T.C. KONYA BAM 5. HUKUK DAİRESİ T.C. KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 5. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/ KARAR NO : 2025/ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 25/06/2025 NUMARASI : ... Esas - ... Karar ASIL DAVADA; DAVACI : 1- ... VEKİLİ : Av. ... DAVALILAR : 1- ... 2- ..... VEKİLLERİ : Av. ... BİRLEŞEN Konya .... ASLİ…
T.C. KONYA BAM 5. HUKUK DAİRESİ T.C. KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 5. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/ KARAR NO : 2025/ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 25/06/2025 NUMARASI : ... Esas - ... Karar ASIL DAVADA; DAVACI : 1- ... VEKİLİ : Av. ... DAVALILAR : 1- ... 2- ..... VEKİLLERİ : Av. ... BİRLEŞEN Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2016/702 ESAS SAYILI DAVASINDA; DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALILAR : 1- ... 2- ..... VEKİLLERİ : Av. ... ANA DAVANIN KONUSU : Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan Alacak BİRLEŞEN DAVANIN KONUSU : Mal Sigortasından Kaynaklı Rücuen Tazminat İSTİNAF KARAR TARİHİ : 20/11/2025 G. KARAR YAZIM TARİHİ : 05/12/2025 İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik asıl dosyada davacı vekili ile birleşen dosyada davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş ve dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere Dairemize gönderilmiş olmakla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: ANA DAVADA; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin davalı şirketten taraflar arasında düzenlenen 21/02/2013 tarihli sözleşme ile TESSAN marka buhar kazanı satın aldığını, alınan buhar kazanı makinesinin kurulduğu günden itibaren sürekli arıza verdiğini ve düzenli olarak kullanılamadığını, durumun davalı şirkete sürekli bildirilmesine rağmen sonuç alınamadığını, makinedeki sorunlarla ilgili Antalya.... Noterliğinin 10/10/2013 tarih, ....... yevmiye numaralı ihtarname ile durumun davalıya ihtar edildiğini, davalı tarafça 23/10/2013 tarihli cevabı ihtarname ile arızanın kendilerinden kaynaklanmadığının, bir hafta içerisinde tamir için geleceklerinin müvekkili şirkete bildirildiğini, aradan 1 aylık zaman geçmesine rağmen davalı tarafça tamir için bir işlem yapılmaması üzerine müvekkili şirket tarafından dava dışı ....... şirketinden teknik destek alındığını ve 8.271,30TL onarım için bu şirkete ödeme yapıldığını, davaya konu buhar makinesinin durumu için Antalya....Sulh Hukuk Mahkemesinin ... d.iş sayılı dosyası ile tespit yapıldığını ve bu dosyaya makine mühendisi bilirkişi tarafından sunulan raporla eksikliklerin ve ayıpların tespit edildiğini, davalı tarafın sözleşmeye aykırı hareket ederek satın alınan malda ağır kusurlu olduğunun ortaya çıktığını, gelinen aşamada baca çapının yanlış hesaplanması sonucu montaj hatası ve diğer ayıplı işlerin giderilmesi için 23.000TL masraf yapılması gerektiğini, mevcut haliyle kazanın değerinin 23.000TL azalmış olduğunu ayrıca müvekkili tarafından tamir ve bakım için 8.271,30TL masraf yapmak zorunda kaldığını beyanla müvekkili şirketin 31.271,30TL maddi zararının ve tespit masrafları olan 658,50 TL maddi zararının yargılama giderleri ile vekalet ücreti ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafça açılan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davaya konu kazanın buhar kazanı olup yeni nesil gaz yakıtlı kazanlarda patlama kapağının standartlar gereği yapılamayacağını, taraflar arasında düzenlenen sözleşmede de böyle bir taahhüt de bulunulmadığını, buhar makinesinde gerekli emniyet tertibatların bulunduğunu, sıvı yakıtlı buhar kazanlarında patlatma kapağının kullanıldığını, davacı tarafça açılan tespit dosyasında alınan raporda bu durumun yanlış tespit edildiğini, müvekkili şirket tarafından satışı yapılan kazanın olması gerektiği gibi davacı tarafa teslim edildiğini, satışının müvekkillerce yapılmadığı bürülürün kullanıcı tarafından uygun şekilde ayarlanmadığından kapak izolasyonunda tahribatlar oluşturduğunu, bürülürün kazanın yanmayı yani ateşlemeyi sağlayan tertibat kısmı olduğunu, bunun kapasitesinden fazla ayarlanması ya da bozuk bir şekilde ayarlanmasının tahrifatlara sebep olabileceğini, bu tertibatla ilgili müvekkilleri şirketlerin bir sorumluluğunun bulunmadığını, bu durumun mahkememizce yapılacak bilirkişi incelemesi ile de ortaya çıkacağını, müvekkillerinin satışını yapmadığı tertibata ilişkin müvekkillerine yönelik ayıptan bahsedilemeyeceğini, davacı tarafın 8.271,30TL tamir ve bakım masrafına ilişkin zarar talebinin tamamen kullanıcı hatasından oluşan zararlar olduğunu ve müvekkillerinden talep edilemeyeceğini, davacı şirketin istediği teklife göre müvekkillerinin baca ölçülerini bildirerek teklif sunduğunu, buna ilişkin mail yazışmalarının mevcut olduğunu, baca çapının küçük olduğuna yönelik tespit raporunun da teknik olarak yanlış olduğunu, tespit raporun sunan bilirkişinin yeni nesil tekniklerden anlamadan böyle bir rapor sunduğunu, davacı tarafın süresi içinde ayıp ihbarında bulunmadığını, müvekkillerinin sözleşme gereğince edimlerini eksiksiz ve ayıpsız bir şekilde yerine getirdiğini, iddia edilen ayıplardan müvekkillerinin sorumluluğunun olmadığını, talep edilen tazminat miktarın da fahiş bedeller olup gerçeği yansıtmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. BİRLEŞEN DAVADA; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ....... nolu işyeri poliçesi ile 26/09/2014-2015 dönemi için dava dışı ....... A.Ş. ye ait ... Mahallesi ... Bulvarı ....... Ada ... Parsel ... Döşemealtı/ANTALYA adresindeki endüstriyel çamaşır yıkama tesisini sigorta örtüsü altına aldığını ancak 19/11/2014 tarihinde buhar kazanının infilak etmesi kazası sonrası 5 işçinin öldüğünü, iş yerindeki ve komşu iş yerindeki emtiaların ve binaların da zarar gördüğünü, Antalya....Ağır Ceza Mahkemesinin ... Esas sırasında taksirle birden çok kişinin ölümüne neden olmak suçundan sorumlular hakkında kamu davasının görülmekte olduğunu, infilak eden buhar kazanının davalılardan ....... Ltd. Şti. nin imal ettiğini, diğer davalı ....... Şti. nin de montajını yaptığını, müvekkili şirket tarafından Antalya....Asliye Ticaret Mahkemesinin ... D.İş sayılı dosyası üzerinden hasar tespiti yaptırdıklarını, müvekkilinin sigortalısına peyder pey toplam 2.460.927,00 TL hasar bedeli ödediğini, komşu iş yerlerinin hak sahiplerine de toplam 23.196,00 TL ödediğini böylelikle müvekkilinin toplam 2.484.123,00 TL maddi tazminat ödediğini, imalattan ve montajdan kusurlu ve sorumlu davalıların bu zararlardan müvekkiline karşı sorumlu olduklarından bahisle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 2.484.123,00 TL nin ödeme tarihlerinden itibaren hesaplanacak avans faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu kazan patlamasına ilişkin olarak müvekkillerinin bir kusurunun bulunmadığını, kazanın kullanıcı hatası nedeniyle olduğunu, Makine Mühendisleri Odasınca aldırılan 10/01/2014 tarihli raporda dava konusu kazanda deformasyon ve sızıntı olmadığının tespit edildiğini, kazanın bulunduğu işletmede buhar kazanına ilişkin işletme belgesi olmayan kişilerin çalıştırıldığını, bu durumun yönetmeliklere aykırı olduğunu, dava konusu patlamaya bu durumunda etkili olduğunu, oluşan kaza sonrasında imalat hatası olduğu iftirası atılmaya çalışıldığını, buhar makinesinde gaz ile birlikte hava üfleyen blülör bulunduğunu, bu blülörün ayarlarının hatalı yapıldığı ve yüksek ateşleme yapması neticesinde iş bu kazanın oluştuğunu, iş bu davanın ODTÜ'den alınan rapor içeriği delil gösterilerek açıldığını ancak mahkemelerce ve savcılık aşamalarında alınan raporların dikkate alınmadığını, davacı tarafın zorlama yorumlar ile müvekkillerine kusur atfetmeye çalıştığını, bu durumu kabul etmediklerini, davacı ... şirketinin ödemiş olduğu sigorta bedeline ilişkin müvekkillerinin bir sorumluluğu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonunda; "...Ana dava, ayıplı ürün imalatı ve satımı nedeniyle uğranıldığı iddia edilen maddi zararların tazmini; birleşen dava ise, zararın meydana gelmesine ayıplı ürünün sebep olduğu iddiasıyla sigorta şirkete tarafından yapılan hasar ödemesinin rücusu istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık; davalılara husumet yöneltilip yöneltilemeyeceği, dava konusu yangın olayı ve bundan kaynaklı zararların ortaya çıkmasına davalıların imalatçısı ve satıcısı oldukları buhar kazanın etkili olup olmadığı, buhar kazanında imalat veya montaj kaynaklı bir ayıp bulunup bulunmadığı, ayıp ihbar sürelerine uyulup uyulmadığı, davacıların, davalıların kusurundan kaynaklı bir zararının olup olmadığı, varsa tazmini gerekli zarar miktarının ne olduğu hususundadır. Bir ticari satımda, üretici veya üretimi sağlayıcı ile alıcı arasında normalde bir sözleşme ilişkisi yoktur. Ancak öğretide ve uygulamada üretici ile zarar gören arasında böyle bir bağ olmasa bile, Borçlar Kanunu’nun 41. (6098 sayılı TBK’nın 49. ) maddesinin 1. Fıkrası hükmü uyarınca üreticinin sözleşme dışı sorumlu tutulabileceği kabul edilmektedir. Bu madde hükmü uyarınca kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zira, 12.03.2021 tarihinde yürürlüğe giren 7223 sayılı Ürün Güvenliği ve Teknik Düzenlemeler Kanunu ile üreticinin sorumluluğu hüküm altına alınmış ve bu konudaki yasa boşluğu giderilmiştir. Üreticinin buradaki sorumluluğu kusur sorumluluğudur. Üretici bulunduğu faaliyet gereği hukuk düzenince gerekli olan ve kendisinden beklenebilen tüm özeni göstermesi, önleyici tedbirler alması gerekir. Üreticinin sorumlu tutulabilmesi için taraflar arasında akdi ilişki bulunması da zorunlu değildir. Üretici BK’nun 41. madde hükmü uyarınca meydana gelen haksız fiilden sorumludur. Ürün ile üretici (Üreticinin fiili ile üründeki ayıp nedeniyle meydana gelen zarar.) arasında uygun illiyet bağı bulunduğu takdirde üretici meydana gelen zararı tazminle yükümlüdür. Nitekim, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin 16.04.2015 gün, 2014/8733 esas ve 2015/5518 karar, 16.03.2011 gün 2010/9917 esas ve 2011/3356 karar, 11.10.2016 gün 2016/4075 esas ve 2016/13270 karar, 11. Hukuk Dairesi’nin 05.03.2014 gün 2014/1814 esas ve 2014/2165 karar, 23.10.2014 gün 2013/14654 esas ve 2014/16363 karar, 4 Hukuk Dairesi’nin 11.04.2000 gün, 2000/517 esas ve 2000/3348 karar, 27.03.1995 gün 6256 esas 2596 karar sayılı kararlarında da üreticinin ayıplı maldan dolayı meydana gelen zarardan sorumlu olduğu belirtilmiştir. Bu itibarla, davalı şirketlerin ürünün tasarımını ve imalatını yaptırıp piyasaya arzını sağlamaları karşısında pasif husumet ehliyetlerinin olduğunun kabulü gerekmiştir. Davaya konu uyuşmazlığa satış tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. 6102 sayılı TTK'nun 23/1-c maddesine göre; "malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı 2 gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra 8 gün içinde malı incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda TBK'nun 223.maddesinin ikinci fıkrası uygulanır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 223.maddesine göre de; "Alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır. Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır. TTK'nın 23/1-c. maddesindeki ticari satıma ilişkin hükümde ayıp, açık ayıp ve basit bir muayene sonucu anlaşılan ayıp niteliğinde olması halinde 2-8 günlük süre içinde ayıp ihbarı yapılması, diğer hallerde TBK’nın 223 maddesi hükmün uygulanması gerektiği belirtilmiştir. Türk Borçlar Kanunu’nun 223. maddesi hükmü uyarınca da ayıp, kullanma sonucu sonradan ortaya çıkarsa derhal satıcıya ihbar edilmesi gerekir. Dosya içerisinde mevcut mail yazışmaları, servis formları, ihtarname içerikleri dikkate alındığında davacı şirketin ayıp bildirimlerinin süresinde yapıldığı sonucuna varılmıştır. Öte yandan zorunlu arabuluculuk sürecindeki durma süreleri, zarar tarihi, dava tarihleri dikkate alındığında her iki davanın iki yıllık zamanaşımı süresi içinde açıldığı, davayı görmeye Mahkememizin yetkili ve görevli olduğu tespit edilmiştir. Dava taraflarının iddia ve savunmaları ile dosyaya sundukları deliller, yukarıda yer verilen yasa hükümleri ve yüksek mahkeme içtihatları ile Antalya....Ağır Ceza Mahkemesinin 14/11/2019 tarih, ... esas, ... karar sayılı kararı ile kesinleşen maddi vakıa tespitleri ve özellikle Mahkememizce benimsenen 16/04/2025 tarihli bilirkişi heyeti raporu ve bu raporla örtüşen ve anılan ceza dosyasına sunulan teknik üniversitelerin öğretim üyelerince düzenlenen bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde; Davacı şirket ile davalı ... arasında düzenlenen 21/02/2013 tarihli satım sözleşmesi ile, diğer davalı ...'nin imalatçısı olduğu bir buhar kazanı satın alınarak davacının iş yerine kurulduğu ve kullanılmaya başlandığı, bahse konu buhar kazanının 19/11/2014 tarihinde patlaması sonucunda işyerindeki bazı çalışanlarının vefat ettiği, bazı çalışanlarının ise yaralandığı ayrıca kazanın kullanılamaz hale geldiği ve davacının iş yerinde hasar oluştuğu, birleşen dosya davacısı sigorta şirketi tarafından oluşan bu zarardan dolayı sigortalısına hasar ödemesi yapıldığı, patlamadan kaynaklı vefatlar ve yaralanmalar sebebiyle açılan ve Mahkememizce neticesi beklenilen ceza yargılaması sonucunda Antalya...Ağır Ceza Mahkemesinin 14/11/2019 tarih, ... esas, ... karar sayılı kararı ile buhar kazanının çalıştırılma yöntemi ve kullanımına bağlı olarak patladığı, iş yerinde gerekli güvenlik önlemlerinin alınmadığı, kazandaki imalat eksikliği veya hatası sebepli bir patlama olmadığı, kazanın imalatçısı şirketin yetkilisinin bir kusurunun olmadığı tespitlerini yapıldığı ve imalatçı şirket yetkilisi hakkında yüklenen suç yönünden bir kast veya taksirinin bulunmaması gerekçesiyle CMK'nun 223/2-c maddesi uyarınca beraat kararı verildiği, bahse konu ceza mahkemesi kararının kanun yolu incelemelerinden geçerek kesinleştiği, Mahkememizce talimat dosyası kanalıyla buhar kazanı üzerinde keşfen yaptırılan inceleme ile aldırılan 16/04/2025 tarihli bilirkişi heyeti raporunda ve kesinleşen ceza dosyasına sunulan teknik üniversitelerin öğretim üyelerince düzenlenen bilirkişi raporlarında tespit edildiği üzere, buhar kazanının, patlama hadisesinden önce yaklaşık 17 ay kullanıldığı, kazanda her türlü emniyet sisteminin bulunduğu, patlamadan 3 gün öncesi kazanın kendisini korumaya aldığı, yani çalışmasını kendiliğinden durdurduğu, buna rağmen kazandaki otomatik su besleme sistemi elektrik panosundan devre dışı bırakılmak suretiyle kazana dıştan emniyetsiz şekilde müdahale edilerek kazanın çalıştırıldığı, patlama günü kazanın 1000c derece yükselmesi ve kontrolsüzce kazana su verilmesi sonucunda kazanın 18 bar test basıncının 1,66 katı olan 29,88 bar basınca ulaşması sonucunda patlayarak 300 mt uzağa fırladığı, buhar kazanının imalatından veya montajından kaynaklı olarak bir patlama meydana gelmediği, bu haliyle zararın ortaya çıkmasında davalılara atfedilebilir bir kusur bulunmadığı sonuç ve kanaatine varıldığından açılan her iki davanın reddi yönünde aşağıdaki şekilde hüküm tesisi gerekli olmuştur..." gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine, karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Asıl davada davacı ....... vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükme esas alınan bilirkişi raporunu hatalı olduğunu, yargılama aşamasında ekspertiz firması da yargılamaya konu olayla ilgili olarak ODTÜ’den rapor aldırıldığını, raporda patlamanın buhar kazanındaki üretim hatasından kaynaklandığının açıkça ortaya konulduğunu, İTÜ'den aldırılan uzman görüşünde de buhar kazanında üretim hatasının olduğunun tespit edildiğini, Antalya....İş Mahkemesi'nin ... E. sayılı dosyasında açılan tazminat davasında aldırılan 27/03/2017 tarihli kusur raporu ile davalılardan ....... Şirketi'nin üretim hatası sebebiyle %50 oranında kusurlu olduğu; müvekkili şirketin kusur oranının ise %30 olduğu tespit edildiğini, yine Antalya....İş Mahkemesi'nin ... E. Sayılı dosyasında alınan raporda da buhar kazanında üretim hatası olduğunun tespit edildiğini, sonuç olarak İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu belirterek istinaf taleplerinin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen davada davacı ... AŞ vekili istinaf dilekçesinde özetle; *Müvekkili şirket aleyhine 333.253,53 TL nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin AAÜT'nin 13/4.maddesine göre yasaya aykırı olduğunu, Antalya Cumhuriyet Savcılığı tarafından hazırlanan 25.12.2014 tarihli raporda, - Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Teftiş Kurulu tarafından hazırlanan 27.112014 tarihli raporda, Ortadoğu Teknik Üniversitesi tarafından hazırlanan 16.02.2015 tarihli raporda, Davalıların dayandığı Süleyman Demirel Üniversitesi öğretim üyelerince hazırlanmış 04.03.2016 tarihli raporda, Antalya 5. İş Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında alınan raporda, Antalya....İş Mahkemesi'nin ... E. Sayılı dosyasında alınan raporda, Antalya 1. İş Mahkemesi'nin ... E. Sayılı dosyasında alınan raporda, İTÜ Makine Fakültesi Öğretim Üyesi Prof Dr ....... tarafından hazırlanan 10.12.2018 tarihli raporda, Yine İTÜ Makine Fakültesi öğretim üyesi Prof Dr ....... tarafından hazırlanan raporda ve hatta Antalya .... Ağır Ceza Mahkemesi tarafından hazırlatılan ve davalı şirket yetkilisi .......' a kusur izafe etmeyen bilirkişi raporunun içeriğinde bile buhar kazanında imalat hatalarının olduğunun tespit edildiğini, Yerel mahkemece aldırılan bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi taleplerinin reddedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gibi hatalı bilirkişi raporuna dayanılarak karar verilmesinin de hatalı olduğunu belirterek istinaf taleplerinin kabulü ile davalarının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde; Ana davacı iş sahibi ile davalı yükleniciler arasındaki eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak; birleşen dava ise mal sigortası kapsamında ödeme yapan sigorta şirketinin rücuen alacağı istemine ilişkindir. Davaların birleştirilmesi başlıklı 6100 sayılı HMK'nın 166. maddesi; " (1) Aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış davalar, aralarında bağlantı bulunması durumunda, davanın her aşamasında, talep üzerine veya kendiliğinden ilk davanın açıldığı mahkemede birleştirilebilir. Birleştirme kararı, ikinci davanın açıldığı mahkemece verilir (2) Davalar, ayrı yargı çevrelerinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış ise bağlantı sebebiyle birleştirme ikinci davanın açıldığı mahkemeden talep edilebilir. Birinci davanın açıldığı mahkeme, talebin kabulü ile davaların birleştirilmesine ilişkin kararın kesinleşmesinden itibaren, bununla bağlıdır. (3) Birleştirme kararı, derhâl ilk davanın açıldığı mahkemeye bildirilir. (4) Davaların aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğması ya da biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması durumunda, bağlantı var sayılır. (5) İstinaf incelemesi ayrı dairelerde yapılması gereken davaların da bu madde hükmüne göre birleştirilmesine karar verilebilir. Bu hâlde istinaf incelemesi, birleştirilen davalarda uyuşmazlığı doğuran asıl hukuki ilişkiye ait kararı inceleyen bölge adliye mahkemesi dairesinde yapılır." şeklinde; Davaların ayrılması başlıklı HMK'nın 167. maddesi ise; " Mahkeme, yargılamanın iyi bir şekilde yürütülmesini sağlamak için, birlikte açılmış veya sonradan birleştirilmiş davaların ayrılmasına, davanın her aşamasında, talep üzerine veya kendiliğinden karar verebilir. Bu durumda mahkeme, ayrılmasına karar verilen davalara bakmaya devam eder." şeklinde düzenlenmiştir. Somut olayda ana davada taraflar arasında eser sözleşmesi ilişkisi bulunmakta olup birleşen davada ise herhangi bir hukuki ilişkinin bulunmadığı, davanın dayanağının dava dışı sigortalı için ödenen sigorta bedelinin rücu talebi olduğu, dolayısıyla eldeki davada iki ayrı hukuki sebepten kaynaklı iki ayrı davanın bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu bağlamda HMK'nın 166. maddesinde gösterildiği şekilde her iki dava arasında bağlantı bulunduğu kabul edilemez. Hal böyle olunca iki davanın birleştirilmesi kararının hatalıdır. İki ayrı dava nedeniyle verilen hükümlerin farklı kanun yolu mercileri tarafından incelenmesi gerektiğinden tabii hakimlik ilkesi de gözetildiğinde davaların tefrik edilip yeniden taraf delileri değerlendirilerek hüküm verilmesi gerekir. Davacılar vekilinin istinaf talebinin kabulü ile sair yönler incelenmeksizin kararların kaldırılmasına karar verilmelidir Açıklanan nedenlerle, asıl davada davacı ....... vekilinin ve birleşen davada davacı ... AŞ vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile sair yönler incelenmeksizin 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-Asıl davada davacı ...... vekilinin ve birleşen davada davacı ... AŞ vekilinin istinaf başvurularının KABULÜNE, 2-6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6.maddesi uyarınca Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 25/06/2025 tarihli ve ... Esas - ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Asıl davada davacı ....... tarafından yatırılan 615,40 TL istinaf karar harcının talep halinde İlk Derece Mahkemesince bu davacıya iadesine, 5-Birleşen davada davacı ... AŞ tarafından yatırılan 615,40 TL istinaf karar harcının talep halinde İlk Derece Mahkemesince bu davacıya iadesine, 6-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 7-Karar tebliği ve harç işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine, Dair, 6100 HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.20/11/2025 ... Başkan ... ¸e-imzalıdır. ... Üye ... ¸e-imzalıdır. ... Üye ... ¸e-imzalıdır. ... Katip ... ¸e-imzalıdır. ¸Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında Elektronik İmza ile imzalanmıştır.¸