Başvurucu boşanma davası sonrası açtığı nafakanın artırılması davasının makul sürede sonuçlandırılmaması ve dava neticesinde lehine takdir edilmiş olan nafakanın kaldırılmasına karar verilmesi nedeniyle, Anayasa’nın 10. , 13. , 36. ve 4 maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini ileri sürerek, ihlalin tespitiyle yoksun kaldığı nafaka alacaklarının kendisine ödenmesine ve uğradığı manevi zararın tazminine karar verilmesini talep etmiştir.
Başvurucu boşanma davası sonrası açtığı nafakanın artırılması davasının makul sürede sonuçlandırılmaması ve dava neticesinde lehine takdir edilmiş olan nafakanın kaldırılmasına karar verilmesi nedeniyle, Anayasa’nın , , ve maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini ileri sürerek, ihlalin tespitiyle yoksun kaldığı nafaka alacaklarının kendisine ödenmesine ve uğradığı manevi zararın tazminine karar verilmesini talep etmiştir. Başvuru, 18/12/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede başvuruların Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca, kabul edilebilirlik incelemesi Bölüm tarafından yapılmak üzere dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. Bölüm tarafından 19/3/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru konusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Adalet Bakanlığının 7/4/2014 tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen, başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve ekleri ile başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu 25/1/2008 tarihinde Ankara Aile Mahkemesinin E.2008/99 sırası üzerinde açtığı davada, davalı ile aralarındaki boşanma davası neticesinde lehine hükmedilen yoksulluk nafakası ve velayetleri kendisine bırakılmış olan çocuklar için takdir edilen iştirak nafakasının artırılmasını talep etmiştir. Davalı eski eş tarafından aynı esas sayılı dosya üzerinde açılan karşı dava ile yoksulluk nafakasının kaldırılması talep edilmiştir. Yargılama sırasında Ankara Aile Mahkemesinin E.2008/378 sırası üzerinde görülen ayrı bir dava neticesinde, müşterek çocukların velayetinin davalı babaya verilmesine hükmedilmiştir. Mahkemece yapılan yargılama neticesinde, 25/3/2009 tarih ve E2008/99, K.2009/390 sayılı karar ile, müşterek çocuklarının annede olan velayetlerinin babaya verilmiş olması ve başvurucunun dosya kapsamındaki delillerden evlenme olmaksızın evli imiş gibi bir başka şahısla birlikte yaşadığının tespit edilmesi gerekçelerine istinaden, başvurucunun davasının reddi ve davalı-karşı davacının davasının kabulüne ve yoksulluk nafakasının karşı dava tarihi olan 14/2/2008 tarihinden geçerli olmak üzere kaldırılmasına hükmedilmiştir. İlk derece mahkemesi kararı temyiz edilmekle, Yargıtay Hukuk Dairesinin 10/6/2013 tarih ve E.2013/8280, K.2013/9823 sayılı kararı ile onanmıştır. Karar düzeltme talebi aynı Dairenin 8/10/2013 tarih ve E.2013/5625, K.2013/14137 sayılı kararı ile reddedilmiştir. Ret kararı başvurucu vekiline 20/11/2013 tarihinde tebliğ edilmiş ve 18/12/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.B. İlgili Hukuk 12/1/2011 tarih ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Usul ekonomisi ilkesi” kenar başlıklı maddesi şöyledir: “Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.”