T.C.ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31.HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1057-2025/962 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31.HUKUK DAİRESİ (İnceleme Aşamasında / Duruşmasız) (Başvuru Kabul/Gönderme/HMK m. 353/1-a.4) DOSYA NO : 2024/1057 Esas KARAR NO : 2025/962 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 01/11/2023 NUMARASI : 2021/93 Esas-2023/755 Karar DAVANIN KONUSU : Alacak (Eser Sözleşme…
T.C.ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31.HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1057-2025/962 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31.HUKUK DAİRESİ (İnceleme Aşamasında / Duruşmasız) (Başvuru Kabul/Gönderme/HMK m. 353/1-a.4) DOSYA NO : 2024/1057 Esas KARAR NO : 2025/962 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 01/11/2023 NUMARASI : 2021/93 Esas-2023/755 Karar DAVANIN KONUSU : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 04/11/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 01/12/2025 Taraflar arasında yargılaması yapılan Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) istemine ilişkin davasında mahkemece verilen kısmen kabul, kısmen red kararına karşı taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili; davacı ile davalı kurum arasında 10/07/2014 tarihinde ... İnşaatı İşi ile ilgili sözleşme yapıldığını, davacı şirketin işe zamanında başladığını, söz konusu iş yapılmakta iken davalı kurum ile davacı şirket aleyhine kamulaştırmasız el atma davaları açıldığını, davalı İdare aleyhine tazminatlara hükmedildiğini, işin yapıldığı yerlerin tapularının bedellerini ödeyen İdare adına tescil edildiğini, davalı İdarenin ödemiş olduğu tazminat bedellerini, davacı şirketin hak edişlerinden kestiğini beyanla davacı şirketin hak edişlerinden kesilen toplam 552.090,85-TL'nin yasal faizleri ile birlikte davalı İdareden tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili; müvekkili idare ile davacı arasındaki "...İnşaatı İşi" kapsamında davacının hakedişlerinden haksız kesinti yapıldığı iddiası ile açılan işbu davanın haksız ve mesnetsiz olması nedeniyle reddi gerektiğini, dava konusu alacağın zamanaşımına uğramış olduğunu, dava miktarını kabul etmediklerini, davacı hakedişlerinden kesildiğini iddia ettiği tutar hususunda TCDD Muhasebe ve Finansman Dairesi'ne müzekkere yazılarak kesinti tutarları ve dayanaklarının sorulmasını talep ettiklerini, ... İnşaatı Kesim II (Km:332+300 - 363+527,727) işi kapsamında yüklenici ile akdedilen sözleşmenin "Genel Açıklamalar" başlıklı kısmının "Birim Fiyat Tarifleri ve Tutarların Kapsamı" başlıklı 2. maddesi hükmü belirtildikten sonra, davacının tarafı olduğu sözleşme ve ekleri kapsamında "Basiretli Tacir" sıfatı ile 3. kişilere verdiği zararlardan sorumlu olacağına şüphe olmadığını, ayrıca sözleşme dışındaki mevzuat gereği de davacının sorumluluklarının sözkonusu olduğunu, 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanununa tabi yapım işini üstlenen davacının, kanun, sözleşme ve Yapım İşleri Genel Şartnamesinin ilgili hükümlerine (YİGŞ madde 9/4, 9/6madde 9/10, madde 10/1) uygun olarak üstlendiği edimi yerine getirmesi gerektiğini, yüklenicilerin edimlerini yerine getirirken, "işyeri" dışındaki arazilere tecavüz eder ve/veya zarar verir ise, bu durumdaki arazi sahiplerinin zararlarının giderilmesi, müdahale edilen kullanılamaz hale gelen taşınmazlarının bedelinin ödenmesi talepli olarak "Kamulaştırmasız El Atma" davası adı altında yüklenicinin üstlendiği projenin sahibi Kamu İdaresi aleyhinde davalar açıldığını, diğer bir deyişle üstlendiği edimi yerine getirirken, taşınmazlara müdahale eden ve/veya zarar veren yüklenicilerin verdiği bu zararların giderimi talepli davaların kanuni hasım olarak kamu idareleri aleyhinde açıldığını, ancak bu hususun sözleşme gereği kamu idarelerinin rücu hakkını ortadan kaldırmadığını, Yapım İşleri Genel Şartnamesi’nin, “İş ve işyerlerinin korunması ve sigortalanması” konulu 9. maddesi ve yine Şartnamenin “Yüklenicinin kendi ihtiyacı için kullanacağı yerler” konulu 7 maddesi hükümleri belirtildikten sonra, Yapım İşleri Şartnamesi ve akdedilen Eser Sözleşmesi uyarınca yüklenici tarafından alınması gereken önlemler alınmamış olduğunu, sözleşmeye aykırı olarak 3.kişiye ait taşınmazlara müdahalede bulunulması nedeniyle zararın meydana gelmesine sebebiyet verilmiş olduğunu, Sözleşme imzalanırken sözleşmede ve şartnamede açıkça 3. Kişilere verilen zararla ilgili sorumluluğun kabul edilmiş olduğunu, yüklenicinin kendi ihtiyacı için kullanacağı yerleri 3. kişi ile anlaşarak ve masrafların kendine ait olmak kaydıyla kullanılacağını taahhüt edilmiş olduğunu, Taşınmaz maliklerine ödenmek zorunda kalınan miktarlar davacıya ait hakedişten karşılanarak karşılıklı zararın artmaması için önlem mahiyetinde işlem tesis edilmiş olduğunu, aksi durumun teşekküllerince davacıya karşı rücu davası açılması şeklinde olacağını, davacı eylemi nedeni ile taşınmaz maliklerine ödenmek zorunda kalınan meblağın yüksek olması, söz konusu bedelin tahsil kabiliyetinin düşük olması nedeniyle kamu menfaatini güvence altına almak adına tedbir amaçlı olarak hakedişlerden kesinti yapılmış olduğunu, müvekkili idarenin yaptığı kesintiler takas-mahsup def'i kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini beyanla davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece; açılan davada davacı işveren kurumun davalı yüklenici Şirkete aralarında imzalanan sözleşme kapsamında ihale ettiği "..." ait sözleşme kapsamında çalışma yapılan güzergahta davacı yüklenici Şirket tarafından kamulaştırmasız el atılan dava dışı 3.kişilere ait taşınmazlar nedeni ile açılan davalar sonucunda ilama dayalı olarak ve icraen davalı kurum tarafından yapılan ödemelerine istinaden davacı yüklenicinin hak edişlerinden haksız şekilde kesinti yapıldığı iddiasına dayalı olarak istirdat istemi olduğu, davacı yüklenicinin davalı işveren kurumdan ancak kendisinin yüklenim ve sorumluluğunda olmadığını kanıtladığı hak ediş kesintilerini talep edebileceği, konu ile ilgili olarak taraflar arasında imzalanan sözleşmenin "Kamulaştırma" başlıklı 33.3 maddesinde aynen; " Kamulaştırma bedellerinin hak sahiplerine ödenmesi İdare tarafından yapılacaktır. Kamulaştırma bedeli özkaynaktan karşılanacaktır" düzenlemesine yer verildiği, yine sözleşmenin 8.2.1.1 maddesinde açıkça Yapım İşleri Genel Şartnamesinin sözleşmenin eki olarak belirtildiği, bu doğrultuda sözleşmenin "Yüklenici/Alt Yüklenicilerin sorumluluğu" başlıklı 22.1 maddesinde ise; "Yüklenici ve alt yüklenicilerin sorumluluğuna ilişkin hususlarda Yapım İşleri Genel Şartnamesinde yer alan hükümler uygulanır" hükmünü içerdiği, davacı yüklenici Şirket ile davalı işveren arasındaki sözleşmenin 9. Maddesi uyarınca sözleşmenin eki olan Yapım İşleri Genel Şartnamesi'nin 9. Maddesinin 5.fıkrasına göre; işin devamı sırasında işyerinde yapılacak çalışmalar nedeniyle, işçilerle çevre halkının kazaya uğramalarını, zarar görmelerini ve işlerde zarar ve hasar meydana gelmesini önleyici tedbirlerin alınmasından davalı yüklenicinin sorumlu olduğunun açıkça düzenlendiği, sözkonusu düzenlemenin dava tarihinde yürürlükte bulunan HMK'nın 193. maddesinde düzenlenen "delil sözleşmesi" niteliğinde olup aynı şartnamenin değinilen hükmünün ise; hukuken 6098 sayılı TBK'nın 115. maddesinde düzenlenen "sorumsuzluk" kaydı olarak kabulü gerektiği, (aynı yönde Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Başkanlığı'nın 17/05/2022 tarih, 2020/674 E., 2022/509K. sayılı ilamı) aynı doğrultuda Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi'nin 05/02/2019 tarih ve 2018/4443 Esas-2019/438 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere; yukarıda belirtilen Yapım İşleri Genel Şartnamesi hükümlerine göre, tüm sorumluğun yüklenici şirkete ait olduğu, değinilen sözleşme ve Yapım işleri genel şartnamesi hükümleri gereğince değerlendirme yapıldığında ise; davacı yüklenici Şirketin Mahkememiz'ce de benimsenen bilirkişi heyeti ek raporu doğrultusunda davacı yüklenicinin hak edişinden davalı idare tarafından yapılan toplam 552.090,85 TL ile ödeme tutarı ve kamulaştırma işlemleri toplamı arasındaki fark tutarı olan (552.090,85 TL-434.293,89 TL) 117.796,96 TL alacağı davalıdan talep edebileceği belirtilerek TBK 117.m. gereğince temerrüdün dava tarihinde oluştuğu gözetilerek davanın kısmen kabulüne, dava konusu 117.796,96 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; " dava dosyasında ilk derece mahkemesi taraflar arasında 3. Şahıslara verilen zararlardan yüklenicinin sorumlu olduğunun düzenlendiği ve bunun "delil sözleşmesi" niteliğinde olduğu ayrıca şartnamenin ilgili maddesinin TBK'nın 115. maddesinde düzenlenen "sorumsuzluk" kaydı olarak kabulü gerektiği gerekçeleri ile 3. Şahıslara ödenen bedellerin düşülerek kalan bedelin ödenmesi yönünde kısmen kabul kararı vermiştir. Ancak açıklanacak olan nedenlerle bu karar usul ve yasaya aykırıdır. Şöyle ki; Öncelikle müvekkilden kesinti yapılmasına gerekçe gösterilen davaların büyük çoğunluğu ecrimisil değil kamulaştırmasız el atma nedeni ile taşınmazların davalı kurum adına tesciline ilişkindir. Davalar sonucunda verilen kararlar doğrultusunda taşınmazlar davalı kurum adına tescil edilmiş ancak bedeli müvekkil şirketten kesinti yapılmıştır. Davalı adına tescil edilen taşınmazların bedelinin müvekkil şirket hakedişlerinden kesilmesinin hiç bir hukuki dayanağı olamaz. Bu haliyle tescil hükmü içeren kararlar nedeni ile yapılan kesintilerin öncelikle her halükarda müvekkile ödenmesi gerekmektedir. Davalı kurumun mülkiyetini kazandığı taşınmazların bedelini müvekkile ödetmesinin kabulü mümkün değildir. Nitekim -İşin Sözleşmesi ve Ekleri İncelendiğinde; Sözleşmenin 33.3.maddesinde;Kamulaştırma bedellerinin hak sahiplerine ödenmesinin idare tarafından karşılanacağı, kamulaştırma bedelinin öz kaynaklardan karşılanacağının hükme bağlanmıştır. Sözleşme eki Güzergah projeleri davalı idarece müvekkile verilmiş olup Projelerde; yapılacak işlerin ve proje uygulamalarının ayrıntılı olarak verildiği, özelliklerinin belirtildiği, yapılan işlerin her aşamada yapı denetim kontrolünden geçeceğinin belirtildiği görülmektedir. Nitekim 15.09.2023 tarihli son bilirkişi raporunda tüm mahkeme kararları tek tek irdelenmek suretiyle bu husus değerlendirilmiş olup "Davacıdan yapılan kesintilere dayanak Yıldızeli Asliye Hukuk Mahkemesi 21 ayrı Esasta verilen gerekçeli kararları yukarıda özetlendiği üzere; Bir kısım dava dosyalarının reddedilmiş olduğu, bir kısmının karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş olduğu, bir kısmının Kamulaştırmasız El Atmadan kaynaklı olarak davalı idare adına tesciline karar verilmiş olduğu, Dava dosyalarında davacıya rücu edilebilecek ve davacının hak edişlerinden kesinti yapılmasına sebebiyet verecek hiç bir karar bulunmadığı, Davaların bir kısmında arazide müdahalenin ortadan kaldırıldığı ve verilen zararın tazminine gerek bulunmadığına karar verildiği, davalı adına yapılan tapu tescillerinin kamulaştırmasız el atma nedeni yapılmış olduğu, Dosyaya sunulan bilirkişi raporlarında, kamulaştırmasız el atmanın gerçekleştiği alanlarda, davalı idarenin davacıya verilen projelerin uygulanmasına konu çakışmalardan kaynaklandığının rapor edildiği, dosyaya sunulan taraflar arasındaki sözleşmeler ve ekleri incelendiğinde davacının davalı idarenin projeleri ile uygulama yapmış olduğu, davacının proje değişiklikleri olması halinde de idarenin onayı olmadan uygulama yapamayacağının açık olduğu, davacının davalı idarenin izni olmadan uygulama yaptığına dair bir tespit de dosyaya sunulmadığı, Sayın Yıldızeli Asliye Hukuk Mahkemesinin kararlarına ek rapor, talep ve tespitlerde de bu hususta bir tespitin bulunmadığı, Davalar sonucunda alınan kararlar doğrultusunda demiryolu hattında kamulaştırmasız el atma nedeni ile taşınmazların davalı kurum adına tescil edilmiş olduğu, ayrıca davacının yaptığı işlerin her aşamada yapı denetimce ve idare tarafından kontrolünün yapılması gerektiği, denetimlerle ilgili olarak da dosyaya bilgi verilmediği görülmekle, Yukarıda genel olarak özetlenen nedenlerden ve aşağıda detayları verileceği üzere, davalı şirketin, davacı şirketin hakedişlerinden ve teminatlarından yapılan kesintilerin yerinde olmadığı..." açıkça tespit edilmiştir. Mahkeme tarafından neden bu raporun hükme esas alınmadığı ve daha önceki tarihli bir rapora üstünlük tanındığına ilişkin herhangi bir değerlendirme yapılmamıştır. Nitekim daha önceki raporlarda, son raporda değerlendirilmeyen hususlar değerlendirilmiş ve rücuya konu mahkeme kararları tek tek irdelenmiştir. Hiç bir şekilde kamulaştırma bedellerinin müvekkile rücu edilebileceğini kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkilden kesinti yapılabileceği kabul edilse dahi hükme esas alınan raporda yapılan hesaplama da yanlıştır. Zira yerel mahkemece hükme esas alınan raporda davalı idarece yapılan ödemeler ve mahkeme kararları sonucunda hükmedilen tutarlar toplanmak suretiyle mükerrer hesaplama yapılmıştır. Ancak ödeme yapılan icra dosyaları zaten karara çıkan mahkeme ilamlarının takibe konulması sonucu açılan icra dosyalarıdır. Yani bu hesaplama ile aynı mahkeme ilamlarından kaynaklı mükerrer hesaplama oluşmaktadır. Buna ilişkin olarak yapılan itirazlarımız doğrultusunda davalı idare tarafından ödeme yapılan icra dosyaları dosyaya celp edilerek rapor tanzim edilmiş ve yapılan ödemelerin karara çıkan mahkeme dosyalarının takibe konulması suretiyle açılan icra dosyalarına yapıldığı son rapor ile ayrıntılı biçimde tespit edilmiştir. Nitekim alınan son raporda müvekkilin sorumlu bulunmadığı tespit edilmiş ve mahkemenin aksi kanaatte olması halinde düşülmesi gereken tutar da hesaplanmıştır. Bu doğrultuda "Davacının Yıldızeli Asliye Hukuk Mahkemesi’nce kamulaştırmasız el atma kararlarına istinaden idare adına tescil edilen araziler ve mahkeme masraflarının 3.kişi maliklerine ödenmesine karar kılınan kararlarına istinaden, Yıldızeli İcra Müdürlüğü’nde yapılan hesaplamalar ile tahakkuk eden ve ödeme konusunda idareye verilen sürede ödenmesi talep edilen tutarın 178.413,29 TL olduğu, Bu tutarın davacı hak edişlerinden yapılan kesintilerden mahsubu ile davacıya ödenmesi gereken tutarın 373.677,56 TL olduğu," son raporda hesaplanmasına rağmen mahkemece mükerrer hesaplama yapılan rapor hükme esas alınmıştır. Yani aleyhine hüküm kurulan tüm kararlar nedeni ile davalı idarece yapılması gereken ödemeler toplamı sadece 178.413,29 TL'dir. Davalı idarece bu kararlar nedeni ile yapılan veya yapılması ihtimali bulunan başkaca ödeme bulunmamaktadır. Zira tüm mahkeme kararları icra takibine konulmuştur. Bu nedenle mahkeme kararları sonucunda hükmedilen tutarlara bir de bu kararların icra takibine konulması nedeni ile icra dosyasına ödenen bedellerin ilave edilerek yapılan mükerrer hesaplamanın hükme esas alınmasının kabulü mümkün değildir. Açıklanan nedenlerle 15.09.2023 tarihli son bilirkişi raporu hükme esas alınarak öncelikle kamulaştırma ve idare adına tescil sonucu doğuran kararlar nedeni ile müvekkil sorumlu olmadığından ve idare adına tescil edilen taşınmaz bedelleri müvekkile rücu edilemeyeceğinden davamızın kabulüne, aksi durumda ise idarece tüm kararların takibe konulduğu icra dosyalarına yapılan ödemelerin hesaplandığı ve mükerrerlik içermeyen son rapordaki hesaplama dikkate alınarak hüküm kurulması gerekirken yerel mahkemece verilen karar usul ve yasaya aykırıdır. " denilerek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; "Eldeki dava, davacı iş ortaklığının müvekkil idare ile 10.07.2014 tarihinde imzaladığı "Ankara-Sivas Demiryolu Projesi Yerköy-Yozgat-Sivas arası Altyapı İkmal İnşaatı İşi kapsamındaa 552.090,85.-TL alacağının haksız nedenle blokede tutulduğu iddiasıyla açılmış olup yerel mahkeme, davanın kısmen kabulüne karar verdiğinden hüküm hakkında istinaf yoluna başvurmak gerekmiştir. Şöyle ki; Davacı iş ortaklığı ile müvekkil idare arasında akdedilen sözleşme, eser sözleşmesi olup Borçlar Kanunu uyarınca yüklenici firmanın Müvekkil idare aleyhine olacak her türlü eylemden kaçınma; özen ve sadakatle çalışarak eseri teslim borcu bulunmaktadır. Sözleşme hükümleri uyarınca yüklenici üzerine aldığı işi doğrudan doğruya iş sahibinden bağımsız olarak yapma yükümlülüğü altındadır. Yine davacı ile akdedilen sözleşmelerde "davacının 3. Kişilere verdiği zarardan sorumlu olacağı" ibaresi yer almaktadır. Oysa Müvekkil idare, davacının 3. Kişilere verdiği zararlar nedeniyle muhtelif dosyalara ödeme yapmak zorunda kalmıştır. Yerel Mahkeme, yapılan ödemeler nedeniyle yüklenicinin, sözleşme ve genel hükümler gereği sorumlu olduğu kanaatine varmış; ancak 117.796,96.-TL yönünden 3. Kişilere yapılan bir ödeme olmadığı gerekçesiyle bu bedelin iadesi gerektiğine kanaat getirmiştir. Ancak bilirkişi raporlarındaki eksik ve hatalı inceleme nedeniyle bu bedele ilişkin kesintinin de yerinde olduğu hususu tespit edilememiştir. Dosyaya sunulu belgelerden anlaşılacağı üzere müvekkil idarece yapılan kesintiler yerinde olup davanın reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Ayrıca dava kapsamında zamanaşımı itirazımız da dosyaya sunulmuş bu hususta karar verilmemiştir. Davacı taraf müvekkil idare adına tesciline karar verilen taşınmazlar olduğunu ve bunun bedelinin yükleniciye ödetilemeyeceğini ifade etmiştir. Ancak müvekkil idarenin de yüklenici kusuru nedeniyle ihtiyaç dışı bir taşınmaza malik olması kabul edilemez. Hukukun genel ilkeleri de gözetildiğinde Yüklenici kendi kusurundan faydalanamaz. Taşınmazların devrini talep etme hakkı, ayrı bir hukuki ihtilaf olarak değerlendirmelidir. Dava konusu eser sözleşmesi nedeniyle ve Borçlar Kanunu uyarınca yüklenici firmanın Müvekkil idare aleyhine olacak her türlü eylemden kaçınma ve özen ve sadakatle çalışarak eseri teslim borcu bulunmaktadır. Sözleşme hükümleri uyarınca yüklenici üzerine aldığı işi doğrudan doğruya iş sahibinden bağımsız olarak yapma yükümlülüğü altındadır. Bu nedenle bahsedilen kamulaştırmasız el atma fiili nedeniyle davacı yüklenici firma kusurlu olup, taşınmaz maliklerine ödenen meblağdan davacı taraf sorumludur. Yapım İşleri Şartnamesi ve akdedilen eser sözleşmesi uyarınca yüklenici tarafından alınması gereken önlemler alınmamış, sözleşmeye aykırı olarak 3.kişilere zarar verilmiştir. Davacı tarafın dosya kapsamında mükerrer hesaplama yapıldığı iddiasını da kabul etmiyoruz. " denilerek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE : Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nun 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Görevsizlik veya yetkisizlik kararı verilmesi hâlinde, taraflardan birinin, bu karar verildiği anda kesin ise tebliğ tarihinden, süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkemeye başvurarak, dava dosyasının görevli ya da yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmesi gerekir. Aksi takdirde dava açılmamış sayılır ve görevsizlik veya yetkisizlik kararı veren mahkemece bu konuda resen karar verilir (HMK m. 20/1). Buna göre; görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren, iki hafta içinde görevli veya görevsizlik kararını veren mahkemeye başvurulmazsa, görevsiz mahkemede açılmış olan dava açılmamış sayılır. Davacı iki haftalık süreyi kaçırdıktan sonra görevli veya görevsizlik kararını veren mahkemeye başvurursa görevli mahkeme kendiliğinden davanın açılmamış sayılmasına karar verir. (B.Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulu, 1.Cilt, İstanbul,2001, syf 354 vd.) (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 28/09/2016 tarih, 2016/8707 Esas, 2016/11311 Karar sayılı ilamı). Somut olayda, olayda; mahkemece verilen görevsizlik kararı taraf vekillerine 15/12/2020 tarihinde tebliğ edilmiş olup süresinde istinaf kanun yoluna başvurulmayarak kararın 30/12/2020 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. Yukarıdaki kanun hükmüne göre; dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmek için gerekli olan iki haftalık süre 31/12/2020 tarihinde başlayacak ve sürenin son günü ise 14/01/2021 tarihi olacaktır. Davacı vekili tarafından dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesi talebinin içerir dilekçenin 15/01/2021 tarihinde mahkemeye sunulduğu anlaşılmıştır. O halde tarafların HMK'nın 20. Maddesinde belirtilen iki haftalık süre içerisinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmemiş olmaları nedeniyle aynı madde gereğince Ankara 6. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekirken dosyanın Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesi ve bu mahkeme tarafından yargılamaya devam edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; sair hususlar incelenmeksizin taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne, mahkeme kararının HMK'nın 353/1-a.4 maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde sonuçlandırılması için kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının KABULÜNE, 2-ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 01/11/2023 tarih ve 2021/93 Esas-2023/755 Karar sayılı kararının HMK’nun 353/1-a.4 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince Ankara 6. Asliye Hukuk Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE, 4-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 5-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine, 6-Taraflarca ödenen istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek kararda dikkate alınmasına, 7-İnceleme konusu kararın icrasının geri bırakılması için İİK'nın 36/1 maddesi gereğince varsa taraflarca yatırılan nakit teminatların veya sunulan banka teminat mektuplarının dosya kapsamı ve kararın niteliğine göre aynı maddenin 5. Fıkrası gereğince yatıran/sunan tarafa İADESİNE, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1.a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 04/11/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan ✍e-imzalıdır Üye ✍e-imzalıdır Üye ✍e-imzalıdır Katip 918 ✍e-imzalıdır