1. Hukuk Dairesi 2026/1322 E. , 2026/2217 K. "" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/669 E., 2025/2515 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Çorlu 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/20 E., 2023/238 K. Dava, gabin hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Davacı vekili; dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin annesi ...'in kendini ve işlerini idare edemeyecek derecede yaşlılığa bağlı sağlık sorunları olduğunu, üzerine kay…
1. Hukuk Dairesi 2026/1322 E. , 2026/2217 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/669 E., 2025/2515 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Çorlu 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/20 E., 2023/238 K. Dava, gabin hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Davacı vekili; dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin annesi ...'in kendini ve işlerini idare edemeyecek derecede yaşlılığa bağlı sağlık sorunları olduğunu, üzerine kayıtlı mal varlıklarını savurganca harcadığını ve üzerine kayıtlı taşınmazları yok pahasına satmaya çalıştığını, yönlendirilmeye açık olması sebebiyle yönlendiren 3. kişiler lehine tasarruflarda bulunduğunu, ...'in fiilen ve hukuken kendi sorumluluğunu taşıyacak, medeni ve yasal haklarını kullanabilecek durumda olmadığını, daha fazla zarara uğramaması adına Çorlu 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2022/54 Esas sayılı dosyası ile kısıtlanması ve vasi olarak ...'nun atanması için kısıtlama kararı talep edildiğini, ... yine hiçbir ihtiyacı olmamasına rağmen adına kayıtlı ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 13 05... parselde kayıtlı 3 nolu bağımsız bölümü 05.01.2022 tarihinde davalı ...'a sattığını, satış işleminin 100.000,00 TL bedel karşılığında yapıldığını, taşınmazın işlem tarihi itibariyle gerçek değerinin en az 250.000,00-300.000,00 TL olduğunu, karşılıklı edimler arasında açık bir orantısızlık bulunduğunu ve bunun ...'in akıl hastalığı, deneyimsizliği ve düşüncesizliğinden kaynaklandığını, karşı tarafın bu durumu bilerek ve yararlanmaya çalışarak hareket ettiğini, zira taşınmazı gerçek değerinin çok altında bir değere satın alan ...'ın emlakçılık işi ile iştigal etmesi sebebiyle taşınmazın gerçek değerinin 100.000,00 TL olmadığını bilebileceğini, öte yandan davalı ...'ın taşınmazı çok kısa bir süre içerisinde 10.01.2022 tarihinde diğer davalı ...'ya 110.000,00 TL bedelle sattığını, taşınmazın gerçek değeri ve satış tarihlerinin yakınlığı dikkate alındığında davalı ...'dan diğer davalı ...'ya satışına ilişkin işlemin tarafların gerçek iradelerinin satış değil mal kaçırma olduğundan muvazaalı olduğunu, taraflar arasında tapuda gösterildiği gibi 110.000,00 TL'lik bir ödeme bulunmadığını ileri sürerek dava konusu taşınmazın satışına ilişkin işlemlerinin geçersizliğinin tespiti ile davalı ... adına olan tapu kaydının iptaline ve taşınmazın ... adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili; satıcı ...'in 25.12.2021 tarihinde ... ile bakım ve onarımların ... tarafından yapılması şartı ile 120.000,00 TL karşılığında dava konusu taşınmazın satışı konusunda anlaştıklarını, ...'nın ise 25.12.2021 tarihinde tadilatları üstlenerek taşınmazı 250.000,00 TL bedelle müvekkiline devretmeyi taahhüt ettiğini, müvekkilinin ...'i bizzat tanımadığını, 05.01.2022 tarihinde yapılan satışta müvekkilinin bizzat bulunmadığını vekaleten ...'in işlemleri gerçekleştirdiğini, satış bedelinin ...'e nakdi olarak ödendiğini, ...'e ise nakdi ve ayni olmak üzere iki biçimde ödendiğini, davacı yanca ...'nin ehliyetsiz olduğundan bahisle tapu kaydının iptali talep edilmişse de vasilik dosyasındaki sağlık raporuna bakıldığında ...'in akıl sağlığının yerinde olduğunu ve kısıtlanmasını gerektirir bir durumun bulunmadığının açıkça görüleceğini, davacı tarafça ileri sürülen iddianın ise savurganlık iddiası olduğunu, hayat pahalılığı ve acilen dava konusu taşınmazda tadilat gerekliliği nedeniyle taşınmazın devredildiğini, dava tarihi itibariyle ... hakkında alınan bir kısıtlılık kararı olmadığını, davada sıfat araştırması yapılırken dava tarihinin esas alınması gerektiğini, öte yandan taşınmazın yaklaşık değeri üzerinden satıldığını ve ...'in zor durumda olmadığını ya da düşüncesizce hareket etmediğini, müvekkilinin kati suretle yararlanma kastı olmadığını, gabin şartlarının oluşmadığını, müvekkilinin emlakçılık yaptığını, satın aldığı taşınmazı diğer davalı olan ...'ya sattığını, 26.01.2022 tarihinde huzurdaki dava sebebiyle daha yüksek miktarda bedelle taşınmazı geri almak zorunda kaldığını ve zarara uğradığını, müvekkilinin mal kaçırma amacının olmadığını beyanla davanın reddini savunmuştur. Davalı ... vekili; müvekkilinin davada taraf sıfatı bulunmadığını, dava konusu taşınmazı 25.01.2022 tarihinde yani davanın açıldığı tarihte ancak davanın açılış saatinden önce davadan haberi olmadan sattığını, dava konusu taşınmazın davacının annesi tarafından 05.01.2022 tarihinde diğer davalı ve gayrimenkul alım-satım işi ile uğraşan ...'a tapuda usulüne uygun yapılan işlemle satıldığını, 10.01.2022 tarihinde ise müvekkili ile diğer davalı arasında tapu kaydına güvenerek önceki maliki ve varsa sağlık sorunlarını bilmeksizin satış işleminin gerçekleştiğini, ancak diğer davalı ...'a gayrimenkulü satan önceki malikin gayrimenkulü taahhüt ettiği sürede boşaltmayacağını beyan etmesinden kaynaklı çıkan problemler üzerine; kira geliri ve yatırım amaçlı bu gayrimenkulü alan müvekkilinin dava süreçleri ile uğraşmamak adına gayrimenkulü aldığı paradan satın almayı teklif eden diğer davalıya 25.01.2022 tarihinde usulüne uygun biçimde sattığını belirterek müvekkili açısından dava konusuz kaldığından husumet yokluğundan reddine ve ayrıca davacı tarafından kötüniyetle açılan haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu taşınmazın davacının annesi ... adına kayıtlı iken, 05.01.2022 tarihli satış işlemi ile davalı ...'a devredildiği, ... tarafından da 10.01.2022 tarihli satış işlemi ile diğer davalı ...'ya devredildiği, daha sonra 26.01.2022 tarihli satış işlemi ile tekrar ...'a devredildiği, davacı ...'nun vasi adayı olup muhtemelen vasi olarak atanacağından bahisle, TMK’nın 462. maddesine göre fiil ehliyeti bulunmadığını iddia ettiği kısıtlı adayı annesi ...'nin taşınmazının satışında vesayet makamının ve vasinin izni gerektiğinden ve ayrıca gabin nedeniyle de söz konusu satışın geçersiz olduğundan tapu kaydının iptalini ve annesi adına tescilini talep ettiği, ne var ki davacının annesi ...'in akıl hastalığı nedeniyle kısıtlanmadığı ve sadece kendisine yasal danışman atandığı, gerek uygulamada gerek bilimsel alanda ortaklaşa kabul edildiği üzere, kendisine danışman atanan kimsenin medeni hakları kullanma hakkına sahip olduğu, özellikle şahıs varlığı haklarını hiçbir kısıtlama olmaksızın tek başına kullanabileceği, kendisine danışman atanan kişi danışmanın izni ile tek başına dava açabileceği gibi danışmanla birlikte de dava açabileceği ya da açılan davaya danışmanın sonradan icazet verebileceği, ancak yasal danışmanın, danışmanı olduğu kişi adına onun katılımı olmaksızın dava açamayacağı veya onun aleyhine açılan davayı da tek başına yürütemeyeceği, bu duruma göre davacı daha sonra annesi ...'e TMK'nın 429. maddesine göre yasal danışman olarak atanmış ise de yasal danışmanın, danışmanı olduğu kişi adına onun katılımı olmaksızın dava açamayacağı açık olduğundan, sonradan yasal danışman olan davacının dava tarihinde bu yetkisi de bulunmadığından, HMK'nın 114/1-d maddesindeki dava şartı niteliğindeki "aktif husumet ve davada kanuni temsil" yetkisi bulunmadığı gerekçesiyle aktif husumet yokluğu ve dava ehliyeti yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı vekilinin istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü ...'in kısıtlanmayı gerektirir halinin huzurdaki davanın konusu olmadığı, bu iddianın, davacının açmış olduğu başka bir davada Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından değerlendirilmiş olup mahkemenin kararının eldeki davada davacının dava ehliyetinin tespiti açısından bağlayıcı olduğu, bu doğrultuda somut olayda ..., annesi ...'e yasal danışman olarak atanmış olup kanun gereği ...'i temsil yetkisi bulunmadığından ... adına ve onun katılımı olmaksızın dava açamayacağı yönünde İlk Derece Mahkemesi kararında bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: -K A R A R- Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama kuralları ve kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 116,60 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.03.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.