10. Hukuk Dairesi 2023/14230 E. , 2024/2913 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2462 E., 2023/2320 K. KARAR : Davalı yönünden esastan red, davacı yönünden kısmen kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : Aydın 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/360 E., 2023/141 K. Taraflar arasındaki sigorta başlangıcının tespiti ile yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar ve
**10. Hukuk Dairesi 2023/14230 E. , 2024/2913 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2462 E., 2023/2320 K. KARAR : Davalı yönünden esastan red, davacı yönünden kısmen kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : Aydın 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/360 E., 2023/141 K. Taraflar arasındaki sigorta başlangıcının tespiti ile yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı Kurumun başvurunun esastan reddine, davacı vekilinin talebinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı SGK vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1.Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının 06.05.2015 tarihinde davalı kuruma müracaat ederek 16/03/1982 tarihli sigortalılık girişi, 25 yıl hizmet süresi, 5075 gün prim ödemesi ve 46 yaşını doldurduğundan dolayı yaşlılık aylığı talebinde bulunduğunu, davalı Kurumun müvekkilinin talebini reddettiğini, davalı Kurumun müvekkilinin sigortalılık başlangıcını 10.01.1994 tarihi kabul ederek yaşlılık aylığı şartlarını taşımadığı gerekçesiyle bu kanıya vardığını, müvekkilinin asıl sigortalılık başlangıcının 16.03.1982 tarihi olduğunu belirterek, davalı Kurumun işleminin iptaliyle müvekkilinin emeklilik aylığının bağlanması gereken tarihten itibaren yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tespitine, hak kazanılan aylıklara tahakkuk tarihlerinden itibaren her ay için bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faiz oranında faiz işletilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Kurum vekili, davacının 06.05.2015 tarihli tahsis talep dilekçesine istinaden İzmir Konak SGM'ye.... numaralı işyerindeki 1982/1, 2, 3 dönemleri sorulduğunu, 34355 numaralı işyeri 1982/1 dönem bordrosunda isminin olmadığını, 1982/2,3 dönemlerindeki çalışmalarının da hizmet dökümünde iptal edildiğinin görüldüğünü, davacının ilk işe giriş tarihinin 10.01.1994 kabul edilerek davacının emeklilik şartları 25 yıl 54 yaş 5675 gün olarak belirlendiğini, sigortalının 06.05.2015 tarihli tahsis talebinin 25 yıl 54 yaş şartlarını sağlamadığından davacının taleplerinin kabulünün mümkün olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulü ile davacının.... sicil numaralı .... A.Ş. Unvanlı iş yerinde 16.03.1982 tarihinde hizmet akdine dayalı olarak asgari ücretle 1 gün fiilen çalıştığının, ancak sigortalılık başlangıç tarihinin 18 yaşını tamamladığı 30.10.1985 tarihi olarak kabul edilmesi gerektiğinin tespitine, aksi yöndeki kurum işleminin iptaline, davacı tarafın emeklilik aylığının bağlanması gereken tarihten itibaren yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tespiti davasının reddine, karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı SGK vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili, davacının sigortalılık başlangıç tarihinin 28.01.1982 olduğunu, Kurum'a başvuru tarihi olan 03.11.2011 tarihinde davacının emelilik şartlarını taşıdığını, 18 yaşını doldurduğu tarihin 30.10.1985 olması nedeniyle emeklilik şartlarının 30.10.2016 tarihinde yerine getirildiğini beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. 2.Davalı Kurum vekili, davacının tahsis talep dilekçesine istinaden İzmir Konak Sosyal Güvenlik Müdürlüğü'ne 1982/1, 2, 3 üncü dönemlerinin sorulduğunu ve 1982/1 dönem bordrosunda isminin olmaması, 1982/2, 3 üncü dönemlerindeki çalışmalarının iptal edilmesi nedeniyle ilk işe giriş tarihinin 10.01.1994 kabul edildiğini, 06.05.2015 tarihli tahsis talebinin emeklilik şartlarını sağlamaması nedeniyle reddedildiğini, yerel Mahkeme tarafından yeterli araştırma yapılmadan hüküm kurulduğunu, Kurum kayıtlarının aksinin resmi ve yazılı belgeler ile ispatının gerektiğini beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ".Dosyadaki kayıt ve belgelerin incelenmesinden anlaşıldığı üzere davacının ilk işe giriş bildirgesinin incelenmesinden 16.03.1982 tarihi itibariyle dava dışı .... sicil sayılı işyerinde işe başladığının, 25.03.1982 tarihinde Kurum kayıtlarına yansıyan belge ile bildirildiği, davacının çıraklar adı altında dönem bordrosunun verildiği, Kurum tarafından önce hizmet döküm cetveline işlenen bildirimin daha sonra kısa vadeli sigorta kollarından bildirim yapıldığı anlaşıldığından bahisle iptal edildiği görülmektedir. Davacının mesleki eğitim veren kamu kurumlarında kaydının olmadığı anlaşılmaktadır. İşe giriş bildirgesinin incelenmesinden çırak olarak işe alındığına ilişkin hiçbir ibarenin bulunmadığı gibi davacıya verilen sigorta sicil numarasının daha sonraki çalışmalarında da kullanıldığı izlenmektedir. Çözülmesi gereken sorun davacının işe başladığı tarihten itibaren öğrenme amaçlı mı yoksa üretim sürecinin bir parçası olarak mı çalıştığı noktasında düğümlenmektedir. Dinlenen tüm tanıklar davacının üretime yönelik olarak çalıştığını ifade etmiş görünmektedir. Özellikle çekişmeli dönemde üretime yönelik çalıştığı kayıtlara yansıyan, bordro tanığı ... beyanından açıkça anlaşıldığı üzere davacı iş bu tanıkla birlikte aynı işi yapmaktadır. Kesim büküm bölümünde üretime yönelik olarak çalışmıştır. Şu halde davacının uzun vadeli sigorta kolları kapsamında çalıştığına ve dolayısıyla sigortalılık başlangıcına ilişkin ilk derece mahkemesinin kabulünde bir isabetsizlik bulunmadığından davalı Kurumun istinaf başvurusu yerinde görülmemiştirDavacı tarafın istinaf sebepleri değerlendirildiğinde,Davacı taraf 49 yaşını doldurduğu 2016 tarihinden itibaren aylığın tahsisi gerektiğini iddia etmiş ise de belirtilen tarih itibariyle yaşlılık aylığı tahsis talebinin bulunmadığı ortada olmakla şartları oluşsa da talep bulunmadığından 2016 yılı itibariyle aylık tahsisine imkan bulunmamaktadır. 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 62 nci maddesinde yaşlılık aylığına hak kazanma koşullarını taşıyan sigortalıya yazılı istek tarihini takip eden ay başından itibaren yaşlılık aylığı bağlanacağı belirtilmiş, aynı yöndeki düzenlemeye 5510 sayılı Kanun'un 28 inci maddesinde de yer verilmiştir. Bu nedenle yaşlılık aylığı bağlanması için yazılı istekte (tahsis talebinde) bulunulması gerekmektedir. Dava dilekçesi ile davacının yaşlılık aylığı talebinde de bulunduğu ortada olmakla dava tarihi itibariyle yaşlılık aylığı şartlarının değerlendirilmesi zorunludur. Dava tarihi olan 19.11.2018 günü itibariyle 30.10.1967 doğumlu olan davacının 51 yaşında olduğu, 5300 günden fazla prim ödemesinin bulunduğu anlaşılmakla 506 sayılı Kanun'un geçici 81/B-f bendine göre yaşlılık aylığına hak kazandığı görülmekle davacının aylık talebinin kabulü gerekirken reddine karar verilmesi isabetli olmamıştır.Mahkemece, dava tarihini takip eden ay başı olan 01.12.2018 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazanılması nedeniyle 5510 sayılı Kanun'un 42 nci maddesinde yazılı üç aylık işlem süresinin varlığı karşısında; Kurum'un, 3 aylık sürenin sonundan itibaren faiz alacağı ile sorumlu tutulması gerektiği kabul görmüştür.." gerekçesiyle davalı SGK vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kısmen kabulüne, Davacı ...'ın, .... sicil numaralı, ... A.Ş. ünvanlı, iş yerinde, 16.03.1982 tarihinde hizmet akdine dayalı olarak, asgari ücretle, 1 gün fiilen çalıştığının, sigortalılık başlangıç tarihinin 18 yaşını tamamladığı 30.10.1985 tarihi olarak kabul edilmesi gerektiğinin tespitine, aksi yöndeki Kurum işleminin iptaline, Davacıya 01.12.2018 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı tahsisi gerektiğinin tespitine, 01.03.2019 tarihinden itibaren ödenmeyen aylıkların her birine ödenmesi gereken tarihten itibaren yasal faiz işletilmesi gerektiğinin tespitine, Davacının fazlaya dair talebinin reddine, karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı SGK vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı SGK vekili istinaf dilekçe içeriğini tekrarla kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık 10.01.1994 tarihinin sigorta başlangıcı olduğunun tespiti ile yaşlılık aylığına hak kazandığının istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2.506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 2 nci, 3/II-B, 6 ncı, 108 inci, 2089 sayılı Çırak Kalfa ve Ustalık Kanunu'nun 4 üncü, 5 inci,16 ncı maddesi, 3308 sayılı Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu'nun 10 uncu maddesi, 14 üncü maddesi, Geçici 4 üncü maddesi ile geçici 81 inci maddesi hükümleridir. 506 sayılı Kanun'un 108 inci maddesi gereğince sigortalılık başlangıç tarihinin belirlenmesine ilişkin açılan her dava, sigortalılığın saptanması istemini de içerdiğinden, aynı Kanun'un 79 uncu maddesinin 10 uncu fıkrası kapsamında bir günlük çalışmanın belirlenmesi davasıdır. Bu nedenle hizmet tespiti davalarındaki kanıtlama yöntem ve ilkeleri benimsenip uygulanmalı, başka bir anlatımla, sigortalılıktan söz edilebilmesi için, çalışmanın varlığı, hizmet tespiti davaları yönünden kabul edilen yöntem ve ilkelere uygun biçimde saptanmalıdır. 506 sayılı Kanun’un 2 nci maddesine göre sigortalılık niteliği, hizmet akdinin kurulması ve 6 ncı madde gereğince çalışmaya başlanması ile edinilir. “Sigortalı Sayılmayanlar” başlıklı 3/II-B maddesinde; “Özel kanunda tarifi ve nitelikleri belirtilen çıraklar hakkında, çıraklık devresi sayılan süre içinde analık, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile bu Kanun'un 35 inci maddesi hükümleri uygulanmaz.” hükmü öngörülmüştür. Öte yandan aynı Kanun'un 3/II-B maddesinde, özel kanunda tarifi ve nitelikleri belirtilen çıraklar hakkında, çıraklık devresi sayılan süre içinde analık, malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile bu Kanun'un 35 inci maddesi hükümlerinin uygulanmayacağı belirtilmiştir. Bu kapsamda; sigortalı ile işveren arasındaki hukuki ilişkinin niteliği ve sigortalının çırak olup olmadığı belirlenirken çalışma ilişkisi irdelenmeli, çıraklık sözleşmesinde akdi ilişkinin üstün niteliğinin çalışma yerine sigortalıya bir meslek ve sanatın öğretilmesi olduğu hususu gözetilmeli, sigortalının iş yerinde üretimle ilgili çalışmalara eylemli olarak katılması ve meslek ve sanat eğitiminin ikinci plânda tutulması, bir başka anlatımla sigortalının emeğiyle iş yeri ve işverene katkıda bulunması durumlarında çıraklık ilişkisinin söz konusu olamayacağı benimsenmelidir. 05.07.1977 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 2089 sayılı Çırak Kalfa ve Ustalık Kanunu'nun 4 üncü maddesi çırağı, “Bu Kanuna tabi bir sanatı, o sanat için düzenlenen teorik ve pratik öğrenim programına göre o iş yerinde öğrenmek amacı ile bir çıraklık sözleşmesi ile bir işyeri sahibinin hizmetine giren kimse...” olarak tanımlamıştır. Kanunu'nun 5 inci maddesine göre çırak olabilmek için 12 yaşından küçük, 18 yaşından büyük olmamak gerekir. Kanun'un 16 ncı maddesinde ise, işyeri sahibi veya temsilcisinin çırak adayını çalıştırmağa başlamadan önce velisi veya Kanuni mümessili ile üç örnek yazılı bir çıraklık sözleşmesi yapmaya mecbur olduğu, 20 maddesinde, sözleşmenin bir örneğinin Mahalli Çıraklık Eğitim Komitesine, derneğe kayıtlı ise ilgili derneğe veya odaya vermek ve sicil numarasını alarak sözleşmeye yazmak zorunda olduğu öngörülmüştür. Uyuşmazlık konusu dönemde yürürlükte bulunan ve 19.06.1986 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 3308 sayılı Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu'nun 10 uncu maddesinde, çırak olabilmek için 13 yaşını doldurmuş, 19 yaşından gün almamış olmak, en az ilkokul mezunu olmak, bünyesi ve sağlık durumu gireceği mesleğin gerektirdiği işleri yapmaya uygun olmak koşullarına yer verilip, 14 üncü maddesinde, çıraklık süresinin 3-4 yıl olduğu ve bu sürenin mesleklerin özelliğine göre ilgili kuruluşların görüşü alınarak Bakanlıkça belirleneceği kesintisiz olarak devam edeceği, Geçici 4 üncü maddesinde ise Kanun'un 25 inci maddesine göre sigorta primlerinin ödenmesine bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihi takip eden mali yıl başından itibaren başlanacağı, bu tarihe kadar olan sürede primlerin işyeri sahiplerince ödenmesine devam edileceği düzenlemesi yer almaktadır. Çıraklık sözleşmesinde, akdi ilişkinin üstün niteliği çalışma olgusu değil, sigortalıya bir meslek ve sanatın öğretilmesidir. Ancak çırak, işyerinde üretimle ilgili çalışmalara bilfiil katılıyor, meslek ve sanat eğitimi arka planda tutuluyorsa, bu durumda çıraklık ilişkisinden söz edilemeyecektir. Sözü edilen öğrencilerin sigortalı sayılmamaları, “tatbiki mahiyetteki yapım ve üretim işleri” nin gördükleri öğrenimin doğal bir gereği olmasından ötürüdür. Bir başka anlatımla, bu işler -SSK anlamında sigortalı işçilerin gördükleri iş görünümünde bulunsalar bile- belirgin olarak öğrenim çevresine girmektedir. Bu bakımdan, bu gibi durumlarda, esasen bir hizmet akdinin varlığından söz edilemeyeceği için sigortalılık niteliği edinme hali de söz konusu değildir (Mustafa Çenberci, Sosyal Sigortalar Kanunu Şerhi; Ankara, 1977 Baskı, s;130). 3. Değerlendirme 1.Eldeki davada, dosya kapsamında dinlenen bordro tanıklarının hiç birinin davacıyı tanımadığı,çalışmayı doğrulayan davacı tanığı olan ...'ın ise aynı iş yerinden kısa vadeli sigorta kollarına tabi yapılan 1982/2-1982/4. dönem arası bildirimlerinin Kurum tarafından uzun vadeli sigorta kollarına tabi şekilde işlem yapıldıktan sonra tekrar Kurum tarafından 19.06.2011 tarih ve 14 no.lu komisyon kararı ile iptal edilerek kısa vadeli sigorta koluna tabi kılınan sigortalılardan olduğu görülmekle, Mahkemece eksik inceleme ve değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm verildiği anlaşılmıştır. Mahkemece,buzdolabı imalatı yapıldığı tanık anlatımları ile belirtilen işyerinde,yapılan işlerin niteliği,davacının yaşı ile fiziksel,zihinsel ve psikolojik kapasitesi ile birlikte değerlendirilerek söz konusu iş yerinde imalata dayalı üretimleri gerçekleştirebilecek ölçüde olup olmadığı gözetilip ayrıca ne iş yaptığına dair davacı beyanı da alınmak suretiyle ve bu kapsamda uzun vadeli sigorta kollarına tabi işyerinde dava konusu dönemde çalışmaları kayda geçmiş tanıkların dinlenerek davacının çalışmasının öğrenime mi yoksa üretime mi yönelik olduğu hususuları belirlenerek sonucuna göre karar verilmelidir. 2.Ayrıca, davacının işyerinden 1982/2-1982/4 dönemleri arası yapılan 84 günlük bildiriminin lısa vadeli sigorta kollarına tabi olduğu,davalı Kurum tarafından hataen önce uzun vadeli sigorta kolları kapsamında işleme tabi tutulup daha sonra 19.06.2011 tarih ve 14 no.lu komisyon kararı ile kısa vadeli sigorta kollarına tabi bildirime dönüştürüldüğü hususu da dikkate alınarak Kurum hatasının davacı lehine sigortalılığın niteliği konusunda bir hak bahşetmeyeceği de gözetilerek bu çerçevede yapılacak inceleme sonucuna göre sigorta başlangıcı talebine yönelik bir karar verilmeli sonucuna göre de tahsis koşulları irdelenerek yaşlılık aylığı talebine yönelik de bir karar verilmelidir. VI. KARAR Açıklanan sebeple Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 19.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.