Başvuru, kolluk görevlileri tarafından ayrımcı davranışlara maruz kalınmasına rağmen bu olaya yönelik yapılan soruşturmanın etkili yürütülmemesi nedeniyle maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkıyla bağlantılı eşitlik ilkesinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, kolluk görevlileri tarafından ayrımcı davranışlara maruz kalınmasına rağmen bu olaya yönelik yapılan soruşturmanın etkili yürütülmemesi nedeniyle maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkıyla bağlantılı eşitlik ilkesinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 17/6/2016 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: Kırmızı Şemsiye Cinsel Sağlık ve İnsan Hakları Derneği başkanı olan başvurucu, 1985 doğumlu olup Ankara'da yaşamaktadır. 5/6/2015 tarihinde başvurucu; yalnız yaşadığı evine davet ettiği birkaç şahsın cinsel saldırısına uğradığını, telefonunun çalındığını ve para vermesi hâlinde telefonunu geri vereceklerini söyleyip yağmaya teşebbüs ettiklerini iddia ederek evinin yakınlarında bu şahıslarla birlikte para çekebileceği ATM ararken karşılaştığı kolluk görevlilerine bu kişileri şikâyet etmiştir. Başvurucu anlatımına göre olaydan sorumlu olan kişilerle birlikte aynı araca bindirilerek karakola götürülmüş, şikâyeti alınmak üzere sabaha kadar şüphelilerle birlikte aynı yerde (odada) bekletilmiş, şikâyetinden vazgeçmesi için polis memurlarının bulunduğu ortamda defalarca şikâyetçi olduğu kişilerin hakaretine ve tehdidine maruz kalmıştır. Bir polis memuru, başvurucuya hitaben "Şu Lut kavmi de bir türlü bitmedi." diyerek başvurucunun kimliği üzerinden başvurucuyu ötekileştirmiş, ayrıca karakolda olduğu süre boyunca cinsiyeti -trans birey olması- nedeniyle kolluk görevlileri genel olarak kendisine "düşmanca" bir tavır göstermiş, şikâyetinden vazgeçmesi için telkinlerde bulunmuş, şüphelilerden yana tavır sergileyerek ayrımcılık yapmışlardır. Avukatıyla karakol dışında bankta oturduğu sırada yanlarına gelen bir polis memuru ise "Sen tecavüze uğramadın ki." diyerek başvurucunun şikâyet ettiği olayı önemsizleştirmeye çalışmıştır. Başvurucu, şikâyeti sırasında kolluk görevlilerinin kendisine psikolojik şiddet uyguladığını iddia ederek görevlilerden şikâyetçi olmuştur. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı (Savcılık) tarafından yürütülen soruşturma kapsamında şüphelilerin kimlikleri tespit edilerek savunmaları alınmıştır. Şüpheli polisler, genel olarak üzerilerine atılı suçlamayı kabul etmemiş; başvurucunun cinsel saldırı ve yağma şikâyeti ile ilgili yasal işlemlerin yapıldığını, karakolda oldukları süre boyunca şüphelilerle başvurucunun görüştürülmediğini, tehdit ve hakaret eylemlerinin meydana gelmediğini savunmuşlardır. Savcılık ayrıca başvurucunun avukatının tanık olarak ifadesine başvurmuştur. Savcılık, yapılan soruşturma sonunda 29/2/2016 tarihinde "şüpheli polis memurlarının üzerlerine atılı görevi kötüye kullanma suçunu işlediklerine dair müştekinin soyut iddiasından başka yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilemediği, şüphelilerin müşteki iddiası doğrultusunda gerekli soruşturmayı yaparak evrak düzenledikleri ve bu soruşturmayla ilgili kamu davası açıldığı, ..., yapılan soruşturma neticesinde müştekiye karşı karakol içerisinde kötü muamele teşkil edecek herhangi bir eyleme de rastlanmadığı" gerekçesiyle polis memurları hakkında kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar vermiştir. Savcılık kararına karşı başvurucu tarafından yapılan itiraz, Ankara Sulh Ceza Hâkimliğinin 6/5/2016 tarihli kararıyla reddedilmiş; anılan karar başvurucuya 18/5/2016 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 17/6/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurucu, avukatı vasıtasıyla 31/1/2020 tarihinde sunduğu dilekçesinde bireysel başvurusundan feragat ettiğini dile getirerek başvurusunun düşürülmesi talebinde bulunmuştur.