5. Ceza Dairesi 2006/11487 E. , 2010/4212 K. "İçtihat Metni" Irza geçmek ve alıkoymak suçlarından sanıklar ... ve ...'in yapılan yargılanmaları sonunda; eyleminin reşit olmayan mağdureyi rızasıyla kaçırıp alıkoymak ve cinsi münasebette bulunmak olarak kabulüyle sanık ...'un mahkümiyetine ve atılı suçlardan sanık ...'in beraetine dair, ... Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 08/11/2005 gün ve 2005/146 Esas, 2005/229 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtay’ca incelenmesi katılanlar vekili taraf
**5. Ceza Dairesi 2006/11487 E. , 2010/4212 K.** **"İçtihat Metni"** Irza geçmek ve alıkoymak suçlarından sanıklar ... ve ...'in yapılan yargılanmaları sonunda; eyleminin reşit olmayan mağdureyi rızasıyla kaçırıp alıkoymak ve cinsi münasebette bulunmak olarak kabulüyle sanık ...'un mahkümiyetine ve atılı suçlardan sanık ...'in beraetine dair, ... Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 08/11/2005 gün ve 2005/146 Esas, 2005/229 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtay’ca incelenmesi katılanlar vekili tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C.Başsavcılığından tebliğname ile daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü: Delilleri takdir ve gerekçesi gösterilmek suretiyle ırza geçme ve alıkoyma suçuna iştirakten sanık ... hakkında verilen beraet hükümleri usul ve kanuna uygun olduğundan yerinde görülmeyen katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, Sanık ... hakkında kurulan hükümlerin incelenmesinde ise; Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak; Anayasa Mahkemesi'nin 23.11.2005 günlü 2005/103-89 sayılı kararı ile 5237 sayılı Yasanın 104/2. maddesinin iptal edilmesi karşısında, reşit olmayan mağdure ile rızasıyla cinsi münasebette bulunma eyleminin aynı Yasanın 104. maddesinin 1. fıkrası kapsamında yer aldığı ve şikayete bağlı bulunan bu suçtan dolayı, suç tarihinde 15 yaşını bitirmiş olan mağdurenin soruşturma sırasında savcılıkta verdiği 09.06.2004 günlü beyanında şikayetçi olmadığını bildirdiği anlaşıldığından, 5237 sayılı TCK.nun 7/1-2. ve 5271 sayılı CMK.nun 223/8. maddeleri de gözetilerek sanık hakkında açılan davanın düşmesine karar verilmesi lüzumu, 5237 sayılı TCK.nun 26/2. maddesinin "kişinin üzerinde mutlak surette tasarruf edebileceği bir hakkına ilişkin olmak üzere, açıkladığı rızası çerçevesinde işlenen fiilden dolayı kimseye ceza verilmez" hükmü karşısında onbeş yaşından büyük mağdureyi rızasıyla kaçırıp alıkoyan sanığın aynı Yasanın 109. maddesi anlamında hukuka aykırı bir davranışından söz edilemeyeceği, rızanın fiili hukuka uygun hale getirdiği ve 7/1. madde dikkate alınarak sanığın alıkoyma suçundan beraetine karar verilmesi gerektiği halde yazılı şekilde hüküm kurulması, Kanuna aykırı, katılanlar vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 02.06.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.