Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2021/6283 E. , 2024/5815 K. T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2021/6283 Karar No : 2024/5815 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ... İSTEMLERİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. DAVANIN_KONUSU : Şanlıurf…
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2021/6283 E. , 2024/5815 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2021/6283 Karar No : 2024/5815 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ... İSTEMLERİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. DAVANIN_KONUSU : Şanlıurfa ili, Suruç ilçesinde 20/07/2015 tarihinde meydana gelen bombalı saldırıda yaralanan davacı tarafından, olay yerinde yeterli güvenlik önlemlerinin alınmadığı ve idarenin hizmet kusuru bulunduğu iddia edilerek, fazlaya ilişkin talep hakkı saklı kalmak kaydıyla 100.000,00 TL (miktar artırımıyla 517.148,08 TL) maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davacının maddi ve tazminat isteminin kabulüne karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; davacının %50 oranında müterafik kusurunun bulunduğu belirtilerek davalı idarenin maddi ve manevi tazminat istemlerine yönelik istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, kısmen reddine, davacının manevi tazminat istemine yönelik istinaf başvurusunun incelenmeksizin reddine karar verilmiştir. TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacı tarafından, emniyet görevlileri hakkındaki ceza davaları da bir bütün halinde değerlendirildiğinde olayın meydana geldiği yer çevresinde gerekli önlemlerin alınmadığının açık olduğu, canlı bomba saldırısını gerçekleştiren kişi hakkında istihbari bilgi bulunmasına rağmen olayın gerçekleştiği, müterafik kusur tespitinin hatalı ve hukuka aykırı olduğu, davalı idarenin olayda tam kusuru bulunduğu, toplantının kamuoyuna açık bir şekilde yapıldığı, toplantı öncesi Kaymakamlık ve İlçe Emniyet Müdürlüğü ile görüşmeler yapıldığı, davalı idare yetkililerinin organizasyondan haberdar olduğu, yıkılan bir şehri ayağa kaldırmak için yardım toplandığı, izinsiz yardım toplanması nedeniyle müterafik kusur verilmesinin hukuka ve vicdana aykırı olduğu, izinsiz bir yardım toplama faaliyetinin ancak idari para cezasının konusu olabileceği, kaldı ki yardım toplama faaliyeti için idari bir yaptırıma da gidilmediği, savunma dilekçesinde de izinsiz yardım organizasyonu yapıldığına yönelik bir iddiada bulunulmadığı, hükmedilen manevi tazminatın düşük belirlendiği ileri sürülmektedir. Davalı idare tarafından, tazminat talebinin hukuki dayanağının ortaya konulması gerektiği, 5233 sayılı Kanun kapsamında olduğunun değerlendirilmesi halinde anılan Kanun'da manevi tazminat düzenlenmediğinden istemin reddedilmesi gerektiği, 5233 sayılı Kanun kapsamında başvuru süresinin geçirildiği, terör eylemi olan olayda idarelerinin kusurlu ya da kusursuz sorumluluğunun bulunmadığı, fahiş miktarda manevi tazminat istenildiği, temyize konu kararın aleyhlerine olan kısımlarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. TARAFLARIN_SAVUNMALARI : Davalı idare tarafından davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmakta olup davacı tarafından savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: I) Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının davacının %50 oranında müterafik kusurunun bulunduğu belirtilerek davalı idarenin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, kısmen reddine, davacının istinaf başvurusunun incelenmeksizin reddine ilişkin kısımlarının incelenmesi: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen kararın anılan kısımları usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. II) Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının maddi tazminatın miktar artırımı suretiyle artırılan kısmına miktar artırımı dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği tarihten itibaren yasal faiz işletilmesine ilişkin kısmının incelenmesi: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklı 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, temyiz incelemesi sonunda Danıştayın kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onayacağı hükme bağlanmıştır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 13. maddesinin, davacının ön karar başvurusunda bulunduğu tarihte yürürlükte olan halinde, idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gerektiği; bu isteklerinin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren dava süresi içinde dava açılabileceği kuralı yer almakta olup, anılan maddede, idari eylemler nedeniyle uğranılan zararın tazmini için idareye başvuruda bulunulmasının, dava ön şartı olarak öngörülmesi ve zararın idare tarafından en erken bu tarihte sulhen ödenebilecek olması nedeniyle yargı yerince hükmedilecek tazminat miktarına, miktar artırım dilekçesiyle artırılan kısım da dahil olmak üzere, ön karar için idareye yapılan başvuru tarihi, adli yargıda dava açılması halinde adli yargıda dava açıldığı tarih itibarıyla yasal faiz uygulanması Danıştayın yerleşik içtihatlarıyla kabul edilmiştir. Kanun'un 16. maddesinin 4. fıkrasına 30/04/2013 tarihinde yürürlüğe giren 6459 sayılı Kanun'un 4. maddesi ile “Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir.” cümlesi; aynı Kanun'un 5. maddesi ile de 2577 sayılı Kanun'a Geçici 7. madde olarak, “Bu maddeyi ihdas eden Kanunla, bu Kanunun 16. maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen hüküm, kanun yolu aşaması dahil, yürürlük tarihinde derdest olan davalarda da uygulanır.” cümlesi eklenmiştir. Aktarılan düzenlemeyle, nihai karar verilinceye kadar harcı ödenmek ve bir defaya mahsus olmak üzere, “süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin” dava dilekçesinde gösterilen tazminat miktarının artırılmasına imkan verilmektedir. Böylelikle, artırılan miktar açısından da dava dilekçesinin verildiği tarihteki hukuksal koşullar geçerli bulunmaktadır. Yapılan bu açıklamalar karşısında, miktar artırımına ilişkin dilekçenin yeni bir dava niteliğinde olmayıp mevcut davada talep edilen tazminat miktarının miktar artırım suretiyle artırımına olanak sağlayan yasal bir hakkın kullanımına ilişkin olduğu da göz önünde bulundurulduğunda, artırılan tazminat miktarı yönünden davanın kabul edilmesi halinde, yasal faizin başlangıcının bu miktar yönünden de, idarenin uyuşmazlığın esasında ihtilafa, bir başka anlatımla temerrüde düştüğü tarih olduğu; aksi bir durumun hakkaniyete aykırı olacağı sonucuna varılmaktadır. Bu durumda, artırılan tazminat miktarı bakımından da, idareye başvurunun yapıldığı 12/07/2016 tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerektiğinden, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının hüküm fıkrasında yer alan "Davacının 258.574,04 TL maddi zararının, 100.000,00 TL'lik kısmına idari başvuru tarihi olan 12/07/2016 tarihinden itibaren ve 158.574,04 TL'lik kısmına ıslah dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği 23/09/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine" ibaresinin, "Davacının 258.574,04 TL maddi zararının idari başvuru tarihi olan 12/07/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine" şeklinde düzeltilmesi gerekmektedir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin yasal faizin başlangıç tarihi yönünden KABULÜNE, diğer kısımlar yönünden REDDİNE, davalı idarenin temyiz isteminin REDDİNE, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararının yukarıda belirtilen şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 3. Adli yardım talebi kabul edildiğinden ödenmemiş olan temyiz yargılama giderlerinin davacıdan tahsili için Mahkemesince müzekkere yazılmasına, davalı idare tarafından yapılan temyiz yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, artan posta ücretinin aidiyetine göre iadesine, 4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 04/12/2024 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.