Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilirler.Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bi
davacı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Asıl davada davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ortağı olduğu İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil numarasında kayıtlı Tasfiye Halinde ... Limited Şirketinin 23.05.2011 tarihinde tasfiyesine karar verilerek, tasfiye işlemlerinin 30.11.2012 tarihinde sona erdiğini, şirket tasfiye sürecindeyken Kartal 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/102 Esas ve Kartal 2.İş Mahkemesinin 2008/384 Esas sayılı dosyaları ile açılmış davalar bulunduğunu, davaların tasfiye kararı alındığı tarihte reddedildiğini, daha sonra Yargıtay bozması üzerine tasfiye kararından sonra şirket yönünden de davaların kabulüne karar verildiğini, verilen bu kararlardan sonra Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/340 Esas ve 2019/826 Esas sayılı dosyalarında tasfiye memuru ve şirket ortaklarının şahsi sorumluluğundan kaynaklı davalar açıldığını, bu davalarda alınan bilirkişi raporunda tasfiyenin usulüne uygun yapılmadığına ilişkin görüş bildirildiğini, TTK'nın 547. maddesi gereğince tasfiyenin usulsüz şekilde yapılması halinde mahkemece atanacak tasfiye memuru ile ek tasfiye yapılacağının ön görüldüğünü ileri sürerek, şirketin ihyası ile ek tasfiye işlemlerinin yapılmasını talep ve dava etmiştir. Asıl davada davalı vekili, savunmasında özetle; mevzuat kapsamında işlem yapıldığını, yasal hasım olan müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını, sorumluluğun tasfiye memurunda olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Birleşen davada davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ortağı olduğu İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil numarasında kayıtlı Tasfiye Halinde ... Limited Şirketi'nin 23.05.2011 tarihinde tasfiyesine karar verildiği, tasfiye işlemlerinin 30.11.2012 tarihinde sona erdiğini, şirket tasfiye sürecindeyken Kartal 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/102 Esas ve Kartal 2.İş Mahkemesinin 2008/384 Esas sayılı dosyaları ile açılmış davalar bulunduğunu, davaların tasfiye kararı alındığı tarihte reddedildiğini, daha sonra Yargıtay bozması üzerine tasfiye kararından sonra şirket yönünden de davaların kabulüne karar verildiğini, verilen bu kararlardan sonra Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/340 Esas ve 2019/826 Esas sayılı dosyalarında tasfiye memuru ve şirket ortaklarının şahsi sorumluluğundan kaynaklı davalar açıldığını, bu davalarda alınan bilirkişi raporunda tasfiyenin usulüne uygun yapılmadığına ilişkin görüş bildirildiğini, Bakırköy 6.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/750 Esas sayılı dosyasında sicil müdürlüğü aleyhine dava açıldığını ancak bu tür davalarda, tasfiye memurunun da yasal hasım olduğunu, TTK'nın 547. maddesi gereğince tasfiyenin usulsüz şekilde yapılması halinde mahkemece atanacak tasfiye memuru ile ek tasfiye yapılacağının ön görüldüğünü ileri sürerek, şirketin ihyası ile ek tasfiye işlemlerinin yapılmasını talep ve dava etmiştir. Birleşen davada davalı tasfiye memuru davaya cevap vermemiştir. Davalı sicil müdürlüğü yanında feri müdahil olan ... vs vekili beyanında; davanın reddini istemiştir.