Başvuru, maddi ve manevi tazminat davasının kesin hüküm gerekçesiyle reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, maddi ve manevi tazminat davasının kesin hüküm gerekçesiyle reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 24/4/2018 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucuların murisi 19/12/1994 doğumlu S. vefat tarihinde meslek lisesinde okumakta olup Didim Belediyesinde staj yapmaktadır. 6/4/2013 tarihinde davalı A.Ö.nün sevk ve idaresindeki 09 ... plakalı aracın çarpması sonucu S. hayatını kaybetmiştir. Başvurucular olay nedeniyle dava açmak üzere 11/4/2013 tarihinde R.K. ve yi vekil olarak tayin etmişler ancak 9/5/2013 tarihinde noter kanalıyla söz konusu kişileri vekillikten azletmişlerdir.A. Didim (Yenihisar) Asliye Hukuk Mahkemesinde 2013/261 Esasa Kayden Yürütülen Tazminat Davası Süreci Başvurucuların azledilen vekili tarafından başvurucular adına 20/5/2013 tarihinde, ölüm ve cismani zarar sebebiyle sigorta şirketi ve A.Ö. aleyhine tazminat davası açılmıştır. 31/5/2013 tarihli dilekçelerinde başvurucular; davanın azlettikleri avukatları tarafından rızaları dışında açıldığını, aynı konuda açtıkları başka bir dava bulunduğunu belirterek tüm hak ve talepleri baki kalmak kaydıyla ileride ayrı bir masraf ve vekâlet ücreti ile muhatap olmamak bakımından davadan feragat ettiklerini beyan etmiştir. Didim (Yenihisar) Asliye Hukuk Mahkemesi 25/2/2014 tarihli ve K.2014/121 sayılı kararıyla feragat nedeni ile davayı reddetmiştir. Hüküm temyiz edilmeksizin 4/5/2014 tarihinde kesinleşmiştir.B. Bireysel Başvuruya Konu Didim (Yenihisar) Asliye Hukuk Mahkemesinde 2013/246 Esasa Kayden Yürütülen Tazminat Davası Süreci Başvurucular 27/5/2013 tarihinde, ölüm ve cismani zarar sebebiyle sigorta şirketi ve A.Ö. aleyhine 000 TL maddi ve 000 TL manevi tazminat davası açmıştır. Didim (Yenihisar) Asliye Hukuk Mahkemesi 1/7/2014 tarihli kararıyla, tarafları, dava sebebi ve konusu aynı olan Didim (Yenihisar) Asliye Hukuk Mahkemesinin E.2013/261, K.2014/121 sayılı dosyasında başvurucuların davalarından feragat ettiklerini, davanın bu nedenle reddedildiğini ve kararın kesinleştiğini belirterek davanın reddine karar vermiştir. Başvurucular tarafından karar temyiz edilmiştir. Temyiz dilekçesinde, Didim (Yenihisar) Asliye Hukuk Mahkemesinin E.2013/261 sayılı dosyasındaki tazminat davasının yetkisiz vekil tarafından bilgileri dışında açıldığı, bu derdest davadan davalı tarafından verilen cevap dilekçesi ile haberdar olunduğu, bilgileri dışında açılan davadan şartlı olarak dava konusu haktan vazgeçmeden feragat edildiği, bu feragatin gerçek bir feragat niteliğinde olmadığı, davanın geri alınmasına ilişkin olduğu ifade edilmiştir. Yargıtay Hukuk Dairesi 9/5/2017 tarihli kararıyla hükmü onamış ve 26/12/2017 tarihinde karar düzeltme talebini reddetmiştir. Nihai karar başvuruculara 26/3/2018 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucular 24/4/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Bu arada davalı A.Ö. hakkında taksirle ölüme sebebiyet verme suçundan açılan davada davalı sanığın asli kusurlu olduğu tespit edilerek hakkında 200 TL adli para cezasına hükmedilmiş, karar Yargıtay Ceza Dairesinin 2/9/2015 tarihli ilamıyla onanarak kesinleşmiştir. A. İlgili Mevzuat 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Dava şartları" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"Dava şartları şunlardır:....i) Aynı davanın, daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması." 6100 sayılı Kanun'un "Dava şartlarının incelenmesi" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"(1) Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler.(2) Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder...." 6100 sayılı Kanun'un “Kesin hüküm” kenar başlıklı maddesi şöyledir:"(1) Bir davaya ait şeklî anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir. (2) Bir hüküm, davada veya karşılık davada ileri sürülen taleplerden, sadece hükme bağlanmış olanlar hakkında kesin hüküm teşkil eder. (3) Kesin hüküm, tarafların küllî halefleri hakkında da geçerlidir. (4) Bir dava dolayısıyla ortaya çıkan kesin hüküm, o hükmün kesinleşmesinden sonra dava konusu şeyin mülkiyetini tarafların birisinden devralan yahut dava konusu şey üzerinde sınırlı bir ayni hak veya fer’î zilyetlik kazanan kişiler hakkında da geçerlidir. Ancak, Türk Medenî Kanununun iyiniyetle mal edinmeye ait hükümleri saklıdır. (5) Müteselsil borçlulardan biri veya birkaçı ile alacaklı arasında yahut müteselsil alacaklılardan biri veya birkaçı ile borçlu arasında oluşan kesin hüküm, diğerleri hakkında geçerli değildir." 6100 sayılı Kanun'un "Davadan feragat" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"(1) Feragat, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir. " 6100 sayılı Kanun'un "Feragat ve kabulün şekli" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"(1) Feragat ve kabul, dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılır. (2) Feragat ve kabulün hüküm ifade etmesi, karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı değildir. (3) Kısmen feragat veya kabulde, feragat edilen veya kabul edilen kısmın, dilekçede yahut tutanakta açıkça gösterilmesi gerekir. (4) Feragat ve kabul, kayıtsız ve şartsız olmalıdır. " 6100 sayılı Kanun'un "Feragat ve kabulün sonuçları" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"(1) Feragat ve kabul, kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. İrade bozukluğu hâllerinde, feragat ve kabulün iptali istenebilir."B. Yargıtay Kararları Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28/3/2018 tarihli ve E.2015/22-1652, K.2018/568 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"... Mahkemece Gaziantep İş Mahkemesinin 2010/510 E. sayılı dosyasında davacının beyanına değil niyetine bakılarak karar verildiği, oysa mahkeme kararında taleplerinden feragat nedeniyle davanın reddine karar verildiği ve kararın kesinleştiği, kesinleşmiş bir kararda geriye dönülerek davacının niyetine bakılamayacağı, feragatın davanın özüne ilişkin olduğu, burada davacı tarafça davayı takipsiz bırakılması seçeneği varken feragat edilmesi ve özellikle feragat nedeniyle reddine karar verilmesi karşısında bunun takipten feragat olarak değerlendirilmesinin bu aşamada mümkün olmadığı gerekçesiyle direnme kararı verilmiş, karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir....Ne var ki, bir usul hukuku kavramı olarak davadan feragatin açık, kesin ve koşulsuz olması yasa gereğidir. Davadan feragatin kesin hükmün sonuçlarını doğurucu nitelikte olması nedeniyle bütün bu özellikleri içermesi zorunludur.Nitekim aynı ilkeler, Hukuk Genel Kurulunun 2005 gün ve E:2005/11-242, K:2005/249; 2009 gün ve E:2009/13-76, K:2009/120; 2009 gün ve E:2009/12-112, K:2009/126 sayılı kararlarında da benimsenmiştir (Feragatin açık olmasına ve söylenen sözün özüne bakılmasına dair olan kararlar için ayrıca bkz. Hukuk Genel Kurulu'nun 1970 gün E:1969/2-681, K:1970/11;1972 gün ve E:1970/8-773, K:1972/164;1978 gün ve E:1977/575, K:1978/906 sayılı kararları ile davacının beyanın takipten vazgeçme iradesini içerdiği yönünde 1998 gün E: 1998/7-818, K: 1998/822 sayılı kararı). Yine Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 1987 gün ve E:1986/4, K:1987/5 sayılı kararının gerekçesinde ise yasaların uygulanmasında, hakların korunması doğrultusunda hareket etme gereği karşısında, açık bir irade beyanı olmadan davadan feragat edildiği sonucunun çıkarılamayacağı kabul edilmiştir....Açıklanan bu maddi ve hukuki olgular ışığında somut uyuşmazlık değerlendirildiğinde; davacının eldeki davada 2002 ile 2006 tarihleri arasındaki hafta tatili ve milli bayram alacaklarının tahsilini talep ettiği, alacak miktarını fazlaya dair haklarını saklı tutmak suretiyle 000,00 TL olarak belirlediği, Gaziantep İş Mahkemesinin 2008/445 E. sayılı dosyasında ise davacının fazlaya dair haklarını saklı tutarak aynı dönem ve aynı talepler için toplam 000,00 TL alacağı olduğunu belirttiği, eldeki davanın daha sonra açıldığı ve dava devam ederken Gaziantep İş Mahkemesinin 2008/445 E. sayılı dosyasında 2009 tarihli celsede davacı vekilinin “bilirkişi raporunu usul yönünden kabul etmiyoruz. Milli bayram ve hafta sonu fazla mesai ücretleri alacağına ilişkin talebimizden İş Mahkemesinde dava açtığımızdan ve bu dosyada derdesttir, bu dosyada bu taleplerimizden feragat ediyoruz.” şeklinde beyanda bulunduğu ve Gaziantep İş Mahkemesince hafta tatili ücret alacağı ve milli bayram ücret alacağına ilişkin talebin feragat nedeniyle reddine karar verildiği, davalı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay Hukuk Dairesinin 2009/49682 E., 2010/21636 K. sayılı kararı ile davalının sair temyiz itirazlarının reddi ile fazla çalışma alacağı yönünden kararın bozulduğu ve mahkemece bozma kararı sonrası alınan bilirkişi raporu uyarınca karar verildiği, kararın davalı vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay Hukuk Dairesinin 2011 tarih 2011/15368 E., 2011/14660 K. sayılı kararı ile onanarak hükmün kesinleştiği anlaşılmıştır.Davacı Gaziantep İş Mahkemesindeki beyanını, eldeki davayı açtıktan sonra gerçekleştirmiş ve eldeki davayı açması sonucu ilk davayı takipten vazgeçmiştir.Nitekim açıklanış tarzı ve eldeki davanın derdest olması dikkate alındığında davacının haktan feragat etmediği, anılan beyanının davasını o zaman için takip etmemeye yönelik olduğu sonucuna varılmıştır. Bu nedenle somut olayda kesin hükmün varlığından söz edilemez.Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında, davacının önceki davada davasından feragat ettiği, feragatin davaya son veren tek taraflı bir işlem olması sebebiyle kesin hükmün sonuçlarını doğurduğu, mahkemece davanın feragat nedeniyle reddine karar verildiği, bu kararın Özel Dairece onanarak kesinleştiği, eldeki davada feragatle kesinleşen dava konusu miktar yönünden kesin hüküm söz konusu olduğu ancak kalan kısım yönünden kesin hüküm söz konusu olmadığı, bu kısım yönünden delillerin değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği, açıklanan nedenle direnme kararının bu değişik gerekçe ile bozulması görüşü ileri sürülmüş ise de, bu görüş Kurul çoğunluğunca kabul edilmemiştir...." Yargıtay Hukuk Dairesinin 18/6/2018 tarihli ve E.2015/12284, K.2018/6018 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir: ..."Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle, ölenin yakınlarının 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun maddesi gereği, destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir. Davacı tarafça daha önce Gaziantep Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/1048 Esas sayılı dosyasında açılan davada, davacılar vekili tarafından verilen ve eldeki dava bakımından mahkemenin davadan feragat olarak nitelediği beyan dilekçesinin verildiği tarih ve eldeki davanın açıldığı tarih itibariyle yürürlükte olan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 307/ maddesi "feragat, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir" denilmek suretiyle, davadan feragat tanımlanmıştır. Anılan Kanun'un 123/ maddesinde ise "davacı, hüküm kesinleşinceye kadar, ancak davalının açık rızası ile davasını geri alabilir" denilerek davanın geri alınması müessesesi düzenlenmiştir. Davaya son veren taraf işlemlerinden olan davadan feragat ile davanın geri alınması, mahiyeti ve sonuçları itibariyle birbirinden farklı kavramlardır. Davanın geri alınması, ileride tekrar dava açabilme hakkını saklı tutarak davanın takibinden vazgeçilmesi olup burada, davacı talep ettiği haktan (talep sonucundan) feragat etmemektedir. Davadan feragat ise, talep edilen haktan, talep sonucundan vazgeçmektir. Davadan feragat davalının rızasına (muvafakatına) bağlı olmadığı halde, davacının davasını geri alabilmesi için davalının rızası şarttır. Davadan feragat halinde, feragat edilen hak ileride tekrar dava konusu yapılamaz ve yapılır ise mahkemece feragat nedeniyle davanın reddine karar verilir. Davanın geri alınması durumunda ise, geri alınan dava ileride tekrar açılabilir. İfade edildiği üzere, davadan feragat ile davanın geri alınmasının hukuki sonuçlarının birbirinden çok farklı olduğu dikkate alınmak suretiyle, davacı tarafın hangi tabirleri kullandığından ziyade, davacının amacının (maksadının) davaya konu haktan (talep sonucundan) vazgeçmek mi yoksa davasını ileride tekrar açabilme hakkını saklı tutarak davasını geri almak mı olduğu dikkatlice incelenmeli ve davacı tarafın beyanı yorumlanmalıdır. Mahkemece, feragat nedeniyle reddine karar verildiği ve eldeki dava bakımından kesin hüküm teşkil ettiği kabul edilen, Gaziantep Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/1048 Esas- 2013/1086 Karar sayılı dosyasına davacı tarafça sunulan 2013 tarihli dilekçede "aynı dava Pazarcık Asliye Hukuk Mahkemesi'nde derdest olduğundan davaya orada devam edeceğiz ve işbu davadan feragat ediyoruz" ifadelerine yer verildiği görülmektedir. Anılan davada, mahkeme tarafından da "davacılar vekilinin beyan dilekçesi ile davayı takip etmekten vazgeçtiği anlaşıldığından, davanın vazgeçme nedeniyle reddine" şeklinde hüküm tesis edilmiş ve bu hüküm temyiz edilmeksizin 2014 tarihinde kesinleşmiştir. İşbu davada davacılar vekilinin beyan dilekçesi içeriğine göre, eldeki davaya konu edilen destekten yoksun kalma tazminatına ilişkin hakkın özünden vazgeçme iradesinin bulunmadığı, sadece davaya başka yer mahkemesinde devam edebilmek için davasını geri aldığı izahtan vareste olup davacı tarafın hakkın özünden vazgeçmesi sözkonusu olmadığından, davadan feragat ettiğinden bahsedilemez. Kaldı ki Gaziantep Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından da feragat nedeniyle davanın reddine dair verilmiş bir karar sözkonusu değildir.Bu durumda mahkemece; davacı tarafın eldeki davaya konu tazminat talebi için daha önce açtığı davadaki beyanının hakkın özünden vazgeçme mahiyetinde olmadığı ve feragatin sözkonusu olmadığı; önceki dava kapsamında sunulan beyanın, ancak davanın geri alınması iradesini yansıtan bir beyan olarak kabul edilebileceği; davacı tarafın, önceki davada hakkın özünden feragati sözkonusu olmadığı için de aynı tazminat alacağı için yeniden dava açma hakkının bulunduğu hususları dikkate alınmak suretiyle, davanın esası hakkında inceleme yapılıp oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ve hatalı gerekçeyle, yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir...."