına ilişkin Germencik Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/203-2016/214 E.K. dosyasında iş akdinin haksız nedenle feshedildiği ve en son ücretinin 1.896 TL olduğunun tespit edildiğini, ancak davacının ücretinin SGK’ya 900 TL olarak bildirildiğini, SGK’dan celbedilen kayıtlara göre, davacının davalı şirkette 10 yıl 7 ay 26 gün çalıştığını, prime esas kazancının eksik gösterildiğini ileri sürerek, davacının tüm çalışma dönemi boyunca sigorta primine esas kazançlarının tespitini istemiş; 21.11.2018 tarihli dilekçesi ile taleplerinin, davacının 1993 yılındaki çalışmalarında 1.700.TL, 1994 yılındaki çalışmalarında 1.800.TL, 1995 yılındaki çalışmalarında 1.900.TL, 1996 yılındaki çalışmalarında 2.000.TL, 1997 ve 1998 yılındaki çalışmalarında 2.100.TL, 1999 yılındaki çalışmalarında 2.250.TL, 2001 yılındaki çalışmalarında 2.300.TL, 2002 yılındaki çalışmalarında 2.400.TL., 2003 yılı ve 2004/01. dönemde 2.450.TL, 2004/06. aydan itibaren olan ve 2005 yılındaki çalışmalarında 2.500.TL, 2006 yılında 2.600.TL, 2007 yılındaki çalışmalarında 2.650.TL, 2008 yılındaki çalışmalarında 2.700.TL, 2009 yılındaki çalışmalarında 2.850.TL, 2010 yılındaki çalışmalarında 2.900.TL, 2011 yılındaki çalışmalarında 3.000.TL ücret aldığını hizmet döküm cetvelinin yanında not düşerek açıklamış; davacı ... 27.01.2021 tarihli celsede verdiği beyanında, Germencik Asliye Hukuk Mahkemesince hüküm altına alınan alacakların ödenmediğini belirtmiştir. II.CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dönemsellik arz eden kuru incir işleme fabrikasında 03.09.1990 tarihinden itibaren mevsimlik işçi olarak ilk girişinin yapıldığını, 22.03.2012 tarihinde kesin çıkışının yapıldığını, süreler zamanaşımına uğramış olmasına rağmen 28 yıl önce çalışmaya başlayan davacıyla ilgili arşivlerinden temin edilen belgelerin yazı ekinde sunulduğunu, davacının çalışma döneminin 03.09.1990 - 06.04.1991, 10.09.1991 - 13.03.1992, 09.09.1992 - 05.04.1993, 15.09.1993 - 20.01.1994, 05.09.1994 - 29.01.1995, 14.09.1995 - 30.07.1996, 09.09.1996 - 31.03.1997, 08.07.1997 - 02.05.1998, 10.09.1998 - 30.01.1999, 06.09.1999 - 12.02.2000, 12.09.2000 - 15.12.2000, 16.09.2002 - 21.06.2004, 14.09.2004 - 30.04.2005, 12.09.2005 - 25.01.2006, 07.09.2006 - 05.01.2008, 01.11.2008 - 22.03.2012 tarihleri arasında olduğunu belirterek, davanın reddini istemiştir. Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde özetle; Kurum kayıtlarının resmi belge niteliğinde olduğunu, aksinin eşdeğer yazılı delillerle ispatlanması gerektiğini belirterek, davanın reddini istemiştir. III.İLK DERECE MAHKEME KARARI Mahkemece yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamından; davacı tarafça davalı Kuruma bildirilen ücret miktarının düşük olduğu iddia edilmiş ise de, ücrete ilişkin yazılı delil ibraz edilmediği, tanık beyanlarının ise ücret tespitine elverişli olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. IV.İSTİNAF A.İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. B.İstinaf Sebepleri: Davacı Vekilinin İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kesinleşen işçilik alacağı davasında davacının prime esas kazançları ile ilgili hüküm bulunmadığını, Mahkemece eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile hüküm kurulduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir. C.Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacı tarafından Kuruma başvuru şartının dava açıldıktan sonra 19.07.2019 tarihinde sunulan dilekçe ile yerine getirildiği, davalı Kurum tarafından başvurunun reddedildiği, davacının açtığı işçilik alacağı davasında son aylık net ücretinin 1.350 TL ve brüt ücretinin 1.885,74 TL olarak belirlendiği, ancak davalı işveren tarafından davalı Kuruma 900,00 TL olarak bildirildiği, Mahkemece emsal ücret araştırması yapıldığı, çalışma süresinin tespiti konusundaki iddianın kamu düzenine ilişkin niteliği gereği her türlü delille ispatlanabilmesi olanağına karşın; prime esas kazancın kanıtlanmasında böyle bir serbestliğin söz konusu olmadığı; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2005/21-409 E., 2005/413 K. sayılı kararı ve yerleşik Yargıtay içtihatlarında belirtildiği üzere, HMK 200-201 (HUMK 288) maddelerindeki düzenlemeler dikkate alınarak, kayıtlarda yer alan tutarları aşan ücret alma iddialarının yazılı delille kanıtlanması zorunluluğu karşısında; davacı tarafından işyeri ve Kurum kayıtlarının aksini ispata yarar herhangi bir kayıt ve yazılı delil başlangıcı sayılacak belge sunulamamasına karşın; taraflarca oluşturulan ve kamu düzenine ilişkin niteliği bulunmayan işçilik alacaklarına ilişkin davalardaki yöntemle, salt tanık anlatımları ve meslek kuruluşlarından yapılacak araştırmayla sonuca varılmasına olanak bulunmayan prime esas kazanç tespiti istemi yönünden, kayıtların aksi yönde soyut iddianın kabulüne yasal olanak bulunmadığı, bu yönüyle davanın reddine karar veren mahkeme kararının yerinde olduğu gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V.TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı Vekilinin Temyiz Sebepleri Davacı vekili; istinaf sebepleri doğrultusunda hükmün temyiz incelemesi sonucu bozulmasını istemiştir. C.Gerekçe 1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, sigorta primine esas kazanç tespitine ilişkindir. 2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Kanun'un 80 inci maddesi. 3.Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden ilgiliye yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Üye ...'ın muhalefetine karşı, Başkan vekili ..., Üyeler ..., ... ve ...'ün oyları ve oy çokluğuyla, 28.02.2024 tarihinde karar verildi. KARŞI OY GEREKÇESİ I. Daha önce Dairemizin 2020/11683 Esas, 2021/10353 Karar sayılı kararında yazılan karşı oy gerekçelerinde açıklandığı üzere; 1.Sigortalının prime esas kazancının tespitinde, mahkemece resen araştırma ilkesi ve delil serbestisi kapsamında her türlü delil toplanmalı, tarafların vazgeçmesi ve kabulü ile bağlı olunmadığı gibi salt tanık beyanları ile de yetinilmemeli, yukarda belirtilen 4857 sayılı İş Kanunu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu hükümleri uygulanarak sigortalının yaptığı işin özellikleri(vasıflı olup olmadığı), işyerindeki ve meslekteki kıdemi, meslek unvanı, yapılan işin niteliği, işyerinin özellikleri, emsal işçilere o işyerinde veya başka işyerlerinde ödenen ücretler, örf ve adetler dikkate alındığında kayıtlarda görünen ücretle çalışmasının hayatının olağan akışına uygun bulunup bulunmadığı da değerlendirilerek ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından, sendikalardan, meslek odalarından emsal ücret araştırması yapılmalı, bu konuda açılmış işçilik alacakları davası var ve kesinleşmiş ise delil kabul edilmeli, dolayısı ile inandırıcı, ciddi deliller doğrultusunda ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonuca gidilmeli, ücretin işçinin yazılı onayı olmadan düşürüldüğü durumda ise yazılı muvafakati yoksa önceki yüksek ücreti esas alınarak prime esas kazanç saptanmalıdır. 2. Nitekim aynı hususlar Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 02.06.2020 tarih ve 2016/10-376 Esas, 2020/306 Karar, 09.07.2020 tarih ve : 2016/21-904 Esas, 2020/554 Karar ve 16.07.2020 tarih ve 2016/10-2141 Esas, 2020/585 Karar sayılı kararları ile kabul edilmiştir. 3. Prime esas kazanç tespiti davası kamu düzeninden olduğuna göre kural olarak işçilik alacakları davasında saptanan ücret, prime esas kazanç tespiti davasında kesin delil niteliğinde kabul edilemez. Ancak bu işçi ile işveren arasında kesinleşmiş ve tahsil edildiğinde anılan ücret, fazla mesai, tatil ücret alacakları gibi alacaklarda sigorta primi kesintisi yapılarak kuruma ödeneceğinden, bir anlamda prime esas kazanç dolaylı olarak belirlenmiş olacaktır. Dolayısı ile unsur etkisi yaratarak kuvvetli(ciddi) delil niteliğinde kabul edilmesi kaçınılmazdır. İşçilik alacakları davasında tespit edilen ücretin, prime esas kazanç tutarı olarak kabulü gerekir(Y. HGK. 16.07.2020 tarih ve 2016/10-2141 Esas, 2020/585 Karar). Nitekim Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru üzerine verdiği kararda: “Yargıtay kararlarında da belirtildiği üzere hizmet tespiti davalarıyla işçilik alacakları davaları birbirini etkileyebilecek bağlantılı davalardır. Nitekim Yargıtaya göre işçilik alacakları davasında -açılmış ise- kural olarak hizmet tespiti davasının sonucu beklenmelidir. Yine Yargıtay kararlarında her iki davanın birbirlerini etkilemesi mümkün ise de davaların niteliği gereği farklı sonuçlara varılabileceğinin kabul edildiği görülmektedir. Zira hizmet tespiti davalarında -kamu düzenine ilişkin olduğundan- resen araştırma ilkesinin, işçilik alacaklarıyla ilgili davalarda ise taraflarca hazırlama ilkesinin geçerli olduğu kabul edilmektedir. Bu nedenle işçilik alacakları davasında verilen karar hizmet tespiti davasında kesin delil değil güçlü delil olarak kabul edilmektedir. Hemen belirtmek gerekir ki delil değerlendirmesi derece mahkemelerinin takdirinde olup bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik içermedikçe Anayasa Mahkemesinin bu takdire müdahalesi söz konusu değildir. Bununla birlikte bağlantılı davalarda birbirine aykırı karar verilmesi hâlinde bu aykırılığın -taraflarca ileri sürülmesi durumunda- gerekçesinin açıkça ortaya konması anayasal bir yükümlülüktür ve bu husus Anayasa Mahkemesinin inceleme alanı kapsamındadır” gerekçesi ile hizmet tespit davasında işçilik alacaklarına ilişkin ücret tespitinin delil olarak dikkate alınmamasını, gerekçe yapılmamasını hak ihlali olarak kabul etmiştir(B. No: 2017/23739, 20.10.2021). 4. Belirtmek gerekir ki sigortalı aynı zamanda bireysel iş hukuku kapsamında işveren aleyhine işçilik alacakları davası açmış ve bu davada işçilik alacaklarına esas hizmet süresi veya prime esas kazanç ücreti belirlenmiş ise bu tespit davasında unsur etkisi yaratacak şekilde bir kuvvetli delil niteliğinde kabul edilecektir. II. Dairemizin 2021/7772 E, 2021/11456 Karar sayılı ilamında yazılan karşı oy gerekçelerinde açıklandığı üzere; 5. 5510 sayılı kanunun 80/1.d maddesindeki son aya mal etme uygulaması, yanlış bir yorumla yapılmaktadır. Zira maddeye göre “Ücretler hak edildikleri aya mal edilmek suretiyle prime tabi tutulur. Diğer ödemeler ise öncelikle ödendiği ayın kazancına dahil edilir ve ücret dışındaki bu ödemelerin yapıldığı ayda üst sınırın aşılması nedeniyle prime tabi tutulamayan kısmı, ödemenin yapıldığı ayı takip eden aydan başlanarak iki ayı geçmemek üzere üst sınırın altında kalan sonraki ayların prime esas kazançlarına ilâve edilir. Toplu iş sözleşmelerine tabi işyerleri işverenlerince veya kamu idareleri veya yargı mercilerince verilen kararlara istinaden, sonradan ödenen ücret dışındaki ödemelerin hizmet akdinin mevcut olmadığı veya askıda olduğu bir tarihte ödenmesi durumunda, 82 nci madde hükmü de nazara alınmak suretiyle prime esas kazancın tabi olduğu en son ayın kazancına dahil edilir”. Görüldüğü gibi son aya mal edilecek ödeme, ücret dışındaki ödemelerdir. Oysa burada karar altına alınan ücret olduğuna göre son aya değil, tüm hizmet süresine mal edilmesi ve ödenip ödenmemesine bakılmaması gerekecektir. 6. Çoğunluk görüşü ile somut uyuşmazlıkta, "davacının kesinleşmiş ve dönemlerine göre de işçilik alacakları tespitine esas olmuş belirlenen ücreti işçilik alacaklarında ödeme olgusuna bağlı olarak son aya tavanı geçmemek sureti ile mal edilmesi gerektiği, ödemeninde gereçekleşmediği" gerekçesi ile verilen yerel mahkeme kararının onanmasına karar verilmiştir. 7. Belirtmek gerekir ki karar altına alınan ücret olduğuna ve ücretler hak edildikleri aya mal edileceğine göre yerel mahkemenin kararı açıkça yasaya aykırıdır. Kararın bozulması gerektiği düşüncesinde olduğumdan, çoğunluğun son aya mal etme kararı yasanın açık düzenlemesine aykırı olup, temel sosyal güvenlik hakkını ortadan kaldırmaktadır. Kararın bu gerekçe ile bozulması gerekir. Bu nedenle çoğunluğun onama gerekçesine katılınmamıştır.