Başvuru; bilirkişi raporu alınması talebinin reddedilmesi ve sanığın usule ilişkin imkânlar noktasına dezavantajlı konuma düşürülmesi nedeniyle silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin, mahkûmiyet hükmünün yeterli gerekçe içermemesi nedeniyle de gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; bilirkişi raporu alınması talebinin reddedilmesi ve sanığın usule ilişkin imkânlar noktasına dezavantajlı konuma düşürülmesi nedeniyle silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin, mahkûmiyet hükmünün yeterli gerekçe içermemesi nedeniyle de gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Kemalpaşa Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) iş kazası sonucu ölen kişi ile ilgili işyeri sahibi ve sorumlu kişi olarak eğitim verilmesinden ve denetiminden sorumlu olmasına rağmen bu sorumluluğunu gereken şekilde yerine getirmediği ve kusuru bulunduğu gerekçesiyle başvurucu hakkında soruşturma başlatmıştır. Soruşturma neticesinde Başsavcılık olay tarihinde fabrika sahibi ve yetkilisi olan başvurucunun asli kusurlu olarak taksirle ölüme neden olma suçundan cezalandırılması talebiyle 18/12/2015 tarihinde iddianame düzenlemiştir. İddianamede özetle başvurucunun alınan tanık ve müşteki beyanları, otopsi raporu, 6/12/2015 tarihli bilirkişi raporu neticesinde atılı suçu işlediği iddia edilmiştir. İddianamenin kabulü ile açılan dava, Kemalpaşa Asliye Ceza Mahkemesince görülmeye başlanmıştır. Yargılamada 22/12/2015 tarihinde duruşma hazırlığı işlemleri yapılmıştır. Duruşma, on iki celsede bitirilmiştir. Mahkeme talimat yoluyla, en az biri iş güvenliği uzmanı ve gıda mühendisi olmak üzere üç kişilik heyetin düzenlediği 23/5/2017 tarihli bilirkişi raporunu, yine en az biri iş güvenliği uzmanı olmak üzere üç kişilik heyetin düzenlediği 25/7/2018 tarihli bilirkişi raporu ve en az birisi gıda mühendisi olmak üzere üç kişilik heyetin düzenlediği 18/3/2019 tarihli bilirkişi raporlarını almıştır. Söz konusu 23/5/2017 ve 18/3/2019 tarihli bilirkişi raporlarına göre işyerinde eğitim ve bilgi verilmesi dâhil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılmasından işveren olarak başvurucunun sorumlu olması, işverenin çalışanların kimyasal maddelerin tehlikelerinden korunması için gerekli tüm önlemleri almakla yükümlü bulunması ve bu yükümlülüğü yerine getirilmemesi karşısında başvurucunun asli kusurlu olduğu belirtilmiştir. Söz konusu 25/7/2018 tarihli bilirkişi raporuna göre işyeri sahibi ve sorumlu kişi olarak başvurucunun eğitim verilmesinden ve bunun denetiminden sorumlu olmasına rağmen bu görevi gereken şekilde yerine getirmediği için tali kusurlu olduğu ifade edilmiştir. Mahkeme 23/5/2017 ve 18/3/2019 tarihli bilirkişi raporlarına itibar ederek başvurucunun asli kusurlu olarak taksirle ölüme neden olma suçundan 200 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir. Gerekçeli kararın ilgili kısmı şöyledir:"Dosya içerisinde farklı tarihlerde birden fazla kez bilirkişi raporu düzenlendiği, mahkememizce aldırılan 23/5/2017 tarihli raporda sanık Noman'ın [başvurucu] ve [B.nin] asli kusurlu olduğu, sanık [nin] bir kusurunun bulunmadığı; 25/7/2018 tarihli raporda sanık Noman[başvurucu] ve [nin] tali, sanık [B.nin] asli kusurlu olduğu, 18/3/2019 tarihli raporda ise sanık Noman'ın[başvurucu] asli, sanık [B.nin] tali kusurlu olduğu, sanık [nin] kusurunun olmadığı belirtilmiştir. Tüm raporlar incelendiğinde her birinin birbirinden farklı olduğu anlaşıldığından, kusura ilişkin değerlendirme raporlardaki gerekçeler de göz önünde bulundurularak ayrı ayrı yapılmıştır. Bu hususta; ... bilirkişi raporunda [18/3/2019 tarihli] belirtilen, sanık [nin] sorumluluğuna ilişkin olarak, isg mevzuatındaki gereklerin yerine getirilmesi sorumluluk ve yükümlülüğün işveren veya işveren vekilinde olduğu, sanık [nin] böyle bir pozisyonunun olmadığı, kazanın üretimi yapılan ürünle ilgili olmaması sebebiyle sorumlu olamayacağı yönündeki hukuka uygun gerekçeye itibar edilerek sanık hakkında beraat kararı verilmiştir. Yine aynı raporda sanık Noman [başvurucu] hakkında, işçilere gerekli eğitimlerin verilmemiş olması, kostikle ilgili tehlikelerin anlatıldığına ilişkin bir belgenin bulunmaması, fabrika sahibinin bundan doğrudan sorumlu olduğu yönündeki hukuka uygun gerekçe ile asli kusurlu olduğu anlaşıldığından mahkumiyetine karar verilmiştir. Sanık [B.] hakkında yapılan incelemede, sanığın kusurlu eylemi olmasa idi olayın gerçekleşmeyeceği açıkça anlaşıldığından, başka bir anlatımla sanığın kostiği açık alanda bırakıp gitmesinin, ölüm sonucu ile doğrudan ilgisi olduğu anlaşıldığından sanığın asli kusurlu olduğunun kabulüyle mahkumiyetine karar... [verilmiştir.]" Başvurucu; istinaf dilekçesinde diğerlerinin yanı sıra bilirkişi raporları arasında çelişki olduğunu, Adli Tıp Kurumundan rapor alınarak karar verilmesi gerekirken bu yöndeki taleplerinin hukuka aykırı olarak reddedildiğini belirtmiştir. Hüküm, kanun yolu denetiminden geçerek 8/7/2020 tarihinde kesinleşmiştir. Başvurucu, nihai hükmü 7/8/2020 tarihinde öğrendikten sonra 1/9/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.